İslam inkılabının bölgede halk ayaklanmaları üzerindeki tesiri (Filistin) - 2
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i198556-İslam_inkılabının_bölgede_halk_ayaklanmaları_üzerindeki_tesiri_(filistin)_2
İran İslam inkılabının 43. zafer yıl dönümü dolayısıyla bu inkılabın bölge milletlerinin ayaklanmaları üzerindeki tesirini ele aldığımız sohbetimizin 2. bölümünde sizlerle birlikteyiz. Bu bölümde İslam inkılabının Filistin milletinin ayaklanması üzerindeki etkisini gözden geçirmek istiyoruz.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Şubat 19, 2022 15:27 Europe/Istanbul

İran İslam inkılabının 43. zafer yıl dönümü dolayısıyla bu inkılabın bölge milletlerinin ayaklanmaları üzerindeki tesirini ele aldığımız sohbetimizin 2. bölümünde sizlerle birlikteyiz. Bu bölümde İslam inkılabının Filistin milletinin ayaklanması üzerindeki etkisini gözden geçirmek istiyoruz.

İran İslam inkılabının 11 Şubat 1979 tarihinde zafere ulaşması bölgede ve dünya genelinde bir dönüm noktasıydı.

İran İslam inkılabı siyonist rejim İsrail’in İngiltere’nin komploları sonucunda İslam dünyasının göbeğinde kuruluşu üzerinden 32 yıl geçtiği ve Müslümanların en kutsal topraklarından birinin işgali sayıldığı bir sırada zafere ulaştı. İran İslam inkılabı Batı Asya bölgesinde Amerika ve İngiltere elebaşılığındaki Batılı güçler bölgede siyonist rejim İsrail adından gayri meşru bir rejimin temelini attıkları ve türlü yöntemlere başvurmakla Müslümanların ve Filistinlilerin arasına korku salarak onları ana yurdundan ihraç ettikleri veya katliam yaptıkları bir sırada zafere ulaştı. Üstelik bu süreçte söz konusu zorba devletler kurdukları gayrı meşru rejime her türlü siyasi, iktisadi, askeri ve silah desteğini esirgemiyordu.

Bu şartlarda İran İslam inkılabının zafere ulaşması Filistin milleti ve hamilerine büyük umut kaynağı oldu. İran İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonra Filistinli İslami direniş gruplarının mücadeleleri de yeni bir canlılık kazandı. Bu gruplar bölgede Amerika ve korsan İsrail’in en büyük müttefiki olan şah rejiminin devrilmesinden büyük mutluluk duydu.

İran İslam inkılabı Filistin milletinin uyanışı ve öz güven duygularının gelişmesi üzerinde büyük etkisi oldu.

İran İslam inkılabının mustazaf ve başta Filistin milleti olmak üzere işgal altında inleyen milletleri müstekbir ve işgalci güçlere karşı desteklemesi bu milletleri ellerinden alınan hakları geri alma gücü hakkında bilinçlendirdi ve bu inkılapçı söylem sayesinde Filistinli mücahitler ve daha sonraları da Lübnan direnişi işgalci mütecaviz güçlere karşı direnişte İran’ı kendi yanlarında buldu ve İran milletinin şah rejimine karşı mücadelesini örnek almaya başladı.

İran İslam inkılabı Arap ülkelerinin İsrail ile 1967 yılında girdikleri ve altı günlük savaş adı ile ünlenen savaşta yenilmeleri üzerinden on iki yıl ve 1973 savaşında yenilmelerinden altı yıl geçtiği bir sırada zafere ulaştı.

Aslında Arap ordularının siyonist rejimin yayılmacı ve işgalci tutumu karşısında yenilgiye uğramaları Filistin milletini bu orduların onlara destek vermesi konusunda hüsrana uğrattı e bu yüzden kendileri bizzat ve bağımsız bir şekilde siyonist rejime karşı doğrudan mücadeleyi gündemlerine almaya başladı. Bu çerçevede Filistinliler askeri ve siyasi direniş gruplarını kurmaya başlayarak silahlı mücadeleye yöneldi. Bu süreçte onların en büyük hamileri ise İran İslam Cumhuriyeti nizamı oldu, öyle ki Filistin milleti siyonistlere karşı mücadele yolunda adım atmakta yeni bir umuda ulaştı.

İşte böylesine umut dolu bir ortamda ve İran İslam inkılabına dayanarak Filistinli direniş grupları kuruldu. İslami cihat 1981 yılında ve ardından Filistin İslami direniş hareketi Hamas 1987 yılında kuruldu. Lübnan’da da İran İslam inkılabından etkilenen Hizbullah hareketi 1982 yılında ve İran İslam Cumhuriyeti’nin yardımları ile şekillendi.

İran’da İslam inkılabı Batı Asya bölgesi özellikle Filistin davası ve siyonist rejim İsrail’in işgalciliği konusunda Filistin’e destek söylemlerinde hüsran ve umutsuzluk hakim olduğu ve genellikle İslami söylemin dışında Arap milliyetçiliği söylemleri ön plana çıktığı bir sırada zafere kavuştu. Nitekim İran İslam inkılabı Arap milliyetçiliği ile İslami söylemler ve hareketleri bütünleştirmek üzere harekete geçti ve nihayetinde Filistin davasına İslami boyut kazandırdı.

O dönemde Filistin’le ilgili olarak Arap ülkeleri ile siyonist rejim ve hamileri arasında uzlaşma söylemi hakim olmuş ve 1970’li yılların sonundan itibaren başlayan bu söylem Filistin milletini gasp edilen haklarını yeniden elde etme konusunda hüsrana uğratmıştı. Kısa bir süre sonra Filistin halkı Mısır’la İsrail arasında 1979 yılında ve Ürdün’le İsrail arasında 1993 yılında ve Filistin kurtuluş örgütü FKÖ ile İsrail arasında 1994 yılında sözde barış anlaşmalarının imzalanmasına tanık oldu. Ancak bu anlaşmalar Filistin milletini siyonist rejime karşı direniş konusunda daha da kararlı kıldı ve İran İslam inkılabı böyle bir ortamda Filistin milletinin  uzlaşma sürecine karşı tek umut kaynağı olup direniş söylemini küresel istikbar ve siyonist rejime karşı ön plana çıkardı.

İran İslam inkılabının ön plana çıkardığı bu söylem Filistin milletinden başka dünya genelinde Müslüman milletlerin ve Arap ve İslam ülkelerinin milletlerinin umut kaynağı oldu ve bu milletleri de Filistin milletine destek konusunda teşvik etti, öyle ki bu eğilim günümüzde de İslam ümmeti arasında aynı güçle devam ediyor. bundan sonra Filistin ve Lübnan’da İslami direniş grupları siyonist rejimi ve hamilerini sorgulamaya başladı ve bölgede yeni denklemleri kurmak ve düşmanların hesaplarını bozmakla eli kanlı rejimi ve hamilerini derinden panikletti.

İran İslam inkılabı dünyanın tüm hür milletlerine direnişle küresel istikbara karşı çıkabilecekleri ve onları geri çekilmeye zorlayacakları yönünde önemli mesajlar verdi; nitekim bu direniş sayesinde siyonist rejim kara, hava ve deniz kuvvetleri ile birlikte tecavüzlerinde geri püskürtüldü ve işgalci siyonistlere karşı direnerek işgalin sürekliliğine engel olmanın mümkün olduğu anlaşıldı.

Buna göre İran İslam Cumhuriyeti nizamı Filistin davasını önceliklerinin başına yerleştirdi ve bu doğrultuda korsan İsrail’in Tahran büyükelçiliğini kapatarak yerine Filistin büyükelçiliğini açtı. Bu büyükelçilik Filistin’in dünyada ilk büyükelçiliğiydi.

Lübnan’da Hizbullah hareketinin 1982 yılında siyonist rejimin işgaline karşı direniş bileşeni olarak kurulması Lübnan’ın milli egemenliği ve bağımsızlığına vesile oldu, öyle ki bunun gibi bileşenler olmasaydı belki de bugün Lübnan adında bir ülke olmayacaktır.

Bugün direniş Lübnan’da bölgesel dengeleri köklü bir şekilde değiştiren ve bölgede siyonist rejim İsrail’e karşı görülmemiş bir caydırıcı güce dönüşen bir etken oldu. nitekim bu güç 2000 yılında işgalci siyonistlerin Lübnan’ın güneyinden kaçmalarına ve 2006 yılında da siyonist ordunun unutulmaz hezimetine sebep oldu.

Dolayısıyla İran İslam inkılabının zaferi ve bölgenin mustazaf milletlerini zorbalara ve saldırgan güçlere karşı desteklemesi bugün Akdeniz’in Doğu kıyılarından Fars körfezine kadar uzanan ve küresel istikbarın ve gayrı meşru evladının komplolarına karşı en büyük caydırıcı güce dönüşen direniş ekseninin şekillenmesi yol açtı; öyle ki artık bölgede hiç bir senaryo veya plan direniş eksenini gözardı ederek uygulanamayacağı açıkça ortadadır.