İslam inkılabının 43. zafer yıl dönümü üzerine - 7
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i198802-İslam_inkılabının_43._zafer_yıl_dönümü_üzerine_7
İran İslam inkılabının 43. zafer yıl dönümü dolayısıyla İran’ın bu yıllarda kaydettiği gelişmeleri ve kazanımlarını sizlerle paylaşmak istediğimiz dizi sohbetimizin 7. bölümünde sizlerle birlikteyiz.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Şubat 13, 2022 16:15 Europe/Istanbul

İran İslam inkılabının 43. zafer yıl dönümü dolayısıyla İran’ın bu yıllarda kaydettiği gelişmeleri ve kazanımlarını sizlerle paylaşmak istediğimiz dizi sohbetimizin 7. bölümünde sizlerle birlikteyiz.

İran İslam inkılabı son 43 yılda çeşitli alanlarda çok önemli kazanımları oldu. Buna göre programımızın iki bölümünde bu kazanımların en önemli olanlarını sizlerle paylaşmak istiyoruz. Bugünkü sohbetimizi ise askeri ve kültürel bağımsızlık alanlarına ilişkin kazanımlara ayırdık.

Pehlevi rejiminin Batı’ya olan bağımlılığı birçok alanda söz konusuydu. Pehlevi rejimi başta ABD olmak üzere Batı’dan çeşitli silahları ve askeri teçhizatı satın alarak İran’ın askeri gücünü takviye etmeye çalışıyordu; ancak Batılı devletler ürettikleri silahları gerçek fiyatının bir kaç katı olan fiyatlarla Pehlevi rejimine satarak İran milletinin milli servetini talan ediyor ve aynı zamanda İran’ı mühimmat deposuna dönüştürüyordu.

Amerika’nın o dönemde İran’daki askeri müsteşarların Başkanı General Wiliamson iki yıllık görevinin sonunda şöyle diyor:

Bu iki yıl (1971 ila 1973) sanki iki yüz yıl kadar sürdü. Bu süre zarfında yaklaşık 4 milyar dolar değerinde 700 anlaşma hakkında müzakere ettim. İran iyi bir alış veriş merkeziydi. Bu ülke iş adamlarının büfesi olarak adlandırılmıştı. Bu büfe çok çok iyi bir büfeydi ve ticari menfaatleri de fevkaladeydi.

Michael Ledin de bu bağlamda şöyle yazıyor:

Amerika’nın İran petrolünü satın almak için ödediği her doların karşılığında İranlılar Amerika’ya askeri teçhizat ve diğer ürünlerin alımı için iki dolar geri ödüyordu.

İran İslam inkılabının en önemli kazanımlarından biri, bağımsızlıktır. Bu bağımsızlık çeşitli alanlarda elde edildi, ancak askeri ve siyasi alanlarda daha belirgin hale geldi.

Silahlı kuvvetler her ülkenin iktidarının temel direği sayılır. İmam Humeyni -ks- askeri bağımsızlık konusunda şöyle diyor:

Sizler ülkenin askeri bağımsızlığını gerçekleştirmek için çaba harcamalı ve bilim ve teknolojide yüksek seviyelere ulaşmalı ve asla dindarlık ruhu ve Kur’ani kültürden gafil olmamalısınız.

İran İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonra İran İslam Cumhuriyeti askeri alanda tüm yaptırımlara karşın askeri açıdan hiç bir ülkeye bağımlı olmayacak kadar gelişme kaydederek bağımsız hale geldi ve şimdi askeri güç, İran’ın iktidarının en temel bileşenlerinden biridir.

Kara Kuvvetleri Komutan Yardımcısı General Muhammed Ekreminia bu konuda şöyle diyor: Bugün düşman kendini İran’a karşı her türlü askeri saldırı konusunda aciz görüyor.

İslam inkılabından sonra İran’ın askeri sektörü diğer sektörlere kıyasla Batı’nın daha ağır yaptırımlara maruz kaldı. Batılı devletler İran’a her türlü silah ve askeri bilgi vermeyi durdurdu, ancak bu durum İran için bir fırsata dönüştü ve en çok gelişme de bu alanda kaydedildi. İranlı uzmanlar her türlü hafif ve ağır silahları, güdümlü silahları, savunma amaçlı silahları, füze ve İHA gibi ileri teknoloji gerektiren silahları tamamen yerli imkanlarla imal etmeyi başardı.

Antony Kurdzman bu konuda şöyle diyor:

Bugün İran İslam Cumhuriyeti en gelişmiş balistik füzeleri ve cruise füzeleri ve konvansiyonel füze başlıkları gibi ileri teknoloji gerektiren silahları üretebiliyor. İran’ın konvansiyonel nokta vuruşu yapan füzeleri bu ülkeye hava kuvvetleri alanında ABD, Batı ve Arapların üstünlüğüne son verme imkanı tanıyor.

Bugün İran İslam inkılabının zaferi üzerinden 43 yıl geçtiği bir sırada İran silah ithalatı yapmadığı gibi silah ihracatı yapan ülke olmuştur. Oysa İran’ın Batı Asya bölgesinde en önemli rakipleri hâlâ dünyanın en büyük silah ithalatı yapan ülkelerdir.

İran İslam Cumhuriyeti silahlı kuvvetlerinin askeri gücünü geliştirmesinin en önemli sonucu ise son 43 yılda ülkenin toprak bütünlüğü tüm açık düşmanlıklara rağmen korunmuş olması ve hatta bir karış toprak hiç bir düşman ülkeye verilmemiş olmasıdır. Nitekim dayatılan sekiz yıllık savaşın ardından bugün İran İslam Cumhuriyeti askeri bağımsızlığı sayesinde Batı Asya bölgesinin en güçlü devleti olmuştur.

Bugün İran İslam Cumhuriyeti’nin bölgesel gücü ve nüfuzu inkar edilemeyecek kadar fazladır. Bugün İran bölgesel müzakerelerin masasında yer alan bir ülkedir ki bunun sebeplerinden biri ise askeri bağımsızlığı ve hiç bir dış güce bağlı olmaksızın toprak bütünlüğünü koruyor olmasıdır.

Öte yandan İran’ın askeri bağımsızlığı, Irak ve Suriye’de teröre ve hamilerine karşı başarılı olmasının önemli etkenlerinden biridir. İran İslam Cumhuriyeti bir yandan askeri teçhizatını en güncel bilim ve teknolojilere uygun biçimde geliştirirken, öbür yandan askeri insan gücünün gücünü ve “Biz yapabiliriz” inancını arttırmasıdır, ki bu da İran İslam inkılabının önemli kazanımlarından biri sayılır.

İran İslam Cumhuriyeti inkılaptan sonra kavuştuğu bağımsızlık alanlarından biri ise kültürel alanda elde ettiği bağımsızlıktır. Müslüman İran milletinin zengin kültürünü yok etmek, Pehlevi rejiminin tüm kültürel faaliyetlerinin başlıca hedeflerinden biriydi. O dönemde Batı dünyası Pehlevi rejimi ve sarayı tarafından dünyanın en iyi modeli olarak İran milletine tanıtılıyordu.

Babası İran’da freemason tarikatının kurucularından biri olan Mirza Mülkümhan şöyle diyor:

Şu kadarını söylemeliyim ki biz devlet yönetiminde ne yeni şey icat edebilir, ne de buna kalkışmalıyız. Bizler ya kültür akademisinin bilim ve deneyimlerini örnek almalı, ya da barbarlık çemberinin dışına hiç bir adım atmamalıyız.

O dönemde İran milletinin kimliği başörtüsü yasağı ve din ile mücadele gibi yöntemlerle değiştirilmeye çalışılıyordu. Ancak İran İslam Cumhuriyeti kuruluşunun ilk günlerinden itibaren kültürel faaliyetleri İslami hale getirmeyi en önemli öncelikleri olarak benimsedi.

İslam inkılabı ülkenin kültürünü Batı’nın Pehlevi döneminde dayattığı müptezel kültüründen kurtararak şimdi bu alanda etkili bir ülke olmayı başardı. İran’ın zengin kültürü İslam inkılabı sayesinde gelişti, öyle ki hatta bugün başka ülkeler İslami İran’ın zengin kültürünün onları etkilemesinden endişe duymaya başladı. Bugün İran milleti artık kimlik krizi yaşamıyor, bilakis kimliğinin İslam dinini izleyerek geliştiğine şahit oluyor.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei inkılabın ikinci adımı belgesinde maneviyat ve ahlak meselelerine işaretle şöyle diyor:

Maneviyat ihlas, fedakarlık, tevekkül ve iman gibi değerleri kendimizde ve toplumda geliştirmektir. Ahlak ise hayır severlik, hoşgörü, muhtaç insanlara yardım etmek, dürüstlük, şecaat, tevazu, öz güven ve diğer iyi huylardan oluşan faziletlere uymaktır. Maneviyat ve ahlak tüm bireysel ve sosyal hareketlere yön veren ve toplumun temel ihtiyacı olan durumlardır. Maneviyat ve ahlakın varlığı, yaşam ortamını hatta tüm maddi yetersizliklere karşın cennete çeviren ve yokluğu, hatta maddi imkanların bolluğuna rağmen yaşam ortamını cehenneme çeviren etkenlerdir.

İslami İran’ın inkılaptan sonra kültürel gelişmeleri, düşmanların geniş çaplı kültürel saldırılarına maruz kaldığı ve düşmanın geniş medya imkanları ülkenin maneviyatını ve ahlak ilkelerini hedef aldığı halde kaydedildi.

İran’da kültürel gelişmelerin simgelerinden biri ülke genelinde çeşitli etnik grupların farklı kimliklerine rağmen bir arada ve huzur içinde yaşamasıdır. Siyasi aktivist Abdullah Genci bu konuda şöyle diyor:

Her İranlı vatandaşın milli, etnik, dini ve modern olmak üzere dört kimliği vardır. Buna karşın İran İslam inkılabı bu kimlikleri uyumlu hale getirdi ve bunu zor kullanarak yapmadı. İran İslam Cumhuriyeti dini ve etnik kimliklere saygı duyuyordu. İmam -ks- da millete saygı duyuyordu. İmam 2800 kez millet sözcüğünü kullandı.

Bölgede bazı ülkelerde etnik kimlik milli kimlikten üstün tutulmasından farklı olarak İran’de milli kimlik esas alınır ve İranlı kimliğinin yanı sıra etnik kimliklere de saygı gösterilir, ki bu da da İran İslam inkılabının önemli kültürel kazanımlarından biridir.