Nevruz; dostluk ve yardımlaşmanın ilham kaynağı
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i203986-nevruz_dostluk_ve_yardımlaşmanın_ilham_kaynağı
Gelin yüce Allah’ın yeşil mevsimi, sevgisinin mevsimi olan ilkbahar mevsiminde gönülleri aramızdaki sevgi ile ısıtalım ve soydaşlarımızın yüzüne umut tebessümünü konduralım.
(last modified 2022-10-07T16:32:52+00:00 )
Nisan 03, 2022 19:32 Europe/Istanbul

Gelin yüce Allah’ın yeşil mevsimi, sevgisinin mevsimi olan ilkbahar mevsiminde gönülleri aramızdaki sevgi ile ısıtalım ve soydaşlarımızın yüzüne umut tebessümünü konduralım.

Gelin siz de bizimle birlikte yeniden canlanalım ve şu güzel havada canımızı doğanın canı ile düğümleyerek yeniden yeşerip canlanalım; çünkü hava her tarafta aşk kokuyor; her yerde ilkbahar meltemi esiyor ve doğa yeniden canlanıyor. Gelin biz de soydaşlarımızın canına can katalım.

İnsan eğer başkasının mutlu olması için çaba harcamazsa kendisi de mutlu olamaz. Gelin cömertliği güneşten öğrenelim; sevgimizi hesapsız dağıtalım; kalbimizin kapısını herkesin yüzüne açalım ve çok yakınımızda olan yüce Allah’ın kullarına en iyileri belirlediğine inanalım.

Ne zaman varlığımız Allah’ın kullarına yardım ve hizmet yolunda yer alacak olursa, bilin ki Allah bizi seçmiştir ve bizi ilahi lütuf ve rahmetine layık görmüş ve bize sunduklarını başkaları ile paylaşma duygusunu kazandırmıştır. Doğa hiç bir karşılık beklemeksizin ilkbaharda tüm güzelliklerini bize sunduğu gibi, gelin biz de bir gönlü mutlu edelim, bir dudağa tebessüm getirelim. İmam Ali -s- şöyle buyurur:

İhsanda bulunurken karşı tarafın nasıl biri olduğuna bakmayın, sadece ihsanda bulunun; zira eğer o ihsanı hak etmese bile, siz ihsanda bulunmayı hak ediyorsunuz.

İnsan ömrü yıldırım ve rüzgarın ömrü gibi hızla geçip gider. Buna göre ve hayatımızın şu kısıtlı süresince sevgimizi muhtaç insanların yaşamına da tat kazandıracak şekilde dağıtalım ve böylece kendimize ebedi bir sadaka hazırlamış olup dünya ahiret tesirinden ve bereketinden yararlanalım. Buna göre İmam Rıza -s- iyilikte bulunmak ebedi birikimdir, şeklinde buyurmuştur.

Evet, insan kendisine bağışlanan nimetlerden yararlandığı sürece sevap kazanır ve hatta bu dünyadan ayrılmış olsa bile bağışladıklarının bereketi onun için devam eder.

Eğer toplumun maddi açıdan güçlü insanları başkalarının geçimini düşünecek olursa, o toplumun fertleri arasında duygusal ve insani bağlar ve ilişkiler güçlenir; toplumda daha fazla sosyal güvenlik hakim olur; soydaşlara ve muhtaç insanlara yardım etme kültürü yaygınlaşır. İyilikte bulunan insanlar kendi içinde derin bir huzur hisseder ve hepsinden daha önemlisi, bağışta bulunan insanlar yüce Allah’ın rızası yüzünden her daim mutluluk ve sevinç duygusu yaşar.

Soydaşlarımızı sevmek ve onlara yardım etmek gerçekte ilahi isimlerin cilvelerinden biridir. Allah teala yeryüzünde halifesi olarak ilan ettiği insan başkasına sevgi gösterisinde bulunduğu ve onlara yardım eli uzattığı zaman bu ameli gerçekte ilahi amellerin cilvelerinden biridir ve buna göre de Allah’ın halefi olma görevini en iyi şekilde yerine getirmiş olur. Kuşkusuz başkalarının yüreğine sevinç tohumu eker ve onları da mutlu edersek, hem Allah tealanın bizden razı olmasına zemin hazırlamış olur, hem de kendiniz mutlu olur ve içimizde mutluluk duygusunu yaratmış oluruz.

İslam dininde toplumun üyeleri ve soydaşlarımız dini kardeş olarak hitap edilir, zira İslam dinine göre toplumun üyeleri bir ailenin üyeleri gibi birbiriyle teamül içindedir ve birbirinin huzurlu yaşamalarını düşünmeleri ve iyileştirilmesi için çaba harcamaları gerekir. buna göre toplumda dayanışma ve iş birliği gelişir ve her zengin insan toplumun işlerinin bir köşesini ele alarak muhtaç insanların ihtiyacını karşılamakta rol ifa edebilir.

İslami insan biliminde eğer insan varlık sermayesini sadece dünyevi işlerin uğruna harcarsa hüsrana uğramış olur. Ancak eğer bu sermayesini yüce ve manevi hedeflerin uğruna harcayacak olursa, kurtuluş yoluna adım atmış olur ve uhrevi saadetini güvence altına alır. Bu yüzden başkaları hakkında iyilik ve ihsanda bulunmak, uhrevi menfaat uğruna dünyevi ve maddi menfaatlere göz yummak anlamına gelir.

Kur'an'ı Kerim’de ve yine İslam Peygamberi -s- ve masum imamlardan -s- gelen rivayetlerde ve hadislerde Allah’ın kullarına iyilikte ve infakta bulunma üzerine sık sık vurgu yapılmış ve bol bereketleri anlatılmıştır. Allah teala Al-i İmran suresinin 148. ayetinde iyilik ve ihsanda bulunmanın tesirleri ve bereketleri hem bu dünyada ve hem ahiret aleminde iyilikte bulunan insan için söz konusu olduğunu belirterek şöyle buyurmakta:

Allah da onlara dünya nimetini ve (daha da önemlisi,) ahiret sevabının güzelliğini verdi. Allah, iyi davrananları sever.

İyilik ve ihsan her ne seviyede olursa olsun toplum üyelerini sevindirir ve bireyden bireye intikal eder. Allah teala Fatır suresinin 29. ayetinde Allah yolunda ihsan ve infakta bulunmanın oldukça faydalı bir ticaret olduğunu belirterek şöyle buyurmakta:

Allah'ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine verdiğimiz rızktan (Allah için) gizli ve açık sarf edenler, asla zarara uğramayacak bir kazanç umabilirler.

Allah teala ile böyle bir ticareti yapmak hiç kuşkusuz Allah’ın iyi kullarına ilahi ebedi cennet kadar muazzam bir bereketi olur. İmam Ali -s- bu bağlamda şöyle buyurur:

Kısa elden bağışta bulunan kimse, uzun elden mükafat alır.

Kuşkusuz Allah teala bizim bağışlarımıza ve iyiliklerimize karşı sayısız sevap belirler ve sonsuz fazl ve kerem ve rahmetinden yararlandırır.

Dolayısıyla hayır yolunda infakta bulunduğumuz şey her ne kadar az olsa bile Allah teala merhameti ile onu arttırır ve bir kaç katı ile bizi mükafatlandırır. Nitekim Hadid suresinin 18. ayetinde Allah teala başkalarına borç vermek veya infakta bulunmayı kendisine borç verme ve infakta bulunmaya benzeterek şöyle buyurmakta:

Sadaka veren erkeklere ve sadaka veren kadınlara ve Allah'a güzel bir ödünç verenlere, verdiklerinin karşılığı kat kat ödenir ve onlara değerli bir mükâfat vardır.

Allah teala hatta iyilik ve ihsanda bulunmaya on kat mükafat belirleyerek şöyle buyurur: Kim bir iyilikte bulunursa on kat mükafat alır.

O zaman biz de mümkün mertebe iyilik ederek Allah ile ticaret yapalım, zira bu ticaretin kazancı oldukça fazladır.

İmam Ali -s- de bu konuda şöyle buyurur:

Ne zaman yoksul olursanız, sadaka vererek Allah ile ticaret yapın.

İmam bir başka yerde de rızkınızı sadaka vererek kazanın, diye buyurur.

Bu arada başkalarına iyilik ve ihsanda bulunmanın en önemli şartı ihlas olduğunu da unutmamak gerekir; yani eğer bir şey bağışlıyorsak, bu bağış sadece Allah için olmalı ve Allah rızasından başka bir şey gözetilmemelidir. İnfakta bulunduğumuz zaman karşı tarafın teşekkür etmesini beklememeliyiz, zira eğer böyle bir beklenti söz konusu olursa, artık yapılan infak Allah yolunda yapılmış sayılamaz. Ancak eğer niyetimiz sırf Allah için infakta bulunmak ise Allah bize aklımıza ve hayalimize sığmayacak mükafat verir ve her ne kadar ihlasımız fazla olursa verilen mükafat da ona göre fazla olur.

Allah teala Bakara suresinin 195. ayetinde bu bağlamda şöyle buyurur:

Allah yolunda harcayın. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Her türlü hareketinizde dürüst davranın. Çünkü Allah dürüstleri sever.