34. Fecr Film Festivali
“Uluslararası Fecr Film Festivali “ 1983 (hş 1361) yılından itibaren her yıl düzenlenen İran’ın en önemli sinema festivalidir ve her yıl Şubat ayında İslam inkılabı zafer yıl dönümünde Tahran’da düzenleniyor.
Her yıl Farabi Sinema Kurumu tarafından ve İslami irşad ve kültür bakanlığı tarafından düzenlenen festivalin uluslararası bölümü ise Mayıs ayında gerçekleşiyor.
22 Behmen (11 Şubat) günü Tahran Milad kulesi toplantı salonunda düzenlenen 34. Fecr Film Festivali kapanış töreninde Simorg ödülünü alanlar tanıtıldı. Bu yıl 22 film “Simorg Sevdası”, 11 film “Yeni bakış” ve 11 film de “Sanat ve Tecrübe” dallarına katıldılar. Ayrıca bu yıl ilk kez 8 animasyon film de Fecr Film Festivali’ne katılarak juri heyeti tarafından değerlendirildi. 11 belgesel film de “Gerçek Sinema” dalından 34. Fecr Film Festivali’ne katıldılar.
Belgesel dalda en iyi film ödülü, Behruz Nuranipur yapımcılığında “157A” filmine, en iyi yönetmen ödülü Mehrdar Oskui’ye “ Roya-ye Dem-e Sobh” (Şafak Düşleri) filmine, teknik ve sanat başarı ödülü ise “Ahali-ye Yek Tarafe” (Tek Yönlü Ahali) filmi çekimleri için Rıza Teymuriyan’a verildi.
Belgesel sinemada değerli eserleri ve tecrübesi olan Nuranipur, eseri hakkında şöyle diyor: Bu filmde günümüz dünyasında insanlığın yanlış yola saptığına değinmek istedim. Yapım grubu, sadece güç sevdasında olan ve isnali konulara değer vermeyen tekfirci grupların saldırıları ve savaş çığırtkanlıkları nedeni ile acı çeken Suriyeli kızların acılarını perdeye taşımak istedi.
Kendisi IŞİD’ın vahşiliği hakkında şöyle diyor: IŞİD’in batının bir çok desteği ile terör saldırısı yaptığında hiç şüphe yok, zira onların şekillenme mahiyeti, batılı güçler tarafından gerçekleşti. Bu arada savunmasız Suriye halkı da güç sevdasında olanların elinde oyuncak oldular. Bu konu çeşitli ülkelerde sanatçılar ve halkın tepkisini gerektiriyor ki işlenen vahşete karşı ayaklansınlar ve çeşitli yollardan gerçekleri ifşa etsinler. Tabi ki belgesel de, çevremizdeki gerçeklerin gösterilmesi için en iyi yollardan biridir.
Diğer bir çok festivalde de gösterilen 157A filmin konusu, IŞİD teröristleri ise savaşta anne ve babalarının öldürülmesinin ardından Türkiye sınırındaki bir kampta yaşamak zorunda kalan 3 kızın yaşam hikayesidir. Filmin ana teması, 3 genç ve ergenlik çağdaki kızın hayatıdır, teröristlerin yaşadıkları bölgeye saldırısı, babalarının öldürülmesi, annelerinin esir olması ve hapiste başlarına gelen tüm acılar bu filmde işleniyor.
Fakat hikâye burada sona ermiyor. Bu masum ve savunmasız kızların söylemekten bile çekindikleri ve başkalarının bakışlarından korkmalarına sebep olan başka dertleri ve sorunları da var, onlar hamile ve bununla baş edebilecek yolları bile bilmiyorlar.
Yapımcı, seyirciyi bu acıları en iyi şekilde hissetmesi ve hatta olaylardan şiddetle etkilemesini sağlamak için konuyu çok dikkatli ve etkileyici işlemiştir. Gerçi mazlum halka karşı adaletsiz savaşın bu acı olayların yaşanmasına sebep olduğu inkâr edilemez, fakat kızların kendi hakkaniyetlerini ve düşmanın batıllığını ispatlayacak umut ve moral ise onların acılarını bir nebze hafifletebiliyor.
İran’ın tanınmış sinema çehrelerinden oluşan 7 kişilik juri heyeti, Simorg Sevdası bölümü ödüllerini verdiler. Said Rustayi yapımcılığı ve yazarlığında 2015 yılı yapımı “Ebed ve Yek Ruz” (Sonsuz ve Bir Gün) filmi, seyirciler ve eleştirmenlerin dikkatini çekerek 34. Fecr Film Festivali’inde 9 dalda Billur Simorg ödülüne layık görüldü. Ebed ve Yek Ruz, bir çok başarılı kısa film çeken Rustayi’nin ilk uzun metrajlı filmidir.
Kızlarından birinin düğün hazırlıklarında olan bir ailede kardeşler arasındaki ilişkilerin soğumasına sebep olan bazı olaylar yaşanıyor ve hiç beklenmedik olaylara sebep oluyor. Filmin oyuncuları çok değişik rollerde oynaması ise filmin özelliklerinden biridir.
Ebed ve Yek Ruz, bir çok sorundan acı çeken fakat hala umudunu yitirmeyen fakir bir ailenin acı hikâyesidir. Bu yüzden hala ufak olaylara gönül bağlamış ve iyi bir gün beklemekteler. Hiç şüphesiz böyle bir aile ve kesimin acıları ilk kez sinemada işlenmiyor fakat bu bilinen hikâyeyi farklı kılan ise filmin kahramanlarına olan bakış açısıdır; kendi iyi ve kötü özelliklerini bilen, yumuşak karınlarının farkında olan ve büyük iddialarda olmayan insanlar.
Hesaplanmış detayları ile tüm karakterlerde ve dramatik hikayenin tüm iniş ve çıkışları filmi sürükleyici kılarken, olaylara realist fakat kilişelenmemiş bir bakış açısından bakılmasını sağlamakta.
Muhammed Hüseyin Mehdeviyan yönetmenliğinde “İstade dar Gobar” (Tozda Duranlar) filmi, İran sinemasının bu yılkı ürünlerinden biri olarak 34. Fecr Film Festivali’nde parlayan bir diğer eserdir. Film 3 değişik dalda Billur Simorg ödülünü alırken en iyi film ödülüne de layık görüldü.
Film, kutsal savunma döneminin komutanlarından Hac Ahmed Motevasselian’ın çocukluk döneminden savaş cephelerine katılarak, kaybolması yıllarını işliyor. Filmde kutsal savunma yıllardan geriye kalan şehitlere ait orjinal sesleri kullanılmış ve çekilen savaş sahneleri inanılmaz derecede gerçekçi ve profesyoneldir. Muhammed Hüseyin Mehdeviyan kendi karnesinde, kutsal savunma yılları ve savaşçıların yaşam hikayeleri konusunda bir kaç film bulunduruyor.
Filmin kahramanı “Ahmet Motevasselian Yezdi” 1954 Tahran doğumlu ve dayatılan savaş döneminde, 27. Muhammed Resulullah –saa- tümenin komutanı idi. Kendisi Lübnan’da 1983 yılında Lübnan’da siyonist rejim güçleri tarafından kaçırılan 4 diplomattan biridir. Olaydan 33 yıl geçmesine rağmen kendisi ve beraberindekilerin akıbeti hala bilinmiyor. Bazı haber kaynakları o dönemde kendisinin Siyonist rejim tarafından şehit olduğunu bildirirken, diğer bazıları onun şehir olmadığını ve hapiste olduğunu yazdı. Her hal karda Tozda Duran filmi ebedileşen bu mücahidin yaşamı ve sayısız cihadını işliyor.
34. Fecr Film Festivali’ne değişik dallarda katılan filmlere bakıldığında, Simorg Sevdası dalındaki filmlerin çoğunun sosyal ve ailevi konulara değindiği gözleniyor. Bazı ailevi ilişkiler, sorunlar, zorlukları ve toplumda yaşanan olaylar, festivale katılan film yapımcıların işlediği konulardandır. Bu arada bazı filmeler, toplumun acı sorunlarını muhatapa aktarırken, bazıları da dolaylı yollardan bu sosyal sorunlara değiniyorlar. Tabi polisiye filmler ve mizah olayları ise Fecr Film Festivali’ne katılan İranlı yapımcıların eserlerinin diğer konularını oluşturuyor.
Fakat kutsal savunma ve direniş türünden filmler de Festivalde dikkat çekti. İbrahim Hatemi Kia yapımcılığındaki Bodyguard filmi ise bu zümredendir. Ayrıca kutsal savunma yıllarında baba ve büyük anneleri ile birlikte olan 4 çocuklu bir ailenin yaşamı konusunda olan “Nefes” de bu zümredendir.
Festivalik kapanış töreninde, “ulusal bakış” dalındaki Simorg, bayan Nergis Abyar yapımında “Nefes” filmine verildi. Ayrıca Sinema Evi genel müdürü Rıza Mir Kerimi de bu törende kamuoyu açıdan en iyi film ve anket sonuçlarını açıkladı. En iyi puanları alan filmler şöyle: Ejdeha Vared Mişavad (Ejderha içeri giriyor), İstade dar Gobar (Tozda Duran), Bar Kod, Bodyguard ve Ebed ve yek Ruz (Sonsuz ve Bir Gün). Seyirci açısından en iyi film ödülü “Ebed ve Yek Ruz” filmi nedeni ile baylar Said Rustayi ve Said Melekan’a layık görüldü.009-015