Namaz zirvesine kısa bir bakış
İslam dininde namaz kültürünün önemi ve bu ibadetin İslamî toplumda temellerinin güçlendirilmesi gözetilerek ilk namaz zirvesi 1991 yılında düzenlendi.
O tarihten sonra bu zirve her yıl namazı toplumda hakettiği konuma ulaştırmak amacıyla düzenleniyor.
Namaz zirvesinin 25’incisi geçtiğimiz gün düzenlendi.
Namaz, insanları insan olarak yetiştiren İslam dininde özel bir yeri vardır ve dini amellerin ve ibadetlerin hiç biri bu amel ve ibadetle kıyaslanamaz. Namaz ibadetini terk etmek hiç bir koşul altında caiz değildir, oysa başka ibadetlerde yerine getirilmeleri bazı şartlara tabidir. Örneğin oruç farizesini yerine getirmek için insanın sağlığı şarttır. Yine zekat, hums ve Hac farizelerini yerine getirmek için mali gücünüzün yeterli olması gerekir. Cihat gibi önemli bir farizede kadınlar, yaşlı ve sağlıklı olmayan insanlar bu farizeden muaf tutulmuştur. Ancak namaz ibadetini her türlü şartlarda yerine getirmek gerekir. Namaz farizesi gece gündüz, yılın tüm günlerinde ve tüm aylarında kadın erkek, fakir gani, sağlıklı veya hasta, mukim veya yolcu olanlar, korku sırasında veya güvenli ortamda yerine getirilmesi vaciptir. Bu yüzden namaz ibadeti dinin sütununa benzetilmiştir.
İmam Ali –s– yaşamının son anlarında evlatlarına ve tüm izleyenlerine namaz ibadetini aksatmamayı tavsiye ederken şöyle buyurdu: ..., sizi dinin sütunu ve İslam’ın kıvamı olan namaza tavsiye ediyorum. O zaman namazdan asla gafil olmayın.
Sohbetimizin başında da belirtildiği üzere, İslam dininde namaz kültürünün önemi ve bu ibadetin İslamî toplumda temellerinin güçlendirilmesi gözetilerek ilk namaz zirvesi 1991 yılında düzenlendi. O tarihten sonra bu zirve her yıl namazı toplumda hakettiği konuma ulaştırmak amacıyla düzenleniyor.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei birinci namaz zirvesinde bu zirveyi düzenleyen yetkililerden bu farizeyi başta genç kuşak olmak üzere tüm insanlara daha fazla ve daha iyi tanıtılmasını istedi. Ayetullah Hamanei şöyle konuştu:
Bizim toplumda namazın tanıtımı için tüm düzeylerde önemli bir fasıl açılmalıdır. Her yerde ve her daim radyo televizyon kanallarında namaza öncelik verilmeli ve kalplerde Allah’a iman ve aşk şevki geliştirilmelidir. Okullarda ve üniversitelerde din derslerinde namaz dersi yerini bulmalı ve namazın yeniden tanınması yönünde ölçülü ve yüce düşünceler ve sözler belirlenerek öğrencilerin ve talebelerin zihnine ve gönlüne sunulmalıdır.
Sosyologlar ve psikologların büyük bir bölümüne göre namaz, sosyal zararların hafilemesinde en etkili etkenlerden biri sayılıyor. İnsan gaflet ve şehvet yüzünden zayıf yönlerine, bencilliklerine ve heva ve heveslerine teslim olabilir, ki bu da bireyi ve beşeri camiayı tehdit eden en büyük musibet ve tehlikedir. İslam dini bu büyük musibeti önlemek ve ayrıca tedavi etmek için insanlara Allah’ı anma anlamına gelen zikiri tavsiye ediyor. Zikir, kendini Allah karşısında hissetmek, O’na kulak vermek ve şeytan vesveselerinden kurtulmaktır. İnsan kalbi ile Allah tealaya alıştığında doğal olarak günahlardan ve kötülüklerden uzaklaşır. Buna göre 8 Aralık 2016 Perşembe günü Alborz eyaletinin İmam Humeyni –ks– yüksek okulunda düzenlenen 25. Namaz zirvesi “namaz ve sosyal zararların hafiflemesi” şiarı ile bu konuyu masaya yatırdı.
Namaz ibadeti Allah’ı anmak ve zikretmenin mısdakıdır. Namaz insanı günahtan ve kötülüklerden uzak durmaya davet eder. Namaz kılan insan her ne kadar daha fazla Allah teala huzurunda huşu içinde olursa, toplumda tecavüz, kıskançlık, bencillik ve suç o kadar azalır. Namaz toplum bireylerine irade, hedef, güç ve tevekkül sunar ve onları doğru yoldan sapma ve günah işleme gibi durumlardan kurtarır. Dolaysıyla eğer sosyal zararlarla cidden mücadele etmek istiyorsak, bu alanda en etkili ve aynı zamanda önleyici olan etken, hiç kuşkusuz namaz kılmaktır.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu yıl 25’incisi düzenlenen namaz zirvesine gönderdiği mesajda, namaz ibadeti ile bireyin sağlığı arasındaki ilişkiye işaretle şu ifadelere yer verdi:
Namaz ümmetin tüm bireylerinin yüzüne açık olan bir kapıdır, öyle ki bu kapıdan Allah’ın hidayetine ve rahmetine kavuşmak ve yaşamı doğru yöne ve hayır ve berekete doğru yönlendirmek mümkün. Her insanın manevi sağlığı namaza bağlıdır ve her toplumun sıratul mustakim ve hayatı tayyibesi de namazın kılınması ile gerçekleşebilir. Namaz kılmanın üzerinde kitapta ve sünnette yapılan bunca vurgunun amacı, bu rahmet kapısının müslüman toplumun ve bireyin yüzüne açık kalması ve yararlanma fırsatı bulunmasından başka bir şey değildir.
25. namaz zirvesinde İran yargı erki Başkanı Ayetullah Amoli Laricani konuşmacı olarak katıldı. Ayetullah Laricani de sosyal zararları önlemek içen en temel çözüm yollarından biri namaz ibadetini yaygınlaştırmak ve toplumda uygulanmasını sağlamak olduğunu belirtti. Konuşmasında İslam Peygamberi’nden –s– bir rivayete işaret eden Ayetullah Amoli Laricani sözlerini şöyle sürdürdü:
Namaz insanın kendisini içinde yıkadığı akan bir ırmak gibidir. Namaz bir ırmak gibidir ve eğer insan kendisini günde beş vakit bu ırmakta yıkayacak olursa üzerinde hiç bir kir kalmayacağı kesindir ve namaz misali, akan ırmak misalidir.
Yargı erki Başkanı Ayetullah Amoli Laricani konuşmasının devamında Nehcül Belağa’nın namaz hakkında içerdiği konulara işaretle şöyle dedi: 199. Hutbede namazın korunmasına vurgu yapılırken, namazın mümin kullara haklı olarak vacip kılındığı ifade edilir ve Kur'an'ı Kerim’de yüce Allah cehennem ehli olanlardan sorulduğunda biz namaz kılanlardan değildik, cevabı alındığını buyurur.
Ayetullah Laricani, namaz ve secdeler doğru eda edildiği takdirde insanın üzerinde büyük etkileri olacağını, zira insan sürekli unutma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu ve isyana doğru kaydığını, fakat namaz toplumda her türlü fesat ve zararı önlediğini vurguladı.
İslam dininin saadete kavuşturan tealiminde her toplumun kurtuluşa ermesi ve dünya ahiret işleri ıslah olması ve sosyal sağlığın geliştirilmesi için vacipleri yerine getirmek ve haramları terk etmek şifa veren ilaçlar gibi tanıtıldığı gibi, bu ilaçların arasında namaz en etkili ilaç olarak açıklanmıştır.
İmam Humeyni –ks– namaz ibadetini insanı insan yapan bir fabrikaya benzetiyor ve iyi kılınan namaz çirkinlikleri ve münkerleri ümmetten uzaklaştırıldığını vurguluyor.
Gerçekte beşeri toplumlar tarihin başından beri şimdiye kadar bir çok sosyal zarara katlanmış ve katlanmaya da devam etmektedir. Oysa ibadet ve en başında da namaz ibadeti sosyal zararları hafifletmekte etkilidir. Namaz her insanın ihtiyacıdır. Maddi yaşamın tutsağı olan insan ona tertemiz manevi havayı ulaştıracak ve gönlünü her türlü kirden ve habersizlikten arındıracak bir pencereye ihtiyacı vardı. Kuşkusuz böyle bir pencerenin olmadığı durumlarda insanın içi kararır ve varlık gevheri parlaklığını kaybeder. Bu yüzden namaz İslam dininin furularından biri sayılır ve dini öğretilerde de yerine getirilmesine sık sık vurgu yapılmıştır. Nitekim Kur'an'ı Kerim’in Ankebut suresinin 45. Ayetinde namaz ibadeti insanı çirkinliklerden ve günahlardan uzak tuttuğu vurgulanmıştır.
25. namaz zirvesinde yargı erki Başkanı Ayetullah Amoli Laricani’den başka bazı bakanlar ve İslamî şura meclisi milletvekilleri de katıldı. Zirvede namaz ibadeti dinin temel erkanı olduğu ve halkın yaşamında da en temel konuma kavuşması gerektiği vurgulandı.
Gerçekte insanlar ancak kalplerinde Allah’ı anmayı canlı tutarak her türlü şer ve fesat ve kötülükle mücadele edebilir, ki bu da ancak daimi zikir ve huzurla mümkün olabilir ve bunun en hakiki mısdakı ise, namazdır.
Zirvede bir konuşma yapan Alborz eyaletinin merkezi Kerec Cuma hatibi Ayetullah Hüseyni Hemedani doğru ve hakiki namaz her türlü sosyal zararı önleyebileceğini belirterek, namaz farizesi gerçek bir şekilde eda edildiğinde fuhuş ve münkerleri önleyeceğini vurguladı. Ayetullah Hüseyni Hemedani, toplumda çeşitli boyutlarda eğer herhangi bir eksiklik varsa, bunun sebebi, namaz hakikati ve gerçeğinin doğru biçimde tanıtılmış olmamasından kaynaklandığını ifade etti.
Evet, gerçekten de namaz hakikati insanın içine işlemiş olursa, bireyin ve toplumun yücelmesinde büyük etkisi olacağı kesindir.