Direniş ekonomisi 1
Direniş ekonomisi kelime anlamı ile ekonomi biliminde, ekonominin çeşitli sarsıntılar, yerli ve yabancı tehditlere karşı güçlendirilmesi anlamında olan çok eski bir terimdir.
Bir çok ülke, böyle bir ekonomiyi hedeflerken, her bir kendi kurumlarına dayanarak kendine has yöntemler seçtiler. İran'da bu terim ekonomi anlamına ilaveten, inkılapçı ve değer yüke de sahiptir, o da sulta düzenin hegemonyasına karşı direniştir. Sulta düzeni dünyanın bağımsız ülkelerin ekonomisine kendine bağımlı hale getirerek, onlara dış kaynaklı şoklar uygulayarak, her zaman onların siyasetlerine sulta kurmaya çalışmıştır.
Direniş ekonomisi bu bağlılık ve ekonomi kırılganlığından kurtulmak amacı ile sulta düzenine karşı dünyada manevi değerler, adalet taleplik ve hür düşüncenin güçlendirilmesi bağlamına önemli bir adım sayılır. Hatta sulta düzeni içinde de ülkede yaşayan halkın büyük bir çoğunluğu benzer ekonomi düzenden etkilenmiştir ki en bariz örneği, Amerika'da renkli derililere karşı uygulanan ayırım, yoğun ekonomi eşitsizliği ve Avrupa'da kontrolden çıkmış artan işsizliktir ki Avrupa'nın göbeğinde terörist grupların güçlenmesi ve şiddet eğiliminin artmasına sebep olmuştur. Bu yüzden benzer durumlar sadece bağımsız ve özgürlük yanlısı ülke halkların isteği olmaktan çıkarak artık bir çok Avrupalının da amaçladığı bir konu haline gelmiştir.
Sulta düzenin davranış ve politikaları, diğer ülkelerin istenilen siyaseti izlemeye zorlamak için başvurduğu yöntemlerden birinin ekonomik yaptırım olduğunu gösteriyor. Batının İran'a ilk ekonomik yaptırım tecrübesi, miladi 1953 'te Dr. Muhammed Musaddık'ın başbakanlık döneminde onun "petrolün millileştirilmesi" siyasetine tepkisiydi. Batı İran'a ekonomik yaptırımla baskı uygulayarak, tek kazancı petrol satışından olan İran'ı "dizginlemeyi" amaçlıyordu. İslam inkılabının zaferinden sonra ise batılı ülkeler ve özellikle Amerika, İran İslam cumhuriyetine karşı ekonomik yaptırımlara başladı.
Bir ülkenin ekonomi kırılganlığı, siyasi amaçlarla ve yaptırım şeklinde, ekonomi baskılardan kaynaklanabilir. Bunun bir örneği ise Amerika'nın İran'a karşı hasmane girişimleridir; hedef ise İran'ın gelişme yolunda engel çıkarma ve süreci sabote etmektir ki bu süreç Bercam'ın imzalanmasına rağmen devam etmekte.
15 Mart 1995 tarihinde Amerika dönem başkanı Clinton, ulusal güvenliği savunma adıyla, verdiği talimatla İran petrol kaynaklarının gelişmesine yardımı yasaklayarak, Amerikalı firmaları İran'ın petrol ve doğal gaz sanayisinde her türlü ortaklık veya ticareti yasakladı. Söz konusu talimat gereği, Amerika'da özel ve tüzel kişiler veya Amerikalıların yönetiminde olan tüzel kişiler, her şeyden önce İran petrol kaynaklarının geliştirilmesi, yönetilmesi veya denetlenmesini kapsayan anlaşmalarda direkt ortak olmak veya 3. kişilere bu bağlamda garanti vermekten menedildir. Bu bağlamda Amerika hazine bakanlığı yasanın tebliğ edilmesi, denetlenmesi ve gerçekleşmesinden sorumlu olurken, Amerika'nın tüm güvenlik ve diğer kurumları da bakanlıkla işbirliğine mecbur kılındı. Aynı yasa gereğince amerikan Konoko (Conoco) firması, İran'ın Siri petrol sahsını geliştirmeyi kapsayan 550 milyon dolarlık anlaşmasını feshetmek zorunda kaldı ve yerini Fransız Total firması aldı.
İran son 30 yılda dayatılan savaş, ekonomik ambargo ve yaptırım ve ekonomi baskılar tecrübesine sahip; bu yüzden yaptırımların ne kadar kalkacağı, şartların ne kadar değişeceği konuları bir yana, bu dönem İran için hem bir fırsat ve hem bir tecrübedir. Bu yüzden İran İslam cumhuriyeti, kendini güçlendirmek bağlamında direniş ekonomisi çerçevesinde ciddi adımlar atmakta kararlı. Aslında direniş ekonomisi, ekonomik yaptırım ve ambargonun uygulandığı özel şartlar ve dönemlerde, ürünlerin üretim ve dağıtım ile gereken hizmetler gibi temel ihtiyaçları karşılayabilirken, aynı zamanda iç kaynaklar ve gerekli fonlarla, içten kaynaklanan ekonomiyi devreye sokabilir.
Direniş ekonomisi başka bir açıdan, ülkenin ekonomik bağımsızlığına odaklanma örneği sayılır. Bu özellik, bir çok ülkeyi tehdit eden ekonomi krizler dikkate alındığında, önem arz ediyor; zira üretim kaynaklar ve sermayenin azalmasına sebep olabilir. Ekonomi teorilerinde direniş ekonomisi, ekonominin çeşitli sarsıntılar, yerli ve yabancı tehditlere karşı güçlendirilmesi anlamındadır. Örneğin 1973 petrol krizi ve fiyatında yaşanan artış, Amerika ve batı ülkelerinde ekonomi durgunluğa sebep oldu.Ekonomistler benzer şoklara karşı önlem bağlamında makroekonomi alanında bir çok değişik teoriyi gündeme getirdiler ki belki de en önemlisi, 80'li yıllarda ve Rigan başkanlık döneminde Riganism ekonomisi veya " arz tarafı" ekonomisi olarak tanınıyor. O yıllarda bu akımın en ünlü ekonomisti Artur Lafer, Amerikalı siyasilere, kökü petrol fiyatı gibi dış kaynaklı olan stagflasyondan ( resesyon yani durgunluk ile enflasyonunun aynı anda yaşandığı durum) kurtulmak için vergi oranını düşürmeyi, böylece üreticilerin teşviki ile hizmet ve ürün arzını attırmalarını; diğer yandan da vergi oranını düşürüp halk gelirini arttırarak tüketim ve genel ekonomi talebi arttırmaların tavsiye etti. Sonuçta bu yöntemler, Amerika'yı 80'lı yıllardaki resesyon ile enflasyonunun aynı anda yaşandığı stagflasyondan kurtarmayı başardı.
Direniş ekonomisine yönelme, uzun geçmişe dayanıyor; özellikle çağımızda şiddetli ekonomi sarsıntılar, Asya'nın batısından Avrupa'ya kadar bir çok ülke ve hatta ameirka gibi büyük kapitalist düzenleri bile harekete mecbur kılmıştır. Başka bir ifade ile dineriş ekonomisi artık bir çok ülke için kaçınılmaz bir zaruret haline gelmiştir.
Direniş ekonomisi bir açıdan, tüketim modelinde reform, daha fazla çalışmak, milli üretime dayalı kültürü takviye etmek ile çalışma ve sermayeye destektir; fakat direniş ekonomisini bir kültüre dönüştürmedeki bir diğer önemli konu, iç alanda yürütme yöntemleri ve diplomatik alanda da ekonomi yaptırımlara karşı tutumun nasıl olmasıdır.
Bu yüzden İslam inkılabı rehberi Ayetullah Hamenei, gelecekle ilgili kararlarda tecrübelerden ve eski olaylardan ders alma zaruretine vurgu yaparak, direniş ekonomisi başlıklarını nizam yetkililerine tebliğ ederek, bunun ekonomi hamasetin gerçekleşmesi için fikri ve kurumsal alt yapı olduğunu, direniş ekonomi hedeflerinin gerçekleşmesi için orta ve uzun vadeli temel stratejilere ihtiyaç olduğunu belirtti.
Başka bir ifade ile "Direniş ekonomisi" ekonomi bağımlılığa karşı direniştir, bu yüzden pasif olmamakla birlikte, sulta düzenin ekonomi hedeflerine karşı direniştir, üstelik mevcut ekonomi yapısında değişiklik oluşturarak gelecek hedefler ve dünya görüşüne göre ekonominin yerlileştirilmesidir.
Direniş ekonomisi güdümlü bir strateji ve programlanmış bir strateji konumundadır ve, birincisi toplumda direniş ekonomisinin kurumsallaştırılması ve diğeri diplomatik çalışmaların yanı sıra uzman ekonomi stratejiler ve girişimlerden oluşan iki temel bileşene dayanarak, İran'da sürdürülebilir ekonominin gelişmesi ve ilerlemesi için dikkate alınması gerekir.
Tabi ki bu bakış açısına göre direniş ekonomisi, çeşitli ekonomi alanlarında ilerlemenin zarureti, fırsatlardan ve iç üretim kapasitelerinden yararlanarak bağımlılıkların azalmasına paralel olarak bölgesel ve uluslar arası alandaki ekonomi ilişkilerde İran konumunun yükseltilmesine çalışılmasına vurgudur.
Direniş ekonomisi için genel anlamın faktörlerine ulaşmak, tüm alanlarda güvenliğin artmasına vesile olabilir. Bu model İran'ın diğer ülkelerle ekonomi bağlarında çeşitlilikle hiçbir çelişki içermezken, hatta ekonominin üretken alanlarında mevcut asıl halkalar arasında bilimsel bağlar oluşturmaya çalışıyor. Bu alanda petrol, İran ekonomisindeki alt yapının temel anahtarı konumundadır. Petrol sanayisi gibi altın bir fırsatın iyi bir şekilde kullanılması halinde direniş ekonomisinin temelleri de güçlenir.
Petrol, istihraç veya satışı ile en önemli döviz kaynağı sayılır. İran ekonomisinin gelişmesi ve şekillenmesinde petrol her zaman anahtar rolü oynamıştır ve bu bağlılık son asırda milli çıkarların zararına sebep olmuştur. Ekonomi ve üretim randımanın artmasına sebep olan enerjinin önemi nedeni ile, ekonominin ham petrol satışına direkt odaklanmaması stratejinin tedvin zarureti daha açık görülür.
Bu yüzden direniş ekonomisi, ham petrol satışına dayalı olmayan ekonominin gerçekleşmesi için gerekli altı yapıların güçlendirilmesi ve ülke içinde katma değer vergisi ile ürünlerin üretimine doğru harekete bir vurgudur.
Ekonomi alanına Petrol sanayinin girişi ile üretim döngüsünün tamamen dönmesi için ham madde ve sermayeden oluşan iş gücü, sağlanmış oldu. Başka bir ibaretle petrolün rolü, ekonomiyi güçlendirme, servet ve sermaye üretimi hedefi ile üretim çarkını içe dönük yapmaktır. Bu büyük hedef ise direniş ekonomisi stratejileri doğrultusundadır.
Ham petrol satışı ile petrol gelir kaynağına bağlılığı azaltmak ise direniş ekonomisi alanına altı çizilen önemli konulardandır.
Bu bağlamda, islam inkılabı rehberi Ahyetullah Hamenei tarafından tebliğ edilen direniş ekonomisi direktifinde, petrol sanayinin önemine yapılan vurguya ilaveten, satış yöntemlerinde çeşitlilik, stratejik rezervlerin arttırılması ve özellikle ortak havzalarda petrol ile doğal gaz kapasitelerin geliştirilmesi gibi bazı önemli konulara vurgu yapılmıştır.
Bölgede iran bazı tüketim mallarını ithal etse de genelde sanayileşmiş ülkelerin dikkat ettiği ve ihtiyaç duyduğu petrol ve doğal gaz gibi enerji alanlarında üstün bir konuma sahiptir.
Bu yüzden petrol ve doğal gaz satışından kaynaklanan GSYİH, bölgenin petrol sahibi ülkelerin ekonomi gelişme faktörlerinden biri sayılır ki yaşanacak gelişme iç üretim ile desteklenirse, ülkenin kalkınmasına sebep olacaktır.
Bu yüzden ham petrole bağlılğın azalması ise İslam inkılabı rehberi Eyetullah Hamenei’nin direniş ekonomisi endekslerinin açıklanmasında defalarca vurguladığı konulardan biridir. Ayetullah Hamenei şöyle dedi: …bu bağımlılık, bizim 100 yıllık şom mirasımızdır; ve yaptırımlara da bu açıdan baktılar, işte bugün var olan bu fırsatı kullanmak gerekir ki kazançlı diğer ekonomi faaliyet onun yerine geçmeli…
Ayetullah Hamenei ayrıca bilgi tabanlı sanayinin gelişmesi ve kalkınmasını da bu boşluğun bir kısmını doldurabilecek çalışmalardan olabileceğini belirtti.
Son on yıllarda iran’ın en hassas ekonomi alt yapılarından biri olan petrol sanayi ve ihracatı, yaptırımlara hedef oldu ve Amerika bu sanayiyi kısıtlama, soyutlama ayrıca petrol gelirlerini yok etme veya yatırımları engellemeye çalıştı. Bu yüzden islam inkılabı rehberi düşmanın islam inkılabına karşı stratejisini öngörerek, ekonomi alt yapıya stratejik bakışla, iran ekonomisinde petrol rolünü geliştirme çalışmalarını ülkenin makro ekonomi siyasetlerinde öncelik verilmesi gerektiğini ifade ederek, ayrıca ekonomi gelişme hedeflerini yakalamak için detaylı siyaset ve çalışmalara vurgu yaptı./