30. İslamî vahdet konferansı üzerine
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i53788-30._İslamî_vahdet_konferansı_üzerine
Ayetullah Hamanei şöyle diyor: vahdetin iradesi, müminlere aittir. Müslümanların birlik ve beraberlik haykırışı yüksek ihlasla gırtlaklarından çıkan haykırıştır ve müslümanları ortaklıklarını gözetlemeye davet eder. Böyle olur ve bu vahdet vuku bulacak olursa, bugün müslümanların içinde bulunduğu durum artık böyle olmayacak ve müslüman, izzet kazanacaktır.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Aralık 23, 2016 02:12 Europe/Istanbul

Ayetullah Hamanei şöyle diyor: vahdetin iradesi, müminlere aittir. Müslümanların birlik ve beraberlik haykırışı yüksek ihlasla gırtlaklarından çıkan haykırıştır ve müslümanları ortaklıklarını gözetlemeye davet eder. Böyle olur ve bu vahdet vuku bulacak olursa, bugün müslümanların içinde bulunduğu durum artık böyle olmayacak ve müslüman, izzet kazanacaktır.

İslamî vahdet, İslam dininin en önemli tavsiyelerinden ve tarih boyunca müslüman müslihlerin en temel kaygılarından biri olmuştur. Günümüzde de İslam ümmetinin kalkınmasını ve izzetini arzu eden şahsiyetler, gruplar ve ülkeler müslümanların vahdet ve gönül birlikteliğine öncelik verir. İran İslam Cumhuriyeti de 1979 yılında kurulduğu günden beri sürekli İslamî vahdete vurgu yapmış ve bu bağlamda her yıl İslam Peygamberi’nin –s– veladet günü olarak kabul ettikleri şii ve sünni müslümanların 12 ve 17 Rebiulevvel günleri arasında kalan ve vahdet haftası olarak adlandırılan günlerde düzenlediği uluslararası İslamî vahdet konferansında İslam dünyasının vahdettalep şahsiyetlerini ağırlıyor. Bu yıl bu konferansın otuzuncusu 15 ila 17 Aralık tarihlerinde ve dünyanın 54 ülkesinden gelen 250 şahsiyetin katılımı ile gerçekleşti.

Uluslararası İslam vahdet konferanslarının en önemli etkinliklerinden biri, konferansa katılan konukların İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei ile görüşmesi ve yol gösteren beyanatından feyz almasıdır. Bu yıl yine bu önemli buluşma İslam Peygamberi’nin –s– veladet yıldönümünde gerçekleşti ve Ayetullah Hamanei Allah Resulü’nün –s– yüce şahsiyetine vurgu yaptıktan sonra İslam dünyasında vahdetin önemine işaretle günümüzde İslam dünyası büyük sıkıntılara düştüğünü ve bu sıkıntıların çözüm yolu İslamî vahdet olduğunu, vahdet ve birlikteliğin ve birbiriyle yardımlaşmanın ve mezhepsel ihtilafları geride bırakmanın şart olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Dr. Hasan Ruhani de konferansın açılış töreninde yaptığı konuşmasında vahdetin önemini şöyle ifade etti: İslam Peygamberi –s– bize tüm müslümanların birlikte ve vahdet içinde yaşamamız gerektiğini buyurdu, hatta bize tevhidi dinlerin izleyenleri ile barışçıl ve hoşgörüye dayalı davranmayı öğretti.

Rusya’nın genel müftüsü Şeyh Emireddin de bu bağlamda yaptığı konuşmada, vahdete çağrı Kuranî bir çağrı ve mesaj olduğunu ve müslümanların vahdeti Kur'an'ı Kerim ve sünnette önemli bir ilke olduğunu ve tüm müslümanların bu ilkeye bağlı olmaları gerektiğini belirtti.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei uluslararası İslamî vahdet konferansına katılan konukları kabulünde İslam dünyasında iki zıt iradeye işaret ederek bu iradelerden biri İslam ümmetinde vahdet ve diğeri tefrika istediğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: vahdetin iradesi, müminlere aittir. Müslümanların birlik ve beraberlik haykırışı yüksek ihlasla gırtlaklarından çıkan haykırıştır ve müslümanları ortaklıklarını gözetlemeye davet eder. Böyle olur ve bu vahdet vuku bulacak olursa, bugün müslümanların içinde bulunduğu durum artık böyle olmayacak ve müslüman, izzet kazanacaktır. Ancak ikinci irade her daim İslam dünyasında ihtilaf ve tefrika peşinden koşmaktadır. Bu semavi dinin düşmanları ve kandırılmış unsurları müslümanların arasına sızmıştır.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei tefrikacıların hakkında şu açıklamada bulundu: bugün hepiniz görüyorsunuz, Asya’nın Doğu ucunda Miyanmar’da müslümanları kırıyorlar, ta Afrika’nın batısında Nijerya’ya kadar ve bunun gibi yerlerde her yerde müslümanlar kırılıyor. Şimdi bir yerde budistlerin eliyle katlediliyor, bir yerde de Boko Haram ve IŞİD gibileri tarafından katlediliyor. Bazıları da bu ateşi körüklüyor, İngiliz şiası ve Amerikan sünnisi birbirine benzer, bunlar bir makasın iki koludur, amaçları müslümanları birbirine düşürmektir. Bu, şeytani bir irade olan tefrika iradesinin mesajıdır. Ancak vahdetin mesajı, tüm bunların bu ihtilafları aşmaları, yan yana yer almaları ve birlikte çalışmalarıdır.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei uluslararası İslamî vahdet konferansına katılan konukları kabulünde başta ABD ve İngiltere olmak üzere Batılı devletlerin üst düzey yetkililerinin tefrikacı sözleri ve uygulamaları hakkında uyarıda bulunarak şöyle konuştu: bugün bakın şu müstekbirlerin ve miletlerin hayati alanlarını işgal edenlerin açıklamalarına, hepsinin tefrikaya davet ettiğini görürsünüz. Eskiden İngilizlerin politikası tefrika yarat, hükümet et, olmuştur. Yani tefrikanın bereketi ile petron ol. İngilizler güçlü oldukları dönemde bu onların politikasıydı, bugün bu politikayı günümüz dünyasının maddi güçleri izliyor, ister Amerika olsun, ister son günlerde yine İngiltere olsun.  Bu bölgede son iki asırdan bu yana İngilizler ne yaptıysa, şer, fesat ve tehdit olmuştur, şimdi bir İngiliz yetkili (Başbakan May) çıkıp bölgeye geliyor ve İran bölgenin tehdidi olduğunu söylüyor. İran bölgenin tehdidi midir? Kendileri zaman boyunca bölgeye yönelik tehdit, tehlike ve felaket olanların gelip mazlum ve aziz ülkemizi suçlamaları için çok utanmaz olmak gerekir. Bunlar böyledir işte.

Gerçekte İngiliz Başbakan Teressa May ve diğer Batılı devlet adamlarının bu tür ihtilafları çıkarma ve Fars körfezinin güneyinde yer alan ülkeleri İran’dan korkutmalarının tek amacı bu ülkelere daha fazla silah satarak zenginliklerini yağmalamaktır.

30. Uluslararası İslamî vahdet konferansına katılan konuşmacılar ecnebilerin tefrika yaratmak için nüfuz etme çabalarına ve bazı müslümanların da kandırılmalarına dikkat çekti. Bu bağlamda Cumhurbaşkanı Dr. Ruhani ise şu vurguyu yaptı: biz ne Amerika ne de İngiltere, ancak Allah bizim Rabbimiz olduğu gün tek İslam ümmeti olabiliriz. Biz teröristlerin silahları değil, ancak Allah bizim Rabbimiz olduğu gün tek İslam ümmeti olabiliriz. Biz müslümanların direnişi bizi tek İslam ümmeti yapabilir.

İslamî vahdet konferansına katılan Malezyalı seçkin alim Abdulhadi Aveng ise bazı İslam ülkelerinin Batı’nın izinden gitmelerini tenkit ederek şöyle dedi: bazı bölge ülkeleri düşmanların elinde ve onların şom düşüncelerine alet olmuş ve siyonizm ve istikbarı baş düşman bilmek yerine bölgede savaş ateşinin yakılmasına yardımcı oluyor.

Fars körfezi işbirliği konseyinin son zirvesine işaret eden Aveng sözlerini şöyle sürdürdü: bazı Arap ülkelerinin toplantısında maalesef her şeyden konuşulduğuna, ama Filistin ve Suriye gibi ülkelerden hiç söz edilmediğine şahit oldu.

Cezayirli düşünür Udda Falahi de 30. Uluslararası İslamî vahdet konferansına katılan ve tekfirci teröristleri destekleyen ülkeleri eleştiren bir başka konuşmacıydı. Falahi şöyle dedi: hepimiz İslamî mezheplerin ve ülkelerin vahdeti için çaba harcamalıyız. Gerçi bazı İslam ülkeleri İsrail ile ilişkilerini normalleştirme ve bu rejimle uzlaşma peşindedir, ama hamd olsun takrib kültürü ve direniş cephesini savunma anlayışı devam ediyor ve biz asla susmadık ve direnişi sürdürmeyi başardık. Ancak buna karşın İslam ümmetinin içinde bazı akımlar vahdeti tahrip etmek için çaba harcıyor.

30. Uluslararası İslamî vahdet konferansına katılan şahsiyetler İslam adına işlenen tekfir ve terörü şiddetle kınadı. Rusya’nın Darul fetva konseyi temsilcisi Şeyh Emireddin küfürle iman ilişkisinin doğru biçimde tanımlanması çağımızın önemli zaruretlerinden biri olduğunu belirterek şöyle konuştu: tarih boyunca ve çağımızda çoğu şii ve sünni alim tekfirci anlayışa karşı olmuştur ve müslümanların vahdeti İslam dininin temel hedefidir ve dini çabalar da bu eksene dayanması gerekir.

Ülkesi yıllardır türlü tekfirci terör örgütlerinden acı çeken ve bu yolda ağır hasara uğrayan Afganistanlı alim Abdurrauf Tevana konuşmasında tekfircilerin bilinçli ve bilinçsiz olmak üzere ikiye ayrıldığını, bilinçli olanlar ecnebi uşakları ve bilinçsiz olanlar da küresel istikbarın tuzağına düşen insanlar olduğunu belirtti. Tevana, tekfircilerin her türlü insani ve dini şuur ve vicdandan yoksun olduklarını ve İslam dinini temsil etmediklerini ve inançları da hiç bir İslamî kaynakta bulunmadığını, tekfirci örgütler uluslararası cinayet çetelerinin tuzağına düşen insanlardan oluştuğunu vurguladı.

30. Uluslararası İslamî vahdet konferansına katılan Senegal Cumhurbaşkanı danışmanı bayan amsato Savdibe konferansta yaptığı konuşmada düşmanların İslam ümmetini çökertme peşinde olduklarını vurgulayarak şöyle konuştu:

Bugün İslam ümmeti ihtilaf çıkarmalardan ve tekfirden acı çekiyor ve bu durum en başta düşmanları sevindiriyor. Maalesef tüm bu sorunlar, krizler ve tekfirler ve ihtilaflarl da İslam adıyla çıkarılıyor, oysa İslam dini, af, hoşgrü ve barış dinidir.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei 30. Uluslararası İslamî vahdet konferansına katılan konuklarla görüşmesinde üzerinde durduğu bir başka önemli nokta, tefrika çıkarma faaliyetlerinin İslamî uyanışın tırmanmasına paralel olarak şiddetlenmesiydi. Ayetullah Hamanei bu konuda şöyle dedi:

Bu bölgede yeni sözler, yeni İslamî düşünceler, milletlerin direnişi, milletlerin dirilmesi ve ayağa kalması gündeme geldiği hissedildiği günden itibaren düşmanların tefrikacı girişimleri de artmaya başladı. İran’da İslamî nizam kurulduğunda, yani İslam bayrağını diktiğinde, Kur'an'ı Kerim’i eline alip büyük onurla biz İslam’ı uyguluyoruz, demeye başladığında bu tefrikacı hareketler de artmaya başladı. bu tefrikacı hareketi şiddetlendirdiler, İslamî kıyamla, İslamî izzetle mücadele etmek için.

İranlı ehli sünnet seçkin alim  bu konuda yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi: bugün bir yandan İslamî uyanışa şahit oluyoruz ve öbür yandan gaspçı ve sömürücü güçler bu İslamî uyanışı tekfirci ve radikal örgütleri kurarak tehdit ediyor, zira İslamî uyanış bu güçlerin çıkarlarını engelliyor ve bu yüzden İslam ümmetinde tefrika çıkararak müslümanları birbirinden uzaklaştırmaya ve çıkarlarını temin etmeye çalışıyorlar.

Ancak 30. Uluslararası İslamî vahdet konferansına katılan konukların arasında belki de vahdet doğrultusunda en güzel mesajı Suriye başmüftüsü Şeyh Bedreddin Hasun verdi. Şeyh Hasun şöyle dedi: biz hepimiz İslam Peygamberi’nin –s– sünnetine sünniyiz, İslam Peygamberi’nin –s– ehli beytine şiayız ve tek bir amacımız vardır, o da öz İslam’dır, dolaysıyla şii hilal veya sünni üçgen istikbar ve uşaklarının uydurmalarıdır. Hepimiz birlik ve beraberlik ve gönül birlikteliği için Filistin ve Kudüs’e yönelik borcumuzu eda etmeliyiz.

30. Uluslararası İslamî vahdet konferansı İslam dünyasında vahdete ve her türlü tefrikacı girişimden ve İslam düşmanları ile işbirliğinden kaçınmaya vurgu yapan 27 maddelik sonuç bildirisiyle çalışmalarını noktaladı.