Trump döneminde Amerika'nın İran politikası-1
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i56110-trump_döneminde_amerika'nın_İran_politikası_1
Donald Trump yakın bir zamanda Amerika'nın 45. başkanı olarak Beyaz Saray'a girecek, fakat Trump'a verilen oylar, demokratlar, Clinton ve Obama politikasına bir nebze "öfke" telakki ediliyor.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Ocak 05, 2017 14:28 Europe/Istanbul

Donald Trump yakın bir zamanda Amerika'nın 45. başkanı olarak Beyaz Saray'a girecek, fakat Trump'a verilen oylar, demokratlar, Clinton ve Obama politikasına bir nebze "öfke" telakki ediliyor.

Donlad Trump'ın 2016 başkanlık seçimlerindeki zaferi ile bir çok soru gündeme geldi; bu soruların bir çoğu, Trump'in işbaşına gelmesinin İran'a nasıl bir etkisi olacağına yönelikti.Trump'ın işbaşına gelmesi ile birlikte Washington'un İran'a karşı politikasında bir değişiklik olacak mı yoksa durum daha da kötü mü olacaktır?

Aslında Amerika ve İran meselesi kendine has tarihi ve ideolojik sorunlara sahiptir ki kısa vadede ya da kolayca çözümlenemez. Fakat bu konu hali hazırda Amerika'da bir çok iç mesele ile birlikte yaşanıyor. Amerika seçimlerinde Amerika liberal demokrasi içinden Donald Trump gibi Amerikan popolismin sembolü olan biri ortaya çıktı. Çeşitli sebeplerden dolayı hali hazırda Trump Amerika başkanıdır; fakat Washington'da iktidarın el değiştirilmesi ile dünya çapında nasıl sonuçlar yaşanacağı, geniş bir konudur; İran ise bu konulardan sadece biridir. Bu yüzden Trump ve Amerika'nın siyasi geleceğini tüm açılardan ele almak gerekir.

Amerika son 15 yılda önemli ekonomi sorunları ile karşı karşıya kalmıştır. Bu ekonomik sorunların çoğu Irak ve Afganistan savaşları nedeni ile yaşandı. Diğer yandan Amerika toplumu derin sınıf ayırımı ile karşı karşıyadır ki ülkenin sosyal ilişkilerini şiddetle etkiliyor. Hali hazırda Amerika toplumunda yaşanan sınıf ayırımı ülke tarihinde rastlanmayan bir olay olarak her geçen gün daha da artmakta. Hali hazırda Donald Trump Amerika toplumun beklentilerini çok iyi anlayarak kendi seçim sloganlarını bu doğrultuda hazırlamıştır. Amerika halkı da yaşadıkları sorunlar nedeni ile Trump sloganlarını olumlu karşıladı zira Trump'ın Amerika için daha iyi bir gelecek yaratabileceğini düşünüyor.

Trump seçim sloganlarını amerikan toplumun hoşnutsuzlukları ve eksiklikleri arasından seçerek, avam dili ile dile getiriyordu; bu da onun başkanlık seçimlerindeki zaferinin en önemli etkenlerindendi. Washington ve San Francisco gibi büyük kentler dışında, Amerika halkının çoğu ekonomi, refah, spor ve eğlenceye önem veriyor ve dış siyaset ile siyasi konular onlar için ikinci etapta yer alıyor. Bu sebepten dolayı Trump Amerika halkından daha gerçekçi bir tanım sunarak, halkın gizli endişelerini açıkça beyan etti. Bu hareket Amerika toplumunda Trump'ın zaferine sebep oldu. Bu zaferle Trump ve onun bakış açıları, etkin bir siyasi akım haline dönüşüyor.

Fakat unutmamak gerekir ki Obama da George Bush hükümetinin ekonomi ve dış siyaset alanlarında bir çok sorunun mirasçısıydı. Bush başkanlık döneminin bir çok olayında tıpkı Irak savaşında olduğu gibi bağımsız ve bireysel olarak çalıştı ve Amerika müttefiklerine daha az güvendi. Irak savaşında da müttefiklerden sadece İngiltere Amerika ile işbirliği yaptı ve diğer Avrupalı ülkeler bu yıpratıcı savaşın masraflarını bile paylaşmaya yanaşmadılar.

George Bush’un hasmane siyasetleri sayesinde Ortadoğu ve dünyanın bir çok yerinde acı olaylar yaşandı. IŞİD, Boko haram ve el-Kaide gibi terörist gruplar, daha çok Bush’un dünyada  bir çok savunmasız masum insanın ölümüne sebep olan siyasetleri nedeni ile oluştu. Mevcut şartlarda bir çok politikacı hatta Amerika’da bile Obama’nın siyasetlerini eleştiriyor ve çeşitli alanlarda sorguluyor. Fakat Trump hakkında belki de şimdiye kadar bir sonuca ulaşamamış ve sadece sloganları ve konuşmalarından oluşan bir tablo ile karşı karşıyalar. Bu yüzden Trump’ın savunma ve dışişleri bakanlıkları ile güvenlik alanları ve danışmanları gibi hassas koltuklara yaptığı seçimleri değerlendirmekle yetiniyorlar.

Barack Obama, başkanlık döneminde direkt savaştan sürekli kaçındığı ve diplomatik yollardan Amerika ve diğer ülkeler arasındaki sorunları çözmeye çalıştığı bir dönemde Beyaz Saray’dan ayrılıyor. Obama Amerika dış siyasetinde iki önemli ve tarihi konu olan İran nükleer çalışmaları ve Küba ilişkilerini önemli oranda çözdü. Ayrıca Hiroşima’ya tarihi ziyareti ile Amerika dış siyasetinde gerginliği azaltma yolunda yeni bir adım atmış oldu.

Buna rağmen Ortadoğu bölgesi her zaman Amerika’nın askeri ve siyasi serüvenlerinin alanı olmuştur. Amerika’nın Ortadoğu’daki en büyük maceracılığı 2003 yılında Irak’a askeri saldırısı oldu ki ardından IŞİD gibi büyük bir artçı deprem tüm bölgenin sorunu haline geldi.

Günümüzde bir ülkenin diğer bir ülke tarafından yutulma dönemi sona ermiştir. Bu gerçeklere göre Amerika yeni hükümetinin Ortadoğu politikasında bazı gerçekleri unutmaması bekleniyor. Her şeyden önce reçetelenmiş her politika, her türlü zarar ve ziyandan arınmış olmalı; ikincisi o politikadan doğan her türlü zarar ve kâr değerlendirilmeli; üçüncüsü bölgede her sorunun çözümü illa ki Amerika değildir zira bölgede ve dünyada birçok sorunun kaynağı bizzat Amerika’nın kendisidir.

İslam inkılabı rehberi Ayetullah Seyid Ali Hamenei bir süre önce İsfahan halkı ile görüşmesinde, dünyada bazı kesimlerin Amerika seçim sonuçları nedeni ile mateme bürünmesine veya mutlu olmasına rağmen İran’ın ne yas tuttuğu ve ne de sevindiğini belirterek şöyle buyurdu: Zira bizim için hiç fark etmiyor ve hiç endişemiz yok, Allah’ın lütfu ile muhtemel her olaya karşı hazırız. Bu seçimler hakkında her hangi bir yargımız yok zira Amerika yine Amerika’dır ve son 37 yılda Amerika’da iş başında olan iki partiden hiçbir hayır gelmedi ve her zaman onların şerri, İran halkına yönelik oldu.

İran halkı her zaman ve her şartta Amerika’nın tehditleri ve baskılarına karşı direnmeye hazırdır. Bu direniş artık bir yumuşak güce dönüşmüş ve Amerika ile diğer müdahaleci güçlerin aşırı talepleri ve hırsları devam ettiği sürece, onlarla tek mücadele yolu, direniş ve inkılapçı mücadeledir.