Eşsiz politikacı Haşimi Rafsancani’nin vefatı üzerine - 2
Bu bölümde Ayetullah Haşimi Rafsancani’nin İslam inkılabından sonraki yıllarda İran’da yaşanan krizleri yönetmekte ifa ettiği rolünü ve mücadelelerini gözden geçirmek istiyoruz.
8 Ocak 2017 Pazar günü akşam saat 19:30’da yayınlanan üzücü bir haber milyonlarca İranlı vatandaşı ve dünya genelinde milyonlarca İslam inkılabının dostunu derin yasa boğdu. Nizamın maslahatını belirleme kurumu Başkanı ve zalim şah rejimi ile mücadele öncülerinden ve İslam inkılabının büyük önderi İmam Humeyni’nin –ks– ve İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin en yakın yol arkadaşlarından Ayetullah Haşimi Rafsancani geçirdiği kalp krizi sonucu hayata gözlerini yumdu.
Ayetullah Haşimi Rafsancani İslam inkılabı sürecinde İmam Humeyni’nin –ks– yakın arkadaşlarından biri olduğu gibi, İslam inkılabı zafere ulaştıktan sonra da İmam Humeyni’nin –ks– hayatının son anına kadar en yakın yar ve yaveri oldu. Ayetullah Rafsancani inkılaptan önce sıkı bir mücahit, tedbir adamı, uzak görüşlü, zeki ve uygulama adamıydı. Bu özellikler Ayetullah Rafsancani’den eşsiz ve çok özel bir şahsiyet yapmıştı. İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei de Ayetullah Rafsancani’nin vefatı dolaysıyla yayımladığı mesajında şöyle buyurdu: büyük zekası ve eşine az rastlanan samimiyeti o yıllarda onunla işbirliği yapanlara ve özellikle bendeniz için güvenilir bir dayanaktı.
Ayetullah Haşimi Rafsancani şah rejimine karşı mücadelenin doruk noktasında İslam inkılabından sonrası için yapılanma ve teşkilatlanma için çalışıyordu. Mücadeleci ruhaniyet camiasının resmen kuruluşu, inkılap konseyinin kuruluşu, grevler ve yürüyüşler idaresi ve yakıt sorununun çözümlenmesi için petrol sahalarına İmam Humeyni’yi –ks– temsilen heyetlerin gönderilmesi, İmam’ı karşılama masasının kurulması ve İmam’ın güvenliğinin yurda dönüşü sırasında temin edilmesi Ayetullah Rafsancani ve İmam Humeyni’nin –ks– talebeleri ve yakın arkadaşlarından bir kaç kişinin icraatlarından bazılarıydı.
Ayetullah Rafsancani’nin İslam inkılabından sonra yapılanma yönünde attığı bir başka adım da İmam Humeyni’nin –ks– izniyle İslam Cumhuriyeti partisini kurmaktı ve bu süreçte İran’ın inkılaptan sonra ilk yargı erki Başkanı şehit Dr. Beheşti ve İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei ile birlikte hareket etti.
İran İslam Cumhuriyeti, yüce makamlı bir din adamının önderliğinde ve insani ve dini değerleri koruma ekseninde gerçekleşen bir inkılaptı. Bu yüzden İslam inkılabı zafere kavuştuğu ilk günden itibaren o dönemin iki süper gücü olan Doğu ve Batı süper güçleri ve İran’daki işbirlikçilerinin muhalefeti ile karşılaştı. Düşmanlar İslam inkılabı ve İslam Cumhuriyeti nizamını hezimete uğratmak için inkılap liderlerini hedef almaya ve suikastle ortadan kaldırmaya başladı. düşmanların ilk hedefi İslam inkılabının teorisyenlerinden ve İmam Humeyni’nin –ks– talebelerinden biri olan üstad Murtaza Mutahhari idi. Ayetullah Mutahhari İslam inkılabı zafere kavuştuktan iki buçuk ay sonra inkılap karşıtı örgütlerden biri olan Furkan örgütü tarafından şehit edildi. Düşmanların ikinci hedefi ise Ayetullah Rafsancani oldu.
İslam inkılabının zaferi üzerinden henüz dört ay geçmeden Ayetullah Rafsancani suikaste uğradı, ancak olaydan sadece yaralanarak sağ kurtuldu. Bu suikastin başarısızlıkla sonuçlanmasında eşi İffet Meraşi’nin anında ve hızlı müdahalesi çok etkili olmuştu.
İmam Humeyni –ks– Ayetullah Rafsancani’nin sağ kurtuluşu dolaysıyla tarihi bir mesaj yayımladı, ki bu mesaj aslında İmam’ın Rafsancani’ye olan derin ilgi ve sevgisini yansıtıyordu.
İmam Humeyni –ks– mesajında şöyle buyurdu: Sayın Hüccetülislam, sorumlu mücahit, sevgili Haşimi! Rıza han emri ile suikaste uğrayan merhum Müderris hastaneden verdiği mesajda Rıza han’a benim yaşadığımı söyleyin, demişti. Tarihin büyük adamları ebediyen yaşar. Kötüler bilsin ki Haşimi yaşıyor, çünkü (İslamî) hareket yaşıyor.
Ayetullah Müderris sulta ve saltanat düzenine karşı mücadele eden büyük bir şahsiyetti ve defalarca Pehlevi hanedanının ilk kralı Rıza han tarafından tehdit edildi ve suikaste uğradı ve sonunda da sürgünde ve Rıza han’ın talimatı üzerine şehit edildi.
Öte yandan Ayetullah Rafsancani’nin İmam Humeyni –ks– tarafından merhum Mehdi Bazergan’ın başbakanlığa atanması ile ilgili mektubu okumakla görevlendirilmesi, suikast sonrası sağlığını bildirmek üzere İmam’ın yayımladığı mesajla birlikte Rafsancani’nin İmam’ın gözünde özel konumunu ortaya koydu.
O dönemde iç ve düşmanların İslam inkılabına yönelik tüm komplolarına karşın inkılap liderlerinin ilk amacı henüz yeni yeni kurulan İslam Cumhuriyeti nizamının temellerini pekiştirmekti. Bu çerçevede ve İslam inkılabının başında Ayetullah Rafsancani bir süreliğine içişleri bakanlığının başına geçti. Ayetullah Rafsancani bu sorumluluğu sırasında önemli bir görevi başarı ile yerine getirdi ki o da, 2500 yıllık saltanat düzeni çöktükten sonra ilk cumhurbaşkanlığı seçimlerini düzenlemekti.
Ayetullah Rafsancani bu önemli görevi yerine getirdikten sonra birinci dönem İslamî şura meclisine adaylığını koyduğu için içişleri bakanlığından ayrıldı. Birinci dönem İslamî şura meclisi çalışmalarına başlar başlamaz Ayetullah Rafsancani meclis Başkanı seçildi. Gerçi İran anayasasına göre meclis başkanlığı İran’ın iktidar yapısında çok da özel bir yeri yoktu, fakat Ayetullah Rafsancani gibi mücadeleci ve İslam inkılabının büyük önderi İmam Humeyni’ye –ks– yakın olan bir şahsiyetin bu koltuğa oturması meclis başkanlığına özel bir şan ve konum kazandırdı. Nitekim Ayetullah Rafsancani’nin herhangi bir yasa tasarısı veya taslağa olumlu veya olumsuz bakışı milletvekillerinin oylarını etkiliyordu, öyle ki o dönemde bazı medya organları Ayetullah Rafsancani’den İran’ın İmam Humeyni’den –ks– sonra iki numaralı adamı olarak söz etmeye başladı.
Gerçekte Ayetullah Rafsancani’nin İran İslam Cumhuriyeti nizamının temellerini güçlendirme sürecindeki rolü, krizlerle yüzleşmesinde ortaya çıkıyor. Bu krizlerin en büyüklerinden biri, İran’ın ilk Cumhurbaşkanı Beni Sadr’ın Saddam rejimi tarafından İran’a dayatılan savaş sırasında ihanetinin ifşa edilmesiydi.
İran 1981 yılının başında oldukça hassas şartlar altındaydı. O şartlarda Ayetullah Rafsancani özel ve tüzel kişiliği ve itibarından yararlanarak anlaşmazlık tarafları arasında arabuluculuk yapıyor ve ülkenin cari meselelerini türlü yollardan ilerletiyordu. Beni Sadr ise Cumhurbaşkanı seçildikten sonra İslamî nizamın maslahatlarını gözetmeksizin nizam içinde çeşitli akımları birbirine düşürmeye başladı. Beni Sadr kendi konumunu pekiştirmek ve İmam Humeyni’nin –ks– yakın arkadaşlarını devre dışı bırakmak için halkın mücahitleri adlı münafıklar terör örgütüne yaklaştı ve bu silahlı terör örgütü Beni Sadr’dan yana tavır koymaya başladı. Bundan sonra Beni Sadr’ın İslam inkılabının hedeflerinden saptığı konusunda hiç bir şüphe kalmadı.
İmam Humeyni –ks– Beni Sadr’ın inkılap karşıtı eğilimine gösterdiği ilk tepkide onu baş kumandanlıktan azletti ve daha sonra Ayetullah Rafsancani’nin başkanlığını yürüttüğü İslamî şur meclisi de ilk cumhurbaşkanının siyasi kifayetsizliğine karar verdi. Beni Sadr’ın azledilmesinden sonra halkın mücahitleri adlı terör örgütü İslam inkılabı ile silahlı mücadele aşamasına geçti ve ülkede terör saldırıları ve suikast girişimleri artmaya başladı. Ayetullah Hamanei’nin Tahran Cuma namazı sırasında suikaste uğraması, İslam Cumhuriyeti partisi merkez binasında bombalı eylem ve Dr. Beheşti ve 72 üst düzey yetkilinin şehit düşmesi, başbakanlık binasına bombalı saldırı ve Cumhurbaşkanı Muhammed Ali Recai ve Başbakan Muhammed Cevad Bahüner’in şehadeti, münafıklar terör örgütünün düzenlediği bazı terör saldırıları ve suikast olaylarıydı. O dönemde ise Ayetullah Rafsancani inkılabın diğer dostları ile birlikte ülkeyi krizlerden sağ salim çıkarmak üzere yönetimi üstlendi.
Saddam’ın İran’a dayattığı savaş o dönemde ülkenin bir numaralı gündemiydi. İmam Humeyni –ks– savaşın başından itibaren Ayetullah Haşimi Rafsancani’yi bu konu ile görevlendirdi ve savunma yüksek konseyi üyesi olarak atadı ve konsey de onu sözcü olarak seçti.
Bani Sadr döneminde Saddam rejimi ile nasıl mücadele edileceği konusunda silahlı kuvvetlerin arasında ciddi anlaşmazlık yaşandı, fakat bu anlaşmazlıklar Beni Sadr’ın azledilmesinden sonra biraz hafifledi. Ama yine operasyonların nasıl yapılması ve savaşın nasıl yönetilmesi gerektiği konusunda anlaşmazlıklar yeniden başladı. O dönemde ve ortaya çıkan şartlara göre Ayetullah Hamanei dönemin Cumhurbaşkanı olarak baş kumandan İmam Humeyni’ye –ks– bir mektup yazdı ve silahlı kuvvetlerin tüm işlerini bir tek kişiye devredilmesini önerdi ve aynı mektupta bunun için en şayeste kişinin de Ayetullah Rafsancani olduğunu belirtti.
İmam Humeyni –ks– de Ayetullah Rafsancani’yi tüm yetki ile baş kumandan vekili olarak atadı. Ayetullah Rafsancani bu kez resmen savaşın komutasını ve baş kumandanın halefi olmayı üstlendi ve bu görevi savaşın sonuna kadar sürdürdü.
Aslında Ayetullah Rafsancani savaşın sorumluluğunu üstlenerek ülke yönetiminde çok yönlü sorumlulukları üstlenen bir şahsiyet oldu. Ayetullah Rafsancani bir yandan ülkenin türlü iktisadi ve siyasi meselelerinin çözümü doğrultusunda ihtiyaç duyduğu yasaları çıkarmak üzere İslamî şura meclisini yönetmesi ve öbür yandan ülkenin tüm kısıtlı imkanlarına rağmen savaşı idare etmesi gerekiyordu.
O günlerde savaşa destek merkezi kurulduktan sonra Ayetullah Rafsancani ülkenin yürütme meselelerinde daha da koyulaştı. Ayetullah Rafsancani düşmanların iktisadi komplolarını etkisiz hale getirmek için iki yolu izlemeye başladı. birincisi petrol gelirlerinin azalmasından kaynaklanan hasarı telafi etmek için daha fazla petrol ihraç etmeye başladı. ikincisi ise askeri sanayiinin İSK’nin ihtiyaçlarını karşılamak üzere kendine yeter hale gelmesi yönünde çaba harcanmasını istedi.
O dönemde iktisadi sıkıntılar yetkilileri ciddi bir şekilde ülkenin imarını düşünmeye yöneltmişti, fakat sorunların genişliği ve savaşı yönetmenin yüklü bedeli ülkeyi çok hassas konuma sürüklemişti.