Fecr Film Festivali ödüllerini kazanan filmler
35. Fecr Film Festivali, 9 Şubat gecesi, 10 günün ardından festival ödüllerini kazananların isimlerinin açıklanmasının ardından son buldu.
Bu festivalde İran'ın çağdaş tarihi ve toplumsal durumunu anlatan filmler daha çok ön plana çıktı.
Fecr Film Festivali'nin kapanış merasiminde, Kristal Simurg ödülleri üstün başarılı eserlere verildi.
İzleyiciler açısından en iyi film kristal Simurg ödülü, "Gün Ortası Macerası"ına verilirken "İyi, Kötü, Rüküş" ve "Abacan" filmleri de izleyiciler açısından şeref ödüllerine layık görüldüler.
Ayrıca "Gün Ortası" filmi, Ulusal açıdan da en iyi film olarak seçildi.
Seyyid Mahmut Rezevi ve Muhammed Hüseyin Mehdevian'ın yönetmenliği ve prodoktörlüğünü yaptığı bu film, 35. Fecr Filmi Festival'inde 5 kristal Simurg ödülünü kazanmayı başardı.
"Sıcak Yaz" filmi ise 13 adaylıkla, en fazla aday gösterilen film olsa da, sadece 2 kristal Simurg ödülü almayı hakketti. "Firariler", "Tarihsiz, İmzasız", "Villaliler", "Sıcak Yaz", "Dumanlı Çatı Altında" ve "Nigah" fimleri de, sırasıyla ana bölümde en fazla Simurg kazanan filmler oldu.
Ancak 35. Fecr Film Festivali'nde rekora imza atan film, büyük ses getiren "Gün Ortası Macerası" filmi oldu, bu film toplam 5 Simurg kazanabildi.
"Gün Ortası Macerası" en iyi film, en iyi ulusal film, izleyicilere göre en iyi film ödüllerini açık ara kazanmayı başardı, Muhammed Hüseyin Mehdeviyan'ın yönetmenliğini yaptığı ikinci film böylece üst üste ikinci kez festivalin rekor sahibi eseri oldu.
İran'lı sinemacı ve Fecr Film Festivali jüri üyelerinden "Nergis Abiyar", "Gün Ortası Macerası" filminin, İran'ın polisye ve siyasi sinemasında yeni bir modele imza attığını ifade etti.
"Gün Ortası Macerası" filminde, İran'ın Miladi 80'li yıllardaki kargaşalı ve gerilim dolu yazı, tarihi açıdan anlatılıyor, sinemanın sihirli gözünden uzun bir süre uzak kalan tarih, nihayet 35. yıldan sonra filme çekildi.
Muhammed Hüseyin Mehdeviyan'ı daha önce "Kışın Son Günleri" filmleri ve "Tozda Duran" ve "Yara Arasındaki Kemik" belgeseli gibi eserlerinden belgeselliğe daha ağırlık veren bir yönetmen olarak tanıyoruz, bu yüzden onun "Gün Ortası Macerası" filmi gibi tarihi bir film yapması beklenebilirdi. Bu açıdan "Gün Ortası Macerası" tamamen sürpriz oldu, diğer yandan Mehdeviyan'ın bu filmi çekerken gösterdiği ustalık ve maharet, tarihi belgesel deneyimi onunun bu alanda yükselişine ve nefes kesen tarihi bir film yapmasına neden olmuştur.
Yönetmenliğini Muhammed Hüseyin Mehdeviyan ve prodoktörlüğünü Seyyid Mahmud Rezevi'nin yaptığı "Gün Ortası Macerası" filminde, hicri şemsi 1360 yılında yaşanan olaylar anlatılıyor, İran'ın Dönem Cumhurbaşkanı Beni Sadr'ın görevden uzaklaştırılmasının ardından terör örgütü Halkın Münafıkları, halk ve İslam Cumhuriyeti nizamı ile mücadele etmeye başlar ve sokaklarda insanlara yönelik geniş şekilde saldırı ve suikast düzenlenir.
Filmde, o günlerdeki olayların tamamı ayrıntılı şekilde anlatılıyor ve o günleri bilmeyen muhataplar, "Gün Ortası Macerası" filmini izlemekten büyük haz alır.
"Gün Ortası Macerası" İran sinemasında çok başarılı bir örnek sayılır, terör örgütü Halkın Münafıkları'nın o dönemde halk ile nasıl kanlı bir hesaplaşma yaptığı bu filmde sarsıcı şekilde gösteriliyor.
İçerik bakımından daha çok belgesele benzeyen filmde, Hş.1360'daki olaylar, duygusal yönüyle izleyiciye aktarılıyor.
Her olayın tarihi, titizlikle ekranın alt köşesinde yazılıyor ki bu sadece bir işaret değil, yönetmenin gerçeklere bağlılığını gösteren büyük bir iddiadır.
"Gün Ortası Macerası" filmi, tarihi bir film sayılır, 1360 yılındaki Tahran'ın canlandırılması sadece gösterilen işaretlerle sınırlı değil, o dönemdeki ilişkiler, münasebetler, zamanın ruhu da filmde tecelli etmiş bulunuyor.
"Gün Ortası Macerası" filminin diğer bir kazanımı ise yönetmeni Muhammed Hüseyin Mehdeviyan'ın belgeselden drama doğru hareket etmesi ve yönelmesidir.
Önceki filmi de dramatik temasına sahip olsa da, birçok kişi, onu bir belgesel olarak zannediyordu.
Ancak yeni filmi bir hikaye filmdir ve profesyonel oyuncuların bu filmde yer alması bu önemli duruma büyük katkı sağlamıştır.
İran sinemasının kadın yönetmeni Bayan "Munir Keydi" daha önce yardımcı yönetmen ve sahne sekreteri olarak muhtelif yönetmenler ve sinemacılarla işbirliği yapmış bir isimdir. O, "Villalılar" filmini yapmadan önce, kısa filmler çekmiş ve muhtelif festivallerde ödüller kazanmıştır.
"Villalılar" filmi, İran'ın güneyinde yer alan Endimeşk kentinde çekilmiştir.
Villalılar filminde, gerçekte var olan savaş komutanlarının ikamet ettiği lojmanlar gösteriliyor. Bu filmde, hicri şemsi 1362 ve 1363 yıllarındaki savaş komutanlarının eşlerinin hayatı anlatılıyor.
Bu konu, İran sinemasında şimdiye kadar pek dikkate alınmamıştır.Bu filmde çok sayıda oyuncu rol almıştır ve sadece birkaç sahnesi dışındaki, filmin diğer sahnelerinin tamamında kadın oyuncular görülüyor.
Bu film, savaş dönemindeki komutanların eşlerinin hayatını anlatıyor ve savaş ile insanlık arasında bir itidal sağlamayı yönetmen, Villalılar'da başarmıştır.
Villalılar filminde, kutsal savunma yıllarının sosyal boyutu gibi önemli bir noktası üzerinde duruluyor ve iç ve dış, direniş ve firar, öfke ve sabır, kibir ve nezaket gibi ikili bir çizimle, gazilerin eşlerinin ciddi kaygıları filme çekiliyor öyle ki şimdiye kadar kimse bu bağlamda bir şey söylemiş değil.
Filmde, pozisyon ve konumlar övgüye layık şekilde çok sayıda, çeşitli ve dramatik olarak yaratılmıştır ve muhatap gazilerin ailelerinin yaşadığı durumlar, duygular ve hallerle birlikte filmi izliyor.
Bayan Keydi, "Villalılar" filmini çekmek suretiyle, kutsal savunma yıllarındaki öz kadınlık şefkatini en parlak şekilde gösteriyor.
Bu filmde biz, yaş ve kültür açıdan hiç birbirlerine benzemeyen ancak kendi köşelerine çekilip yalnız yaşayan ve gözleri yolda kalan kadınları görebiliriz.
Yönetmen, coğrafi, toplumsal ve tarihi ve de savaşla karşılaşan insanların haleti ruhiyesi ve psikolojik durumunu en iyi şekilde anlatmak için bütün gücünü kullanmıştır.
Yönetmen, çok basit anları görselleştirerek, izleyicileri için nefes kesen anlar yaratmıştır.
Toplumsal sinemada, muhtelif konular, tehlikeli anlar ve nefes kesen olaylar filme çekiliyor.
Bu tür sinemaların iyi satışı olabilir, toplumsal sorun ve sıkıntıların bu sinemada anlatılması, tehlike zilini ümit verici bir çerçeve içinde çaldırıyor ve toplumun büyümesi ve ileriye doğru hareket etmesine katkı sağlıyor.
Nitekim "Tarihsiz, İmzasız" sinema filminde, insanlık ve ahlakın yaygınlaştırılması, "Vehid Celilvend"in acı rivayetinin yardımıyla ümit verici noktalardan biridir ve bu rivayetin izlenmesini muhatabı için sağlıyor.
"Tarihsiz, İmzasız" filmi, toplumun sorun ve sıkıntılarını dert edinen bir filmdir, filmde dertler, toplumun vicdanı açısından anlatılıyor ve toplumdan uyanık ve duyarlı vicdan boşluğunun ne ölçüde, insanlık değerlerinin yıkılmasına neden olabileceği gösteriliyor.
"Tarihsiz, İmzasız" filmi, fakirlik, yoksulluktan kaynaklanan sorunlar, ailelerin dağılması ve toplumsal sorun ve sıkıntılar dikkate alınmıştır, yönetmeni ise, kişisel bir manifesto ile, uyanık ve uyumuş vicdanları, filmde karşı karşıya getirmiştir.
Bu filmde hikaye, başka toplumsal konuları anlatan sinemaların tersine, çok şiddetli bir ritim ile başlar ve ilk andan itibaren muhatabı, bu filmde, Doktor Neriman isimli bir kişinin hayatı ve adli tıbba getirilen cenazelerin birinin ölümünde kendini suçlu gördüğü anlar anlatılıyor.
Bu film çok elim ve acı verici olsa da, ancak yönetmeni, sentymantalizmin tuzağına asla düşmemiştir, belki de nedenlerinden biri, yönetmenin bu filmde müzik unsurunu kullanmış olmasıdır.
"Tarihsiz, İmzasız" filmi, teknik ve yapısal açıdan da beklenenlerin ötesinde bir eserdir, yönetmenin dekupaj ve mizansenleri bu filmde, tamamen hikaye ortamına dayalıdır ve bu açıdan muhatabını kendisiyle alıp götürüyor.
"Tarihsiz, İmzasız" filmi, çekim, ortam, tasarım ve oyunculuk açısından çok parlak ve başarılı bir film sayılır, ölüm ve morg ile ilgili bütün sahneler çok başarılı ve doğal şekilde, izleyicilerin zihninde garip bir korku oluşturacak şekilde anlatılıyor.
"Tarihsiz, İmzasız" filmi, toplumsal konuları anlatan sinema filmlerinden farklı ve tahmin edilemez bir şeyler bekleyenler için çok çekici, ibret verici ve eğlenceli olabilir.