Trump yönetimi ve nükleer anlaşmanın kaderi -1
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i61880-trump_yönetimi_ve_nükleer_anlaşmanın_kaderi_1
İran ile 5+1 grubu arasında 2015 yılında Kapsamlı Ortak Eylem Planı denen nükleer anlaşma imzalandı.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Şubat 17, 2017 18:33 Europe/Istanbul

İran ile 5+1 grubu arasında 2015 yılında Kapsamlı Ortak Eylem Planı denen nükleer anlaşma imzalandı.

Bu anlaşma uyarınca, İran İslam Cumhuriyeti nükleer faaliyetinin bir bölümünü ABD, Avrupa ve BM'nin ekonomik yaptırımlarının iptal edilmesi karşılığında kısıtlamasını kabul etti.

Nükleer anlaşma, uluslararası teamül çerçevesinde güven ortamı oluşturmak doğrultusunda İran ile 5+1 grubu arasında imzalanmış olmasına rağmen, ABD'nin yeni Başkanı Donald Trump yönetimi önceden planlanmış ve belirlenmiş yaklaşımıyla ve İran'ın füze denenmesini bahane göstererek, İranlı ve yabancı olmak üzere 13 kişi ve 12 firmayı yaptırım listene alarak, nükleer anlaşmayı tartışmaya açtı.

Image Caption

Bazı analistler, nükleer anlaşmayı iptal etmenin Trump yönetimi için zor bir iş olmadığını zira, önceki başkan tarafından belirlenen hususları sadece askıya almak suretiyle bunu yapabileceğini düşünüyor. Ancak Trump dönemindeki ABD'nin bu yönde adım atmak için ne kadar hazır olması, muhtelif açıdan ele alınıp incelenmesi gereken bir konudur

ABD yeni yönetiminin üzerinde düşündüğü seçeneklerden biri, BM'nin nükleer gözlemcisi olarak Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu tarafından daha sıkı denetim politikalarını uygulatmak ve İran'ın askeri sitelerine erişimi, daha önceki iddiaların temelsiz olduğu için dosyaları kapatılan bahanelerle yeniden gündeme getirmektir.

ABD ayrıca, nükleer anlaşmada "son geçerlilik tarihi" ile ilgili bazı maddeleri iptal etmek peşindedir.

Nükleer anlaşma uyarınca İran'ın nükleer faaliyeti ile ilgili bazı kısıtlamalar, 10 yılın ardından ortadan kalkabilecek.

Daha sıkı kurallar ve tedbirlerin de İran'ın nükleer alanda kullanılan malzemeler ve teknolojilerin ithalatı konusunda alınmasını da düşündüğü seçenekler arasında yer alıyor.

Image Caption

Carnegie Enstitüsü'ne göre, nükleer anlaşmanın iptali- nükleer anlaşma konusunda yeniden müzakere için çalışmak-nükleer anlaşmanın uygulanmasını agresif şekilde takip edip, onu kabul etmek ve Amerikan firmaların İran pazarına girmeleri için yolun açılması- Donald Trump yönetimininde tahmin edilebilecek 4 senaryodur.

1. senaryo, ABD'deki nükleer anlaşmayı Trump ihlal etmek yerine, önceki Başkan Barak Obama tarafından imzalanan hususların geçerlilik tarihinin 120 günün ardından bitene kadar sabır etmesini düşünen gruplar tarafından gündeme getirilmiştir.

2. senaryo ise, nükleer anlaşma konusunda yeniden müzakere başlatılmasıdır. Bu anlaşmanın iptali kolay olsa da, yeniden müzakere edilmesi, çok zordur, zira bunun yeniden yapılması için kabul edilebilir bir gerekçe ve mantık yoktur.

3. senaryo ise, nükleer anlaşmanın uygulanmasının agresif şekilde takip edilmesidir, bu senaryo önceki iki senaryoya göre daha uygulanabilirdir; ancak Trump yönetimi büyük olasılıkla, İran'ın nükleer anlaşma uyarınca yükümlülüklerini yerine getirdiğini gördüğü ve bildiği için bu senaryoda pek de agresif davranamaz. ABD'lilerin yüzde ikisinin nükleer anlaşmadan bu ülkenin çekilmesine karşı olduğu için İran'ın yükümlülüklerine bağlı olduğu sürece en azından Trump yönetiminin agresif davranması uzak bir ihtimal olarak gözüküyor.

4. senaryo ise, İran ile pazarlık yaklaşımıdır, bu senaryo Trump yönetiminde nükleer anlaşmanın kaderi ile ilgilidir. Trump'ın iktidarda olduğu için İran ile pazarlık imkanı uzak bir ihtimal de olsa, ancak Trump, her şeyin müzakere edilebileceğine inanıyor. Bu yüzden Trump, Amerikan firmaları için iyi br müzakereye özenebilir. Sputnik News, ABD Temsilciler Meclisi'nden naklen şöyle yazıyor: "Başkanlık seçim kampanyası sırasındaki radikal sloganlara rağmen İran ile nükleer anlaşma sürebilecek". Paul Ryan, Amerikan NBC haber kanalına yaptığı açıklamada şöyle ifade ediyor: "Ben birinci etapta, bu anlaşmayı desteklemiş değilim, bu anlaşmanın büyük bir hata olduğuna inanıyor, ancak çok taraflı yaptırımlar yeniden onarılabilir. Kongre'deki Cumhuriyetçi temsilcilerin çoğu bu anlaşmayı eleştirerek, bunun çok az nükleer kısıtlamalar karşılığında İran'a çok fazla imtiyaz verdiğini bildirmiştir."

Ryan sözlerinin devamında, bu önemli anlaşmayı iptal etmek yerine, uygulanması için baskı yapmanın önemli olduğunu düşündüğünü ifade ederek, Trump yönetiminin yaptığı şeyin kendisinin kabul ettiği hususlar olduğunu kaydetti.

Ryan ayrıca, ABD'de yeni hükümetin iş başına geldiğini ve İran'dan sorumluluk kabul etmesini istediğini, ancak önceki yönetimin bun yapmadığını belirtti.

Ancak uluslararası camia, bu anlaşmanın gözardı edilmesinin ABD'nin nükleer anlaşmayı imzalayan diğer taraflar yani AB, Çin ve Rusya ile ilişkilerini çetrefilleştirecek.

Image Caption

AB Dış Siyaset Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini de şöyle diyor: "Nükleer anlaşmanın tek taraflı olarak yeniden açılması imkansızdır. Nükleer anlaşmayı, Çin, Fransa, Rusya, Almanya, İngiltere, Amerika, AB ve İran gibi bütün taraflar imzalamıştır ve Güvenlik Konseyi Kararnamesi de bu anlaşmayı teyit etmiştir. Bunun için Trump tarafından gündeme getirilen tek seçenek, konuyu müzakere masasına taşımak suretiyle nükleer anlaşmayı, Kongre'de yasal kılıfı giydirmek için çaba göstermesidir. Bu süreç, bu anlaşmayı yeniden yasama gücüne bir anlaşma olarak onaylamak üzere sunulmasıdır ki büyük ihtimalle, onaylanmayacak. Böylece bu yöntemin başarı şansı çok düşüktür."

Belki en muhtemel seçenek, Trump'ın nükleer anlaşmayı yırtması yerine, anlaşmanın kilit maddeleri hakkında nasıl yeniden müzakere yapılıp, güçlendirilmesini takip etmesi olabilecek. Ancak İran, bu konuyu şiddetle reddetmiştir, ayrıca, nükleer anlaşmanın diğer taraflarının yeniden müzakere yapılması ve anlaşmanın gözden geçirilmesi için onayı almak, Rusya, Çin ve AB'nin sarih tutumlarına bakılırsa, imkansız gözüküyor.

Uzmanlar ise, Trump'ın diğer oyuncuları bu yeni oyuna dahil edip, kendi çizgisine getirebilmesinde ciddi tereddütlerin olduğuna inanıyor.

Image Caption

Reuters bu bağlamda 5+1 grubuna yakın bir kaynaktan naklen şöyle yazıyor: " 2. nükleer anlaşma elde etmek imkansız gözüküyor. Hele İran kalsın ABD'nin İngiltere, Çin, Fransa, Almanya ve Rusya başta olmak üzere 5+1 grubunun böyle bir müzakerelere katılmak için onayını alması çok zordur."

ABD'nin bu açıklama ve girişimleri,  Trump yönetiminin politikalarında ne kadar pratikte gerçekleşecek ve acaba Trump, seçim kampanyası sırasındaki sloganlarını yerine getirebilecek bir durum ve konumda olabilecek mi? İşte bu, tartışılması gereken başka bir konudur.

Ancak burada kesin olan bir şey var ve o da, ABD'nin bu anlaşma konusunda yeniden müzakere için tek taraflı çabası, bu anlaşma ile ilgili oluşan uluslararası ittifakı zayıflatmış olacak.

ABD'nin politikasındaki istikrarsızlık ve kararsızlık için AB ve üye ülkeleri, kendilerini, her türlü senaryoya karşı hazır hale getirmeleri gerekiyor, belki de son senaryoyu düşünmeliler.

Bu senaryo uyarınca, nükleer anlaşmayı yok edebilecek her şeye karşı, uluslararası bazda karşılık verilmesi gerekiyor.