İranlı yönetmenin "Satıcı" adlı eserinin Oscar ödülü üzerine
İranlı ünlü yönetmen Asger Ferhadi, 89. Oscar ödül töreninde Satıcı adlı eseri ile en iyi yabancı film ödülünü kazandı. Bu büyük gelişme İran’da ve dünyada farklı ve genellikle müspet tepkilerle karşılandı.
İranlı ünlü yönetmen Asger Ferhadi, 89. Oscar ödül töreninde Satıcı adlı eseri ile en iyi yabancı film ödülünü kazandı. Bu büyük gelişme İran’da ve dünyada farklı ve genellikle müspet tepkilerle karşılandı.
İspanya’nın El Pais dergisi Oscar ödül töreninde önce yayımladığı yazısında Satıcı adlı eser Oscar kazanırsa, Amerika Başkanı Donald Trump’ın yüzüne indirilen sert bir tokat gibi olacağını, bu olay yaşanırsa da pek şaşmamak gerektiğini, çünkü Satıcı filmi Oscar'a bir çok uluslararası ödülü kazanarak geldiğini belirtti.
Yönetmen Ferhadi de geçen hafta yaptığı açıklamada, kim bu ödülü kazanırsa aslında ödül, dünyada birlik ve beraberlik ve hoşgörü için mücadele eden insanlara ait olacağını kaydetti.
Ancak macera bununla bitmedi. Çünkü Oscar ödül töreni henüz başlamadan sadece İran sineması değil, İran’ın kültürel diplomasisi de Amerika’nın egemen sınıfı ve yeni yönetiminin saygısızlıkları ve ırkçılıkları ile mücadele arenasından zaferle çıktı.
İranlı yönetmen Asger Ferhadi törenden önce Amerika Başkanı Donald Trump’ın başta İran olmak üzere yedi İslam ülkesinin vatandaşlarına Amerika topraklarına giriş yasağı uygulamasını protesto etmek üzere 2017 Oscar ödül törenini boykot ettiğini ve hatta kendisine farklı bir muamele uygulanması durumunda bile yine Amerika’ya gitmeyeceğini ve bu törene katılmayacağını belirtti. Ferhadi, eğer Oscar ödülünü kazanacak olursa ödülü almak üzere NASA’nın üst düzey İranlı yöneticilerinden Firuz Naderi ve İranlı ilk kadın uzay yolcusu Enuşe Ensari’yi Oscar akademisine bildirdi.
Satıcı adlı eser Oscar ödülünü kazandıktan sonra ödülü almak üzere sahneye çıkan Enuşe Ensari, Ferhadi’yi temsilen bir mesajı okudu. Mesajda Ferhadi, Amerika Başkanı Donald Trump’ı göçmenlere karşı radikal politikaları yüzünden sert bir dille eleştirmişti. Ferhadi mesajında, Oscar ödül törenine katılmama sebebini, saygısız bir şekilde Amerika’ya girişleri yasaklanan ülkelerin insanlarına saygı gösterme şeklinde beyan etti. İranlı yönetmen Asger Ferhadi mesajında ikinci kez Oscar ödülünü kazanmayı kendisi için büyük bir onur kaynağı niteledi, ancak dünyanın biz ve düşmanlarımız şeklinde radikal politikacılarca ikiye bölünmesi korkuya sebebiyet verdiğini, bu korku şiddet ve savaşları haklı gösterme yalanından kaynaklandığını kaydetti.
Ferhadi, sinema sektörünün çalışanları sanatlarını kullanarak çeşitli dini ve etnik gruplardan yaratılan kalıpları kırabileceklerini ve dünya halkının dayanışmasına zemin hazırlayabileceklerini vurguladı.
Ve böylece İranlı yönetmen Ferhadi’nin ve genelde İran’ın Amerika’nın bu önemli etkinliğinde yer alması sadece sinema arenasında elde edilen bir başarı olmakla kalmadı, aynı zamanda Amerika devletinin hasmane uygulamalarına karşı itiraz sesini tüm dünyaya duyurdu. Gerçekte İranlı yönetmen Ferhadi Oscar tribününü kullanarak sanatındaki üstünlüğünden başka uluslararası camianın hassas şartlarını idrak etme ve bu camia ile dayanışma ruhunu sergileme yeteneğine de sahip olduğunu ortaya koydu.
Asger Ferhadi’nin Satıcı adlı eseri başka ülkelerden aday gösterilen 9 eserle rekabet etti. Bu eserler 85 eserin arasından Oscar için aday gösterilmişti. Aday gösterilen eserlerin arasında Avustralya, Kanada, Danimarka, Almanya, Norveç, Rusya, İsveç ve İsviçre’den eserler göze çarpıyor.
Satıcı adlı eser Can film festivalinde en iyi senaryo ve en iyi erkek oyuncu ödüllerini ve Mayıs 2016’da Münih’te düzenlenen uluslararası festivalde de en iyi film ödülünü kazanmıştı. Satıcı Amsterdam film festivalinde de seyirciler tarafından en iyi eseri seçildi ve geçen ay da 52. Uluslararası Şikago film festivalinde jüri heyetinin özel ödülüne layık görüldü.
İranlı ünlü yönetmen Asger Ferhadi, 2012 yılında “Nadır’la Simin’in ayrılığı” adlı eseri ile ilk kez Oscar ödülü kazandı. Ferhadi’nin bu eseri Berlin film festivalinde altın ayı ödülünü kazanmıştı. Ferhadi’nin Ela hakkında adlı eseri de yine Berlin film festivalinde gümüş ayı ödülüne layık görülmüştü.
Arthur Miller’in Satıcının ölümü adlı eserinden bir alıntı olan Satıcı adlı eserin konusu, bir karı kocanın ortak yaşamında kadın karakterin başına gelen kötü bir hadisenin ardından yaşanan krizden ibarettir.
Satıcı adlı eser Oscar ödül töreninden bir gece önce Londra’nın ünlü Trafalgar meydanında dev ekranda seyircileri ile buluştu. Londra’nın merkezinde yer alan Trafalgar meydanında ücretsiz olarak erkan edilen Satıcı’yı on bini aşkın sinema meraklısı izledi. Etkinlikten önce Londra halkını bu filmi izlemeye davet eden Londra belediye Başkanı, Ferhadi’nin eseri Satıcı’yı izlemeyi büyük bir onur olarak değerlendirdi.
Ancak bu yılki Oscar ödül törenine farklı bir açıdan bakmak istiyoruz. Oscar ödüllerinin ilk siyahi kazanan aktör Sydney Puaite oldu, ki 1964 yılında Oscar ödülünü kazanmayı başrdı. Fakat geçen sene 88. Oscar ödül töreni ve ondan önceki yıllarda düzenlenen törenlerde sürekli siyahi sanatçılar Amerikan sinemasında uygulanan ırkçılığa itiraz ediyordu ve bu itirazlar dünya sinemasının en ünlü ödül töreninin meşruiyetini gölgelemişti. Örneğin 2016 Oscar ödül tereninde bir tek siyahi sanatçının adı yoktu. Siyahiler bu durumu Hollywood dünyasında uygulanan ve alışılagelmiş ırkçılığa bağladı ve sonuçta bu duruma karşı aleni bir hareket başlatmaya karar verdiler. Bu hareket devam etti ve Oscar ödül töreni düzenlendiği sıralarda biraz ötede ve şatafatlı kırmızı halının yanı başında medeni aktivist El Sharpton adındaki bir papazın başını çektiği bir grup siyahi Hollywood dünyasında ve Oscar ödül töreninde ırkçılık ve ayrımcılık karşıtı protesto eyleme düzenledi. Oscar akademisi bu itirazların ardından bazı tedbirler alarak bu ödüle karşı oluşan atmosferi geçici de olsa dağıtmaya ve sakinleştirmeye çalıştı. Buna göre 24 Ocak tarihinde 2017 Oscar adayları açıklandığında #OscarsSoWhitee kampanyası zafer kazandığını hissetmeye başladı.
Bu yıl Amerika’nın Oscar akademisi üyeleri arasında siyahilerden ve diğer azınlıklardan üyesi sayısını arttırdı ve sonuçta siyahi aktörlerin yer aldığı üç eser en iyi film ödülüne aday seçildi. Bundan başka 5 siyahi oyuncu da en iyi oyuncu kategorisinde 20 adayın arasında yer aldı ve Beri Genkins de en iyi yönetmen adaylarından biri oldu. Genkins aynı zamanda en iyi senaryo yazarları arasında da aday gösterildi. Aslında bu yıl siyahi aday sayısı sadece 2006 yılındaki Oscar ödül törenindeki siyahi aday sayısı kadardı ve eğer belgesel ve kameraman bölümlerini de hesaba katacak olursak, bu yılki istatistik, hatta 79. Oscar'dan daha iyi olduğu anlaşılıyor. Bu gelişmeler geçen sene başlatılan ırkçılık karşıtı kampanyanın önemli bir hareket olduğunu gösteriyor. Peki ama, acaba şimdi Hollywood’da her şey yolunda mıdır ve hiç bir ayrımcılık uygulanmadığı söylenebilir mi, dersiniz?
Intertainment weekly dergisi 89. Oscar ödül töreni için çıkardığı özel sayısında çok ilginç bir araştırma yaparak facianın boyutunu ortaya koyan ilginç verileri ortaya koydu.
Amerikan nüfusunun %12.6 kadarını siyahiler oluşturuyor, fakat şimdiye kadar sadece dört bölümde tüm adayların %3.9 kadarını oluşturduğu anlaşılıyor. Yine bu dört bölümde ödül kazanan siyahilerin oranı sadece %4.4 kadardır. Yine azınlıkların arasında siyahilerin durumu en iyi olanıdır. Amerikan nüfusunun %16.3 kadarını Avrupa kökenli olmayan latin Amerikalılar oluşturuyor, fakat bunların arasından sadece %1.3’lük bir aday oranı söz konusu oluyor, ki bu sayıdan da sadece %1.2 kadarı ödül kazandığı anlaşılıyor.
Amerika’nın Los Angeles Times gazetesi de bir raporunda jürilerin arasında ırk çeşitliliği bu töreni izleyenlere oranla çok düşük olduğunu belirtti. Oscar ödülleri için oy kullananların %94’ünü beyazlar oluşturuyor ve sadece %6’sı başka ırklardan oluşuyor, ki bu %6’lık payda siyahilerin payı %2’yi aşmıyor.
Matt Daymon son röportajında Hollywood daha fazlasını yapmasını gerektiğini, fakat her halükarda Amerika’da çeşitli ırklara ve kadınlara yönelik ırkçılığın ve adaletsizliğin sadece Oscar ödülünün beyaz adayları ile sınırlı tutulmayacak kadar büyük olduğunu bilmek gerektiğini kaydediyor. Deymon, bu sorun Hollywood sektöründe ve daha doğrusu Amerika’nın her yerinde kök saldığı anlaşıldığını vurguluyor.
Sosyal meselelerin uzman El Z. Grandson ise Amerika’da ırkçılığın kökünün kurutulduğu iddiası, bir iddiadan öteye gitmediğini belirterek Amerikan toplumunun bugünkü gerçeklerine bakıldığında ırkçılığın izleri hala devam ettiği anlaşıldığını belirtiyor. Grandson CNN’e verdiği demecinde bugün Amerikan toplumunda ırkçılığın mirası ve renkli derililere olumsuz bakış hala yerinde durduğunu vurguluyor.
Tüm bunlar bir yana, bu yılki Oscar ödül töreninde çok tuhaf bir paradoks hakimdi, ki bunu da ciddi bir şekilde ele almak gerekir, fakat bunu daha ileriki bir zamana bırakıyoruz.
Her halükarda Hollywood camiası kendi içinde uygulanan ırkçılıktan acı çekiyor. Gerçekte bugün Hollywood sinema sektörünün bir çok eseri başka milletlere, başka dinlere ve etnik gruplara hakaret ediyor ve ırkçılığı, şiddeti, cinsiyet ayrımcılığını, cinsel sapıklığı ve cinsel şiddeti ve radikalizmi körüklüyor. Hollywood sektörü uzun yıllardan beri Asyalı insanları, Müslüman ülkelerin vatandaşlarını ve kısaca Amerikalı olmayan herkesi ürettiği filmlerde en kötü biçimde ve açık ayrımcılık anlayışı ile görüntülüyor. Peki ama şimdi ne oldu ki Oscar ödül töreninde Amerika Başkanı Donald Trump aynı sözlerini söylediği halde serzeniş oluyor?
Acaba bu sorunun cevabını bilen var mı?