Uluslararası İslam dünyası şehitleri kongresi
Uluslararası İslam dünyası şehitleri kongresi dünya genelinde fedakarlık ve şehadet kültürünü yaygınlaştırmak için en iyi fırsatlardan biri sayılır. Kuşkusuz İslam dünyasında şehitlerin makamını takdirle anmak, insaniyeti, direnişi ve milletlerin ve mazlumların haklarını savunmaktır.
İran’ın kutsal Meşhed kenti 2017 İslam dünyası kültür başkenti seçilmesi bu kentte kültürel faaliyetlerin ve oturumların büyük artış kaydetmesine vesile oldu. Bilindiği üzere şu günlerde Şehitler günü ve şehit anaları ve eşlerini anma günü olarak adlandırılan İmam Ali’nin –s– muhterem eşi Ümmül Benin’in vefatının yıl dönümünü idrak ediyoruz. Bu çerçevede Uluslararası İslam dünyası şehitleri kongresi de kutsal Meşhed kentinde düzenlendi. Kongreye İran, Bosna Hersek, Lübnan, Tunus, Suriye, Irak ve Pakistan’dan 300 kadar seçkin şehit ailesi katıldı. Kongre sırasında kutsal mekanların özel bayrakları Meşhed’in İmam Rıza –s– şehitliğinde göndere çekildi.
Evet, sohbetimizin başında da belirtildiği üzere Uluslararası İslam dünyası şehitleri kongresi dünya genelinde fedakarlık ve şehadet kültürünü yaygınlaştırmak için en iyi fırsatlardan biri sayılır. Kuşkusuz İslam dünyasında şehitlerin makamını takdirle anmak, insaniyeti, direnişi ve milletlerin ve mazlumların haklarını savunmaktır.
Uluslararası İslam dünyası şehitleri kongresi sekreteri Dr. İsfendiyari kongrede yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi: Şehitleri anmak ve saygı duymak, istiklal, özgürlük, izzet ve şerefin kızıl bayrağını göndere çekmek ve müstekbirlerin zilletinden ve esaretinden kurtulmak ve tevhid ve adalet değerlerini ihya etmek için sarf edilen kutsal bir çabadır, zira şehadet, değerlerin uğruna ölmektir ve gerçekte her şehit, bir milletin onur ve izzet zirvesine dikilen bir meşale gibidir. Şehadet tüm amaçlarımızı gerçekleştirebileceğimiz bir yoldur ve tüm amaçlar şehadetle elde edilebilir.
İslamî İran Cumhurbaşkanı Dr. Hasan Ruhani Uluslararası İslam dünyası şehitleri kongresinin özel konuğuydu. Ruhani yaptığı konuşmada, İslam dünyası genelinde ve özellikle son on yıllarda fedakarlıklarına şahit olduğumuz saygıdeğer şehitleri anmak hepimizin görevi ve büyük onurudur.
Şehitlerin bilim ve bilincin simgeleri olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Ruhani sözlerini şöyle sürdürdü: Nerede bilinç varsa ve o bilinç dünya halkının gözü önüne geliyor ve ilan ediliyorsa, orası şehadet mevkiidir. Şehit de bu kökten ve bu maddedendir. Şehitler bilinçli bir şekilde ve bilimleri ile hedefe ulaşma yolunu seçmiştir ve kanı ile o yolu tarihe ilan etmektedir. Bu yüzden şehitler ölmemiştir ve ölmeyecektir. Şehitler ilahi nimetlerden yararlanır ve sesleri her daim tarih semalarında yankılanır.
Cumhurbaşkanı Ruhani konuşmasında hiç bir silah halkın iman, direniş ve vahdetinden daha güçlü olmadığını ve günümüzde çeşitli arenalarda süren savaşların aslında iradelerin savaşı olduğunu, bu savaş bazen siyaset, bazen iktisat ve bazen de kültür alanlarında yürütüldüğünü belirtti. Ruhani İran milletini ve Müslümanları Amerika, korsan İsrail, bunların uşakları ve komploculara karşı muzaffer eden şey sadece silah olmadığını, silahtan daha da önemlisi halkın iman, irade, direniş ve vahdeti olduğunu vurguladı. Gerçekte hangi arenada güçlü iman ve irade hakim olursa, orada nihai zafer de vardır, fakat nerede iradeler sarsılır ve düşman büyük gözükmeye başlarsa ve kendi gücümüz gözardı edilecek olursa, o arenada hezimet kaçınılmaz olur.
Şehadet meselesinde büyük önem arz eden konu, insanın fedakarlık yaparak kendisini seçkin insanların saflarına katması ve ebedi yaşama kavuşmasıdır. Allah teala şehitlerin asla ölmediğini ilan ederek şöyle buyurur:
Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar.
Bu tabire göre şehitler her daim diridir ve ölüm sadece fani dünyadaki cari hayattan bu dünyanın perde arkasındaki hayata geçişleridir. Öte yandan şehitlerin fedakarlıkları ve bilinçli bir şekilde canını feda etmesinin sonu da çok mutludur. Nitekim yüce Allah Al-i İmran suresinin 170. Ayetinde şöyle buyurur:
Allah'ın, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar.
Gerçekte beşeriyet tarihinde yaşanan tüm büyük hadiseleri tarih sayfalarına yazarak hangisi daha değerli ve daha önemli olduğunu belirleyecek olursak, hiç birinin şehadetten daha büyük ve daha önemli olmadığı anlaşılır. Şehadet sadece basit bir fedakarlıktan ibaret değildir. Şehadet tüm insanları daldıkları gaflet uykusundan ve duyarsızlıktan uyandırmakla beraber olan bir fedakarlıktır. Buna göre şehit, şehadeti ile toplumun ölü ruhlu ve gaflet uykusuna dalan bireylerinin damarında yeni bir kan akıtarak onları uyandırır.
İslam Peygamberi’nden –s– bir hadiste şöyle okumaktayız: Her iyilikten daha üstün bir iyilik vardır ve bu durum Allah yolunda şehadete kadar devam eder, fakat ondan daha iyi bir şey yoktur.
İran’da şehitlerin pak kanının bereketi ve İslam mücahitlerinin çabaları ile İslam Cumhuriyeti nizamı ve İslamî hükümet kuruldu ve istikrara kavuştu. Şimdi ise hiç bir güç İslamî nizama yönelik tehdit oluşturamaz. İran milleti İslam inkılabının ta başından beri İslam düşmanlarının tüm komplolarına karşı direndi ve her geçen gün daha da güçlenerek zaferler elde etti. Düşman ise her komplosunda bozguna uğradı ve sonunda İslamî nizamın ve İslam dininin gücünü itiraf etmek zorunda kaldı. Şehti Nikfercam’ın oğlu Rıza Nikfercam da şehitleri anmak üzere bir beste icra etti.
Uluslararası İslam dünyası şehitleri kongresine katılan şehit Seyyid Muhammed Rıza Aziminia’nın kızı Sıddika Aziminia şehitlerin yüce mevkii hakkında bir şiir okudu. Şehit Seyyid Abbas Musevi’nin oğlu Yaser Musevi de şehit çocuklarını temsilen bir konuşma yaptı. Kongrede Lübnan Hizbullah hareketinin eski genel sekreteri Musevi’nin oğlu Yaser Musevi konuşmasında şu ifadelere yer verdi: Konuşmamı şehit babamdan bir cümle ile başlamak istiyorum. Babam şöyle derdi: Şühedanın mahzarında şühedadan başka hiç kimse konuşamaz. Ben şahsım adına ve İslam dünyasından gelen aileleri temsilen İran İslam Cumhuriyeti ve kongre yetkililerinin çabalarına teşekkür etmek istiyorum. Yine İslam cumhuriyetinin tüm meselelerini açık kucakla karşılayan ve emsalsiz bir ihlasla onu savunan ve kutsalları savunma uğruna bir çok şehit sunan aziz İran milletine de teşekkür etmek istiyorum. İran milleti küresel istikbarın önünde durmanın bedelini ödüyor.
Şehit Musevi’nin oğlu Yaser Musevi konuşmasının devamında şehitleri anma gününe işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü: şehitleri anma gününde kutsal Meşhed kentinde bu etkinliğin ihya edilmesinin önemine vurgu yapmak istiyorum, zira şehitlerini anmayan bir millet, ölü bir millettir. Yine bu mübarek kongrede şehit ailelerinin adına, ister siyonist düşman ister İslam dünyasının bugünkü tüm düşmanların komplolarına karşı cihad ve şehadet ve direniş yolunun sürdürülmesine vurgu yapmak istiyorum ve konuşmamın sonunda da İslam ümmetinin artan izzetini ve vahdetini niyaz ediyorum, varsın İslam ümmetine karşın her türlü tehdide karşı koymak için gerekli hazırlığa kavuşmuş olalım.
Öz Muhammedi –s– İslam’ı savunmak uğruna fedakarlık yapmak ve şehit olmak, tüm Müslümanların ortak yönüdür. Bu konu, şehit ailelerinin de üzerine vurgu yaptığı bir konudur. Şehit İmad Muğniye’nin annesi Amine Selame şöyle diyor: Biz, kanı ile hak bayrağını diken İmam Hüseyin –s– mektebinin izleyenleriyiz. İmam Hüseyin –s– bizde cihad inancını yarattı ve bizim yolumuz hür insanların efendisi İmam Hüseyin’in –s– izlediği yolun bir parçasıdır ve bu yolda bu büyük insan bizim örneğimizdir. Müslümanlar el ele vermeli ve aralarında inkılap cihadı ruhunu canlı tutmalıdır. Bizim direnişimiz baki ve Hac Rıdvan ve Seyyid Abbas Musevi ve Şeyh Ragıp Harb gibi şehitlerin ve aziz vatanımız uğruna şehit düşen tüm şehitlerin yolunda süreklidir. Eğer o şehitler olmasaydı, bugün bizim kerametimiz olmazdı. Direniş şehitlerin kanı ile güçlenmiştir. Bence izlediğimiz yol her daim fedakarlık gerektiren bir yoldur.
Boşnak şehit anası Munira Subaşic de en kötü şey unutkanlık olduğunu ve kendisi İranlı şehit analarına mesajı, şehit evlatlarının unutulmasına müsaade etmemekten ibaret olduğunu ve bunu evlatlarına ve daha sonra gelen kuşaklara öğretmelerini zira bilim ve eğitim düşman karşısında en iyi silah olduğunu belirtti.