Sekiz yıllık kutsal savunma hamasetinin rivayeti -1
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i74246-sekiz_yıllık_kutsal_savunma_hamasetinin_rivayeti_1
22 Eylül 1980 tarihinde Irak Baas rejimi deniz, hava ve karadan İran’a karşı geniş çaplı saldırıyı başlattı.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Haziran 15, 2017 17:46 Europe/Istanbul

22 Eylül 1980 tarihinde Irak Baas rejimi deniz, hava ve karadan İran’a karşı geniş çaplı saldırıyı başlattı.

Saddam bu saldırıdan birkaç gün önce 1975 Cezayir sınır anlaşmasını TV kameraları karşısında yırttı. Saddam Baasçı ordusunun birinci saldırı dalgasında Tahran, Ahvaz, Tebriz, Hemedan, Buşehr ve Abadan havaalanları bombalandı. Hurremşehr ve Abadan sınır kent sakinleri ise top ve tank sesleri ile uykudan uyandı. Böylece daha yeni kurulan İran İslam cumhuriyetine dayatılan 8 yıllık savaş başladı. Irak ordusunun İran’ın batı ve güney sınırlarına yönelik saldırılarının yoğunlaşması ile birlikte halkın çeşitli kesimleri savaş cephelerine sevk edilmek için hazır olduklarını belirttiler. İslam cumhuriyeti kurucusu İmam Humeyni ise yayınladığı bildiride, yapılan saldırıları kınarken, Saddam rejiminin İran topraklarına saldırısının devam etmesi hakkında uyarıda bulundu. Mesajda şöyle dendi: Sanmasın ki İran halkı, hükümeti ve ordusu bunlara cevap vermekten acizdir. Gerektiği zaman ben halka mesaj vereceğim ve Saddam Hüseyin ve benzerlerine, Amerika’yı izleyenlerin kayda değer olmadığını ispatlayacağım ve bizim temel ilkemiz bu saldırılara karşılık vermektir; fakat öyle bir karşılık verelim ki Irak halkına, Allah göstermesin, bir zarar gelmesin. 

Bu saldırı İslam inkılabı zaferinden sadece 19 ay geçerken başladı. O dönemde İslam cumhuriyeti, iç ve dış tehditler ve komplolara karşı mücadele ile nizamı kurmaya ve ülkede istikrarı sağlamaya çalışıyordu. İslam cumhuriyeti silahlı ordusu, şahlık nizamının devrilmesi ardından toparlanmakla meşgulken İslam inkılabı muhafızlar ordusu da daha yeni şekillenmeye başlamıştı. Fakat Irak Baas ordusunun saldırısından sadece bir yıl sonra İran silahlı kuvvetleri ve İslam inkılabı muhafızlar ordusu halkın yoğun destekleri ile performansını tekrar kazanarak, düşmanı gafil avlayan ve zaferle sonuçlanan birkaç harekât ile Irak Baas rejimini saldırgan durumdan savunma durumuna geçirdi ve hatta işgal edilen bazı bölgelerde de saldırganları uluslararası sınırların gerisine kadar püskürttü. 

Yeni kurulan İslam cumhuriyeti nizamının devrilmesi için dayatılan savaşın son kurşun olması gerekirken, İran halkının ulusal birlik, vahdet ve güç noktasına dönüştü. Saddam rejiminin İran İslam cumhuriyetine karşı dayattığı 8 yıllık savaş, İslam inkılabı tarihinin kalıcı ve hamasi dönemlerindendir. İran halkı ve özellikle de genç kuşak Saddam rejimi ordusu karşısında 8 yıl direnerek, en asgari askeri imkan ve silahlarla ülke ve inkılaplarını korumada dünyaya cesaret örnekleri sergilediler. Tabii ki bu cesaret ve yiğitlikler, dünyada kurtuluş hareketlerine örnek oldu. Lübnan ve Filistin’deki İslami direniş, Müslüman İranlı gençlerinin fedakârlık ve şehadetinden esinlendi. On binlerce İranlı genç cesaret ve fedakârlığın doruğunda İslam inkılabının yüce hedefleri ve ülkülerini savunmak için şehit oldular. Onlar İran ve İslam inkılabını savunmada canlarından geçerek, vatan topraklarının bir karışının bile düşmanın işgalinde kalmasına izin vermediler. Tabii ki savaş ve sonuçları tüm ülkeler için yıkıcıdır, fakat bir düşmanın saldırısına uğrayan, halkı ve özellikle gençleri tüm varlıkları ile ülke ve nizamlarını savunmaya kalkışan bir millet için o savaşta tarih yazılır ve iftihara sebep olur. İslam inkılabı rehberi Ayetullah Seyid Ali Hamenei bu bağlamda şöyle buyuruyor: Bu savaş, bir savunma savaşı idi. Savunma savaşı saldırı savaşından farklıdır; savunma savaşı, insanların bağlı olduğu ülkülere derin sadakati, taassubu ve gayretinin ortaya çıktığı yerdir.  

İran halkının, doğu ve batı bloklarının desteğinde olan düşmanın vahşi saldırısına karşı 8 yıllık kutsal savunması, İran halkı için sonsuz milli bir gururun kaynağı oldu. İran halkının 8 yıllık savunması, İslami İran cumhuriyetini dize getirmeye çalışan doğu ve batı süper güçlerinin ortak komplosunu, İran halkının kendi güçlerini ispatlama fırsatına dönüştü. İranlı gençlerin cesaret ve yiğitlikleri, halkın desteğine sahip olan, İslami hâkimiyet ve vahdet sayesinde olan bir nizamın her düşmanı yenebileceğini gösterdi. Bilinçli ve güçlü bir lidere sahip olan İran halkı, dini ve milli saiklerle saldırgan düşmana karşı ayaklanarak milli vahdetlerini sergilediler. Bu Saikler halkın dini, ideolojik ve ulusal cephelerde geniş ve coşkulu katılımına sebep oldu.

8 yıllık savunma, şerefli bir savaştı ve bu yüzden düşmanın yasak silahlar kullanması, kentleri ve sivilleri bombalaması gibi kalleş stratejileri karşısında İranlı savaşçılar insani ve İslami değer yargıları ayaklar altına almadılar. Tüm ülkelerde halkların kendi topraklarını savunması, sorumluluk sahibi sanatçılara ilham kaynağı olmuştur. Edebiyat, sinema, resim ve musiki gibi İran'ın çeşitli sanat alanlarına kısa bir bakışla, en iyi ve seçkin eserlerin kutsal savunma dönemine ait olduğu anlaşılır. Buna göre İran halkının Saddam rejimine karşı 8 yıllık kutsal savunması da ulusal vahdet ve birliğin sonsuz kaynağı ve sanat eserlerinin yaratılması için ilham oldu. tabii ki İran halkının 8 yıllık kutsal savunması sadece İran halkı için ilham kaynağı olmadı, zira İranlı Müslüman gençlerin cesaret ve yiğitlikleri İran sınırlarını aşarak, bir çok mazlum halka ilham verdi.

58 ülke tarafından desteklenen bir ülke ile 8 yıl savaşmak, çok az milletin tecrübe ettiği özel şartlar oluşturdu. Bu özel şartlar, İran yiğit evlatlarının onların bu eşit olmayan savaştaki mazlumiyetlerinin yanında hamaset boyutu kazandı ve böylece halkın belleğinde kalıcılaştı. Kutsal savunma dönemini tekrar gözden geçirmek, özgür bir dünya isteyen İran ve İslam aşıklarına her zaman ilham olmuştur zira 8 yıl süren bu savaş, İran İslam cumhuriyetinin bölge ve uluslararasındaki konumunu sabitleştirdi.

8 yıl süren kutsal savunmanın bölgesel ve bölge dışı sonuçlarını anlamak hiç de zor değil. Zira kutsal savunma dönemindeki hamasetleri, İkinci Dünya savaşı ardından yaşanan tüm savaşlardan çok daha fazladır. Son 400 yıllık zaman diliminde Osmanlı İmparatorluğu ve İran arasında bir çok savaş yaşandı fakat bu savaşların hiç biri, bu kez görünürde bir, fakat dünyanın tüm süper güçlerince desteklenerek yönlendirilen bir ülke ile savaşla aynı seviyede değil.

Bir çok stratejiste göre İran halkının Saddam rejimi karşısındaki 8 yıllık savunması, ilahi saiklerle, vahdet ve milli birlikteliğini koruyarak, hiçbir yabancı güce dayanmadan kendi kaderini sultacılara karşı çizen İranlıların günümüz klasik ordularından biri ile ilk savaşıdır.

Fakat Saddam rejiminin İran İslam cumhuriyetine tecavüzü nasıl ve neden başladı? Uzun zamandan beri İran ve Irak arasında sınır ve toprak ihtilafları, saddam'ın İran topraklarına saldırı sebebi değildi.  Bu sadece bir bahaneden ibaretti. Saddam'ın İran'a saldırısına sebep olan asıl konu, İslam inkılabının bölgesel ve uluslar arası boyutlardaki etkileri ve de İslam inkılabının ardından yaşanan gelişmelerdi.

İran İslam inkılabı bir çok bölgesel ve dünya dengelerini altüst etti. Bu değişiklikler iki süper güç ve bölgesel uşaklarının zararına gelişen olaylardı. Saddam'ın İslam cumhuriyetine karşı dayattığı savaş, İslam inkılabının bölgesel ve dünya çapındaki etkilerine ilk tepki idi. Gelecek bölümde bu konuyu ele alacağız. Esen kalın.