Tahran’da terör saldırıları, ülkeyi güvensizleştirmeye dayalı tekrarlanan senaryo
Tahran 7 haziran terör saldırılarında, yıllardan beri çevresinde yaşanan olaylara şahit oldu.
Tahran sladırıları, bir kez daha terörizmin sınır tanımadığını, teröristlerin bölgeyi güvensizleştirmek olan temel hedeflerini gerçekleştirmek için her yerde ve her zaman saldırıya geçebileceklerini gösterdi.
Tahran saldırıları ardından içişleri bakanlığı yayınladığı bildiride iki terör timinin Çarşamba günü eş zamanlı olarak İslam cumhuriyeti kurucusu İmam Humeyni’nin –ra- türbesi etrafı ve İslami şura meclisi idari binasına saldırarak, ülkenin huzur ve güvenli ortamını zedelemeye çalıştığını duyurdu.Saldırı sonucu 17 vatandaş şehit olurken, en az 40 kişi de yaralandı. Tekfirci IŞİD terör grubu saldırıyı üstlendi.
Hiç şüphesiz terörizm dünyanın neresinde olursa olsun çirkin ve kınanmış bir harekettir. Fakat 11 eylül saldırıları ardından Amerika’da başlayan hareket, terörizm ile mücadele adı altında tehlikeli yeni bir bidatin startını verdi. Amerika terörizmden uydurduğu tarif ve anlamla, kendi tek yönlü kıstasları ile terörizmi “iyi” ve “kötü” olarak ikiye ayırdı ve bu grupların bazılarına kanat gerdi. Bazı bölge ülkeleri bu cümleden Arabistan da teröristlere verdiği mali ve askeri olanaklarla onlara destek oldu, böylece çeşitli milliyetlerden paralı uşaklar, IŞİD tarafından devşirildi. Bunu ise, terörizmi yaymaktan başka bir anlamı yoktu.
Bir çok kanıt, yönlendirilmiş terörizmin, İran İslam cumhuriyetine baskı yapmak için Amerika tarafından bir araç olarak kullanıldığını gözler önüne seriyor. Günümüzde terörizme destek verenler, şer ve terörist unsurları çeşitli yollardan İran’a sızdırarak ülkeyi güvensizleştirmeye çalışıyorlar. Nitekim 7 haziran tarihinde Tahran’da benzer olaylara şahit olduk. Günümüzde bölgede baş gösteren terörizm yıllar önce de İran’ı hedef almıştı ve bugün de bu olaylar tekrarlanmakta.
Önemli olan konu ise terörizmin küresel bir tehdit olmasına rağmen, terörizm ile savaşın küreselleşmemesidir. Bu arada terörizm ile mücadele ettiğini iddia eden ülkeler varsa bunun bir kandırmacadan öte olmadığı anlaşılıyor. Zira Amerika, İngiltere ve Arabistan, bizzat terörizmi oluşturan ve destekleyen ülkelerdirler.Bu arada Siyonist rejim de terör cinayetlerinin yayılmasındaki temel halkalardan biridir, zira bölgeyi güvensizleştirerek, yaşanan krizi İslami direnişi en fazla etkileyecek şekilde yönetmeye çalışıyor.
Hiç şüphesiz bu alandaki temel oyuncu, Arabistan’dır, zira bölgeyi güvensizleştirerek tekrar Amerika’yı kriz odağına yerleştirmeye çalışıyor. Bu siyasi oyun, Amerika başkanı Trump’ın son Riyad ziyaretinde Arap ülkelerine en az 100 milyar dolarlık silah satmasına sebep oldu.
İtalyan basınından Lastampa gazetesi bir süre önce yayınladığı raporda “İsrail’den Arabistan’a kadar, her kes İran karşıtı” başlığını atarak şöyle yazdı:
Evigdor Lİberman ve Adil el-Cubeyr’in Tahran karşıtı tutumunun karine olduğu söylenebilir. Libermean da Arabistan’ın oluşturduğu ortamdan cesaret alarak 1948’den bugüne kadar ilk kez ılımlı Araplar ve Sünni Arapların, onların asıl düşmanının İsrail veya Yahudiler veya Siyonistlerin değil de İran olduğunu anladıklarını iddia etti.
Dünyaca tanınan Arap yorumcu ve yazar, Ray el-Yaum gazetesi genel yayın yönetmeni Abdulbari Atvan bu bağlamda yaptığı değerlendirmede, bölgesel bazda koalisyon oluşturma hedefinin İran'a karşı savaş ilani değil; büyük tehlike İran gibi uydurma bir iddia ile siyonist rejimin Arap ülkeleri ile ilişkileri normalleştirme ve Amerika alt yapı projelerine mali kaynak sağlamak için Fars Körfezi kıyı ülkelerinin geride kalan zenginliklerini yağmalamaktır, bu da Trump'ın başkanlık seçimlerindeki vaatlerinden biridir.
Amerika IŞİD'e yapmış olduğu yardımlarla aslında bu terör örgütünün faaliyeti için uygun ve güvenli ortam oluşturmuştur. Aslında Amerika girişimleri, bölge ve dünya milletleri için terörizmin yayılması, savaş, parçalanmak ve güvensizlikten başka getirisi olmadığı söylenebilir.
Günümüzde bölgede oluşan durum, İran'da İslam inkılabının zafere kavuştuğu ilk dönemlerde sahneye konulan senaryonun tekrarıdır. Fakat günümüzde bu senaryo, IŞİD terör grubu tarafından bazı bölge ülkelerinde sahneye konuluyor ve Suudi Arabistan gibi bazı rejimler, tekfirci IŞİD'e gizli destek ellerini açarak, terörizme açıkça destek verdiklerini, İran'da ortamı güvensizleştirmeyi, stratejik dış siyasetlerinin bir parçası olduğunu açıkça belirtiyorlar. Nitekim Suudi Savunma Bakanı Veliahd Muhammed Bin Selman da "Savaşı İran sınırları içine çekmeliyiz" demişti/