İslam’ın terör ve tekfiri reddetmesi
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i75144-İslam’ın_terör_ve_tekfiri_reddetmesi
Terör olaylar dünyanın çeşitli ülkelerinde en büyük güvensizlik kaynağı olmaya devam ediyor.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Haziran 23, 2017 06:53 Europe/Istanbul

Terör olaylar dünyanın çeşitli ülkelerinde en büyük güvensizlik kaynağı olmaya devam ediyor.

Bazı masum insanların terör olaylarında hayatını kaybettiği veya yaralandığı ile ilgili medyada haber çıkmadan gün geçmiyor. Dünyanın doğusundan batısına kadar hemen hemen tüm ülkelerde az çok terör eylemleri tehditleri yaşanıyor. Yine bu terör eylemlerinin hemen hemen tümünde tekfirci IŞİD terör örgütünün ayak izleri bulunuyor. IŞİD de her defasında sözde gücünü göstermek için bu tür terör saldırılarının sorumluluğunu üstleniyor.

Öte yandan Irak ve Suriye’de ordu birlikleri ve halk güçlerinin tekfirci IŞİD teröristlerini işgal ettikleri bölgelerden atma yönündeki mücadeleleri örgütü iyice sıkıştırdığı anlaşılıyor. Bu yüzden tekfirci terör örgütü dünyanın sağında solunda terör saldırılarını artırmaya çalışıyor. Kuşkusuz IŞİD terör örgütünün herhangi bir sınırı yoktur. Örgüt dünyanın dört bir yanından eleman toplamaya ve bu elemanları yaşadıkları yörelerde terör eylemlerinde kullanmaya çalışıyor. Gerçekte IŞİD terör örgütü bir örgüt değil, daha çok İslam’ın barış, hoşgörü, özgürlük, uzlaşma ve tüm İslamî mezheplerin bir arada yaşamaları ile ilgili yüce tealimini yanlış ve sapkın yorumlayan bir düşünce, bir ideolojidir. Bu yüzden tekfirci IŞİD terör örgütünün tehditleri ile mücadele etmek de çok karmaşık ve zor bir süreçtir.

İran İslam Cumhuriyeti Ortadoğu bölgesinde tekfirci terör akımları ile mücadelenin öncülerinden biridir. Son yıllarda İranlı askeri müsteşarlardan bazıları tekfirci terör örgütleri ile mücadele yolunda şehit düştü. İran İslam cumhuriyetine karşı büyük kin besleyen ve tekfirci düşüncesinin ana başlıklarından biri dinden çıkanlar tabir ettiği Şii Müslümanlara düşmanlık gütmek olan tekfirci IŞİD terör örgütü bu çerçevede Şii Müslümanların katledilmelerini vacip ilan etmiştir.

IŞİD son bir kaç yılda İran’da terör eylemi düzenlemek için büyük çaba harcamıştır. Ancak örgütün İran’da eleman toplamakta başarısızlığı ve İran İslam Cumhuriyeti istihbarat ve güvenlik kurumlarının örgüt hakkındaki geniş bilgisi, İran’da terör eylemleri düzenlemekte başarısız olmalarına sebebiyet vermiştir.

Geçen hafta 7 Haziran Çarşamba günü tekfirci IŞİD terör örgütü onlarca kez çabanın ardından İran İslam Cumhuriyetinin güvenlik ve istihbarat ağını aşarak İslamî şura meclisi ve İslam inkılabının önderi İmam Humeyni -ks- külliyesinde terör saldırıları düzenledi ve 17 vatandaşımızı şehit etti ve onlarca vatandaşımızı da yaraladı.

Bu terör saldırısı bir kez daha İran İslam cumhuriyetinin tekfirci IŞİD terör örgütü ile mücadele politikasında haklı olduğunu İslam inkılabının tüm dostlarına ve düşmanlarına gösterdi. Yine IŞİD’in Tahran’da düzenlediği terör saldırıları başta ABD olmak üzere İran düşmanlarına Tahran yönetimini teröre destek vermekle suçlamalarının ne denli mesnetsiz ve yalan olduğunu da ispat etti. Öte yandan Amerika yönetiminin Tahran’da terör eylemi düzenleyen teröristlere destek yönünde tepki vermesi da bir kez daha Amerika yönetiminin teröre çıkarcı bir şekilde yaklaştığını ve ona göre terörü iyi ve kötü olmak üzere ikiye ayırdığını ortaya koydu.

İran İslam cumhuriyetinin tekfir ve terörle mücadele politikası aslında İslam öğretilerine dayanır. İran İslam Cumhuriyeti dünyada öz Muhammedi İslam’ın ve yüce değerlerinin gerçek savunucusu ve terör ve tekfirle mücadelenin öncüsüdür. Tekfirci terör örgütleri ve en başlarında IŞİD’in İslam’dan dünyaya sunduğu İslam imajının aksine bu semavi dinde teröre asla yer yoktur. İslam dini teröre ve hatta İslam muhaliflerini öldürmeye şiddetle karşıdır. Nitekim Maide suresinin 32. Ayetinde açıkça şöyle denilmektedir:

Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur.

Kur'an'ı Kerim’in açıkça ifade ettiği üzere Müslümanların ve gayri Müslimlerin tekfirci teröristlerce katledilmeleri yüce Allah katında affedilmeyen en büyük günahlardandır.

İslam’ın büyük önderlerinin yaşamı ve sünnetinde de terörü ve hatta muhaliflere karşı terörü reddeden bir çok rivayet ve öykü söz konusudur. Yaşamı baştan başa insan gibi yaşama dersi ile dolu olan İslam’ın büyük önderlerinden biri Hz. Ali’dir -s-. İmam Ali’nin -s- kısa hilafet döneminde o hazrete üç savaş dayatılır. Bu savaşlardan biri Cemel savaşıdır. Cemel savaşında  İmam Ali’nin -s- karşısında oluşturulan cephenin komutanlarından Zübeyr bin Avam, çatışmaların doruk noktasında savaş meydanından kaçar. O sırada Müslümanlardan biri onu takip eder ve yolda onu gafil avlayarak öldürür. İmam Ali -s- bu olaydan haberdar olunca çok üzülür ve şöyle buyurur: onun katili cehennem azabı ile cezalandırılacaktır, çünkü peygamberin -s- men ettiği bir ameli işlemiştir.

İslam Peygamberi’nin -s- sünneti ve siyeri de terörü men etmeye yönelik olmuştur. Allah Resulü -s- hiç bir zaman düşmanlarına karşı teröre baş vurmadı, başkalarına da buna müsaade etmedi. Buna göre İslam dininde terör ve insanları gafil avlayarak katletmek yasaktır. İnsanları sokakta gafil avlayarak katleden veya insanların geçtiği bir yolun üzerine bomba yerleştiren veya intihar eylemi ile çarşıda, camide veya başka mekanlardan bazı masum insanları katledenler açıkça terörist sayılırlar. İslam dini bu tür eylemleri şiddetle kınıyor ve bunu yapanları da katil ve cani ve Allah düşmanı ilan ediyor.

İslam dininin önderleri hatta fasık ve zalim insanları pusuya düşürmek veya terör yoluyla öldürmeye karşı çıkmıştır. Hal böyleyken acaba böyle bir dinin kadınları, çocukları, sıradan insanları sokaklarda, namaz kılan insanları camilerde veya herhangi bir yerde toplanan masum insanları katletmeye izin verdiği düşünülebilir mi, dersiniz?

Bir insanın şer’i açıdan öldürülmesi caizken terör yoluyla öldürülmesi caiz sayılmadığı yerde kanının hürmeti olan ve Kur'an'ı Kerim tabiri ile öldürülmesi tüm insanları öldürme anlamına gelin bir insanı terör yoluyla katletmenin azabı mutlaka kat kat fazla olacaktır.

Maalesef İslam düşmanları ve başta ABD ve korsan İsrail ve Batılı devletler tekfirci akımların tanıtılmasında ve dünyaya gerçek yüzlerini gösterme yolunda engeller çıkarıyor ve bir nevi IŞİD gibi tekfirci terör örgütlerinin faaliyetlerini sürdürmelerine yardımcı oluyor. ABD ve Batı tekfirci terör örgütlerinin cinayetlerinden İslam’ın imajını bozmak için kullanıyor ve bu cinayetleri İslam’ın adına mal etmeye çalışıyor ve terörü kendi çıkarları uğruna bir malzeme olarak kullanıyor.

Batı dünyası terör saldırısı Tahran’da olunca çok kolay bu saldırılara göz yumuyor ve hatta bu tür cinayetleri İran İslam Cumhuriyeti ile düşmanlığı yönünde haklı gibi göstermeye çalışıyor. Fakat benzer bir saldırı herhangi bir Batılı ülkede olunca hemen İslam’ın tehdidinden söz ediliyor.

Ancak teröre bu tarz çifte standart bir yaklaşım Amerika ve Batılı devletlerin arasında devam ettiği sürece onlar da tekfirci teröristlerin işlediği her cinayetin ortağı sayılır ve terörle mücadele iddialarına da asla güvenmemek gerekir.