Bercam ve muhtemel senaryolar
Amerika Başkanı Donald Trump uluslararası camianın istek ve iradesine karşı çıkarak İran’ın Bercam nükleer anlaşmasına bağlı kaldığını onaylamadı ve anlaşmanın geleceğini ABD kongresine havale etti.
Şimdi ise tüm gözler ABD kongresine çevrilmiş bulunuyor. şimdi bütün dünya Amerikalı yasama yetkilileri uluslararası camianın desteklediği bu anlaşma hakkında nasıl bir karar vereceğini merakla bekliyor.
Aslında Amerika Başkanı veya ABD kongresinin bu anlaşmayı onaylaması, İran ve 5+1 grubu arasında imzalanan ve BM güvenlik konseyince de 2231 sayılı kararname ile onaylanan belge ile hiç bir ilgisi bulunmuyor. Bir başka ifade ile İran İslam Cumhuriyeti’nin Bercam nükleer anlaşmasındaki yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği hakkında görüş beyan edebilecek tek resmi kurum UAEK’dur. Ancak buna karşın ABD kongresinde eski Başkan Barack Obama döneminde bu anlaşmaya karşı olan temsilciler anlaşmanın uygulanması yolunda engel çıkarmak için bir kanun çıkardılar. Bu kanunda ABD Başkanı her 90 günde bir İran’ın Bercam nükleer anlaşmasına bağlı kalıp kalmadığını bildirmekle yükümlü hale getirildi.
Kısaca İnara kanunu olarak anılan İran’ın nükleer anlaşmasını inceleme kanunu’na göre ABD Başkanı İran’ın bu anlaşmaya bağlı kalıp kalmadığını bildirmesinden başka üç konuda daha kongreyi bilgilendirmesi gerekiyor. Bu üç konu ise şöyle:
Acaba İran Bercam nükleer anlaşmasındaki yükümlülüklerinde fahiş ihlal işlemiş midir?
Acaba İran nükleer silah yapmak yönünde çaba harcamış mıdır?
Ve son olarak acaba İran’a yönelik nükleer yaptırımların askıya alınmasının devam etmesi ABD’nin milli çıkarlarına uygun mudur?
Amerika Başkanı Donald Trump 13 Ekim Cuma günü yaptığı ve İran milletine bir çok suçlama yönelttiği konuşmasında daha önce iki kez onaylamasının aksine bu kez bu anlaşmayı onaylamadığını belirtti ve ABD kongresinde anlaşmada gözetlediği değişiklikleri uygulamasını istedi.
Şimdi bu tutumun ardından akla gelen soru, Bercam nükleer anlaşmasının önünde yer alan muhtemel senaryoların neler olduğu sorusudur.
ABD kongresinde Bercam nükleer anlaşması ile ilgili muhtemel senaryolardan biri, kongrenin askıya alınan yaptırımları yeniden uygulama kararı almasıdır ki bu da resmen nükleer anlaşmanın yok olması demektir.
ABD kongresinin çıkardığı İnara kanunu kongreye ABD Başkanı Bercam nükleer anlaşmasını onaylamadığını ilan etmesinden sonra en geç 60 gün içinde askıya alınan yaptırımları yeniden ele alması ve maslahat gördüğü takdirde söz konusu yaptırımları yeniden uygulamasıdır. Bu kanunda bu konunun kongrede gündeme alınan yasa tasarılarının ele alınması ile ilgili normal süreçten bağımsız olarak ele alınması öngörülüyor ve her türlü kararın nisbi çoğunluk yani 51 oyla geçerli olacağı belirtiliyor. Bu yüzden Amerikalı senatörlerin en kısa sürede ve 60 oydan oluşan çoğunluk barajından kaygı duymaksızın ve sadece 51 olumlu oyla İran’a yönelik nükleer yaptırımları yeniden uygulayabilecekleri anlaşılıyor.
ABD kongresinde Trump’ın partisi yani cumhuriyetçi partinin 52 senatörü bulunduğundan görünen o ki İran’a dayatılan ve Bercam nükleer anlaşmasından sonra askıya alınan nükleer yaptırımların yeniden uygulanması ve sonuçta Bercam’ın yok edilmesi cumhuriyetçiler için pek zor bir durum değildir. Ancak buna karşın Amerika’da son haftalarda yaşanan bazı gelişmeler, Bercam karşıtı kanadın kongre engelini aşmak için bazı sıkıntılarla karşı karşıya bulunduklarını gösteriyor. Örneğin son günlerde ABD senatosunda Bercam nükleer anlaşmasının en sıkı muhaliflerinden bazıları Amerika’nın bu anlaşmadan çekilmesine karşı olduklarını açıkladı.
Amerika’nın eski Başkanı Obama döneminde Bercam nükleer anlaşmasını baltalamak için her yola baş vuran dış ilişkiler komisyonunun cumhuriyetçi Başkanı Bob Korker, hali hazırda Bercam nükleer anlaşmasından çekilmek, Amerika’nın maslahatına olmadığını belirtti.
Öte yandan aynı tutumu, temsilciler meclisinin uluslararası ilişkiler komisyonu Başkanı Ed Royce da aynı tutumu sergiledi ve Bercam nükleer anlaşmasından çekilmeye karşı çıktı. Hatta kongrenin en radikal İran karşıtı senatörü Tom Katen bile Bercam nükleer anlaşmasının yok olmasına yol açacak hiç bir yasa tasarısına olumlu oy vermeyeceğini açıkladı.
Bu yüzden hali hazırda senatoda cumhuriyetçilerin Bercam nükleer anlaşmasını yok etmek için 51 oy kazanması pek de kolay gözükmüyor. Nitekim ABD kongresinde uluslararası camianın istek ve iradesine karşı çıkacak bir eğilimin de şimdilik bulunmadığı anlaşılıyor. Hatta ABD Başkanı Trump bile onca safsatalara ve popülist açıklamalarına ve tehditlerine rağmen doğrudan Bercam anlaşmasını bozma riskini göze alamadı ve bunu kongreye havale etmeyi tercih etti.
Şimdi eğer kongre üyeleri 60 günlük sürelerinde Bercam nükleer anlaşmasını yok etmek istemiyorsa, o zaman bu anlaşma için başka muhtemel senaryolar gündeme geliyor. Bu senaryolar ise Bercam nükleer anlaşmasının içeriğinde değişiklik yapmaktan ABD iç yasalarında değişiklik yapmaya kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.
Bu senaryolardan biri, kısaca İnara kanunu olarak anılan İran’ın nükleer anlaşmasını inceleme kanunu’nda değişiklik yapmak için çaba harcamaktır. Bu kanun ABD başkanını her 90 günde bir İran’ın Bercam nükleer anlaşmasına bağlı kalıp kalmadığı konusunda kongreye rapor sunmakla yükümlü hale getiriyor. ABD Başkanı Trump 9 aylık başkanlık döneminde üç kez bu yükümlülüğü yerine getirme durumu ile karşı karşıya kaldı ve ilk iki kezde geçen Nisan ve Temmuz aylarında İran’ın anlaşmaya bağlı kaldığını onayladı.
Buna karşın beyaz saray yakın medya organları, ABD Başkanı Trump Bercam nükleer anlaşmasının muhtevasından ziyade, eski Başkan Obama döneminden miras kalan bir konuyu her 90 günde bir onaylamak zorunda kalmaktan rahatsızlık duyduğunu belirtiyor. Bu yüzden Trump yönetiminin üst düzey yetkilileri haftalar önce kongre liderleri ile bu yasada değişiklik yapmak üzere müzakere etmeye başladı. Aslında ABD Başkanı Donald Trump’ın kongrenin dış ilişkiler komisyonu Başkanı Bob Korker’e yönelik sözlü saldırıları da bu talebi doğrultusunda gerçekleştiği ve İnara kanununun onaylanmasına sebebiyet veren iki kişiden biri sonuçta bu kanunun değişmesini kabul etmesi sağlanmaya çalışıldığı anlaşılıyor. Gözlemciler, Trump bir kez Bercam nükleer anlaşmasını onaylamayarak bu sorunlu ve sıkıntılı konudan ebediyen kurtulmak istediğini belirtiyor.
Bercam nükleer anlaşmasının önünde duran bir başka muhtemel senaryo ise, beyaz sarayın bu anlaşma hakkında kongreye sunması gereken raporun süresi 90 günden 180 güne yükseltilmesidir. Böylece beyaz saray iç ve dış bir yığın sorunları ile uğraşmak üzere daha fazlı fırsatı olacaktır. Fakat bu sürenin uzatılması da ABD Başkanı Trump’ın hoşnutsuzluğunu bertaraf etmeye yetmeyeceği anlaşılıyor. Üstelik ABD kongresinde bazı temsilciler Başkan Trump’ın kanuna göre ve Başkan için belirlenen yükümlülük çerçevesinde Bercam nükleer anlaşması hakkında kongreyi bilgilendirmesi gerektiğini belirtiyor. Bu yüzden bazı gözlemciler, senatoda İnara kanununu değiştirmek için gerekli olan 60 oy barajına ulaşmak, özellikle Trump ve Korker arasında yaşanan söz düellosuna bakıldığında pek de kolay gözükmediğini belirtiyor.
Öte yandan bazı kongre üyeleri de bu arada boş oturmadığı ve Bercam nükleer anlaşmasının içeriğini değiştirmek üzere bazı çalışmalar yürüttüğü ve bu yönde yasa tasarıları hazırladığı belirtiliyor. Bu tasarılardan biri, Bob Korker ve Tom Katen’in ortaklaşa hazırladığı bir yasa tasarısıdır. Bu tasarı sözde İran’ın Bercam nükleer anlaşmasındaki yükümlülüklerinden kaçma yollarını kapatmaya yöneliktir. Yasa tasarısında Bercam nükleer anlaşmasında İran’a yönelik bazı kısıtlamaların daimi hale getirilmesi ve böylece İran’ın bir yıldan daha az bir sürede nükleer faaliyetlerinde askeri hedeflere yönelme süresinin kısalması engellenmesi öngörülüyor.
Bercam nükleer anlaşmasında İran’ın bazı nükleer faaliyetleri için 5, 8, 10, 15 ve 25 yıllık kısıtlamalar öngörülüyor. Şimdi ise Trump ile eşgüdümlü hareket eden senatörler İran ve Bercam anlaşmasının Avrupalı tarafları baskı altına alınarak bu kısıtlamalardan bazılarını daimi hale getirmeyi umuyor.
Eğer Amerika Bercam nükleer anlaşmasındaki yükümlülüklerini yerine getirir ve anlaşma ayakta kalırsa, İran’ın ek protokole resmen katılması için zemin hazırlanmış olacak ve sonuçta İran’ın nükleer faaliyetleri üzerindeki gözetimlerin bazıları daimi olarak uygulanabilecek. Üstelik Amerikalı müzakerecilerin belirttiğine göre Bercam nükleer anlaşması İran’ın nükleer faaliyetlerinde muhtemel askeri hedeflere sapması bir yıl sürecek kadar hazırlanmıştır. Oysa İran İslam Cumhuriyeti esas itibarı ile nükleer silah yapma peşinde değildir ve bu sürenin uzaması Tahran yönetimi açısından hiç bir kaygı oluşturmuyor. Ancak buna rağmen beyaz saray ve kongredeki cumhuriyetçi çoğunluk Bercam nükleer anlaşmasının hamileri önünde gövde gösterisi yapmak için hiç bir faydası olmayan bu kararı uygulamayı umuyor. Bu karar ya İran’a yönelik kısıtlamaları attırma veya Bercam dışı bazı yaptırım kararları alınması şeklinde ortaya çıkabilir.
Buna karşın bu senaryonun karşısında da bazı engeller bulunuyor. örneğin İran ve 5+1 grubunda yer alan Amerika dışındaki ülkeler Bercam nükleer anlaşmasının yeniden müzakere edilmesini karşı çıkıyor ve ABD kongresinin da başka ülkeleri yeniden müzakere etmeye zorlayamayacağı açıkça ortada duruyor.
Öte yandan Bercam nükleer anlaşmasının sürekliliğine zarar verecek bu tür hareketler muhtemelen kongrenin demokrat azınlığı tarafından desteklenmeyecektir. Cumhuriyetçiler ise en az 8 demokrat veya bağımsız senatörün desteğini almadan gözetlediği yasaları çıkaramayacağı bellidir.
Gerçi ABD Başkanı Trump da ABD kongresi veya uluslararası camia onun yönetimi ile işbirliği yapmadığı takdirde Bercam nükleer anlaşmasından çekildiğini ilan ederek İran ile varılan nükleer anlaşmayı yok etme tehdidinde bulunmuştur. Bu tehdit ABD kongresinde Bercam anlaşmasını savunan bazı senatörleri beyaz saraya eşlik etme yönünde baskı altına alabilir ve onlar da anlaşmayı kurtarmak için Trump’ın gözetlediği yasa tasarılarına destek verebilir. Ancak yine de Bercam nükleer anlaşmasının yeniden müzakereye açılması beyaz saray ve kongrenin tek yanlı tavırlarından bağımsızdır ve Amerikalıların isteklerinin gerçekleşmesi yönünde hiç bir güvence yoktur. Nitekim bu konu, kongre üyeleri arasındaki anlaşmazlıkları da arttırmıştır
Her halükarda şimdi ABD Başkanı Donald Trump’ın Bercam nükleer anlaşması hakkında çok ses getiren konuşmasının ardından yükselen tozun yavaş yavaş çökmeye başlamasından sonra, ABD Başkanı Trump’ın önündeki engeller de yavaş yavaş daha belirginleşmeye başlıyor. Kuşkusuz ABD kongresinin üyeleri uluslararası camianın Bercam nükleer anlaşmasına kesin desteğini gözardı edemez ve belki de Amerika’nın uluslararası arenada daha da inzivaya itilmesini engellemek için Trump liderliğindeki Bercam karşıtı akımın isteklerine boyun eğmeyebilir.
Ancak eğer böyle olmaz ve ABD kongresi Bercam nükleer anlaşmasının yok edilmesi yönünde bir adım adacak olursa, bu kez Amerika İran İslam Cumhuriyeti’nin tepkisi ile karşılaşacaktır ki bu da Amerikalı yetkililerin Bercam nükleer anlaşmasını bozma yolunda en temel etken sayılır.