İranlı Gülgeşt galerisi üzerine
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i91999-İranlı_gülgeşt_galerisi_üzerine
Geçenlerde Tahran’ın Gülistan sarayında “İranlı gülgeşt” başlığı altında İran milletinin doğa sevgisinin cilvelerini yansıtan bir galeri açıldı. Biz de sizler için bu galeriyi gezdik.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Aralık 11, 2017 17:19 Europe/Istanbul

Geçenlerde Tahran’ın Gülistan sarayında “İranlı gülgeşt” başlığı altında İran milletinin doğa sevgisinin cilvelerini yansıtan bir galeri açıldı. Biz de sizler için bu galeriyi gezdik.

İngiliz gazeteci Louise Price ilk kez İran’a geldiğinde en çok dikkatini çeken konu, İranlıların gül gezintisi anlamına gelen gülgeşt ya da bilinen piknik yapma merakıydı. Price Independent gazetesi için hazırladığı raporunda şu ifadelere yer verdi: İranlıların piknik yapmasını görmediyseniz hiç bir şey görmemiş sayılırsınız. Çay yapmak ve tatlı ile beraber başkalarına sunmak, İranlı gülgeştin özelliklerindendir.

Aslında sadece bayan Price İranlıların piknik yapma tarzına hayran kalmamıştır. Bundan önce Fransız Freya Madeline Stark da 1930 yılında İran’ı ziyaret ettiğinde piknik veya gülgeşti İran’ın cazip özelliklerinden biri niteledi ve kim bu pikniğe gittiyse bundan çok zevk aldığını yazdı.

İranlıların piknik merakı derin mazisi olan bir adettir ve tarihi belgelerde de belirtildiği üzere İran halkı ta eski zamanlardan beri kapalı bir ortamdan açık bir ortama geçmeyi veya bir başka tabirle evden dışarı çıkmayı yaşamın önemli zevklerinden biri olarak bilirdi. Gerçi bu fiilin herhangi bir adı yoktu, fakat eskilerden kalan tablolarda, halılarda ve çeşitli evrelerde çeşitli eşyaların üzerine çizilen resimlerde piknik veya gülgeşt kavramının izleri açıkça göze çarpıyor.

İranlıların evden dışarı çıkmalarının en basit şekli evlerinin bahçesine ve havuz kenarına çıkmak, evin çatısına çıkmak, ağaçlık bir alanın gölgesinde serilen halı veya divanın üzerinde oturmak ve çeşitli yiyecekleri tüketmek ve bu arada saatlerce dinlemek ve sohbet etmekti.

İran’ın kültürel miras ve turizm araştırma merkezi Başkanı Seyyid Muhammed Beheşti İran milletinin eğlenmeye önem verdiğini belirterek eskiden her evin geniş bir bahçesi olduğunu ve bu alan İranlı evlerin en önemli bölümü olduğunu, İranlı evlerin bahçesi çok hoş ve safalı bir alan olduğunu ve tüm kapılar ve pencereler bu güzel alana doğru açıldığını belirtiyor. İran sofrası gani fakir tüm İranlılara ait bir sofra olduğunu belirterek şöyle diyor: İran sofrasının son görevi etrafında oturan insanların karnını doyurmaktı ve asıl görevi onları tatmin etmekti, çünkü İran yemeklerinde koku ve tat önemlidir ve sadece protein ve vitamin ve kısaca sırf beslenmekle sınırlı değildir.

Miras ve turizm araştırma merkezi Başkanı Beheşti, İran’ın tarihi Kirman kentinde yer alan Gencalihan hamamı da İranlıların hatta hamama gitmesi de bir nevi eğlence konusu olduğunu ortaya koyduğunu kaydediyor.

Yine çarşı pazara gitmek de İran halkanın eğlence konularından biridir. Beheşti açıklamasının devamında İran’da bir çok kentin çevresinde piknik yapmak ve eğlenmek için umumi bahçelerin ve alanların bulunduğunu belirterek şöyle devam ediyor: bu yüzden Meşhed kenti Vekilabad bahçesine ve İsfahan kenti Najvan yeşil alanına ve Kazvin kenti Hükmabad bahçesine ve Şiraz kenti de Kasr ve Deşt alanına sahipti.

Beheşti, İran milletinin gezintileri tüm bu anlatılanları kapsadığını ve İranlı ailelerin boş  zamanlarında bu tür alanlara akın ederek eğlendiklerini ve hoşça vakit geçirdiklerini vurguluyor.

İran milletinin doğa aşkı ve gülgeşti gibi kültürel ve tarihi adeti ilk kez “İranlı gülgeşt” başlığı altında bir araştırma ve sanat galerisi çerçevesinde gözler önüne serildi. Bu gelenek İran milletinin kültüründen en az üç bin yıllık mazisi vardır ve çeşitli evrelerde sanatçılar tarafından bir nevi görüntülenmiştir. Bu güzel ve ilgi çekici galeride ilk kez İran milletinin doğa aşkı ve gülgeşti tarih, sanat ve bilimsel araştırma olmak üzere üç açıdan sergilendi.

İranlı gülgeşt galerisinin sekreteri bayan Faryar Cevahirian bu kültürel etkinlik hakkında şu açıklamayı yaptı:

Bu galeri üç bölümden oluşuyor. İlk bölüm minyatür eserler, kral Nasıreddin’in tarihi fotoğrafları, halı bahçesi, el sanatlar ve İran’ın çeşitli müzelerinden getirilen portrelerden ibarettir. Bu eserler Gülistan sarayı müzesi minyatür eserleri, kral Nasıreddin resim albümü, çağdaş sanatlar müzesinin portreleri ve ayrıca Rıza Abbasi müzesinin eserleri arasından seçildi.

Bayan Cevaherian şöyle devam etti:

Galerinin ikinci bölümü İranlı çağdaş sanatçıları olan Ali Ekber Sadıki, Fereh Usuli, Gizla Varga Sinai, Perviz Kelanteri, Ferşid Miskali, Kambiz Saffari, Mina Bozorgmehr ve Hadi Kemali gibi toplam 21 sanatçının resim ve fotoğraf eserlerinden seçilerek oluşturuldu. Bu büyük sanat olayının üçüncü bölümü ise arkeoloji, mimari, kentleşme alanları ve yine portre, fayans ve Fars edebiyatı gibi sanat alanlarında faaliyet yürüten ünlü araştırmacıların çalışmalarının sonuçlarının yayımlanmasından ibarettir.

Bayan Cevaherian ayrıca bu galerinin kulisinde İran bahçeleri ve İranlı gülgeşt adında iki enfes kitap da ilk kez tanıtıldığını belirterek şöyle devam etti: birinci kitap İran’ın tarihi bahçelerini ve ikinci kitap da İranlıların doğa gezintilerini ve bu alanda sanatçılarca yaratılan eserleri anlatıyor.

İranlı gülgeştin veya doğa gezinti merakının tanımı hakkında bazıları bu geleneği ekoturizm ve doğa turizmi çerçevesinde değerlendirmek gerektiğini belirtiyor. Ancak gerçek şu ki bu iki konunun birbirinden temelli farklılıkları söz konusudur.

Sohbetimizin devamında şimdi bu farklılıkları kısaca gözden geçirmek istiyoruz.

Ekoturizm ta eski zamanlardan beri insanların ilgi odağında olmuştur. Maceracılık aşkı ve canlı doğayı yakından seyretmek insanları sürekli doğayı gezmeye ve harikulade cazibelerini yakından hissetmeye teşvik etmiştir. Ekoturizmin en temel faaliyeti, canlı doğaya dayanır ve bu alışkanlıktan yapılan tanıma göre çevreyi koruyan ve yerel halkın yaşam seviyesini geliştiren doğal bölgelere sorumlu bir şekilde seyahat etmektir. Bir başka tanıma göre ekoturizm kökleri doğaya ve açık alanlara uzanan bir nevi turizmdir. Uluslararası ekoturizm derneği TIES de ekoturizmi şöyle tanımlıyor: ekoturizm çevreyi koruyan ve yerel halkın yaşam seviyesini geliştiren doğal bölgelere sorumlu bir şekilde seyahat etmektir.

Ancak İranlı gülgeşti İran’ın kendine özel kültürel ve coğrafi şartlarına göre tanımlamak ve İran milletine özel bir faaliyet olarak tanımlamak gerekir. İran’da her zaman iklim ve doğal çeşitlilik çok bariz bir şekilde var olmuştur. Doğal konum ve çevre tanımı hemen hemen tüm durumlarda insanların sosyal davranışının şekillenmesi, geliştirilmesi ve yeniden geliştirilmesinde belirleyici rol ifa etmiştir.

İranlı gülgeşti tanımlarken bir adla karşı karşıya olmaktan ziyade bir fiille karşı karşıyayız. Fars dilinde dışarı çıkmak, Fransızcanın aller dehors kelimesine göre daha farklı bir anlam ifade eder. Dışarı çıkmak esasen kapalı bir alanın dışına çıkmaktır. Bu yüzden bu fiil bir içten bir dışa ya da açık alana doğru vuku bulur. Bu yüzden İran’da yaygın piknik tarzlarından biri evin bahçesinde bir havuz başında veya bir divan üzerinde veya ağaçların altına serilen halının üzerinde ve hatta evin çatısında bir halı sererek piknik yapmaktır. Bu fiilin bir başka şekli ise çevredeki bahçeleri veya doğaya çıkmak ve hoşça bir gün geçirmektir.

İran gülgeşti veya pikniği oldukça sesli geçer ve insanların sesi, oyun oynayan ve bağıran çocukların sesi, şaka ve kahkahaların sesi, müzik vesaire sesler bir nevi gürültü yaratır, fakat bu gürültü katlanılmaz gürültü değildir ve bilakis neşe ve mutluluk getiren İranlı gülgeştin tam da hedefi doğrultusundadır. Sessiz sedasız oturmak veya matemde oturuyormuş gibi oturmak, İranlı gülgeşte katılanların asla kabul edemediği bir durumdur.

Koklamak ve genelde koku, İranlı gülgeştin bir başka olmazsa olmaz özelliğidir. Kentsel yaşamın getirdiği kötü ve olumsuz kokulardan kaçmak ve bitkilerin ve çiçeklerin hoş kokusuna sığınmak veya en azından kötü kokulardan bir süreliğine uzaklaşmak, İranlı gülgeştin başarılı geçtiğinin işaretlerinden biridir.

Çiçek kokusu, çimlerin kokusu ve hatta akan suyun kokusu gibi Fars şiiri ve edebiyatında abartılı bir şekilde yaygın olan ve bu unsurların önemini yansıtan durumdur. Nitekim bahar kokusu, sünbül kokusu ve hatta yar kokusu ve maşuk kokusu İranlı kültürde önemli yeri olan ve piknik etkinliğinde de kendini gösteren özelliklerdir.

İranlı gülgeştte tat ve tatma özellikleri de bu etkinliğin olmazsa olmazlarından biridir. Bu kavram İranlı gülgeştten alındığında artık gülgeşt anlamını bu fiil için kullanamayacağımız kadar önemli ve belirleyicidir.

İranlı ailelerin piknikleri sırasında çeşitli yiyecekler, yemekler, çay gibi içecekler tüketilir ve bazıları piknik yapılan alanda hazırlanır. Buna göre hafta sonu tatillerinde biraz yeşil alan sayılan her yerli İranlı aileleri piknik yaparken görmek mümkündür ve bu alışkanlığı bu milletin kültür simgelerinden biri olarak değerlendirmek gerekir. Nitekim bu sosyal davranıştan kaynaklanan sanat eserlerinin gözden geçirilmesi de bu değerlendirmeye katkı sağlayacağı kesindir ve İranlı gülgeşt galerisinde sanatseverlerin ve uzmanların ilgisini çeken bir nokta olmuştur.