İran bölgesel gelişmelerin olumlu aktörü – 1
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i92609-İran_bölgesel_gelişmelerin_olumlu_aktörü_1
Emniyet çağdaş dünyada ilk ve son sözü söylüyor ve basit bir ifade ile emniyet veya güvenlik insanların her şeyi oluyor.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Aralık 16, 2017 17:15 Europe/Istanbul

Emniyet çağdaş dünyada ilk ve son sözü söylüyor ve basit bir ifade ile emniyet veya güvenlik insanların her şeyi oluyor.

Ancak siyasi ve ideolojik teorilere ve örneğin Robert Art’ın ünlü sözüne göre güvenlik mana bakımından muğlak ve aynı zamanda çok esnek bir kavramdır. Bu yüzden günümüzde güvenlik meselesi irdelenirken, konuya farklı açılardan bakılıyor. Bu arada gerçi güvenliğin tanımlanmasında şimdiye kadar ortak bir yöntem üzerinde konsensüs sağlanmamış olsa bile, ama yine de güvenliğin geniş boyutları bulunduğu ve çevre, siyaset, ekonomi ve toplum gibi hepsi de önemli olan alanları kapsadığı konusunda görüş birliği hakim olduğu söylenebilir.

Bu açıdan bakarak İran İslam Cumhuriyeti stratejik ilkeleri temelinde her zaman dünyada tüm boyutlarda barış ve güvenlik istemiştir. Gerçekte İran İslam Cumhuriyeti nizamı İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonra aktif ve bağımsız bir aktör olarak bölgesel ve küresel denklemlerde yer almaya başladı. Öte yandan İran İslam Cumhuriyeti nizamının barıştalep mahiyeti ve bu ilkenin İran’ın dış politikasının ayrılmaz bir ilkesi haline gelmesi ile beraber İslam Cumhuriyeti nizamının her türlü şiddet ve radikalizmi reddederek küresel barış ve güvenliğin gerçekleşme çabalarında aktif rol ifa etmesine vesile olmuştur.

Peki ama, İran İslam Cumhuriyeti nasıl ve hangi stratejilere dayanarak Suriye krizinin çözümünde rol ifa ederek bölgede barış ve güvenliğin sağlanmasına katkı sağlayabilmiştir?

Bu soruya cevap verirken, İran’ın stratejik politikası genel açıdan bölgesel münakaşaları ve krizleri önlemekten ibaret olduğu ve bu amacı üç yoldan izlediği belirtilmelidir.

Birinci yol, bölge gelişmelerini dakik ve akılcı bir şekilde rasat etmek ve yaşanan olayların sürecini irdelemek ve gerektiği durumlarda tehditleri bertaraf etmek üzere harekete geçmektir. İran’ın Irak’ta askeri müsteşar düzeyinde varlığı ve Suriye’de IŞİD ile mücadelede sahada askeri müdahalede bulunması bu konuya iki somut örnektir.

İkinci yol, bölge ülkeleri ile karşılıklı teamülleri arttırmak ve çok yönlü bölgesel işbirliğini geliştirmekle toplu güven duygusu yaratmaktır.

Üçüncü yol ise BM, bağlantısızlar hareketi ve İslam işbirliği teşkilatı gibi bölgesel ve küresel kurum ve kuruluşlarla geniş düzeyde teamülde bulunmaktır.

Bu üç yönteme göre toplu barış ve güvenlik için işbirliği ve teamül ve karşılıklı saygı, İran İslam Cumhuriyeti nizamının gerçek isteği ve stratejik hedefidir

İran İslam Cumhuriyeti uluslararası önemli kurum ve kuruluşlarda aktif bir aktör olarak rol ifa ediyor ve bu rolünü bölgede sürdürülebilir güvenliğin gerçekleşmesi doğrultusunda pekiştirmeye çalışıyor. Bu doğrultuda İran İslam Cumhuriyeti 12 Aralık 2016’da Tahran’da ilk güvenlik konferansını “Batı Asya bölgesinde bölgesel güvenlik tertibatı” başlığı altında düzenledi. Konferansa çok sayıda düşünür ve uzman katıldı. İran bu uluslararası konferansta bölge ve dünya ülkelerine diyalog, güven, işbirliği ve bölge ülkelerinin aktif katılımı ile bölgede kalıcı bir güvenlik düzeni kurma peşinde olduğu mesajını verdi.

İran İslam Cumhuriyeti nizamı bir başka adımda Aralık 2016 tarihinde Moskova’da üçlü bir anlaşmam çerçevesinde Suriyeli tarafların Astana ve Cenevre’de müzakere etmelerine zemin hazırlamaya çalıştı.

İran, Rusya ve Türkiye Dışişleri Bakanları Moskova’da düzenledikleri oturumun sonunda yayımladıkları ortak bildiride, Suriye krizinin askeri çözümü olmadığı konusunda hemfikir olduklarını ve BM’nin güvenlik konseyinin 2254 sayılı kararnamesi temelinde bu krizin çözümü için sarf ettiği çabaları desteklediklerini vurguladı.

Bu bildiri Kazakistan’ın başkenti Astana’da Suriyeli tarafların müzakere etmelerine vesile oldu. Suriye’de barış ve ateşkesi amaçlayan bu müzakereler BM Suriye özel temsilcisi Stefan De Mistura tarafından da desteklendi. Şimdi bu süreçte kaydedilen ilerlemelerle birlikte bu çabaların amacı bölgede barış ve istikrarın sağlanması, terörle mücadele ve bu şom olgunun bölgede yayılmasını önlemek olduğu anlaşıldı.

İran, Rusya ve Türkiye cumhurbaşkanları Hasan Ruhani, Vladimir Putin ve Recep Tayyip Erdoğan geçen 22 Kasım tarihinde bölgede barış doğrultusunda attıkları bir başka adımda Rusya’nın Sochi kentinde bir bildiri yayımlayarak yeniden Suriye’nin milli egemenliği, bağımsızlığı, vahdeti ve toprak bütünlüğüne vurgu yaptı. Üç lider bu ülkede terör örgütleri nihai hezimete uğrayana dek işbirliğini sürdürmeyi kararlaştırdı.

İran, Rusya ve Türkiye cumhurbaşkanları ayrıca Suriye’de Suriyeli tarafların katılımı ile siyasi geniş kapsamlı, hür, insaflı ve şeffaf bir süreç çerçevesinde ve Suriye halkını destekleri ile yeni bir anayasa tedvin edilmesi ve BM gözetiminde özgür ve insaflı ve tüm Suriye halkının katılımı ile seçimlerin gerçekleştirilmesine yardımcı olmayı kararlaştırdı.

Öte yandan İran, Rusya ve Türkiye’nin BM daimi temsilcileri de BM genel sekreteri Antonio Guterres ve güvenlik konseyi dönem başkanına ortak bir mektup yazarak Sochi’de yayımlanan Suriye krizi ile ilgili ortak bildiriye BM güvenlik konseyinin belgesi olarak kayda geçirilmesini ve yayımlanmasını istedi.

İran İslam Cumhuriyeti nizamı Filistin, Yemen ve Afganistan krizleri, Myanmar’da Rohingyalı Müslümanların esef verici durumu, Tacikistan’da milli barışın sağlanması ve Karabağ münakaşasında çok yönlü diyalogla bu krizin çözümlenmesine katkıda bulunmak ve uluslararası oturumlara ve konferanslara katılarak sürekli yapıcı, sorumlu ve olumlu rol ifa etmiştir.

İran İslam Cumhuriyeti anayasasında sarsılmaz ve sabit bir ilke olan mazlum milletlerin haklarını savunma ilkesini gözeterek bölgede ve dünyada barış ve istikrar süreçlerine aktif bir şekilde katılmaktadır. Bu ilkeden hareketle İran diplomasi kurumu da bağlantısızlar hareketinde aktif rol ifa etmek ve uluslararası müzakerelere katılmak sureti ile bölgesel krizlerin çözümü için uygulanabilir çözüm yolları sunmuştur. Nitekim İran’ın Suriye krizinin çözümünde rol ifa etmesi ve Ortadoğu bölgesinde barış ve güvenliğin zeminini güçlendirmesi de bu tutumun sonuçları sayılır.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani 2013 yılında BM genel kurul zirvesinde şiddet ve radikalizmden arınmış bir dünyayı gündeme getirdi. Ruhani’nin bu önerisi genel kurulda onaylanarak bir kararname şeklinde yayımlandı. Bu çerçevede Aralık 2014’te birinci uluslararası dünya şiddet ve radikalizme karşı konferansı Cumhurbaşkanı Ruhani ve dünyanın 50 ülkesinden üst düzey yetkililerin ve düşünürlerin katılımı ile Tahran’da düzenlendi.

İran İslam Cumhuriyeti sadece Suriye için değil, Yemen, Lübnan, Irak ve tüm dünya için barış istiyor. Güney Kore’de yayımlanan Korea Herald gazetesi Nisan 2016’da yayımladığı bir makalesinde İran İslam Cumhuriyeti’nin Ortadoğu bölgesinde izlediği politikayı takdir etti. Gazete, nükleer meseleden başka İran İslam Cumhuriyeti Ortadoğu genelinde barış için çabaları takdire şayan olduğunu vurguladı.

İran İslam Cumhuriyeti açısından bölgede barış ve istikrarın sağlanması ve takviye edilmesi için en etkili yöntemlerden biri, bölge ülkelerinin ortak tehditlere karşı azami derecede işbirliği yapması ve istikrarsızlık zeminlerini yok etmesidir.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei ehli beyt sevenleri ve tekfircilerin meselesi başlıklı zirveye katılan katılımcılarla görüşmesinde İslam düşmanlarının bölgede sürekli komploları ve tefrika tehlikesine işaret ederek şöyle buyurdu: İran İslam Cumhuriyeti nerede küfür ve istikbarla mücadelede bulunması gerekiyorsa yardımcı olacaktır ve bunu beyan etmekte de hiç kimseden çekinmeyiz.