Mehtab’ı yolcu etmek
“8 yıllık kutsal savunma gazisi, yıllarca çektiği acının sonunda şehit oldu”. Haber her zamanki gibi kısa fakat bir o kadar da acıydı… fakat aşk, sadakat ve istikrara dayalı gönülleri okşayan bir mesajı vardı.
“8 yıllık kutsal savunma gazisi, yıllarca çektiği acının sonunda şehit oldu”. Haber her zamanki gibi kısa fakat bir o kadar da acıydı… fakat aşk, sadakat ve istikrara dayalı gönülleri okşayan bir mesajı vardı. Şehadetin kendisi ile beraber topluma hayat ve canlılık armağan etmesi, ve toplum beşiğinde aktığı müddetçe o toplumun canlı olarak Hak yolunda hareket etmesi.Yıllarca dayanılmaz acılara katlanan bu kutsal savaşın yaralı gazinin şehadeti, onun savaş cephelerindeki fedakarlıklarını canlandırdı. Daha delikanlılık çağında hak ile batıl savaş meydanına giren ve çeşitli operasyonlara katılan bu şehit, nihayet “Kerbela 5” harekatında omurgasına isabet eden kurşunla yaralandı. Defalarca kervandan geriye kaldığını söyleyen şehit, bu olayın ardından defalarca hastanede tedavi altına alındı. Oğlu Tahir Hoşlefz, sevgi kaleminden akan cümlelerde babası ile böyle veda ediyor:
“ Selam sonsuz acıların babası; selam sayısız yaraların babası; selam dün bugün yarın ve her zaman görünen mehtap… iki günden beri oksijen tüpün, yatağının yanında yalnız kalmış ve senin yokluğunda rahat etmiştir. Fakat ben, anne ve kız kardeşlerin senin yokluğunda nefeslerimiz daralmakta ve yıllarca yolunu gözleyen şehit olan yüzlerce savaş arkadaşlarına gıpta ediyoruz… şimdi sabretmek ve yanmanın anlamını daha iyi anlıyorum, sen her gece ve her gün gözlerimizin önünde yandın ve mum gibi eridin fakat hiç şikayetçi olmadın. Sen hamaset ve 8 yıllık cihadının yanında sabrın zirvesine ulaştın ve ihlasının mükafatını 30 yılın ardından aldın ve “عند ربهم یرزقون” oldu. Öyle ise Allah evliyaları ile mahşur olmak sana kutlu olsun.”
15 yaşındaki Ali, daha delikanlılık döneminde kendi ısrarı ile savaş cephelerine gönderiliyor. Savaş cephesine girer girmez sergilediği cesaretle adı dillerde dolaşmaya başlıyor ve 16 yaşındayken, Hac Ahmet Motevasselian operasyonu istihbarat güçlerine katılmayı başarıyor. Orada istihbarat operasyonlarında öğrendiği ilk ders, ancak nefsin dikenli tellerini aşanın düşmanın dikenli tellerini aşabileceği yönündedir.Şehid Hoşlafz kendini tanıtırken İslam inkılabının gönüllere etkisine işaretle şöyle diyor:Ben Ali Hoşlafz; fakat aslında iki ismim var, biri Cemşid, inkılaptan önceki adım, fakat ilk baştan da bu ismi hiç sevmedim. İkincisi ise Ali, ve Ali adını inkılaptan sonra ben kendime seçtim. Savaşın başlamasından birkaç gün sonra Kürdistan’da Hac Ahmet Motevasselian’a katılma şerefine nail oldum ve bu iftihar benim alnıma adeta oyuldu. Adımın Cemşid olduğunu söylemekten her zaman utandım. Dayatılan savaşın ilk günlerinde adı Ali olan bir arkadaşın başı kesildi ve şehit oldu o zaman aileme yazdığım mektupta "şehit olmayıp hayatta kalırsam beni Ali diye çağırın ve artık bana Cemşid demeyin."demiştim. Ben 15 yaşındayken diğer kardeşlerim gibi veliyyi fakihimize destek için savaş cephesine gittim.
Şehit Ali Hoşlafz, savaşın ardından kültürel alanlarda faaliyete başladı. “Mehtap Kaybolduğu zaman” bu şehidin, general Hamid Hesam’ın kalemi ile yazdığı kitaptır. Bu kitap arifane bir hareketin sürecini anlatıyor, aslında bir savaşın özelliklerini anlatmaktansa mahluktan Hakk’a arifane bir yolculuğu anlatıyor.Kitabın ravisi istihbarat ve operasyon görevlisidir. Ravi’nin kendi hayatından samimi kesitler, inkılaptan önceki çocuksu yaramazlıkları, gençlik gururu ve dayatılan savaşın acımasız olayları anlatmanın yanısıra, uzun keşif geceleri, mayın tarlalarından tehlikeli geçişler, Baasçıların arkasına geçmeyi sağlayan gizli yolları bulma, gözlerinin önünde dostlarının pusuya düşmesi ve şehit olmalarını anlatan bölümler, kitabın seçkin bölümleridir.
“Mehtap Kaybolduğu zaman” samimi rivayeti ile çok sürükleyicidir. Kibatın yazarı, kitabın iyi bir anlamı olduğunu belirtirken, savaş arkadaşı ise şöyle yazıyor: çok az insan, mehtabın sen olduğunu biliyor, çok az insan seni tanıyor.İslam inkılabı rehberi “Mehtap Kaybolduğu zaman” kitabına şöyle bir not yazdı: “Bismillahirrahmanerrahim
Hemedan çocukları; aşk, ihlas ve safa çocukları; büyük ve mütevazi adamlar; Hüseyin’in –as- yarenleri; Allah dininin yaverleri… ve o zaman anneler; erkek yetiştiren cesur ve sabırlı… ve o zaman maneviyat ve marifet atmosferi; aydın gönüller, iradeler ve güçlü azimler; basiretler ve doğa üstü bakışlar… Ustaca yazılar ve sadakatli hikayeler kaynağından süzülen bir çok tatlı ve güzel ırmaklar ve benzerleri, istekli gönülleri zevkle doldururken, şevk ateşini onlarda daha da alevlendirir.Ravi, bizzat yaşayan bir şehittir. Onun şiddetle inciyen bedeni, onun yaşam sırrı ve gönlünün aydınlığını azaltamamış, ve el-Hamdü-lillah-i-Rabb-el-Alemin. Yazar da bizzat bu gönül verenler ve tecrübe edenlerden biridir. Ona ve onların tümüne bu ilahi rizayet feyzi güvara olsun; İnşallah. Bu kitabın yazımı hakkında, ne yazdıysam azdır; bu yazı daha fazlasını hak ediyor. Bu kitabın girişi tam anlamı ile bir gazeldir.
İslam inkılabı rehberi’nin tabirine göre , kutsal savunma, insanlarda gizli olan kabiliyetlerinin değişik şekilde ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Ali Hoşlafz, İslam’ı savunurken canından vazgeçen binlerce gençten sadece biridir. İslam inkılabı rehberi geçen sene bu şehit ile görüşmede şöyle buyurdu: “ … Siz ömrünüzün en iyi anlarını bir kez değil, iki kez değil, Allah’a hamdolsun onlarca veya yüzlerce kez geçirmişsiniz, bizler de sizin bu anlarınızın arzusundayız… Kurşunla şehit olanlar ve sizin aranızdaki fark, sizin yıllarca acı çekmenizdir, bu da şehadetten daha değerlidir.”
Şehit Hoşlafz hayatının en güzel anlarının, İslam inkılabı rehberi ile görüşmesi olduğunu belirtiyor.Kendisi bu görüşmede İslam inkılabı rehberine olan aşkı ve saygısını belirterek, en büyük endişesinin, İslam inkılabı rehberinin mevcut durumdan olan rahatsızlığı olarak açıklayıp, Rehberden kendilerine huzur verecek bir şeyler söylemesini istedi. İslam inkılabı rehberi ise şöyle buyurdu: Sakin olun. Bu gördükleriniz, zirveye doğru zor yoldaki doğal olaylardır. Demavand zirvesi veya Toçal zirvesine gitmek isterken yolda çukur, taş ya da rüzgar ve duman olmamasını beklememek gerekir... Fakat gidiyoruz, önemli olan ise bu. Hiç merak etmeyin; bu olaylar var; eğer bu olaylar olmasaydı şaşırmak gerekirdi.
İslam inkılabı rehberi sözlerinin devamında şöyle dedi: Bir kültürel ordu, bir kültürel cephe, inkılap ve İslam Cumhuriyeti düzenine saldırmıştır; bir grup da canı gönülden onu savunmaktalar;... Bazılarının dimdik durduklarını görüyorum... Siz ve sizin gibi Hoşlafz Bey! Hoş mana... yani sizler böyle yürürken, nefes alırken, konuşurken, varlık gösterirken, bu kendisi mücadelenin ta kendisidir, bu bizzat savunmadır, kültürel bir savunmadır.... Yaklaşık 40 yıl inkılap üzerinde geçiyor, bunların artık olmaması bekleniyordu.İslam inkılabı rehberi huzur veren sözlerinin devamında şöyle buyurdu: siz " huzur, Huzur" diyorsunuz, ben huzurluyum... Ben hareket halindeyim, ben bu hareketi görüyorum, ülkede neler yaşandığını açıkça görüyorum, evet tabii, düşman da var, muhalefet var olmasaydı şaşırmak gerekirdi, öyle gruplar var ki, kültür açısından, sanat açısından darbe yapmak için " örgütlenmiş"; birbiriyle bağlantı içindeler, para harcıyorlar, para alıyorlar, ihanet ediyorlar... Bu inkılabın hareket etmesini bir şekilde engellemek için; fakat inkılap da hareket halindedir ve göğsünü siper etmiştir ve ( düşman da yenildiğini itiraf ediyor)
Hiç şüphesiz Ali Hoşlafz gibi şehitler, bizim gibi insanlardılar, fakat İslam inkılabı rehberinin tabirine göre, yolu bizden daha iyi tanıdılar, yaşamı bizden daha iyi anladılar, daha şanslıydılar, daha fazla tevessül ettiler, Yüce Allah da onlara daha fazla teveccüh etti ve onları kendi lütuf ve fazileti kaymağından doyurdu. Şehitler müjdeciler... Şehitler bize, korkmayın ve üzülmeyin diyorlar... İlahi bereketleri bizim gözlerimiz önüne seriyorlar ve bu da bizim bugün ona ihtiyacımız olan şeydir.
Şehit Hoşlafz'ın şehadeti ardından İslam inkılabı rehberi yayınladığı taziye mesajında şehidin direnişi ve yarattığı hamaseti överek şehidin 10 yıllar boyunca çektiği acının ardından Allah yolunda yüce şahadet mertebesine nail olduğunu belirtti. Ayetullah Hamenei bu aziz şehide Allah'ın selamı ve rahmetini göndererek, şehidin yaşamı boyunca da yaşayan şehit olduğunu ve kutsal savunmadan geçen yıllarda sabredenlerin mükafatını ona hediye ettiğini belirtti. İslam inkılabı rehberi mesajının sonunda şehidin pak ruhuna selam göndererek ailesini kutlarken başsağlığı diledi./