İran bahçeleri, İranlı sulu boya resim galerisinde
İran bahçesi, İran kültürü ve medeniyetinin en büyük getirilerinden biri sayılır.
Bu sanat uzun yıllar İranlı insanın çevresindeki bakış tarzını yansıtmış ve varlık aleminden tanımının bir bölümünü oluşturmuştur. Nitekim İran bahçesi, İranlı insanın doğadan algısı ve zihinsel teamülünün asıl ürünüdür.
Aslında sulu boya resim tarihi ve mazisi oldukça derindir ve sulu boya resimlerinin ilk örnekleri Pele Litik mağarasında keşfedilen resimlerde ve eski Mısırlıların duvarlara yazdıkları yazılarda göze çarpmaktadır.
Dünyada sulu boya sanatının doruk noktası ortaçağ döneminin Avrupa’sında ve rönesans dönemine denk gelir ve halen de devam etmektedir. Alman ressam ve bitkilerden, yaban hayatı ve manzaralardan oldukça güzel sulu boya örneklerini çizen Albrecht Dürer bu sanatı geliştiren ilk öncülerden biri olarak bilinir. Yine Almanya’da sulu boya alanında önemli bir ekol rönesans döneminin sanatının bir bölümü olarak Hans Bol tarafından temeli atılarak yönetilmiştir.
Bitkilerin resimlerini çizen sanatçılar her daim sulu boya sanatçıları arasında en çok takdir edilen sanatçılardır. Günümüzde sulu boya sanatı ideal ve titiz bir şekilde renkleri anlatma yönündeki eşsiz kabiliyeti yüzünden müzelerin yayınlarını ve bilimsel görüntülerini anlatmak için kullanılmaktadır.
Öte yandan bağ bahçe ve el değmemiş doğaların manzaralarını yansıtan eserlerin yaratıcılığı ve maddelerin karışımının simgesi olan eserlerin yanında, yine doğal ve doğunun güzel cilvelerini yansıtan sulu boya eserleri dikkat çekiyor.
Sulu boya sanatının en bariz özelliklerinden biri, bu tekniğin hızlı bir şekilde uygulanma özelliğidir. Aslında sanatçının biraz su ve biraz boyayı karıştırmakla beraber olan teknikleri kayda değer eserlerin ortaya çıkmasına vesile olmuştur, öyle ki bu eserlerin her biri, sanatçının güzel doğayı aşarak güzel bir kareyi bir resim çerçevesinde yaşattığını yansıtır.
“İranlı sulu boya resim sanatçılarının gözünden İran bahçesi” sergi, 29 Aralık 2017’de İranlı büyük sulu boya resim ustaları ve sanatçılarının eserlerinden oluşan seçilmiş eserleri ile birlikte Tahran’da açılış yaptı.
Serginin yarışma bölümünde 45 sulu boya eseri ve yine serginin yanında Saba müessesesinin Hayal galerisinde de İranlı seçkin sulu boya resim ustalarından 30 eser meraklıların ilgisine sunuldu.
Serginin kulisinde bir de İranlı sulu boya resim sanatçılarının seçkin eserlerini içeren “İran bahçesi” adlı kitap ilk kez görücüye çıktı. Bu eser İranlı sulu boya resim sanatçılarının İran bahçelerinden ilham alarak yarattıkları seçkin eserlerden oluşuyor.
Geçen sene Şark sulu boya resim sanatçıları grubu iki yılda bir düzenlenmesi öngörülen sulu boya festivalleri gibi bazı festivalleri düzenlemeyi kararlaştırdı. İran bahçesi başlıklı sergi, İran bahçesini konu alan ilk sulu boya resim sergisidir.
İran sulu boya eserleri adlı iki yıllık serginin ikincisi olan bu serginin Ahmet Mukaddesi başkanlığındaki jüri heyeti İran bahçesini en iyi şekilde sulu boya tekniği ile görüntüleyen beş eseri seçkin eserler olarak açıkladı.
Hamid Rıza Saadeti, Asye Sadat Kureyşi, Nergis Saadvendi, Mehşid Arab, Melika Sadat Hüseyni, bu yılki iki yıllık serginin seçkin eserlerinin sahipleriydi. Bu sanatçılar düzenlenen törenle festivalin özel ödülünü, takdir belgesini ve eserlerinin Sekizinci sanat kitabında yayımlama hakkını kazandı.
Bu serginin bahanesi ile İran bahçesi temasının mazisine kısaca bir göz atmayı uygun bulduk. İran bahçesi, mimarisi ve geometrik yapısı, suyu, ağaçları, içindeki köşkün binası vesaire bileşenleri itibarı ile genellikle İran platosunda yer alan ve çevresini kendine özel kültürü ile etkileyen bahçelere verilen addır.
İran bahçesi kendine özel ve eşsiz üç tasarım ve yapısı vardır. İran bahçesi akan bir nehrin aktığı yolun üzerindedir, ayrıca yüksek duvarlarla çevrilidir ve bahçenin içinde yazlık, köşk ve büyük bir havuz yer alır.
Aslında İran bahçesi, İran’da kuyular zincirinden oluşan Kanat’ın ortaya çıkış tarihi ile bütünleşen bir nesnedir, nitekim ilk İran bahçeleri Kanat suyunun çıktığı noktada şekillenmiştir. Bu tür bahçelerin örneklerini Tebes, Yezd, Gonabad, Bircend ve bir çok çöl kenarında yer alan kentlerde görmek mümkün.
İran bahçesini görüntüleyen ilk resimler Sasaniler dönemine aittir. Tağı Bostan’da kabarık resimlerde Sasani kral Hüsrev Perviz’in av sahnesinde bahçe ve av yan yana çizilmiştir. Bu resim büyük ölçüde bahçenin geometrisini ve kullanım alanına açıklık getiriyor.
Bu tür bahçeler kültürel ve doğal zeminlerin sıkı sıkıya bağlılığını ve insan ve doğanın ihtiyaçlarını uyumlu ve eşgüdümlü hale getirdiğini yansıtır.
İran bahçesinin en ilkel ve en sade geometrik ilkesi, bahçenin ortasında ve boyuna paralel olarak bir eksen oluşturmaktır. Genelde bu eksenin iki kenarında gölgeleri geniş olan ağaçlar ekilir. Bahçenin geometrisi dik köşelerden oluşur ve bahçeler genellikle dört kenarlıdır. Bahçenin geometri temelinde bir eksen üzerinde simetrik olmasıdır. İran bahçesinin şeklinde su, bitki ve mimari açılardan bir düzen hakimdir. Bu düzeni İran halılarında da görmek mümkün, nitekim İran portre sanatından da su, bitki ve mimari düzeni hakimdir ve İran bahçesinden ideal bir görüntü sunmaktadır.
İran bahçesinde gölge oluşturmak için genellikle gölgeleri geniş ve gür olan ağaçlar seçilirdi. Bahçede yapılan yolun üzerinde daha fazla gölge oluşturabilmek için bu yollar genellikle dar yapılırdı, böylece ağaçları gölgesi yolun tümün gölgeler ve sonuçta üstü kapalı bir koridor oluştururdu. Bahçenin içindeki yolun iki kenarına genellikle servinaz, çınar ve benzeri ağaçlar ekilirdi. Bahçelerde çiçeklerin yeri ise ağaçların altındaydı. Bu çiçeklerin hem hoş kokusundan yararlanılır ve hem reçel ve tatlı yapımında kullanılırdı. Bazı çiçeklerin ilaç özelliği de vardı.
2011 yılında İran’da 9 bahçe, Hindistan’da 2 bahçe ve Pakistan’da 1 bahçe UNESCO’nun dünya kültürel mirasları listesinde kayda alındı. Bu bahçeler Şiraz’da Pasargad ve Erem bahçeleri, İsfahan’da Çehelsutun bahçesi, Kaşan’da Fin bahçesi, Behşehir’de Abbasabad bahçesi, Mahan’da Şarzde bahçesi, Yezd’de Doletabad bahçesi, Mehriz’de Pehlivanpur bahçesi, Bircend’de Ekberiye bahçesi, Yeni Delhi’de Humayun mezarlığı bahçesi ve Lahur’da Şalimar bahçesinden ibaretti.
Bu bahçeler İran bahçeleri tarzında inşa edildikleri için dünya kültürel mirası olarak kayda değer bulundu. Bu bahçelerin hepsinde köşkü ve büyük ağaçlar yer alırken, her biri İran tarihinin özel bir dönemini yansıtıyor.
Ancak bu arada Pasargad bahçesi, içinde bir tek ağaç bulunmayan bir bahçedir, öyle ki eğer günümüz tabiri ile bahçe arıyorsanız, Pasargad bahçesinde boş bir araziden başka bir şey bulamazsınız.
Gerçi Pasargad bahçesinde bir tek ağaç bile bulunmuyor, ama bahçenin genel yapısı ve dokusu hala mevcut. Gerçekte bu bahçe arkeolojik açıdan bir bahçe olarak biliniyor, gerçi artık canlı bir bahçe sayılmıyor. İran bahçesi, Pasargad bahçesinin bir parçasıdır. Tarihi belgelerde belirtildiği üzere bu bahçe inşa edilirken İran kralı Kuroş bizzat Pasargad bahçesinin nasıl inşa edilmesi ve ağaçların nasıl dikilmesi konusunda talimat verdi. Yani bu bahçe bir nevi Kuroş’un İran bahçesine bakışından etkilenerek inşa edilmiştir. Yine tarihi ve arkeolojik belgeler, Pasargad ovasında tüm binaların düzenli bir şekilde inşa edildiğini ve geniş bir bahçe tüm unsurları içine aldığını gösteriyor.
Bahçe geniş bir görüntü arzeden bir nesnedir, öyle ki asırlar boyunca İran kültürünün bir parçası haline gelmiştir. Bahçeler bir bakıma doğanın ruhu ve simgesi telakki edilir. bazen bu telakki bitkilerin görüntüler şeklinde göze çarpar ve çiçeklerin görüntülerine işaret eder. Bu işaretler İran’ın geleneksel bahçelerinin çiçekleri gibi doğal bir şekilde ortaya çıkar. Bahçe, çiçek ve bitki gibi nesneler İran’ın tekstil, halı, kitaplarda çizilen resimler, fayans ve benzeri sanatlarda güçlü bir şekilde varlık sergiler.
Öte yandan bahçeler ve içindeki karmaşık yapı ve dokular Mevlana, Sadi ve Hafız gibi İranlı büyük şairler için önemli ilham kaynağı olmuştur. Bu büyük şairler bahçelerden hayallerini geliştirerek oldukça güzel şiirlere imza atmıştır.