Seni denizin kucağına emanet ediyorum
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i97677-seni_denizin_kucağına_emanet_ediyorum
Bundan bir kaç gün önce Çin açıklarında yaşanan korkunç bir hadisede ve İran’a ait bir petrol tankerinin Çin’e ait bir yük gemisi ile çarpışması sonucunda petrol tankerinde görev yapan ikisi Bangladeşli, 30’u İranlı olmak üzere toplam 32 gemi mürettebatı şehit düştü.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Ocak 29, 2018 17:02 Europe/Istanbul

Bundan bir kaç gün önce Çin açıklarında yaşanan korkunç bir hadisede ve İran’a ait bir petrol tankerinin Çin’e ait bir yük gemisi ile çarpışması sonucunda petrol tankerinde görev yapan ikisi Bangladeşli, 30’u İranlı olmak üzere toplam 32 gemi mürettebatı şehit düştü.

Tahran radyosu Türkçe yayını olarak bu üzücü hadisede şehit düşenlerin ailelerine ve İran milletine başsağlığı diledikten sonra bu acı olayla ilgili hazırladığımız kısa programımızı sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Beni görüyor musun?... Yoksa duman göz yuvalarını kapladı mı?

Biz burdayız... sabırsız bekleyişle... ufkun gözüne göz dikmişçesine... ama ufuk karanlık... ne bir umut yıldızı, ne şafakın doğuş umudu...

Bekliyorum, bu kimsesiz sisi...

Yazık, böyle bir gecede şafak sökmüyor...

Bu yoğun karanlıkta söyle, seni nerede bulayım. Suyu mu aralayayım, yoksa alevleri ve dumanı mı?

Bu ne garip bir bağdır? Ne üzücü paradoks,... büyük okyanusta takatsizlik?... bunca suyun ortasında yanmak?... alevlerin arasında boğulmak? Ve sonsuz bir kederin başlangıcı olan hazin son?

Söyle, ne yapayım?,... nasıl dayanayım? Ya da söyle, neyin acısına katlanayım? Bu gece gönlüm kan ağlıyor... kim bilir, gemiyi iskeleden ayırmak ve dipsiz ufuklarda uzaklaşmak, yarısı sahilin kumsalında yarısı geminin güvertesinde olan bir yürek için ne anlam ifade eder?

Söyle, ne yapayım? ... artık dayanacak gücüm kalmadı, ne bir kurtuluş yolu ne de bir umut noktası... Sahi! Acaba hadisenin doruğunda gönlünü çocuksu rüyalara ve arzulara hiç kaptırdığın oldu mu? Ben neler söylüyorum ki? Sen neredesin ki bana çocuksu rüyalarını anlatasın!.. ama ben bu günlerde çocuk olmak ve rüyalarımla seni yeniden kucaklamak istiyorum. Gök yağsın istiyorum, çünkü içimde yükselen bu alevi ancak o söndürebilir ki sen, boş kalan bu kucağın bekleyişini doldurasın. Peki ama, neden yağmıyor?... gökyüzünün cimriliğini kalbimin neresine yerleştirebilirim?... keşke seni ve beni görseydi... keşke birazcık yağsaydı.. keşke gözümdeki bekleyişi ve kalbimdeki sabırsızlığımı görebilseydi...

Keşke...

Keşke...

Keşke...

Hayatım kuşkularla geçti... gitmeler ve her defasında geri dönmeme ızdırabı ile...

Kaç gün geçti?... bilemiyorum... sadece gözüm, arada bir korkunç bir sesle yükselen kapkara dumanları görüyor ve her alevlenişinde yüreğimin ipleri bir bir kopuyor... elim ve gönlüm gökle kenetlenmiş... bir mucize, bir inayet bekleyişinde... gönlüm denizin dipsiz mavisini görüyor ve iyimserlikle umutlanıyor, hani annemsi kucağında, geminin tabanının serinliğinde, hadisenin geçişini beklercesine,... ve bu alevlenmeler yatıştığında, bu karanlık bittiğinde, yine gülmek, yine şakalaşmak, yine yaşam, yine...

Ey vah, ey vah, yine alevler ve dumanlar yükseliyor, yine kalbimin ipleri bir bir kopuyor,... alevler o kadar yüksek ki, rüyalarımı da içine çekerek yutuyor...

Elveda ey yürek dağım, elveda,

Seni yorgun kalplere emanet ediyorum,

Seni mehtabın beyazlığına emanet ediyorum,

Seni denizin kucağına emanet ediyorum.

Seni yakmasın diye geceye emanet ediyorum,

Elveda ey canımın içi, elveda,

Eyveda ey ebedi gölgem, elveda,

Eğer yeşil gittiysen, eğer sararıp kaldıysam,

Elveda ey her daim yeni bahar, elveda.