Türkiye'den köşe yazarları
Cumhuriyet: Almanlar Deniz Yücel'in tahliyesinden iki gün önce özel uçak tutmuş
Evrensel:
Geleceğin gazetecileri: Gerçeği aktarmaya devam edeceğiz
Birgün:
‘AVM için yer açma’ planı
Milli gazete:
Ömer Çelik: AB perspektifini sürdüreceğiz
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
…***
İhsan Çaralan, 21 Şubat tarihli Evrensel gazetesinde, “Vatan millet, beka boş laf; Tek amaç 2019 seçimlerini kazanmak”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“AKP-MHP arasında yapılan “milli mutabakat” ittifakının yapılabilmesi amacıyla siyasi partiler ve seçim yasalarında yapılacak değişiklikler için Erdoğan ve Bahçeli’nin “tam mutabakat”a vardıkları açıklandı. Bu konudaki yasal düzenlemeye ilişkin AKP-MHP teklifinin 21 Şubat’ta (bugün) Meclise getirilmesi bekleniyor.Meclisteki tartışmalarda da göreceğiz ki, AKP-MHP ittifakı için “vatan”dı, “millet”ti, “beka”ydı hepsi laf; tek hedef, 2019’daki seçimleri kazanmak! Bunu için, savaş mı, özgürlükleri ayaklar altına almak mı, OHAL altında seçim mi, savaş hali yaratmak mı, hak-hukuk tanımamak mı... ne lazımsa onu yapmak!”diyen yazar, yazıswının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
AKP’nin basındaki en önemli sözcülerinden Abdulkadir Selvi, Hürriyet’te önceki günkü köşesinde AKP’nin seçime yönelik anketlerini değerlendirmiş.
“Afrin operasyonuyla devlete ve hükümete olan güven 8-9 puan arttı. Afrin bu yanıyla 15 Temmuz’a benzedi. 15 Temmuz kadar olmasa da Afrin, siyaseti etkilemiş gözüküyor” diyen Selvi’ye göre bu anketlerde AKP’nin oyları yüzde 49-50 bandına oturuyor ve CHP’nin oyu yüzde 21-22’lere düşüyor!
Elbette Selvi’nin yazısının bütününe bakıldığında, AKP’yi yüzde 49-50 bandına yerleştirmek için hayli zorlama yaptığı anlaşılıyor. Ama bu anketlerdeki bir yan, önümüzdeki dönem açısından önemli görünüyor. O da AKP oylarının geçmişte ulaştığı yüzde 49 sınırını sadece Afrin’e yönelik operasyonla biçimlendirilen “savaş hali” ortamında sağladığını gösteriyor. AKP’nin yaptırdığı ankete göre, Afrin operasyonu sonrasında “AKP’ye oy verebilirim” diyen seçmenlerin oranı yüzde 55’e dayanıyormuş! Afrin operasyonuyla birlikte MHP’ye desteğin de yüzde 10’un üstüne çıktığını söylüyor Selvi.
Burada anket; “AKP’ye oy vereceğim” diyenleri değil, “AKP’ye oy verebilirim” diyenlerin oranını gösterse de “savaş hali” ortamının, öyle ya da böyle AKP’nin oylarını az çok artırması söz konusu.
Bundan da şu sonuç çıkar ki; Afrin’e yönelik operasyon ve ona benzer başka operasyonların sağladığı avantajdan AKP’nin en azından kendi gönülleriyle vazgeçmeleri beklenemez.
Bu da AKP-MHP koalisyonunun, Afrin’e yönelik operasyonu ya da benzer başka bölgelere yönelik operasyonları aralıklı ya da aralıksız sürdüreceği, sürdürmek isteyeceği anlamına gelmektedir.
…***
Orhan Uğuroğlu, 21 Şubat tarihli Yeniçağ gazetesinde , “Tayyip Bey'i yeneceğim”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener gittiği her yerde, polisin kendisini izlemeye gelen vatandaşları tek tek video kaydı yaparak korkuttuğunu söyledi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, "Tayyip Bey ile 2. tura kalacağım ve nasıl mücadele edip kazanacağımı da göreceksiniz" diyerek açıkça meydan okudu.Akşener'in video fişleme sözleri üzerine Türk polisinin yıllarca vatandaşları fişlediği günleri anımsadım. Öğrenciler, işçiler, memurlar, emekliler polise yolu düşenler, düşmeyenler, suçlu olanlar, suçsuz olanlar yıllarca polis tarafından fişlendiler.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Kemal Balcı gazeteci meslektaşımız ve 1980'lerin başında dönemin darbeci Devlet Konseyi Başkanı Kenan Evren ve arkadaşlarının toplantılarını Ankara'da ve gittikleri illerde izleyen Milliyet gazetesinin çok başarılı muhabiriydi.Siyasi yasaklar kalkınca dönemin Başbakanı merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ı da aynı şekilde izliyordu. Özal'ın bir yurt dışı gezisini izlemek için Esenboğa şeref salonunda işlemlerini yaparken polis tarafından yanımda gözaltına alındı.Hemen Özal'a söyledim. Polisler çağrıldı, başbakan kefil olunca serbest bırakılarak yurt dışına çıkışına izin verildi.Türkiye'ye dönüşte öğrendik ki İletişim Fakültesi'nde öğrenci olduğu yıllarda yanındaki ama hiç karışmadığı bir siyasi kavga nedeniyle fişlenmiş.İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in, "Polis beni izlemeye gelen her vatandaşı arama noktalarında ya da yolda yürürken, esnafı ziyaret ederken video kayda alıyor. Halkı açıkça korkutuyorlar, tehdit ediyorlar. Esnaf, tüccar, sanatkar, çiftçi, köylü, öğrenci, işçi, memur, emekli yani her vatandaş tedirgin oluyor, korkutuluyor" sözleri önemli bir siyasi tehdidi ortaya koyuyor."Cesaret herkes için önemli bir kavram. Onlar ne kadar baskı yaparlarsa yapsınlar ben Türkiye'yi gezmeye devam edeceğim" diyen Meral Akşener, "1 Nisan'da ilçe ve illerimizden seçilmiş delegelerimizle genel kurulumuzu Ankara'da yapacağız. Temmuz ayı sonuna kadar birinci turda 81 ilimizi ziyaret etmeyi tamamlayacağım. Kısa bir ara verip Mart 2019'da yapılacak yerel seçim için partimizin seçim vaatlerini hazırlayacak, sonra tekrar Türkiye'yi adım adım gezmeye ve 81 ilimizi ziyaret etmeye devam edeceğim" diye programını açıkladı.Akşener, lafını esirgemeyen, açık net ve cesur konuşan şeffaf bir insan. 4 aylık partisini de kendisini de eleştirmekten, yaptıklarını ve yapamadıklarını değerlendirmekten çekinmiyor.YENİÇAĞ gazetesini ziyaretinde aldığım notları size özetleyeyim: AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kriz ve kaosu kendileri yaratıyor, mağduru oynuyor sonra da kendileri çözüyor. Ama artık halk bu siyasi oyunu gördü anladı. İYİ Parti gençlerin umudu oldu, 30-45 yaş arası zayıfız 45 üstü yaşta ise ağırlıklı olarak öndeyiz. Ama gençlerimiz üzerinde daha çok çalışmalıyız. Seçmen yapımızda kadınlar erkekler eşit ama ev kadınları konusunda eksiğimiz var. Ev hanımlara da kapı kapı çalışıp ulaşacağız. AKP erkek seçmene sormuş "sorunumuz yok" yanıtı aldı ama aynı prototipte kadınlar "eğitim en önemli sorun" diyor. Çünkü çocukların eğitimi onlarda ve kadınlarımız çok endişeli.
…***
Emin Çölaşan 21 Şubat tarihli Sözcü gazetesinde, “Anketler konuşuyor”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Şu anda elimde çok ilginç bazı anketler var. Bu anketler başkalarının eline geçmeden önce sizlerle paylaşmak istedim! Bizim meslekte ön almak çok önemlidir. Siz yazmazsanız başkalarının eline geçer ve yine bizim meslek deyimiyle elinizde patlar! Bir ankette ortaya çıkan sonuçlar şöyle: Türk Milleti'nin yüzde 87'si mutlu. İnsanlar geleceğe umutla bakıyor. Yargıya güvenenlerin oranı yüzde 92. Bu yüzde 92 “Türkiye'de yargı tam bağımsızdır. Hiçbir makam ve kişiden talimat almaz, kararlarını hukuka ve vicdanlarına göre verir. Hele yurt dışından, Merkel gibilerden asla talimat alması mümkün değildir” diyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Gelecekten umutsuz olduğunu bildirenler sadece yüzde 9. Bunların iktidar karşıtı olduğu tahmin ediliyor. Küçük bir kesim ise “Bu konuda fikrim yok” diyor. Toplumun yüzde 65'i maaşlardan ve hayat pahalılığından yakınmıyor. Bu kesim şunu savunuyor: “Günün birinde maaşlarımız ve refah düzeyimiz elbette daha çok artacaktır. Yeter ki biz çalışalım. Şu anda çektiğimiz sıkıntılar geçicidir.” Sayıları birkaç milyonu bulan işsizlerin yüzde 71'i de gelecekten umutlu. “2019 seçimleri sonrasında dünya liderimiz bizim bu sorunumuza mutlaka çözüm bulacaktır” diyor. Elimdeki anketlerde 2019 seçimlerine ilişkin tahminler de yer alıyor. Elde edilen sonuçlar özetle şöyle: CHP oyları yüzde 18'e düşüyor. İYİ Parti barajı aşamıyor. MHP çok iyi. Devlet Bey'in güvenilir liderliği altında MHP'nin oy oranı yüzde 25 dolaylarında. AKP, 2019 seçimlerine iddialı hazırlanıyor. Bilimsel verilere göre AKP ve onun bastonu olan MHP'nin birlikte oy oranları yüzde 50'yi çok rahat
geçiyor. Bu durumda Tayyip Bey'in Başkan seçilmesi, Devlet Bey'in Başkan Yardımcısı olması kesin. AKP yerel seçimlerde Ankara, İstanbul ve İzmir dahil bütün Büyükşehir belediyelerini açık ara kazanıyor. ُize sunmuş olduğum anket sonuçlarının tümüyle palavra olduğunu herhalde anlamışsınızdır. Otur masa başında, istediğin gibi sonuçlar düzenle, yanlarına rakamları yaz! Sonra bunları yandaş medya kuruluşlarına verip yayınlanmasını sağla! Şu konuşmalar kulağıma gelir gibi oluyor: “Sayın bakanım elinizde anket varsa bize versenize!..” “Yok ama biz bir şeyler hazırlayıp size verelim.” “Abi rakamlar iyi olsun ama, köşemde yazacağım. Sonra da televizyonda açıklanmasını sağlarız. Yardımınız bizim için çok önemli.” “Sen merak etme koçum, en iyilerini hazırlayıp veririz!..” Anket yapmak ciddi iştir. Bu gibi kamuoyu yoklamalarında anketi hangi şirketin yaptığı, hangi kurum tarafından sipariş edildiği, ne zaman yapıldığı, nerelerde kaç denekle konuşulduğu bildirilir. Batı dünyasında düzenlenen anketler işte böyledir ve ciddidir. Tahminleri tutmayan kuruluşlar daha sonra kamuoyundan özür dilemeyi bir görev bilir. Bizimkiler ise hepsi olmasa bile çoğu fasa fisodur. Seçime birkaç gün kala yapıp piyasaya sürdükleri anketler bile çoğu zaman fos çıkar.