Mart 12, 2018 10:38 Europe/Istanbul

Aydınlık: CHP parti içi meselelerini kapattı

Cumhuriyet:

AKP’den itiraf: Yerel seçimlerde oyumuz düşük çıkıyor. Genel seçimleri de etkiler

Evrensel:

Şekerde zarar oyunu

Milli gazete:

Saadet lideri Temel Karamollaoğlu: Sesimize kulak verin

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

…***

Orhan Bursalı, 12 Mart tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “‘Barajı kaldıracağız’ yalanıyla milletin oyu çalındı”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Şu sıralarda Meclis’e gelecek olan Seçim Yasası üzerine birkaç saptama yapalım: Seçim yasası, iktidarın bir dayatmasıdır. Seçimler; millet iradesini temsil ettiğine göre, bu iradeye talip pek çok parti var olduğuna göre, herkesin içine sinen, en azından asgari bir uzlaşıya dayanan bir seçim yasası düşünülmesi gerekir. Yani demokrasinin kırıntısı bile bunu öngörmelidir. Sandığa indirgenmiş, anayasa ve yasaların iktidarın keyfine kaldığı görünen Türkiye’de, şimdi de kendi seçim yasasını dayatmasını yaşıyoruz. Şaşırmalı mıyız? Hayır. Bugüne kadar Meclis’ten geçirilen tüm yasalarda, muhalefet itirazları, değişiklik önergeleri hiçe sayılmış ve hemen hemen sıfıra yakın uzlaşı aranmıştır.”diyen yaz, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Cumhurbaşkanı ve AKP liderlerinin demokrasi anlayışı böyledir. Ne Meclis’le ne toplumla ne de yasanın toplumsal paydaşlarıyla ilişki kurulmuş, görüş alınmış ve buna uygun bir değişikliğe gidilmiştir.

Oysa AKP küçük bir demokratik anlayışa sahip olsa, toplumdaki farklı görüşlerden yararlanır. İktidar olmak, uzlaşı aranmadan tüm yasaları istediği gibi yasalaştırmak değildir. En azından, seçim sisteminin zorunlu paydaşları olan siyasi partilerin içine sinen, eleştirilerini dinleyerek buna uygun değişiklikleri dikkate alan bir yasanın ortaya konması gerekmez mi? Şimdi muhalefet partilerinin itiraz ettikleri bir sistem dayatılıyor. Çünkü iktidarın en lehine bir sistem kotarıldı. Bu, çoğunluğu almış bir partinin “çoğunlukçu”, yani ben herkesi ezer geçerim anlayışının bir kez daha kanıtlanmasıdır. “Muhalefetin itirazlarına baktım, hiçbirinde haklılık payı yok” diyen bir siyasi kafa ile karşı karşıyayız. Neye göre haklılık payı yok, senin siyasi anlayışına göre... Oysa milletin yarısından fazlası itirazlarını haklı buluyorsa, senin haklılık ölçeğinin değeri sıfırdır.

Eski sistem, sandık ve oy kontrolü bakımından sivil bir karakterdeydi. Sandık başkanı, siyasi parti temsilcileri... Şimdi ise bu anlayış çöpe atılıyor ve sandık başkanı hükümetin tamamen kontrol ettiği devletin memurlarından atanıyor. Devlet neredeyse tamamen iktidarın sultası, emir komutasına girmiş bir yapıya ulaşmıştır. Memurlar özgür değildir ve iktidarın pençesini her zaman yakasında hissetmektedir. Sandık başkanı yerine artık iktidarın “muhbir vatandaşı” da kolluk kuvvetlerini sandık başına çağırabilecektir. Polis mi jandarma mı tarafsızdır? Başkanı ve partileri seçecek oy pusulalarının aynı zarfa konması bir ucubedir. Bırakın insanları zorlamayı, sandık sayımında da zarflar açılacak, ama hem başkana hem partilere verilecek oylar aynı zamanda sayılamayacağına göre, mesela partilerin o pusulaları bir kenarda açıkta duracak ve başları türlü çeşitli belalara girebilecektir! Bunu nasıl düzenleyeceksiniz?Yüzde 10 barajı ile iktidar milleti aldatmıştır. Başkanlık Sistemi tartışmalarında, iktidar mensupları, medya yazarları tartışmacıları, ooo ne güzel bakın baraj kalkacak, milletin Meclis’te temsiliyeti tam olacak, demokrasi genişleyecek, yürütme ile yasama ayrılacak, diyorlardı. Oysa şimdi yüzde 10 barajı korunmakta ve iktidar Başkanlığı alırsa Meclis’te de çoğunluğu kazanacağı bir sistemde dayatmaktadır.

…***

Özcan Yeniçeri, 12 Mart tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Muhalefet için ittifak komplosu”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Türkiye'deki bütün yandaş ve besleme unsurlar 2019 seçimlerinin ittifaklar arası seçim olması için elinden gelen her provokasyona başvuruyorlar.Bir yanda AKP/MHP ile AKP listelerine iltica etmiş BBP diğer yanda ise tercihen HDP'nin de içinde bulunduğu muhalefet partilerinden oluşan diğer ittifak. Böyle bir durumda 2019 seçimlerinin AKP için çantada keklik olacağına inanılmaktadır.Bu yüzden iktidar sahipleri ve onlara ram olan Bahçeli, muhalefete 'siz de ittifak yapın' çağrısında bulunmaktadır.Bahçeli'nin gelinen bu aşamada kimliksiz, içeriksiz ve yaranma türü bir politika izlemekten başka çaresi yoktur.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadeelre yer veriyor: 

…***

Bu zat iktidarın fiili uygulamalarını hukuki hale getirerek daha önce eleştirdiği iktidarın bütün politikalarını onaylamış bulunmaktadır.Bahçeli iktidardaki siyasi partinin anayasa dışı fiili uygulamalarını hukuki hale getiren bir sistemin sahibi, hamisi ve savunucusu olmuştur. Bu durum onun AKP'nin onaltı yıllık icraatlarını doğrusu ve yanlışıyla benimsediği ve ibra ettiği anlamına da gelmektedir.Bahçeli bunu kardeş katlinde olduğu gibi nizam-ı âlem ya da ilahi kelimetullah için değil devletin bekası (!) için yaptığını açık etmiştir. Bu devlet de TC Devleti değil Devlet Bahçeli'dir.Bahçelinin yüklendiği AKP icraatları!Toprağın üstündekilerden daha çok altındakilerin kemiklerini sızlatan Bahçeli'nin gönüllü olarak onayladığı ve üstlendiği AKP icraatlarından bazıları şunlardır:* Oslo, Dolmabahçe, İmralı görüşmeleri ile Akil Adamlar operasyonunu da içine alan Kürt Açılımı;* Güneydoğu'yu HDP'ye peşkeş çekmek üzere çıkarılan Büyük Şehir Belediye Yasası;* ABD'nin Ortadoğu dizaynını esas alan Büyük Ortadoğu Projesi'nin Eş Başkanlığı;* Bahçeli bu siyasetleri uygulayan bir zihniyete Türkiye'nin kaderini teslim etmiş, karşılığında ise%10'u aşmak için seçim ittifakı yapmıştır.İttifaklarla cepheleşmiş Türkiye özlemi!AKP/MHP ittifakı, kendi yaptıkları gibi muhalefetin de ittifak yapmasını böylece Erdoğan'ın muhalefetin tek bir rakiple karşısına çıkılması halinde ipi göğüsleyeceği düşünmektedir.Bu nedenle iki blok, iki cephe ya da iki ittifak grubu AKP ve MHP tarafından en çok arzulanan durumdur.Bunun nedeni de şudur: İkili iki ittifak temel itibarıyla Cumhurbaşkanlığı seçimini ikinci tura bırakmamak esası üzerine kuruludur.Muhalefetteki her partinin aday çıkarması ve partilerin kendi adaylarına oy vermesi seçimi ikinci tura bırakacaktır. AKP'nin Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan'ın karşısına ittifak tek bir adayla çıkarsa seçim ikinci tura kalmayabilecektir.Başında bulunduğu partinin mezarını kazan zat bu nedenle biz "cumhur ittifakı kurduk" siz de "cümbüş ittifakı yapın" diyor.Muhalefeti PKK'yla ve FETÖ'yle özdeşleştirmeye çalışanların illa ittifak yapın tercihen HDP'yle yapın demesinin amacı bellidir.Muhalefetin ittifakla seçime iştiraki birinci turda seçimi kaybetmesi anlamına gelmektedir. Muhalefetteki hiçbir parti HDP'nin içinde olduğu bir ittifaka oy vermez.AKP/MHP ittifakının muhalefeti top yekûn karşıt ittifaka zorlamasının nedeni budur.

…***

Murat Muratoğlu, 12 Mart tarihli Sözcü gazetesinde, “İsyanım var”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Memleket ağlama duvarına dönmüş… İçi yanıyor, içi kanıyor, isyan ediyor.Taksiciler isyanda… Plaka sahiplerine çalışıyorlar, eve ekmek götüremiyorlar. “Sarı öfke patlamak üzere” başlıkları atılıyor. Haybeden gaz veriliyor. Gazı alan olay çıkartıyor. Kimse de “şu konuya bir el atalım” demiyor. Özel halk otobüsleri kontak kapatıyor. Fiyatı 2.60 lira olan biletten sadece 1.40 lira alıyor. Maliyetlerini bile karşılayamıyor. Şoförleri aç dolaşıyor. En acayibi… Müteahhitlerin isyan etmesi… Sektör temsilcisi “bıçak kemiğe dayandı” diyor. Düşünün, son 15 yılda paraya para demeyen sektör sokağa dökülmemek için destek arıyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Haliyle emlakçılar da isyanda… Piyasadaki durgunluk had safhada… Marangoz ve mobilyacılar mağdur. Sektör, girdi maliyetlerindeki yüksek artış karşısında üretim yapamaz durumda. Devletten destek talep ediyor. Tarım sektörü toptan isyanda… Şeker üreticileri, pancar çiftçileri isyanda… Şeker pancarı fabrikaları satışta… Fındık üreticileri, bahçe sahipleri isyanda… Köyünden, köylüsüne kadar… Git bak İktidar partisi o yörelerde oy patlaması yapar. Soğan, maydanoz para etmediği için tarlada kaldı. Çürümeye bırakıldı. Portakallar ağaçlardan sarkıyor, toplama maliyetini bile karşılamıyor. Üreticisi sinirden ağaçlarını kesiyor. Tütün kotasını ve fiyatını devlet belirliyor. Tütün üreticileri halen geçen yılın mahsulünü satmaya çalışıyor.Çilekler elde kaldı seracılar kara kara düşünüyor. Toptancı kilosuna 3 lirayı bile çok görüyor. Aile hekimleri de dayanamadı isyan etti. Ücretlerde artış, çalışma koşullarında iyileştirme istedi. Sağlık Bakanlığı'nın hazırladığı sağlıkla ilgili torba yasa taslağını görünce umudu kesti. Ataması yapılmayan öğretmen sorunu her geçen gün büyümeye devam ediyor.