Türkiye'den köşe yazarları
Cumhuriyet: MetroPOLL'un anketinde Erdoğan yüzde 50'yi geçemiyor, iki MHP'liden biri ittifaka karşı
Yeniasya:
Göçün önlenmesi AB ile mümkün
Milli gazete:
ANAR Araştırma Anketi: Cumhurbaşkanlığı seçiminde 16 Nisan'a yakın bir sonuç çıkacak
Karar:
Faizde artışa devam
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
…***
Çiğdem Toker, 6 Nisan tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “Akkuyu kapitülasyonu”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Kapitülasyon kısa tanımıyla bir devletin bir başka devlete tanıdığı ayrıcalık. Daha uzun tanımda ise iktisadi, sosyal ve siyasi ayrıcalıkların, tek yanlı hukuki işlem veya anlaşmalar yoluyla tanınması diye ifade ediliyor. Türkiye, Rusya’ya Akkuyu’da dört reaktörlü bir nükleer güç santralı (NGS) kurma iznini sekiz yıl önce imzalanan bir milletlerarası anlaşma ile verdi. Şüphesiz Resmi Gazete’de yayımlanan (6 Ekim 2010) bu milletlerarası anlaşmanın, başında yahut herhangi bir yerinde kapitülasyon sözcüğü geçmiyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadeelre yer veriyor:
...***
Fakat, Türkiye’nin TETAŞ (Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt A.Ş.) üzerinden verdiği kilovatsaat başına 12.35 cent alım garantisi başta olmak üzere Akkuyu NGS için Rusya’ya sağladığı olanaklar karşısında bu anlaşmayı kapitülasyon diye nitelemek abartı sayılmaz.
Akkuyu’nun -özellikle Avrupa’nın kademeli olarak nükleerden çıkış kararları ve ülkemiz açısından da güncellenmiş elektrik enerjisi talep projeksiyonları dikkate alındığında- bir ihtiyaç değil, siyasi bir tercih kimliği daha çok ortaya çıkmaktadır. Bu devasa ölçekli inşaat Rusya’nın desteğini almak ve şirketlere iş sahası yaratarak siyasi ömrü sağlamlaştırma işlevi görecektir.
Atık yönetimi muğlak
Atık yönetimi bir NGS’de temel kritik alanlardan biri olmasına karşın Akkuyu’da atıkların nasıl yönetileceği belirsizdir. Bu konunun nasıl muğlak bırakıldığı, 6 Ekim 2010 tarihli milletlerarası anlaşmanın “yakıt, atık yönetimi söküm” başlıklı 12. maddesinden de anlaşılabilir:
Madde 12
YAKIT, ATIK YÖNETİMİ VE SÖKÜM
1.Nükleer Yakıt, Proje Şirketi ve tedarikçiler arasında yapılan uzun dönemli anlaşmalar bazında tedarikçilerden temin edilir.
2.Taraflarca mutabık kalınabilecek ayrı bir anlaşma ile Rus menşeli kullanılmış nükleer yakıt, Rusya Federasyonu’nda yeniden işlenebilir.
3.Taraflar, devletlerinin yürürlükteki kanunları ve düzenlemeleri izin verdiği ölçüde, nükleer yakıt, kullanılmış nükleer yakıt veya herhangi bir radyoaktif materyalin sınır ötesi taşınması da dahil olmak üzere, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla, nükleer materyallerin sınır ötesi taşınmasına ilişkin gerekli tüm ilgili onay, lisans, kayıt ve rızaların alınmasında Proje Şirketi’ne yardım eder.
4.Proje Şirketi, NGS’nin sökümü ve atık yönetiminden sorumludur. Bu çerçevede, Proje Şirketi yürürlükteki Türk kanun ve düzenlemeleri ile öngörülen ilgili fonlara gerekli ödemeleri yapacaktır.
CHP Enerji Komisyonu Başkanı Necdet Pamir 2014’teki kritik bir gelişmeyi hatırlatıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın Türkiye’ye, Akkuyu NGS konusunda 39 başlıkta uyarıda bulunduğunu ancak açılan davada talep edilmesine karşın bu uyarıların “devlet sırrı olduğu” gerekçesiyle mahkemeye sunulmadığını belirtiyor. İnsanların aklıyla alay edildiğini söyleyen Pamir, “Düşünün Türkiye’nin devlet sırları Uluslararası Atom Enerjisi’ndeki uzmanlarca hazırlanmış. Onlar biliyor ama bizim bilmemiz istenmiyor” diyor.
Durmaksızın 20 milyar dolar yatırım tutarı vurgulanan Akkuyu’da, Rusya’nın 15 yıl boyunca, 12.35 cent üzerinden satacağı üretim gelirleriyle, yapacağı harcamayı fazlasıyla çıkaracağını unutmasak iyi olur. Milletlerarası anlaşmaya, bundan sekiz yıl öncesinin dolar kuru dikkate alınarak konulmuş 12.35 cent, bugünkü kur ortamında ürkütücü bir fiyattır. Akkuyu’nun kapitülasyon olmadığını iddia edecek olanlar önce 12.35 cent için “halk için çok iyi bir fiyattır” demesi gerekmektedir.
...***
Kazım Güleçyüz, 6 Nisan tarihli Yeniasya gazetesinde, “Hür siyaset için hür toplum şart”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Demokrasinin vazgeçilmez gereklerinden biri olan çok partili sistemin başarılı ve verimli olabilmesi, yine demokrasinin en temel şartlarından biri olan hürriyet ortamının tesisine bağlı.Siyaset hür olmalı ki, millete ve ülkeye faydalı hizmetler yapabilsin. Farklı partiler arasındaki yarış da bu eksende yapıcı ve müsbet bir rekabete dönüşebilsin.Siyasetin hür olmasının en belirgin kıstaslarından biri, milletvekilleri ve teşkilâtlar başta olmak üzere siyaset kadrolarının tamamen milletin hür tercihine dayalı bir zeminde sadece vicdanlarına ve seçmenlerine hesap verme konumunda olmaları.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Meşrutiyette, yani sonraki süreçlerde tekâmül etmiş şekliyle demokraside hakimiyetin millette ve millet adına, onun seçtiği vekillerden oluşan, milletin kalbi hükmündeki Mecliste ve hükümetin de Meclisin emrinde olduğunu vurgulaması da.
O zaman iş geliyor, milletin ve her bir ferdinin bu sistemi doğru ve sağlıklı şekilde işletebilecek güçlü bir hürriyet ve denetim bilin- cine sahip olmasına dayanıyor.
Bireylerin özgürlüğü iki kriterle ölçülür:
1. Allah’tan başka kimseye boyun eğmeme cesaret ve dirayeti; 2. Allah’ın yarattığı hiçbir şeye zulmetmeme şefkati.
Bir diğer prensip: Madem hakimiyet millettedir; o zaman milletin var olduğunu göstermek lâzımdır.
Mevcudiyet-i milleti göstermenin yolu da ittihaddan, birleşmekten geçer. Hür siyasetin toplumsal temeli ancak böyle kurulur.
Hür bir toplum, kendi adına görev yapacak temsilcilerini de hür tercihiyle belirler ve bu temsilciler, kendilerini oraya getiren seçmenleri dışında başka bir güç odağına boyun eğip teslim olma, biat edip hesap verme konumuna asla düşmezler.Velhasıl, iş bireyde başlıyor ve bitiyor.
...***
Batuhan Çolak, 6 Nisan tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Cumhur ittifakı yerel seçimler sonrasında bozulabilir!”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“MHP'lilerin ittifaktan beklentileri büyük... Erdoğan'ın Ülkücüler aleyhinde geçmişte söylediği sözler MHP'de siyaset yapanlar için çok fazla bir anlam ifade etmiyor. "Dönemin şartlarında biz de ağır konuştuk" diyerek konuyu kabulleniyorlar.İYİ Parti Olağanüstü Kurultayı'nın yapıldığı gün Alparslan Türkeş'in kabri ziyarete kapatılmıştı. İYİ Partililerin geleceği beklentisi üzerine yapılan bu hamle Cumhurbaşkanı Erdoğan için bambaşka bir karşılamaya dönüştü.AKP'li Tuğrul Türkeş ile birlikte kabri ziyaret eden Erdoğan, MHP'lilere "Benim sizle sorunum yok, destek verin" mesajını bir kez daha göndermiş oldu.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Tüm bu girişimlere rağmen MHP teşkilatlarındaki Erdoğan karşıtlığı tam olarak kırılabilmiş değil. Bir güvensizlik problemi hâkim.Erdoğan da aynı kanaatte olduğu için milliyetçi söylemi diri tutmaya çalışıyor.Tüm bu girişimler, yaklaşımlar ve seçim yatırımları başkanlık seçimlerinden önce yapılacak yerel seçimlerde bozulabilir.Çünkü yereldeki ittifak problemi her geçen gün artarak devam ediyor.MHP'nin elindeki büyükşehir belediye başkanları bile ne olacağını kestiremiyor. Özellikle belediye üst yönetimlerindeki bu rahatsızlık, İYİ Parti'den adaylık arayışına dönüşüyor. İYİ Parti'den aday olamayacak isimler ise "Gerekirse bağımsız gireriz" söylemlerini dile getirmeye başladı.Gelelim, konunun en hassas olduğu noktaya... Yerel seçimler sonrasında ittifak nasıl devam edecek?Bahçeli, bu konuda herhangi bir kuşku taşımıyor, şartlar ve durum ne olursa olsun Erdoğan'ı destekleme kararından vazgeçmesi mümkün değil.Aynı durum ittifaktan büyük beklentisi olan, yıllardır iktidara aç MHP'li alt kadrolarda geçerli değil. Mutlak makam, güç ve imkân beklentisi var. "Eğer bunu sağlayamayacaksak, yine eskisi gibi her alanda engelleneceksek ittifak yapmanın ne anlamı var" yorumunda bulunuluyor.Mevcut şartlar, elindeki belediyeleri de kaybetme ihtimali olan Bahçeli için zorlu bir dönemin başlayacağına işaret ediyor.AK Parti yerelde ittifaka kesinlikle sıcak bakmıyor.Eğer AK Parti yerelden güçlü bir zaferle çıkar ve MHP'li belediyeleri alırsa işte o gün ittifak bozulabilir. Ama bu bozulma sadece tabanda olur, Bahçeli ve çevresindekilerden herhangi bir olumsuz açıklama kesinlikle gelmez.Eğer AK Parti yerelden güçlü bir şekilde çıkamaz ve MHP elindeki belediyeleri muhafaza ederse "MHP bizim oyumuzu düşürdü" yorumları gelebilir ve AK Parti cephesinden ittifak eleştirileri başlayabilir.Nereden bakarsanız bakın ikircikli bir durum söz konusu.