Mayıs 06, 2018 05:36 Europe/Istanbul

Cumhuriyet: Bahçeli'den sert açıklamalar: ‘Taşı adresine fırlatmışım’

Milli gazete:

Erken seçim öncesi af yasası: Genel af değil, kısmi af!

Yeniçağ:

Gezici: "Gençlerin yüzde 62'si 'Akşener' diyor"

Aydınlık:

159 İşçi önderinden Perinçe’e imza

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

İhsan Çaralan, 5 Mayıs tarihli Evrensel gazetesinde, “‘Sıfır baraj’ dendi, baraj HDP'nin önüne kuruldu!”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“CHP’nin de cumhurbaşkanı adayı belirlendi. Kılıçdaroğlu CHP’nin cumhurbaşkanı adayının Yalova Milletvekili Muharrem İnce olduğunu açıkladı. Böylece 24 Haziran seçiminde, Erdoğan’ın karşısına çıkacak olan  cumhurbaşkanı adayları da belirlenmiş oldu. CHP’nin Adayı Muharrem İnce, HDP’nin Adayı Selahattin Demirtaş’ın adaylıkları kesin. İyi Parti’nin Adayı Meral Akşener ve SP’nin Adayı Temel Karamollaoğlu ise 100 bin imzayı tamamlayabilirlerse adaylıkları kesinleşmiş olacak.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Adaylığının Kılıçdaroğlu tarafından ilan edilmesinin arkasından Muharrem İnce; “Herkesin Cumhurbaşkanı olacağını” söyleyerek, CHP rozetini Kılıçdaroğlu’ya verdi. Böylece eğer Muharrem İnce Cumhurbaşkanı seçilirse, “partili cumhurbaşkanı” değil “tarafsız”, “herkesin cumhurbaşkanı” olacağını ilan etti.

Elbette bir partinin kimi cumhurbaşkanı adayı yapacağını o partinin Cumhurbaşkanı belirleyecek kişileri bilir; sorumlulukları da birinci dereceden onların omzundadır.

Bu yüzden de Muharrem İnce’nin bir cumhurbaşkanı adayı olarak, Erdoğan karşısında ne ölçüde etkili bir aday olduğu tartışması elbette ki onu aday gösterenlere aittir. Ancak İnce’nin bugüne kadarki siyasi tutumu, “Sadece bir rozet değişikliği yaparak giderilemeyecek kadar derin bir ‘milliyetçilikle’ maluldür. Ve İnce, CHP’nin iç yelpazesi içindeki milliyetçi kanadın sözcülerinden birisidir. Bu yüzden de “Herkesin cumhurbaşkanı olacağım” iddiasının altının inandırıcı biçimde dolu olmadığı gibi, doldurulması da hayli zordur.

Özellikle “2. tura” kalırsa, Kürt seçmeninin İnce’ye gönül rahatlığı ile oy vermesinin çok zor olduğu da kanıt gerektirmeyecek kadar açıktır. Muharrem İnce de bunun farkında olduğu için, aday gösterilmesinin arkasından yaptığı ilk konuşmada; başka kesimlere özel bir şey söylemezken, Kürtlere özel bir mesaj verme zorunluluğu duymuştur.

Muharrem İnce’nin en azından “2. turu” dikkate alarak, Kürt sorunu konusuna özel bir önem vereceği anlaşılıyor.

Öte yandan İnce’nin “Cuma namazı”ndan sonra 1. Meclis binasına giderek kampanyasını buradan başlatması CHP içinde bir tartışma açar mı bilmek zor. Ama İnce’nin pragmatist bir seçim politikası izleyeceğini göstermesi bakımından önemlidir.

24 Haziran’da sadece cumhurbaşkanı seçimi yok. Onun kadar önemli olan milletvekili seçimi de aynı gün yapılacak.

Erdoğan ve Bahçeli, bu seçimi kazanmak için bütün avantajlarını kullanmak üzere AKP-MHP ittifakını oluşturdu. İttifakın adını da “Cumhur İttifakı” koydu! Bu ittifakı BBP de destekliyor ve adaylarını AKP listelerinden göstererek Meclise girecek!

Böylece normal şartlarda “yüzde 10 barajı”nın altında kalacağı besbelli olan MHP’nin “Baraj altında kalması” önlendi. Buna karşılık Bahçeli, cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’ın kayıtsız koşulsuz destekçisi oldu.

CHP de bu ittifaka karşı, “tek parti tek adam rejimi”ne karşı olan ve seçime girme hakkı kazanmış partiler için “sıfır baraj” ittifakı formülünü gündeme getirdi. CHP, İyi Parti, SP ve DP’nin kendi aralarında “sıfır baraj” ittifakı konusunda -henüz resmen açıklanmasa da- anlaştıkları belirtiliyor.  

...***

Kazım Güleçyüz, 5 Mayıs tarihli Yeniasya gazetesinde, “Aday listelerine de MİT müdahalesi”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Dört yılı aşkın bir süredir herşey bir kenara itilerek en önemli iç ve dış tehdit olarak gösterilip üzerine gidilen FETÖ’yü güya tasfiye adına yürütülen çelişki ve çifte standart örnekleriyle dolu cadı avı operasyonları devam ederken, seçim öncesi AKP’nin aday listelerine muhtemel “FETÖ’cü sızmalar”a karşı ne gibi tedbirler alındığı sualine Cumhurbaşkanının ve ortağının verdiği cevaplar, aday belirleme süreçlerindeki “devlet müdahalesi”ni afişe ediyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Adayların çok sıkı GBT taramalarıyla güvenlik soruşturmalarından geçirilerek belirleneceğini söylüyor Erdoğan ve Bahçeli.

Bu demektir ki, aday listeleri emniyet ve istihbarat raporlarına göre oluşturulacak.

Yani sadece “devlet”in izin ve geçit verdiği isimlere “milletin vekili” olma yolu açılacak.

Buna da demokrasi diyeceğiz...

Aslında bu durum yeni değil. Özellikle AKP döneminde sadece iktidar partisine ait vekillerin değil, bazı muhalefet partilerinin aday listelerinin de MİT kontrol ve süzgecinden geçtiğine dair duyumlar alıyorduk.

FETÖ meselesi, bu mekanizmayı daha da perçinlemenin yeni bahanesi yapıldı.

Aslında bu işin temelinde, seçim sisteminde de 12 Eylül’den kalma darbe ürünü düzenin devam ediyor olması yatıyor.

Aday belirleme sürecinde, tabana dayalı hâkim nezaretinde ön seçim sistemine ve ilaveten tercih imkânına yer verilmeyişi, listelerin aynen tek parti döneminde olduğu gibi, lider ve yakın çevresi tarafından belirlendiği bir sonucu ortaya çıkarıyor.

O dönemde önemli görevlerde bulunmuş, daha sonra Demirel’in yakın arkadaşlarından biri olmuş ve dışişleri bakanlığı yapmış olan İhsan Sabri Çağlayangil’den bizzat dinlemiştik:

Seçim dönemlerinde aday listeleri bir odaya kapanıp başbaşa kalan başkan ve yardımcısı tarafından belirleniyormuş.

Ülkenin o devirdeki partili cumhurbaşkanı uygulaması referans gösterilerek yine tek adam rejimine götürülmek istendiği bir süreçte, seçmenin önüne konulacak aday listeleri de aynı yöntemle hazırlanıyor.Böylece, demokrasideki en önemli işlevleri “devletle millet arasında köprü olmak” olan partiler devlet tarafından teslim alınıyor, seçmene de “figüranlık” rolü veriliyor.

...***

Arslan Bulut, 5 Mayıs tarihli Yeniçağ gazetesinde, “İktidarın kaybetme korkusu!”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Sonuç değişmezdi ama Devlet Bahçeli'nin seçmenin de FETÖ yönünden soruşturulmasına yönelik sözleri elbette bir tehdit olarak algılandı ve özellikle İYİ Partili seçmenler, sabah 8'de büyük bir kararlılıkla ilçe seçim kurullarına koştu.Bence halk, kimin liderliğe, ülkeyi yönetmeye lâyık olduğunu hemen seziyor. Bir tuttuğunu da kolay kolay bırakmıyor. Halk, lider olacak kişiyi gözünden anlıyor.Burada kimsenin maksadı, bir kişiyi yüceltmek, yükseltmek değildir! Halkın maksadı, adalet terazisi yok edilmiş, sadece yandaşların yüzüne bakılan bir ülke olmaktan çıkarak, hukuk devletine ulaşmaktır!”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Evet "kuvvetler ayrılığı" adaletli bir sistemin temelidir ama, geniş kitleler bu kavramların günlük hayatta etkisini bilmiyor. Vatandaş, hakkının çiğnendiğini, çocuğunun sınav sorularının çalındığını, hak edenin değil torpilli olanın işe alındığını, devletin bütün imkânlarının yandaşlar için seferber edildiğini, her ihaleden yüzde alındığını ve bu paraların 16 yılda çok büyük rakamlara ulaştığını, bu güce ulaşan bir siyasi kadroyla ancak her türlü riski göze almış cesur bir lider ve cesur insanların baş edebileceğini görüyor ve biliyor. Önceki akşam TV5'te seçmenin tehdit edilmesini tartışmıştık. Bilali Yıldırım'ın "Konuşmadan Olmaz" programında Emin Şirin, Celal Kazdağlı, Mustafa Kurdaş ve ben Bahçeli'nin tehdidinin seçmeni daha da bileyeceği görüşü üzerinde birleşmiştik. Son söz olarak, "Sabah 08.00'de Bahçelievler İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı'na giderek Meral Akşener için imza vereceğim" demiştim.Sabah 08.00'de İlçe Seçim Kurulu'na gittiğimde 40 kişilik bir sıra oluşmuştu. 3376 başvuru numarası ile imza verdim. İlçe Seçim Kurulu'nun da bulunduğu binanın önünde, İYİ Parti Bahçelievler İlçe Başkanı Hamdi Karakaya ve ekibi ile karşılaştım. Yine Saadet Partili, Vatan Partili vatandaşlar da örgütlü olarak oradaydı. Parti görevlileri imza formlarının fotoğraflarını çekiyor ve kaydediyordu.İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in basın danışmanı Murat İde ile telefonla konuştum. 18.00 itibarıyla Akşener için verilen imza sayısı 120 bine ulaşmıştı. Yani birinci gün, 100 bin imza ile Cumhurbaşkanlığı'na aday olma şartı fazlasıyla yerine getirilmişti. Bahçelievler İlçe Seçim Kurulu'ndaki sistemli çalışmadan belli oluyordu ki Yüksek Seçim Kurulu, gereken teknik alt yapıyı hazırlamıştı. Öyle ki ilk 10 dakikadan sonra kişi başına harcanan zaman bir dakikanın altına inmişti ve iki-üç masada imzalar alınıyordu.Fakat İde bir bilgi daha verdi. Meral Akşener'in evinin hemen karşı duvarına sprey boyalarla "Her an her şey olabilir" diye bir yazı yazılmıştı. Gece yarısı yazıldığı tahmin edilen yazıyla ilgili emniyete bilgi verilmişti. Evet, her an her şey olabilir! ama bu tehditler, Meral Akşener'in kullandığı ifadelerle "mertliğe, adamlığa, erkekliğe" yakışmıyor.Ayrıca Temel Karamollaoğlu'nun söylediği gibi "Bugüne kadar FETÖ'yle kim yattı kalktı herkes biliyor. Bunu kimsenin üstünün örtmesi mümkün değil."