Temmuz 22, 2018 08:45 Europe/Istanbul

Yenişafak: CHP’de kurultay restleşmesi

Milli gazete:

Borçlanarak büyüyoruz!

Evrensel:

DİSK: OHAL ve başkanlık emeğe zararlıdır

Cumhuriyet:

İşte 2 yıllık OHAL faturası: 12 Eylül'ün 27 katı ihraç...

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Aydın Engin, 22 Temmuz tarihli Cumhuriyet gazetesinde, "Eyyy Reis’in yargıçları, sözüm sizedir!.."başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Başlığı okuyunca yadırgadınız mı? “Ben Reis’in değil, yargı erkinin yargıcı, savcısıyım” filan dediniz mi? Demeyin. Ne adınızı biliyorum, ne hangi mahkemede ya da bir yüksek mahkemenin hangi dairesinde görevli olduğunuzu. Ama kararlarınızı, kılınız kıpırdamadan kestiğiniz hükümleri biliyorum. Bir de Reis’in hukuk anlayışının sizlerin kararlarınızda birebir yansıdığını görüyorum."diyen yazar, ayzısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Örnek ister misiniz? Buyrun: Anayasa yanlış anlamaya, yorumlamaya, ezip büzmeye olanak tanımayan bir açıklıkla buyuruyor: Seçilip mazbatasını alan her milletvekili o andan itibaren dokunulmazlık kazanır. O milletvekili hakkında daha önce açılan bir dava varsa ya da yeni bir dava açılacaksa izlenecek yol bellidir: Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanır ve gerekli buluyorsa o milletvekilinin yeni kazandığı dokunulmazlığını kaldırır ve o zaman, ancak o zaman başlamış bir yargılama sürer ya da yeni bir yargılama süreci başlar. O kadar. Bunun lamı cimi, arkadan dolaşması, falanı filanı yoktur. Bu temel hukuk ilkesidir ve hukuk fakültesinin daha ilk yılında hukuk felsefesi ya da hukuk başlangıcı derslerinde size bunu öğrettiler. Öğrenmediyseniz ya o derste pencereden dışarı bakıyordunuz ya da siz hukuk fakültesinde okumadınız. 24 Haziran’da Meclis’e 600 milletvekili seçildi. Bunlardan biri CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu, öteki HDP Hakkâri Milletvekili Leyla Güven’dir. Her ikisi de tutuklu ve 24 Haziran’ın üstünden tastamam 28 gün geçti. Derhal tahliye edilmeleri, haklarında açılmış ve yürümekte olan davaların durdurulması ve yasama faaliyetine katılmaları için yapılan başvurular sizler tarafından reddedildi. AKP Reis’inin onların tahliyesini istemediğini, Meclis’te bulunmalarını hiç istemediği, “Yatsınlar da bana karşı çıkmanın bedeli neymiş görsünler” gibi kesinlikle hukuk dışı düşünceler taşıdığını şiddetle tahmin ediyordum. Olabilir. Onun hukukla ilişkisi üstüne 16 yıldır epey deney ve bilgi edindik ve artık şaşırmıyoruz. Peki ama sizler? Yargıçsınız. Kimileriniz de savcı. Göreviniz, yasaları uygulamak. Hele hele anayasayı lafzıyla ve ruhuyla eksiksiz uygulamak. Enis Berberoğlu arkadaşımın ve Leyla Güven’in bir gün, bir saat bile hapiste tutulmaları “Kişiyi hürriyetinden mahrum kılma” suçunun daniskasıdır. Yani suçluları yargılamak ve suçları sabitse cezalandırmakla görevli ve yükümlü olan sizler bizzat suç işlemektesiniz. Hem de anayasal bir suç. Başka örnek ister misiniz? Buyrun: Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak’a birlikte suç işlediklerini ileri süren savcıya hak verdiniz, tutukladınız, yargıladınız, ömür boyu hapis cezası verdiniz. Sonra Mehmet Altan’ı en yüksek mahkemenin verdiği “hak ihlali” kararına uyma zorunluluğunuz olduğu için tahliye ettiniz. Peki aynı suçu birlikte işlediği iddiasını kabul ettiğiniz öteki iki sanığın halen hapiste tutulmalarını, hukuk fakültesinde öğrendiğiniz “adalet” kavramı ile nasıl bağdaştırabiliyorsunuz ve temel görevinizin “adalet”i sağlamak olduğunu nasıl unutabiliyorsunuz?

...***

Adnan Nacir, 22 Temmuz tarihli Yeniasya gazetesinde, " Bedelli Askerlik Türküsü"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Türkiye’de genç erkeklerin en önemli gündem konularından biri askerliktir. Okul biter, iş arayışına giren gençlerimiz bu duvar gibi soruya hemen toslar: “Askerliğini yaptın mı?” Askerliğini yapmayanın istediği gibi iş bulması zordur. Diyelim iş buldu, bu sefer istediği veya hak ettiği ücreti alması zordur. Zira askere gideceği zaman tazminatlarını ödemek durumunda kalacak olan işveren, minimum hasarla bu süreci atlatmak ister ve maaşı düşük tutar."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Seçim zamanlarında en kullanışlı konulardan biri bedelli askerliktir. Çıkması için yol gözleyenlere umut verebilirsiniz. “Bedelli askerlik beklentisi içinde olan milyonlarca insan var. Bir şekilde eritmemiz lâzım. Millet istiyorsa değerlendiririz. Bize oy verin hele, seçimden hemen sonra bakarız” deyip milletin aklına bir kere düşürdünüz mü, tamamdır. Akabinde, “…ama yine de belli olmaz, neticede ülkemizin durumu da malûm…” gibi belirsizlik ifade eden cümlelerle de,  hem karşı taraftan gelecek tepkileri dindirirsiniz hem de ümitleri canlı tutarsınız. 

Hamaset yaşatmak isterseniz, şiddetle karşı çıkarsınız. “Parası olanın yan gelip yatsın, fakirlerin de askerliğini yapıp gerekirse ölsün diye bir yaklaşım olamaz.

“Hiç utanmam yoktur” derseniz ikisini birden yaparsınız, farklı yetkililer aynı anda farklı demeçler verirler. Günün durumuna göre yükselen değer hangisiyse en yetkili o duruma göre açıklama yapar.

Haddizatında, THY’nin üst yönetimindeymiş ve uçuşlarda kendisine en iyi kabin ekipleri hizmet ediyormuş da kahvesini nasıl içtiğini ezbere bildikleri için sormadan tam kıvamında getiriyormuş gibi standartlarda yaşayan insanların genelde askerlik yapmadığı yönünde kamuoyunda yaygın bir görüş vardır. Resmî kanallardan uygulanacak bedelli askerlik vasıtasıyla her halükârda askerlik yapmayacak olan bu zevat bunun için devlete para ödemiş olacak. Yani bazılarının olacağını zannettiği adaletsizlik söz konusu olmayacaktır. 12 ay askerî vazife yapacak ve asgari ücretle çalışan bir genç düşünelim. İşinden ayrılıp fiili askerlik yapması durumunda 12 aylık maaşından vaz geçmiş olacak. Yani yaklaşık 19200 TL bir kaybı olacak. Bedelli askerlik yapıp çalışmaya devam etse, 10 aylık maaşı ile bedelli ücretini elde edecektir. 

...***

Nedim Türkmen, 22 Temmuz tarihli Sözcü gazetesinde, " Vergi barışında süre uzar mı?"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Bilindiği üzere Cumhuriyetimizin 95. yılında 36. kez çıkarılan mali afyasası seçimden önce Meclisten geçmiş ve 18 Mayıs 2018'de de Resmi Gazete'de yayımlanmıştı. Bu Kanun, içinde oldukça geniş düzenlemeleri barındırmaktadır. Özellikle vergi barışı, varlık barışı ve imar barışı düzenlemeleri 7143 sayılı kanun içerisinde kendisine yer bulmuştur. Kanun hükümlerinden faydalanmak için tanınan sürelerden ilki borçlu vatandaşlarımızı ve ülkeye dışarıdan ve içeriden para getirmek isteyen varlıklı vatandaşlarımızı ilgilendirmektedir."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Devlete 31.03.2018'den önceki vadelerde borcu olan mükellef ve vatandaşlar, ellerini çabuk tutmak zorundalar. Buna göre; vergiler ve vergi cezaları, gecikme faizi ve zammı, bazı kanunlar kapsamında verilen idari para cezaları, gümrük vergileri, idari para cezaları, faizler, gecikme faizi ve zammı, sosyal güvenlik primleri ile bunlara bağlı gecikme cezası ve zammı, il özel idarelerinin 6183 sayılı kanun kapsamındaki bazı alacakları, belediyelerin; vergi, tarifeden doğan ücret ve su bedeli alacakları ile büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerinin su ve atık su bedeli alacakları, yol katılım payları, öğrenim katkı kredisi ve öğrenim kredisi borçları, ecrimisiller, haksız alınan destekleme ödemeleri, kaynak kullanımı destekleme fonu borcu olanlar ve ayrıca milyonlarca vatandaşı ilgilendiren; trafik para cezaları, askerlik, seçim, nüfus para cezaları, karayolu taşıma kanununa göre kesilen para cezaları, karayollarından usulsüz geçişler nedeniyle kesilen para cezaları da, kanun kapsamında 2 ayda bir ödemeli, 18 taksitte toplam 36 ayda ödenebilecek. Mükellef ve vatandaşlar: adli para cezaları,idari para cezaları, petrolden devlet hissesi ve devlet hakkı, madenlerden devlet hakkı ve özel idare payı ile madencilik fonu, şeker fiyat farkı, akaryakıt fiyat farkı ve akaryakıt fiyat istikrar payı, kılavuzluk ve römorkörcülük hizmet payı borçları ile ilgili olarak bu kanun hükümlerinden faydalanamayacaklar.

Borçlu vatandaşlarımız bu kanunun yeniden yapılandırma ile ilgili hükümlerinden faydalandıklarında; geçmişe yönelik gecikme zammı ya da faizi yerine Yİ-ÜFE tutarını ödeyecekleri için oldukça avantajlı hale gelmektedirler. Vatandaşların borçlu oldukları kurumların e-haciz, haciz gibi uygulamalarına muhatap olmamak için kendilerine uygun vadelerde borçlarını yeniden yapılandırmalarında büyük fayda vardır.