Eylül 30, 2018 10:49 Europe/Istanbul

Star: Doların reddedilmesi ABD'yi zayıflatacak

Milli gazete:

Fabrikalar yanıyor

Yenişafak:

MHP adaylara seçim kitapçığı hazırladı

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Ceren Sözeri, 30 Eylül tarihli Evrensel gazetesinde, "İnternete iki ayrı kanunla sansür"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Geçen Ocak ayında Resmi Gazete’de yayınlanan 680 sayılı KHK, 6112  sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunun 19. Maddesine bir ek yaparak “Ortakları ile yönetim kurulu başkan ve üyelerinin terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu Millî İstihbarat Teşkilatı veya Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bildirilen medya hizmet sağlayıcı kuruluşların lisans başvuruları reddedilir” düzenlemesi getirmişti. Yani lisans başvurusu yapacak internet yayıncıları daha geniş kapsamlı bir “Ulusal Güvenlik Belgesi” soruşturmasına girecekler. Hoş geldin 90’lar, lakin artık Yeni Şafak’ta bu sendromu tahlil edecek kimse kalmadı."diyen yazar, yazıswının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Tartışmaların üzerine taslakta bir değişiklik daha yapıldı ve CHP’li RTÜK üyesi İlhan Taşçı’nın dile getirdiği ücreti karşılığında hizmet veren platform işletmecilerinin abonelerine ilişkin her türlü bilgi ve belgeyi RTÜK’e iletmek zorunda olduklarına dair itirazlar dikkate alınarak, “koşullu erişim sağladığı kullanıcı sayısına ilişkin her türlü bilgi belge” olarak değiştirildi. Kazanım mı? Belki evet ancek değiştirilen MİT Kanunu düşünüldüğünde devlet sizin hangi kanalları izlediğinizi öğrenmek istese, platform sağlayıcıların bilgi vermeme gibi bir seçeneği yok.

Bu şartları yerine getirmeyenler için yayın durdurma, yayın lisansının iptalinin yanı sıra sulh ceza hâkiminden içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi talep ediliyor. Yani bir yargılama olması gerekmiyor. Yönetmelik hem internet alanını düzenleyen 5651 sayılı kanun hem de radyo ve televizyon yayıncılığını düzenleyen 6112 sayılı kanunun ihtiyaç duyulan maddelerini kullanıyor. Yani internet yayıncılığı iki ayrı kanunun denetiminden geçerek kısıtlanıyor. Yürürlüğe girdiğinde yalnızca ve yalnızca engelli sitelerin sayısı artıracak, halihazırda internetin özgür olmadığı ülkeler kategorisindeki Türkiye’yi hızla en yukarılara taşıyacak. Sansüre takılmak istemeyenler elbet başka yöntemler bulacak. Sene olmuş 2018, hala 90’ların yöntemiyle medyayı denetim altına almaya çalışan bir hükümetle cebelleşiyoruz. Yıllarca mağduru olduğunuzu anlatıp durdunuz meğer ne çok sevmişsiniz 28 Şubat’ı.

...***

Esfender Korkmaz, 30 Eylül tarihli Yeniçağ gazetesinde, " Artık sıcak para da gelmiyor"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Merkez Bankası'nın ödemeler blançosuna göre  bu sene Ocak-Temmuz arasında  7 aylık dönemde, hisse senetleri ve Devlet İç Borçlanma Senetleri gibi portföy yatırımlarında 400 milyon dolar net çıkış yaşandı. Oysaki 2017 yılının aynı 7 ayında 18 milyar dolarlık net giriş yaşanmıştı. Sıcak para da dediğimiz bu portföy yatırımlarının Türkiye'ye  giriş ve çıkışı  öteden beri aşırı hareketli olmuştur. Bu yüzden piyasa spekülatif ve aşırı kırılgan bir yapı kazanmıştır. Ayrıca 2012 yılına kadar sıcak para girişi cari açıktan fazla olduğu için, kur baskısı oluşmuş ve üretim de ithalata bağımlı bir yapı kazanmıştır."diyen yazar, yazısını devamında şu ifadelere yer veriyor: 

 

 

...***

Özetle bu gün yaşamakta olduğumuz ekonomik istikrar sorununun temelinde yatan nedenlerden biri de bu sıcak paradır. 

Siyasi iktidarlar sıcak paranın kısa dönemli serap etkisinin hep devam edeceğini zannetmiş ve önlem almamıştır.

Aslında sıcak paranın bir kısmı doğrudan yabancı yatırım sermayesine çevrilebilirdi.

Bu nedenle bazı adımlar atılmış ve fakat arkası bırakılmıştır. Söz gelimi 2003 yılında Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu değişti ve   doğrudan yabancı yatırımlara daha fazla serbestlik getirildi. Yabancı yatırımcıların net kâr transferleri, kâr payı, satış, tasfiye ve tazminat bedelleri, lisans anlaşmalarından sağladıkları parayı serbestçe yurt dışına çıkarılmaları sağlandı.

Ne var ki arkası gelmedi… Çünkü sıcak para hiçbir şekilde kontrol edilmedi. Sıcak paranın kontrolü yalnızca vergi alınması anlamında olmaz. Dolaylı olarak girişlerde Merkez Bankası'na binde bir gibi düşük bir karşılık ayrılabilirdi. Çıkışta bu iade edilirdi. Belki biraz daha az portföy yatırımı girerdi . Buna karşılık kırılganlık azalacağı için doğrudan yabancı yatırım sermayesi daha fazla gelirdi.

Uygulama ve ekonomik gerçekler gösteriyor ki, sıcak paranın olduğu spekülatif piyasalara doğrudan yabancı yatırım sermayesi girmiyor. 

Buna rağmen bize gelen doğrudan yabancı yatırım sermayesi  sıfırdan fiziki yatırım için gelmemiş… Mevcut üretim tesislerini satın almış, bu nedenle üretim kapasitesini ve istihdamı artırmamıştır. Dahası kendi ülkesinden uzman getirerek, aynı şekilde kendi ana kuruluşundan aramalı getirerek, üretim ve istihdam alanlarında eksi yönde etkili olmuştur.

Kontrolsüz sermaye hareketleri Merkez Bankası bilançosunda, net hata ve noksan kalemini büyütmüştür. 2018 ilk 7 ayında 11.6 milyar dolar kaynağı belirsiz para girişi olmuştur.

Net hata ve noksan;

İthalat veya ihracat için malın hareketi ile bu malın bedelinin farklı zamanlarda olması;

Gümrük işlemlerine ilişkin beyanat hataları;

Ödemeler dengesindeki çeşitli kalemlerden elde edilen gelirlerin yastık altına çıkarılması veya yastık altından ödeme yapılması;

Turizm ve bavul ticareti gibi alanlarda anketler yoluyla yapılan hatalardan ileri geliyor.

Her ülkede bu gibi farklar olur. Ne var ki bizde 7 ayda 33.1 milyar dolar cari açık var, bunun üçte biri kadar da net hata ve noksan kalemi var. Bu büyük bir belirsizlik demektir ve doğrudan yabancı yatırım sermayesini ürkütür.

...***

Zeynel Balcı, 30 Eylül tarihli Hürriyet gazetesinde, " Bankaların yükselişi"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Borsada yaşanan yükseliş ve döviz kurlarındaki düşüş sonrası piyasalarda olumlu bir hava oluştu. Henüz güçlü bir trendden bahsetmek zor olsa da borsadaki yükselişin ana kaynağı banka hisseleri oldu. Borsada lokomotif konumdaki banka hisseleri geçen hafta ortaya çıkan bazı haberlerin de etkisiyle hareketlendi.

Döviz kurlarındaki düşüş, borsada banka hisseleri öncülüğündeki çıkış ile uzun bir aradan sonra daha olumlu bir havadan söz etmek mümkün. Deyim yerinde ise kış güneşi gibi. Henüz güçlü bir trend oluşumundan söz etmek için erken, temkinli görünümün tamamen dağıldığını söylemek bu aşamada zor tabi ki."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Yatırımcılarda borsacı tabiriyle ‘kapıya yakın’ durumu hissediliyor. Türk varlıklarının ucuzluğu kadar dışarıdan ilginin biraz arttığı yönünde emareler oluşmaya başladı. Türkiye’de varlıklar uzun süredir ucuz. Ama ‘ucuz etin yahnisi yavan olur’ sözü gereği olsa gerek alıcı çekmekte zorlanılıyor. Umarız bu anlayış bundan sonra değişir. Özellikle Çin kaynaklı haberler, Türkiye ile Almanya arasında son dönemdeki yakınlaşma ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya ziyareti bu açından yakından izlendi.

Henüz teyit edilmeyen Çin’li Tatwah şirketinin Türk Telekom’daki yüzde 55 SPV hissesine talip olduğu haberi ilgili banka hisselerine hareket getirdi. Haber belki de spekülasyondur, bilemiyoruz. Banka hisseleri lokomotif olduğu için piyasa geneline yansıdı. Döviz kurlarındaki gerilemeye de katkı yaptı. Döviz kurlarında daha belirgin kırılma perşembe günü Akbank’ın sendikasyon kredi yenilemesiyle geldi. Sendikasyonun faiz oranı öncekilere göre oldukça yüksek olsa da diğer bankalar için de referans oldu. İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, bankacılık sektöründe sermaye yeterlilik rasyosunun 13’e inmesine ve “topladığımız kaynağın çok ötesinde kredi verdik” derken de yüksek kredi/mevduat oranına dikkat çekti. Bankalara reel sektördeki sıkıntı yansıyor haliyle. Sıkça vurguladığımız güven sorunu ise önemini koruyor. TÜİK’in yayınladığı ekonomik ve tüketici güven endeksleri yılın en düşük seviyesinde. Otomobil satışlarının yarı yarıya gerilemesi, ithalat ve ihracattaki düşüş, bazı önemli şirketlerde piyasa şartlarını gerekçe göstererek üretime ara verme ve kapasite düşürmeler, konkordato haberleri ekonomideki daralmanın göstergeleri.