Kasım 28, 2018 10:15 Europe/Istanbul

Aydınlık: Faizler düşse de kredi veren yok

Yeniasya:

Eleştirsek de AİHM kararı bağlayıcı

Milli gazete:

Vatandaştan fedakârlık üstüne fedakârlık beklenirken,TBMM’deki beş parti Hazine’den toplamda 892 milyon TL yardım alacak

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

İhsan Çaralan, 27 Kasım tarihli Evrensel gazetesinde, "‘Kurt masalları’ ve kara propagandanın duldasında rant ittifakı"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Yerel seçimi kaybetme ihtimali hem Erdoğan’ın hem de Bahçeli’nin kabusuna dönüşmüş bulunuyor. Erdoğan’la Bahçeli arasında mevcut durumda bir “iş bölümü” de yapılmış.

Erdoğan, hem partisini yatıştırmak hem de ittifakla seçime girilirse MHP tabanına da ranttan pay vereceğini gösterecek kimi girişimler yaparak kabusun hafif atlatılması için çalışıyor. Bahçeli ise yerel seçimi bir “kurt masalı”na dönüştürerek, MHP ve AKP için bir “ölüm kalım mücadelesi” olarak tarif ediyor."diyen yazar, yazısının devamındsa şu ifadelere yer veriyor:

...***

Böylece hem içinden geçilen dönemi Türkiye’nin “beka mücadelesi dönemi” olarak göstererek motive ettiği seçmenini kendi etrafında birleştirmeyi, hem de kara propagandanın yarattığı karanlıkta seçimi de oldubittiye getirmeyi amaçlıyor.

Dahası Bahçeli’nin, seçim ortamını terörize edip kendisi için daha elverişli hale getirirken, aynı zamanda AKP seçmenine ve Erdoğan’a ayar vermeyi hesapladığı anlaşılıyor.Partisinin Antalya kampında yaptığı konuşmada Bahçeli, yerel seçimi, 24 Haziran seçiminin rövanşı gibi göstermeyi de aşarak, “Önlem alınmazsa yeni sistem emekleme safhasındayken öldürücü bir darbe yiyecektir... CHP-İP-HDP-FETÖ boş durmuyor, malum çete Türkiye’nin kuyusunu kazıyor, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ölüm fermanını hazırlıyorlar!” dedi. Böylece Meclis çatısı altında birlikte oturduğu bütün muhalif partileri, “malum çete” statüsüne yükseltti!

Bahçeli’nin oluşturmaya çalıştığı ortam kuşkusuz ki Erdoğan’ın da sevdiği, hele de güç kaybettiğini fark ettikçe daha da çok sevdiği bir ortamdır. Bu yüzden de başındaki gaileleri bir biçimde attığında, Erdoğan’ın da Bahçeli’nin çizdiği çizgiden yürüyerek kara propagandadaki yeteneğini göstermekten çekinmeyeceğini söylemek yanlış olmaz.

Çünkü Bahçeli ve Erdoğan’ı seçimi kaybetme korkusu sarmıştır. Bunun için de bir yandan devlet ve hükümet olmanın bütün imkanlarını pervasız biçimde kullanmayı meşru göstermek, öte yandan ”Ölüm kalım mücadelesi verdikleri” gerekçesiyle yandaşları motive etmek için buna ihtiyaçları vardır.

Bahçeli, seçim ortamını terörize etmek için hamaset ve milliyetçilik istismarcılığı zirvelerini zorlarken Erdoğan da boş durmuyor! 

Erdoğan henüz, AKP’nin üst yönetimi dahil parti içinde, “ittifakı” Bahçeli’nin AKP’yi yedekleme planı olarak görenleri ve bu nedenle MHP ile ittifaka karşı çıkanları bastırabilmiş değil. Bu yüzden de asıl uyarılarını, tehditlerini parti içine yapıyor; ittifaka karşı çıkanların AKP değerlerini inkar ettiğini, böylelerinin AKP’de yeri olmayacağını sıkça yineliyor.

Kısacası AKP tabanında bu ittifakın hazmedilmesinin hayli zor olacağı görülmektedir.

“Üç büyük” kentin ilçelerinde ve MHP’nin destek beklediği “beş il” başta olmak üzere pek çok yerelde, AKP-MHP ittifakının bu partilerin yerel örgütlerinde önemli sürtüşmelere yol açması da kimse için sürpriz olmamalıdır.

Çünkü her ne kadar Bahçeli, “Hiçbir şey istemiyoruz. Tek  kaygımız milletin bekası” dese de her adımda “İstemiyorum ama yan cebime koymazsan da olmaz” diyen bir taktik izleyerek, isteklerini sınırsız biçimde artırmaktadır.

...***

Vahap Munyar, 27 Kasım tarihli Hürriyet gazetesinde, " Kaşıkçı cinayetini unutturmayacağız"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" AK Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş, küçük bir grup meslektaşımla birlikte yaptığımız sohbete Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinden girdi:Hunharca, insanlık dışı cinayet Suudi Arabistan toprakları sayılan başkonsoloslukta işlense de olay İstanbul’da geçtiği için bizim yükümüzü ağırlaştırdı."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Cinayetle ilgili olarak Türkiye’nin üç alanda aktif rol üstlendiğini belirtti:

Sayın Cumhurbaşkanımız dünya liderleri ile çok önemli diplomasi yürüterek ülkemizin tavrını net bir şekilde ortaya koydu.

Uluslararası medyayı bilgilendirme konusunda iyi çalışıldı.

Soruşturmada içtihat oluşturacak çerçevede hareket edildi.

Soruların hâlâ ortada durduğunu kaydetti:

Suudi Arabistan’dan gelen ekibin cinayette rol aldığı kendi açıklama ve soruşturmalarıyla tespit edildi. Ancak, “Talimatı kim verdi?” sorusunun cevabı ortada yok. ABD Başkanı Donald Trump’ın da olayın siyasi kısmına dahil olduğunu vurguladı: Sayın Trump, “Asıl faili biliyorum ama ülkemin çıkarları nedeniyle söyleyemiyorum” havasında hareket ediyor.

Suudi Arabistan ve ABD’nin olayda siyasi sorumlu olduğuna işaret etti: Trump, “ABD’nin menfaatleri ile temel insani hukuk” arasında kalmış görünüyor. Trump’ın iki konu arasındaki tercihi, bu konuda belirleyici olacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın baştan itibaren olayla ilgili adımlarını hukuk çerçevesinde ve hassasiyetle attığının altını çizip şu mesajı verdi:

Biz bu işi unutturmayacağız...Ardından cevap bekleyen üç soruyu tekrar sıraladı: Ceset nerede? Talimatı kim verdi? Türk işbirlikçi kim? Sonra ekledi: Cinayetin azmettiricisinin çok yukarıdan talimat veren birinin olması lazım. Bu işin eninde sonunda bir siyasi faturası olacak. Aksini düşünmek, bütün dünyayı enayi yerine koymak olur.

Kurtulmuş, bu konuyu yeniden gündeme getirince şu soru aklıma takıldı:

Kaşıkçı cinayeti, Suudi Arabistan’a “umre turları” konusunda bir yavaşlama etkisine yol açtı mı?

Cinayet nedeniyle, “Kral ve veliaht işin başında iken umreye gitmem” diyenler oldu mu?

...***

Orhan Uğuroğlu 17 Kasım tarihli Yeniçağ gazetesinde, " Kılıçdaroğlu, "AKP yorgun ve çöküşte""başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

"16 Yılın sonunda AKP'nin üst üste yaptığı yanlışlarla artık yorgun düştüğünü, metal yorgunluğunu itiraf ettiğini vurgulayan Kemal Kılıçdaroğlu yaptığımız söyleşide, "AKP'nin çöküşü açık bir şekilde görülüyor" dedi.Cumhuriyet Halk Partisinin kadınlar öncelikli olmak üzere yeni isimlerle yerel seçime hazırlandığını vurgulayan Kılıçdaroğlu AKP'nin ise yeni isim bulamadığını eski belediye başkanlarından ve eski milletvekillerinden medet umduğunu belirterek şu soruları peş peşe sordu:"diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Bu kadrolar 16 yıldır ülkenin hangi sorununu çözdüler? İşsizlik sorununu mu çözdüler? Çiftçinin sorunlarını mı çözdüler? Hayvancılık yapan yurttaşların sorunlarını mı çözdüler? Sanayicilerin sorunlarını mı çözdüler? Tüccarın sorunlarını mı çözdüler? Asgari ücretlilerin, Emeklilerin geçim sıkıntılarını mı çözdüler? Dış ticaret ve bütçe açığını mı çözdüler, Yüksek enflasyon, çok yüksek faiz ile dövizdeki aşırı yükselme sorunlarını mı çözdüler, Eğitimin sorunları ile atama bekleyen öğretmenlerin sorunlarını mı çözdüler? Sağlık sisteminin, sağlık çalışanlarının sorunlarını mı çözdüler? Adaleti sağlamak için yargının sorunlarını mı çözdüler?

CHP lideri Kılıçdaroğlu anlaşılan o ki 31 Mart 2019'da yapılacak Yerel Seçime büyük bir heyecan ile ve çarpıcı sloganlarla hazırlanıyor.

"Türkiye'nin temel hiçbir sorununu çözemediler" diye özetleyen Kılıçdaroğlu, "İzmir Büyükşehir Belediyesinin CHP'li yönetiminin yaptığı metronun tam 3 mislini harcayarak İstanbul'a metro yapıyorlar. Türkiye'nin 16 yıllık olağanüstü maddi birikimine eklenen özelleştirme ile eklenen kaynakları har vurup harman savurdular" diyerek şöyle devam etti:

Bu paralar nerede? 'Yol, köprü, bina yaptık' diyorlar ki bunlar özel sektör tarafından vatandaş tarafından parası ödenecek yatırımlar halinde yandaşlarına rant sağlamak için yapılan ihalelerdir. Bu yatırımların paralarını bizler, çocuklarımız hatta torunlarımız ödeyecekler.

Yerel Seçim konusunda dikkatli çalışmalar yaptıklarını vurgulayan Kılıçdaroğlu Anakara ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlıklarını mutlaka kazanacaklarını da iddialı şekilde vurguladı.

İYİ Parti ve Saadet Partisi ile ittifak konusunun aslında seçmen nezdinde güvene dayalı birliktelik anlamında olduğunu belirten CHP lideri görüşmelerin sürdüğünü ve çok yakında sonuç alınacağını belirtti.

Ankara, İstanbul ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adaylarının isimleri konusuna girmenin erken olduğunu belirten Kılıçdaroğlu'nun ittifak görüşmelerini beklediği anlaşılıyor.

Yerel seçimde MHP'nin AKP ile yeniden ittifak yapacağını hatırlatarak sordum: Önce ayrıldılar, şimdi barıştılar, MHP Ankara, İstanbul ve İzmir'de aday çıkartmayacak ne dersiniz?

Kılıçdaroğlu, "Kısmi ittifak ama hiç fark etmez MHP ister aday çıkarsın, ister çıkarmasın 3 büyük ili CHP'nin adayları kazanacak. MHP 3 büyük ili AKP'ye veriyorsa karşılığında ne alacak? AKP'nin yerel seçimde MHP'ye muhtaç olması 16 yıllık çöküşünün resmen tescilidir. AKP'nin artık tek başına gücü yoktur, çöküş dönemi başlamıştır ve AKP giderek de güç kaybetmektedir" diye yanıt verdi.