Ocak 02, 2019 11:23 Europe/Istanbul

Star: FETÖ'nün yurtdışı yapılanmasında 4 bin 167 FETÖ'cü tespit edildi

Aydınlık:

İmalat sanayii can çekişiyor

Milli gazete:

John Bolton'un Türkiye ziyareti: ABD'nin sinsi planı ne?

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Öztin Akgüç, 2 Ocak tarihli Cumhuriyet gazetesinde, "Ekonomide beklentiler"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Tahmin yapılırken beklentiler nicel olarak ifade edilmeye çalışılırken, dünyadaki genel eğilimler, ekonominin içinde bulunduğu koşullar, başlayan süreç, ülkenin üretim ve yönetim kapasitesi dikkate alınmadır. Fed, para politikası stratejisi olarak bir tür örtülü enflasyon hedeflemesi yapmakta, enflasyon süreci başlamadan, ekonomide enflasyon tehlikesi görüldüğünde baskın önlemler almaktadır."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

ABD’de işsizlik oranının yüzde 3.7 olarak, doğal işsizlik oranının da altına düşmesini işçilik saat ücretinin hafifçe yükselmesini, Trump’ın gümrük vergilerini artırmasını, ithalat kısıtlamalarını, enflasyon tehlikesi başlangıcı olarak gören Fed, faiz yükseltmiştir. 2019 yılında ABD’de ekonomide yavaşlama beklentisi gerçekleşir, işsizlik oranı yükselme eğilimine girerse, Fed’den faiz artışı beklenmemelidir. Ülkemizde 2019 yılında ekonomik yavaşlamanın, politika yapıcılarının ifadesiyle dengelemenin sürmesi beklenmektedir. Resmen zayıf büyüme rakamları açıklanmasa dahi büyüme, imalat sanayii ve inşaat sektörenden değil hizmetler sektöründen kaynaklanacaktır. Yavaşlayan, ekonomide üretim kapasitesi cari talebin üstünde olan, genelde yüzde 70.0 dolayında kapasite ile çalışan, mali yapısı bozuk, kaynak yaratamayan özel sektörden makine - teçhizat yatırımı beklenmemelidir. Yatırımlarda azalma işsizlik oranının daha da yükselmesine yol açacaktır.Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarında hatta portföy yatırımlarında, yabancıların Türkiye’deki kurumların çıkarmış oldukları menkul kıymet alımlarında artış beklenmemektedir. Yabancılara, vatandaşlık verme vaadi ile özendirilen gayrimenkul satışlarında olabilecek artışın sağlayabileceği sermaye girişi sınırlı düzeyde kalacaktır. Dış borçların artması, kredi notunun düşmesiyle dış finansal pazarlarda borç verme hoşnutsuzluğu başlamış, risk primi, kredi temerrüt swapı (CDS) maliyeti yüzde 4.0’lere değin yükselmiştir.Bu koşullarda kur ve faiz düzeyini olumlu etkileyebilecek boyutta yabancı sermaye girişi beklenmemelidir. Bankaların sendikasyon kredilerini yenilemeleri, yeni sermaye girişi, sağlamaz ancak sermaye çıkışını önler.TCMB’nin enflasyonu ve döviz kurunu belirli bir düzeyde tutabilmek için sıkılaştırılmış para politikası izlemek zorunda kalması yanı sıra artacak bütçe açığı nedeniyle maliye politikasından da ekonomiyi canlandıracak bir katkı gelmeyecektir. Ekonomide yavaşlama mal ve hizmetler üzerinden alınan vergileri, ithalatın daralması dış ticaretten alınan vergileri reel olarak azaltırken borç stokunun büyümesi, faiz oranının yükselişi, sosyal güvenlik harcamaları, bütçe açığında hedeflenenin üstünde artışa yol açacaktır. Yönetim hataları yapan, sağgörülü politikalar izleyemeyen kamu, banka, özel sektör karar alıcılarından, yöneticilerinden başarı beklemek aşırı iyimserlik olur. Zor bir yıl bizi beklemektedir.

…***

Esfender Korkmaz, 2 Ocak tarihli Yeniçağ gazetesinde, " 2019 ne getirecek?"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" IMF, 2019 dünya ortalama büyüme beklentisini yüzde 3.7 ve yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ekonomilere yönelik büyüme beklentisini de ortalama yüzde 4,7 açıkladı. Türkiye için ise 0.4 olarak açıkladı.Moody's ise 2019 Türk ekonomisinin yüzde 2 oranında daralacağını bildirdi.2019 Mart seçimleri 2019 büyüme oranını etkileyecektir. 2019 bütçesi de popülist harcama bütçesidir. Ayrıca siyasi partilerin seçim harcamaları da talep artışı yaratacaktır. Bu nedenle 2019 yılının ilk çeyreğinde yüksek daralma olmayabilir. Ancak 2019 yılında ekonomi daralacaktır."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Öte yandan üretici ve tüketici güveni de beklentileri ve büyümeyi etkiliyor. Bu beklentiler olumsuzdur. Güven sorunu oldukça, yerli ve yabancı yatırım yapmıyor. Sonuçta ekonomi daralıyor, işsizlik artıyor.

Ekonomi daralırken, dış borçlarda risk artıyor. Dış borçları çevirmek için, önce fert başına gelir artışı ile kaynak yaratmak, sonra da bu kaynakları dövize çevirmek gerekir.

Bunun yanında olumlu etki de olabiliyor. Toplam talepte gerileme ve üretimde daralma, cari açığın daralmasına neden oluyor ve borçlanma ihtiyacı da daralıyor.

2019 yılında bankaların dönmeyen kredileri de artacak ve bankalar sıkıntıya girecektir.

Ödenemeyen ticari ve bireysel krediler nedeniyle konuttan fabrikaya, otelden düğün salonuna, kümesten bağ bahçeye kadar binlerce gayrimenkulün bankaların eline geçtiği ve 19 bankada 13 bine yakın gayrimenkul olduğu bildiriliyor.

İnşaat sektöründe 2018 üçüncü çeyreğinde yüzde 5,8 daralmanın 2019'da artması bekleniyor. Bu durum konut ve müteahhit kredilerinde sorun yaratacağa benziyor.

Dönmeyen kredilerin yüzde 41'i KOBİ kredileridir. Dün olduğu gibi bu gün de popülist amaçla verilen bu kredilerde takibe düşme oranı daha da artacaktır.

2019 için IMF, yüzde 12,3 ve Dünya Bankası da yüzde 12,7 işsizlik tahmini yapıyor.

Türkiye de üretimin ithalata bağımlı olması öteden beri işsizliği artıran yapısal bir sorundur. Ekonomik kriz üstüne gelince TÜİK'in açıkladığı işsizliğin daha da tırmanması kaçınılmazdır.

Benim tahminin 2019 yılında fiilî işsizlerin sayısının 6 milyonu geçeceği ve fiilî işsizlik oranının da yüzde 20'ye yaklaşacağı yönündedir.

Krizlerde belirli bir zaman sonra, üretici ve tüketici olarak ekonominin iç dinamikleri harekete geçer. Ancak bu defa durum daha farklı. Krizi yalnızca ekonomik sorunlar değil, aynı zamanda kurumsal sorunlar da etkiliyor. Bunların başında kamu kaynaklarının popülist amaçlı kullanılması geliyor.

2019 bütçesi içinde yatırımların payı yüzde 6.1 gibi düşük orandadır. Buna karşılık hiçbir katma değer yaratmayan, yalnızca açıkları kapatmak ve para dağıtmak amacı olan cari transferlerin payı yüzde 40,7'dir.

Cari transferler içinde seçim için dağıtılan kalemler, hane halkına yapılan transferler ve yine ikinci bir defa daha, hane halkına yapılan diğer transferler olarak iki defa yer almaktadır. Oysa ki bütçede ayrıca sosyal amaçlı transferler kalemi de var.

Popülist harcamalar kaynakların etkin kullanılmasını önlüyor. Ekonomik ve siyasi istikrarın daha da bozulmasına neden oluyor.

...***

Yalçın Akdoğan 2 Ocak tarihli Star gazetesinde, " Özhaseki ile Yavaş arasındaki büyük fark"başlıklı yazısını" başlıklı yazsını okuyucularla paylaşıyor.

" AK Parti İstanbul gibi Ankara’da da yerel seçim yarışına iddialı bir isimle giriyor. Mehmet Özhaseki, marka olmuş AK Parti belediyeciliğinin efsane isimlerinden biridir. Ankara’da yarışacak Mehmet Özhaseki ve Mansur Yavaş’ın siyasi profillerine, siyasi performans ve başarılarına baktığımız zaman ortada Özhaseki lehine büyük bir uçurum olduğu görülebilir."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor: 

...***

Bir kere Özhaseki deyince ‘Kayseri Modeli Belediyecilik’diye bir olgu var, Yavaş için böyle bir belediyecilik modelinden, büyükşehir bazında örneklik oluşturabilecek bir başarı hikâyesinden söz edilemez.

Özhaseki girdiği tüm seçimleri kazanan bir siyasetçiyken, Yavaş girdiği beş seçimden sadece ikisini kazanabilmiş.

Özhaseki 1994’te Melikgazi, 1998’de Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmiş ve beş kez Kayseri’de yerel seçim ipini göğüslemiş. Buna ilave olarak iki kez milletvekili seçilmeyi başarmış. 

Yavaş Beypazarı’nda ilk denemesinde seçimi kaybetmiş, daha sonraki iki seçimde Beypazarı belediye başkanlığını kazanmış. Ankara Büyükşehir Belediyesi yarışında ise iki kez seçimi kaybetmiş. 

Yavaş, hem MHP’nin, hem CHP’nin adayı olarak seçimleri kazanamamış… 

Özhaseki’nin seçim başarısında yüzde 70.2 gibi rekor bir oy oranı göze çarpıyor. Böyle bir oy oranı, şehir halkının büyük bir kesiminin gönlüne girdiğini, herkesi kucaklayan bir yönetim sergilediğini gösteriyor.  

Özhaseki’nin siyasi profili kucaklayıcı, ılımlı, sevecen ve icraat odaklı bir görüntüyü yansıtıyor. 

Özhaseki’nin Yavaş’a göre daha büyük bir siyasi tecrübeye sahip olduğunu söyleyebiliriz.  

Her ne kadar Yavaş Özhaseki’den 2 yıl daha yaşlı olsa da, siyasi başarıları ve tecrübesi daha az. Özhaseki, sadece büyükşehir belediye başkanlığında tarih yazan bir siyasetçi değil, aynı zamanda Çevre bakanı olarak da, yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcısı olarak da siyasetin ve devletin farklı kademelerinde büyük işler başaran bir isim…

Belediyecilikte ve devlet idaresinde bu kadar büyük tecrübeye sahip duayen bir ismin Ankara’yı yönetmesi, büyük bir farklılık oluşturacaktır.