Ocak 05, 2019 10:55 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Cumhuriyet: CHP ile İYİ Parti arasında Maraş polemiği

Yeniçağ:

Yıldırım'ın adaylığı etik değil

Sözcü:

CHP: ‘Askeri fabrikayı yandaşa mı satacaksınız?’

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Murat Ağıel, 5 Ocak tarihli Yeniçağ gazetesinde, "AYM'den Binali Yıldırım'a ''Uyarı'' gibi karar..."başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Anayasa Mahkemesi (AYM) dün kimsenin dikkatini çekmeyen bir karara imza attı. Ama kararı anlatmadan önce biraz geriye gidelim... Başta, Engin Altay, Özgür Özel ve Levent Gök olmak üzere 124 CHP milletvekili, yaklaşık bir buçuk yıl önce AYM'de bir dava açmıştı. Davaya konu olan husus, TBMM içtüzüğünde değişiklik yapılmasına dair kararın bazı hükümlerinin iptali ve yürürlüklerinin durdurulmasıydı."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

CHP Grup Başkan Vekili Levent Gök, AYM'de dava açmalarının nedeni olarak şunları söylemişti:

"Muhalefetin sesini kesen ve kısan, muhalefetin denetim olanağını ortadan kaldıran, muhalefetin Türkiye'nin gündemine ilişkin konuları gündeme getirmesini engelleyen, yasama faaliyetlerini işlevsiz hale getiren, yasama faaliyetlerini etkin olmaktan çıkartan, iktidar çoğunluğunun dayatmacı bir anlayışla getirilen bu İç Tüzük değişikliğini Anayasaya aykırı bulduğumuzdan dolayı Anayasa Mahkemesi'ne iptal ve yürütmenin durdurulması davasını açtık."

Bugüne dönersek...

CHP'li milletvekillerinin başvurusu üzerine AYM kararını verdi.

Anayasa Mahkemesi resmî internet sitesinde yapmış olduğu basın duyurusunda CHP'nin değişiklik istediği birçok maddeden yalnızca üçünün iptaline karar verdi. İptal edilen maddeleri ve gerekçeli kararlarını mutlaka ama mutlaka dikkatle okumamız gerekiyor.

Zira... Anayasanın hiçe sayıldığı bugünlerde bu kararlar, iktidara uyarı niteliği taşıyor. İptal edilen ilk madde Meclis'teki bağımsız veya grup kuramamış siyasi partiye mensup milletvekilleri tarafından verilen tekliflerin doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasına ilişkin önergelerin işleme konulamayacağına yönelik düzenlemeydi. Anayasa Mahkemesi iptal gerekçesinde bu düzenlemenin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirterek karar verdi. Gerekçede, "Siyasi parti grubu üyesi olsun ya da olmasın milletvekilleri arasında kanun teklif etme yetkisi bakımından bir farklılık bulunmamaktadır" denildi.

AYM bu maddenin iptalinin gerekçesinde doğrudan Anayasayı işaret etti. Söz konusu düzenlemenin Anayasaya aykırılık taşıdığı belirtilen açıklamada, "Meclis iradesinin oluşması ve alınan kararların sağlığı konusunda belirleyici olan toplantı yeter sayısının bulunup bulunmadığına yönelik itiraz ve tereddütlerin milletvekilleri tarafından ileri sürülmesinin yegâne aracı yoklama talebinde bulunmaktır" ifadeleri kullanıldı.

Söz konusu düzenleme, milletvekillerine verilen cezaları öngörüyordu. Vekillerin "...Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasında Anayasada düzenlenen idari yapısına aykırı tanımlamalar yapmak..." maddesine dayanarak "ödenek ve yolluğunun kesilmesi tehdidi altında bırakılmasına" olanak sağlıyordu.

CHP bu düzenlemeye "Yasama faaliyetine gereği gibi katılımını ve seçmenlerinin hak ve taleplerini takip etmesini engellediği, disiplin cezası olarak para cezası öngörülmesinin yasama sorumsuzluğuna da aykırı olduğu" gerekçesiyle itiraz etmişti.

Anayasa Mahkemesi de gerekçesinde "Anılan tanımlamanın belirsiz oluşu nedeniyle Meclis görüşmeleri kapsamında kullanılan söz ve ifadelerin bu kapsamda olup olmadığına Meclis çoğunluğu tarafından karar verilecektir" diyerek, özellikle muhalif milletvekillerinin çoğunluk tarafından cezalandırılma tehdidi altında kalmalarına yol açacak değişikliği iptal etti. AYM gerekçesinde öyle ifadeler kullandı ki adeta demokrasi dersi verdi.

...***

Cevher İlhan 5 Ocak tarihli Yeniasya gazetesinde, " Enflasyonda “hedef tutturulmuş”muş”"başlıklı yazısını okjuyucularla paylaşıyor.

" Mâlum, Merkez Bankası’nın “enflasyon raporu”nda ve TÜİK’in resmi verileriyle Ekim ayı enflasyonu Tüketici Fiyatları Endeksinde yıllık yüzde 25.4, Üretici Fiyatları Endeksinde yüzde 45.01’e çıkmasıyla son enflasyonun son 15 yılın rekorunu kırması üzerine Hazine ve Maliye Bakanı, daha önce “En kötüyü geride bıraktık. Kur üzerindeki spekülatif sürecini püskürttük” demişti."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Bakan bununla da kalmamış, “Ekim’le birlikte, Kasım ve Aralık’ta ekonominin temel parametrelerinde doğal dengelenmeyi ve toparlanmayı beraberinde getirecek” müjdesini vermişti. Ancak tam da Hazine ve Maliye Bakanı’nın “enflasyonla mücadele programı”nı açıklaması öncesinde -3 Ekim’de-, Eylül ayı enflasyonunun yıllık 24.52, üretici enflasyonun yıllık 46.15 olarak hükûmetteki “beklentilerin üzerinde” yüksek çıkması şokuyla enflasyon hesâplamasını yapan TÜİK Başkan Yardımcısı görevden alınıp yerine Bakan’ın Enerji Bakanlığı döneminde Bakan’ın birlikte çalıştığı bir ismin getirildi.

Kamuoyunda siyasî iktidarın ekonomi ve enflasyon rakamları ile oynayıp baskı yaptığı iddiaları yaygınlaşırken, peşinden Kasım ayı tüketici enflasyonunun yüzde 21,62’ye 1.44 puan düşürülmesiyle “enflasyon düşüyor” diye yoğun bir şekilde propaganda edildi.

En son milyonlarca memur ve emeklilerin maaşlarına yapılacak zam oranlarının belirlenmesinde esas alınacak Aralık ayı tüketici enflasyonunun 20.3 çıkmasına karşı kamuoyunda TÜİK’e yapılan baskı ile enflasyonun belirlenmesinde çarpıtmaların dayatıldığı ve ücretlere düşük zam yapmak için resmi enflasyon rakamlarının gerçek enflasyondan düşük açıklandığı” tesbitleri yapılıyor.

Bu açıdan ekonomistlerin, başta gıda maddeleri olmak üzere “enflasyon sepeti”nde yer alması gereken kalemlerin “sepet”te yer almadığı ifşaatıyla, yüzde 50’lerden yüzde 100’lere varan enflasyona karşı yine “sopayla enflasyonu 0,40 puan düşüş ile yıllık enflasyonu yüzde 20,3 olarak gösterilmesindeki garabet tartışılıyor.

Vakıa şu ki her şey yüzde 50 ila yüzde 100’ler bulan zamlanırken, seçimlere 87 gün kala maaşlara zammı yüzde 10 gibi düşük tutmak hesâbına enflasyon oranının bu denli düşük olarak açıklanması manipülasyonu ele veriyor. Bundandır ki, geniş bir kesim açıklanan rakamlara inanmıyor.

Ve 2018’de yüzde 7 enflasyonu hedeflediklerini belirten Bakan’ın, “Yılsonu itibarıyla hedeflerimizin neredeyse tamamını tutturduk, hatta daha iyi bir performans ortaya koyduk!” övgüsü, bir defa daha cerbezeli algı operasyonunu açığa çıkarıyor.

...***

Levent Yılmaz, 5 Ocak tarihli Yenişafak gazetesinde, " Dengelenme sonrası sıra reel sektörde"başlıklı yazısını okuyuucularla paylaşıyor.

"Hafta içinde yayınlanan Aralık ayı enflasyon rakamları ile beraber enflasyondaki düşüş eğilimi daha belirgin bir hal aldı. Aralık ayında yüzde 0,34 azalması beklenen Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yüzde 0,40 oranında düşüş yaşadı. Böylece yıllık enflasyon da yüzde 20,30’a gerilemiş oldu. Öte yandan bir süredir çok yakından takip ettiğimiz Yurtiçi Üretici Fiyatları Endeksi’nde (Yİ-ÜFE) ise Aralık ayında yüzde 2,22 oranında düşüş yaşandı. Böylece Yİ-ÜFE yıllık olarak yüzde 33,64’lük bir artış göstermiş oldu."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Elbette enflasyonun bu seviyeleri bizim razı olacağımız seviyeler değil. Ancak son dönemde spekülatif kur atağı da etken olmak üzere yaşanan türbülansın neticesinde hızla artan enflasyonun yeninden düşüş eğilimine giriyor olması da önemli bir gelişme.

Spekülatif kur atağı, hızla yükselen enflasyon, bölgesel gelişmeler ve özellikle ABD ile yaşadığımız gerilimin ekonomimiz üzerinde oluşturduğu baskının yansımalarını bir süre daha üzerimizde hissedeceğiz. Zira ekonomide iyileşme süreci bozulmada olduğu kadar hızlı olmuyor. Bu bakımdan ekonomiye yönelik alınan tedbirlerin etkilerini gözlemlemek için biraz daha zamana ihtiyacımız var.

Başta KOBİ’ler olmak üzere üreten, istihdam sağlayan ve ihracat yapan işletmelerin kurun hızlı artışı ve azalan talep neticesinde zorlandığı bir döneme şahitlik ediyoruz. Özellikle bankaların reel sektörde faaliyet gösteren işletmelere karşı tutumları ve faizlerdeki yüksek seviyeler neticesinde finansmana erişim sorunu yaşayan KOBİ’ler bu zaman diliminde en çok olumsuz etkilenen ekonomik aktörler oldu. Bu durumun büyüme rakamları üzerindeki etkisini de 2018 son çeyreği ve 2019 ilk çeyreğinde gözlemleyeceğiz.

Hazine ve Maliye Bakanı sayın Berat Albayrak, reel sektör için planlanan yeni destek paketinin yolda olduğunu ve bankacılık sektörü ile yakın çalışma içinde, KOBİ’ler önceliğinde reel sektör üzerinde tüm bankaların katılacağı bir çalışmanın önümüzdeki günlerde açıklanacağını duyurdu. Her ne kadar bazı gerçek dışı iddialarla yıpratılmaya çalışılsa da; reel sektöre yönelik bu tarz destek paketlerinin ekonominin geneli üzerindeki olumlu etkisini Kredi Garanti Fonu örneğinden çok iyi biliyoruz.