Türkiye'den köşe yazarları
Milli gazete: Sanayici-esnaf konkordato sırasında
Yeniasya:
İtalya'dan Fransa'daki 'sarı yelekliler'e destek
Karar:
Enerji Bakanlığı tasarruf için öneriler: Yılda 700 lira kar edebilirsiniz
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
İsmet özçelik, 7 Ocak tarihli Aydınlık gazetesinde, “CHP mi AKP mi Amerikancı?”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“ABD deyince, CHP’de akan sular duruyor.ABD’yi rahatsız edecek açıklamalardan kaçınılıyor.Konuşanlar susturuluyor.Kapalı kapılar arkasında yapılan “gizli görüşmeler” sıradanlaşmış. İş o hale gelmiş ki parti yönetiminde, milletvekili adayı belirlemede, ... “ABD kontenjanı” ifadeleri bile garip karşılanmıyor.ABD dünyada da Ortadoğu’da da yeniliyor.Ama CHP’de hâlâ, “ABD desteği olmadan Türkiye’de iktidar olunmaz” anlayışı hakim.Bu nedenle kendini halka değil, “ABD’ye beğendirme” çabası öne çıkıyor. Bu durum her alanda kendini gösteriyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
ABD, Türkiye’den Rusya ile yapılan S-400 anlaşmasını iptal etmesini istiyor. Bunun için her türlü tehdidi de yapıyor. Ekonomik krizin tetiklenmesinin arkasında bile bunun payı var. AKP iktidarı, talebi reddetti. Bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklama yaptı. “S-400’lerden geri dönüş yok” dedi.
İktidar ekonomik krize rağmen ABD’ye direnirken sürpriz bir gelişme yaşandı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz baklayı ağzından çıkardı. Medyascope.tv’de S-400’lerle ilgili önemli açıklamalar yaptı. Ana hatlarıyla şunları söyledi:
“Amerikan Patriot ile Rus S-400 hava savunma sistemleri bir arada olamaz.” “S-400’leri iptal etmezsek Patriotlara izin çıkmaz”“S-400’ler NATO ile uyumlu değil.”“İkili yapı ortaya çıkar.”“S-400’lerin hedefi hangi düşman algısı olacak.”“S-400’ler Türkiye’nin güvenliğini zaafa uğratır.”“S-400 yeniden gözden geçirilsin.”“Vazgeçilsin.”S-400’ler üzerinden ABD’ye göz kırptı.Eskiden taban hassasiyeti yüksekti.Son yıllarda o da törpülendi. Son dönemde CHP-İYİ Parti-HDP ittifakı dikkat çekiyor.
İttifak S-400 konusunda da görüş birliği içinde.HDP’li vekil Ömer Faruk Gergerlioğlu, S-400’ler konusunda Meclis’te İyi Parti ve CHP ile nasıl işbirliği yaptıklarını anlatmıştı.
S-400’leri “gereksiz” bulduklarını ifade etmişti.Emekli Hava Tümgeneral Beyazıt Karataş.Konunun uzmanı.CHP Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz’ün açıklamalarını okumuş. “Ciddiye alınacak bir açıklama değil” dedi. Sonra da Çeviköz’ün açıklamalarını birkaç cümle ile çürüttü:
“S-400’lerin NATO sistemleri ile uyumlu olmadığı baştan biliniyor”“Bu kötü değil iyi bir şey.”“Alternatif bir savunma sistemi.”“Hava savunmamızda zafiyet yaratmaz.”“Güvenlik sağlar.”“Patriot alımı yanlış.”“Hava savunmamızı ABD’ye bırakmak, kurda kuzu teslim etmektir.”Sonra da FETÖ vurgusu yaptı.“CHP 15 Temmuz’u hiç anlamamış. Hava savunmamız ABD’ye, CIA’ya emanet edilirse, gökyüzümüze FETÖ hakim olur” uyarısında bulundu.
...***
Ümit Özdağ, 7 Ocak tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Yeni yılda ekonomik kriz”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Türkiye 1923'ten buyana en ağır krizi yaşıyor. Yaşanan kriz dörtlü kriz diye adlandırılabilir. Tek adama dayalı AKP rejimine geçişin neden olduğu devlet krizi. Erdoğan'ın ayrıştırma ve düşmanlaştırma politikalarının sonucunda ortaya çıkan millî birlik krizi. 2019 yılının hemen başında 24 Haziran seçimleri sonrasında oluşan AKP rejiminin ekonomi politikalarının iflası ettiği görünüyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Bu iflasın temelinde 2002'den beri sürdürülmekte olan BETON-İSRAF ve SOYGUN üçgeni var. Türk ekonomisi bu Bermuda Şeytan Üçgeni'nin içinde en ağır krizini yaşıyor. Krizin geldiği çok açıktı. Önlemlerin 2018 başında hızla alınması gerekiyordu ancak Erdoğan, İYİ Parti'nin yükselişini gördüğü için krizi seçimlerin sonrasında yaşanması amacı ile seçimleri erkene aldı. Ve seçim sonrasında AKP rejiminin kurulması ile kriz daha da ağırlaşarak başladı.2018 içinde 20 Temmuz-1 Kasım arası sadece 100 günde; TL, faiz yolu ile %100 değer kaybetti. Piyasa faizi %10'lardan %20'lere çıktı. Ticari krediler de %15'lerden % 45'e çıktı, TL, döviz karşısında değer kaybetti. Dolar kuru 3,60'dan, 7,20'ye çıkıp yıl sonunda 5,40'a geriledi. TL değer kaybı, %45'e ulaştı. TL'nin satın alma gücü düştü. Resmî rakamlara göre enflasyon tüketici de %8'lerden %24'e ve üretici enflasyonu ise %45'lere ulaştı.Oysa, yaşanan gerçek enflasyon %100'ün üzerinde. Kimse halkı kandırmaya kalkmasın, elektrik, su, doğal gaz, tüm gıda ve tarım ürünlerinde fiyat artışını yaşayarak gördük. 2019 başında yaşanan %10'luk indirim ise fiyatı %100 artmış bir malın fiyatının %10 düşmesidir.
Artık Türkiye'de "sıkı para politikası" yok. Damat beyin "Kafana göre takıl" ekonomi politikası var. Cumhuriyet tarihinin en büyük reel sektör krizinin tam ortasındayız. Banka batık kredilerinde aşırı artış, bankacılığı vurdu. 2,5 trilyon TL toplam kredilerin içinde karşılığının kötü kredi riski 300 milyar TL seviyesinde. Cumhuriyet tarihinin en büyük finans krizi ile karşı karşıyayız. İki önemli ekonomik faaliyet alanında birden kriz çıkarmayı başarmış durumdasınız. Türk özel sektörünün döviz borcu 220 milyar dolar. Döviz açık pozisyonu yani kasadaki döviz miktarı da -210 milyar dolar. Kısaca firmaların döviz borcunu ödeyecek dövizi yok ve kur riskine açık olarak ayakta durmaya çalışan bir özel sektör varlığını işaret ediyor.Erdoğan'ın seçimlerden önce Türkiye'nin 2023'te ilk 10 ekonomi içine gireceğini iddia ediyordu Erdoğan'ın bu vaadinden 6 ay sonra Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik çöküşünü yaşadık.24 Haziran 2018 seçimlerden hemen sonra oluşturulan ve tek kişiden oluşan ekonomi yönetimi ki, o da damat bey, ekonomi, maliye ve hazine yönetimi ve varlık yönetimi şirketinin başına getirildi.
...***
Abdulkadir Selvi, 7 Ocak tarihli Hürriyet gazetesinde, “CHP’nin seçim stratejisi belli oldu”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“SEÇİM sürecinde birinci etap tamamlanıyor. Ocak ayının ortasından itibaren adaylar ilan edilmiş olacak. Sıra seçim beyannamesinin açıklanmasına geliyor. Ondan sonra ver elini seçim meydanları. Seçimlerin kazanılmasında liderlerin seçim stratejileri de etkili olacak. CHP’nin yerel seçim stratejisinin ipuçları ortaya çıkmaya başladı. CHP 7 Haziran seçimlerinde ve 16 Nisan referandumunda olduğu gibi, “pozitif” bir kampanya yürütmeyi planlıyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadeelre yer veriyor:
...***
CHP’nin 3 Ocak Perşembe günkü MYK toplantısında Binali Yıldırım’ın Meclis Başkanlığı’ndan istifası konusunda sert bir tartışma yaşanıyor. MYK üyelerinin bir kısmı Anayasa’nın 94. maddesine göre Binali Yıldırım’ın Meclis Başkanlığı’ndan istifa etmesi gerektiğini savunuyor. “Binali Yıldırım’ın istifasını kampanyaya dönüştürelim” diyorlar. MYK üyelerinin bir bölümü ise “Binali Yıldırım’ın Meclis Başkanlığı’ndan istifa etmemesi bir zaaftır. Bunu kullanalım. ‘Kazanma konusunda kuşkusu var ki istifa etmiyor’ diyelim. Ama bunu kampanyaya dönüştürürsek bir mağduriyet havası oluşabilir. Biz, ‘İn aşağı, in aşağı’ diye tutturursak, muhafazakâr seçmen sahip çıkabilir. Bırakalım o zaaf devam etsin” tezini savunuyor. Tartışmaların sonunda Kılıçdaroğlu konuşuyor. “Anayasa’ya göre Binali Yıldırım’ın Meclis Başkanlığı’ndan istifa etmesi gerekir. Ancak biz kampanyamızı bunun üzerine kuramayız. O zaman projelerimizi anlatamayız. Biz kutuplaştırıcı bir kampanya yürütmeyeceğiz. Tam aksine ekonomiyi, yerel yönetimlerin performansını anlatacağız” diyor.
Kılıçdaroğlu, zamanının önemli bir bölümünü seçim kampanyasına ayırıyor. CHP Lideri, doğru bir kampanya ile başarılı bir sonuç alacağına inanıyor. CHP’de eski kampanyalar masaya seriliyor. CHP’nin negatif ve ideolojik kutuplaşmaya yarayan bir kampanya yürüttüğü zaman bunun iktidara yaradığı ve CHP’nin zarar gördüğü sonucuna varılıyor. Elbette ki üyelerden bir kısmı buna katılmıyor. Ancak Kılıçdaroğlu dahil büyük çoğunluğun kanaati bu yönde şekilleniyor. CHP, 16 Nisan referandumunda parti bayrakları kullanmadan, “hayır bileşenleri”ni bir araya getirmişti. İYİ Parti’yle milliyetçilerin, Saadet Partisi’yle dindar kesimin ‘CHP alerjisi’ kırılmaya çalışılmıştı. Yüzde 51 evet, yüzde 49 hayır dengesi böyle sağlanmıştı. 7 Haziran 2015 seçimlerinde de projelerini anlatan bir CHP vardı. Bizde seçim kampanyaları çok sert geçiyor. Adeta bir meydan muharebesi yaşanıyor. Ama Kılıçdaroğlu, 31 Mart yerel seçimlerinde de “pozitif bir dil” kullanılması kararında. İYİ Parti ile ittifak yaparak, CHP’nin “kentli milliyetçiler”le arasında bir köprü kurduğu düşünülüyor. CHP negatif değil, pozitif bir kampanya yürütecek. Ekonomi ve kent yoksullarıyla ilgili dil eleştirel olacak, belediyelerin işsizlikle mücadelede yapacakları ve projeler anlatılırken pozitif bir dil tercih edilecek.