Türkiye'den köşe yazarları
Cumhuriyet: ODTÜ’lülere ‘Erdoğan ötelemesi’
Aydınlık:
Dünya ekonomisinde tehlike sinyalleri artıyor
Milli gazete:
Özhaseki'den Melih Gökçek'i şok edecek açıklama
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Emre Kongar 1 Şubat tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “Adil ve şeffaf seçim???”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Bu iktidarın en önemli özelliği, yaptığı yanlışları başkalarına mal etmesi, bunları sanki muhalefet partileri yapmış gibi anlatması ve insanları bizzat içinde yaşadıkları gerçeklerin tersine inandırmaya çalışmasıdır: Demokrasi, özgürlükler ve medya konularında dünya sıralamalarında artık dibe vurmuş olan güzel ülkemizi bir demokrasi ve özgürlük cenneti gibi sunma çabaları bu dönemin mizah tarihini oluşturan bir edebiyat yaratmıştır.Bu yazıda dikkat çekmek istediğim nokta yukarda açıkladığım çelişki değil...”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Seçimin adaletsiz ve dengesiz yapısı üzerinde durmak istiyorum:
Aynen Erdoğan’ın 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimine Başbakanlıktan istifa etmeden girmesi ve tarafsız Cumhurbaşkanı seçildikten sonra da AKP lehine propaganda yapmaya devam etmesi gibi, bu seçimlerde de, sadece hükümetin değil, devletin de bütün olanaklarının iktidar lehine, gerçek muhalefetin aleyhine, seçim şeffaflığını ve adaletini yerle yeksan eden bir biçimde kullanılması, demokrasinin temel felsefesine de, Anayasa’ya da aykırı.
OHAL altında KHK’larla yönetilen ve mühürsüz oyların bile yasaya aykırı olarak sayıldığı 16 Nisan 2017 Halkoylaması ile Parlamenter Demokrasi sona erdirilip Tek Adam Yönetimi, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” adı altında kurulunca, fiili Tek Adam Yönetimi yasal olarak da başladı ve seçim adaleti bütünüyle sona erdirildi...
24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimleri de bu adaletsiz ortamda yapıldı...
Şimdi de sırada aynı adaletsiz ortamda yapılacak olan belediye seçimleri var.
Hükümetin ve devletin bütün haksız ve hukuksuz müdahalelerine karşın AKP, seçim sonuçlarından kaygılı:
Çünkü 25 yıllık yerel yönetim ve 17 yıllık merkezi yönetim bıkkınlığına ek olarak ekonomik kriz, bütün halkı pençesine almış durumda.
Dilerim iktidarın bu kaygısı, zaten adaletsiz olan bu seçimlerde, sandık güvenliğini bile ortadan kaldıracak önlemler alınmasına yol açmaz!
…***
Murat Çabas, 1 Şubat tarihli Yeni Mesaj gazetesinde, “Ekonomi kırmızı alarm veriyor”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Siyasilerimiz, masabaşı çalışmalarla ekonomide tozpembe tablo varmış gibi göstermeye çalışsa da ekonominin kötü gidişatı gizlenemeyecek boyutlarda… En güçlü şirketlerden, pazardaki vatandaşa kadar can yakıcı bir şekilde hissediliyor ve yaşanıyor.Türk Telekom, 2018 yılı için 1.4 milyar TL net zarar açıkladı. En önemli gerekçe olarak "TL'deki değer kaybı" ifade ediliyor. Doların en yüksek rakamlara, 7.20 liralara ulaştığı 3'üncü çeyrekte yaşanan kur farkı ile zararı 3.6 milyar liraya kadar çıkmıştı.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Ünlü teknoloji mağazası zinciri Bimeks, finansal açıdan zor günler geçirdiği için borçlanma araçlarının ödemesini zamanında yapamadı. Borsa İstanbul (BİST), ödemelerin yapılmaması nedeniyle şirketi uyarma kararı aldı.
Hazine garantili Osmangazi Köprüsü'nün ortaklarından İtalyan Astaldi şirketinin Türkiye'de yaşadığı finansal zorluklar sebebiyle, köprünün bir bölümünün veya tamamının satışa çıkarılacağı belirtildi.
Projenin yüzde 18'ine sahip olan İtalyan Astaldi şirketinin nakit sıkıntısı yaşadığı, bu sebeple uluslararası banka ve finans kuruluşlarıyla temasa geçildiği ifade edildi.
Söz konusu ekonomik zorluğun sebebi ise bankalardan çekilen döviz bazlı krediler.
Hazine garantili, fiyatları dolara endeksli, yüzde 100 karlı bir ortaklıktan yabancı bir firma neden çekilir, merak konusu…
Gerçekten nakit sıkışıklığı mı var, yoksa bizim bilmediğimiz, onların bildiği bir siyasi ve ekonomik belirsizlikten mi endişe duyuluyor?
Avustralyalı ünlü giyim mağazası Forever New, 2009 yılında girdiği Türkiye pazarından çıkıyor. 2006 yılında kurulan Avustralya merkezli giyim markası, Türkiye'nin yanı sıra Yeni Zelanda, Hindistan, Çin, Güney Afrika, Singapur ve Endonezya gibi ülkelerde faaliyet gösteriyor. Sadece Türkiye'den çıkması dikkat çekici… Her ne kadar çıkış gerekçesini tam olarak açıklamasa da malum, pazarın daralması… Yerli üretim yapan giyim firmalarının yetkilileriyle görüştüğünüzde bu gerçeği görüyorsunuz. Görüştüğüm yerli bir firmanın sahibi, Türkiye'de iç pazara mal vermeyi durdurduğunu, yurtdışında mağazalar açtığını, bayilikler verdiğini ifade etmişti.
Ülkemizdeki nüfusun çoğunluğunun gelir düşüklüğü, parası olan azınlığın da ekonomik belirsizlik ve dolardaki dengesizlik sebebiyle parasını dolarda ya da altında tutup harcama yapmamaları iç pazarı tamamen bitirmiş durumda…
Maliyetlerdeki ithalata, dolara, faize ve vergilere endeksli astronomik artış, doğal olarak fiyatlara yansıyınca, vatandaş ürünleri sadece vitrinde seyretme moduna geçiyor.
Giyimde böyle de gıdada farklı mı? Vatandaş artık sebze, meyve başta olmak üzere tüm gıda ürünlerine uzaktan bakıyor, yanına yanaşamıyor. Fakirin sofrası diye bir şey kalmadı, artık soğan da, patates de her ürün zenginin sofrasının gıdası…
Gıda fiyatlarının daha da artacağı ifade ediliyor. Antalya Hal Komisyoncuları Derneği Başkanı Nevzat Akçan, "Düşük fiyatlı ürün kalmadı. Mayısa kadar birçok üründe sıkıntı yaşanacak. Kimse kırılıp, gücenmesin, fiyatlar artacak" dedi.
Vatandaşla yapılan anketler de, artık FETÖ gündeminin 3'üncü sıraya düştüğünü, vatandaşın en büyük problem olarak ekonomik sorunları gördüğünü ortaya koyuyor.
…***
İsmet Özçelik, 1 Şubat tarihli Aydınlık gazetesinde, “Çavuşoğlu kimden yana?”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Dolar 7 liraya çıkarken, başımızdakiler ne diyorlardı? Amerika bize kumpas yapıyor. Gel gör ki şu an dolar öyle düştü ki yerlerde sürünüyor. Ne oldu; hani kumpas vardı? Bütün sorun; dolarcıların Türkiye’den yüksek faiz istemesiydi... Bugün bizim Merkez Bankası, onlara dünyanın en yüksek ikinci faizini ödüyor. Ve Türkiye ağır biçimde sömürülüyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Bir zamanlar yüzde 8’lik faize “Çok fazla!” diyerek karşı çıkan AKP Lideri Erdoğan, onun 3 katı olan şimdiki faize tek laf edemiyor. Yani bu AKP Amerikalı para babalarını zengin etmekle görevlendirilmiş bir kadro gibi iş yapıyor.
Geçenlerde basına açıklama yapan Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya; “Gerektiğinde yeni sıkılaştırma yapabiliriz!” diyerek faizin indirilmeyeceğini, gerekirse yükseltileceğini söyledi... Gerçek çok acı: Bay Çetinkaya, hazineyi yabancılara yağmalatmayı tek çözüm gibi göstererek Türkiye’ye büyük zarar veriyor. Dünyanın kıskandığı büyük lider Tayyip Erdoğan ise el altından ona, “Devam, devam!” diyor. Belli ki ABD ile bunlar anlaşmışlar... Getir doları, al istediğin yüksek faizi; bak keyfine ey Amerikalı... Nasıl olsa Türkiye’yi sizin çocuklar yönetiyor.
Öyle vahşi bir soygun var ki anlatılamaz...Akaryakıt soygunu bu... Dolar 7 lira, petrol 80 dolar iken bu fiyattan alıyorduk... Dolar yüzde 25’ten fazla düştü... Petrol daha fazla indi ama hükümet akaryakıtı indirmiyor. Böyle kuzulaşmış bir tüketici kitlesi olursa, baştakiler elbette onları dibine kadar sömürürler...
AKP Lideri Erdoğan, Venezuela yönetimini devirmeye çalışan Trump’ın bu tutumunu eleştiriyor. Söylediklerinde haklı da inandırıcı değil. Çünkü, Trump zorbasına bu yolu gösteren bizzat Erdoğan oldu... Suriye Devleti’nin iç işlerine müdahale ederek... Oradaki seçilmiş Beşar Esad yönetimini devirmeye çalışarak...Venezüela’daki Maduro seçilmiş başkandır; ona yapılan dış müdahale haksızdır da Suriye halkının seçtiği Beşar Esad’a hem de silahlı dış müdahaleler haklı mıdır?Beşar Esad’a halen düşmanlık eden birisinin Maduro’ya verdiği destek dünya kamuoyunda ciddiye alınmayacaktır.