Türkiye'den köşe yazarları
Milli gazete Anketlerde Ankara'da Mansur Yavaş önde
Yeniasya:
HSK 2019 yılı Ana Kararname Prensipleri'ni açıkladı
Yurt:
Cumhur İttifakı'nda çatlak
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
İsmet Özçelik 22 Şubat tarihli Aydınlık gazetesinde, “AKP’nin seçim hamleleri” başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“31 Mart yaklaşıyor.Partiler bütün kozları ile sahada.Yine bol keseden vaatler.5 yıl önceki seçim kampanyalarını inceledim.Değişen fazla bir şey yok.Vatan Partisi dışında söylenenler hep aynı.AKP iktidarda olmanın avantajlarını kullanıyor.Para sorunları bulunmuyor. Reklamlarda bile kamu olanaklarını kullanmışlar.Ama eski havaları esmiyor.Psikolojik üstünlük kaybedilmiş gibi.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Eski defterleri karıştırıyorlar. Yine Cumhuriyet dönemine saldırıyorlar. Seçim yaklaştıkça peş peşe kararlar alınıyor. Ekonomide alınan kararlar etkisiz. Onca desteğe rağmen her şey ortada. Sadece Kartal’daki bina çökmedi. İnşaat sektörü çöktü. Panikle ÖTV ve KDV’den vazgeçildi. Ama sonuç değişmedi. Otomotivde işler tahminlerden kötü. Beyaz ve kahverengi eşyada durum vahim. Sanayi ile ticarette işler her geçen gün daha da kötüye gidiyor. İşsizler ordusu hızla büyüyor.
En son askerlikle ilgili “müjde”(!) verildi. AKP Türkiye’nin çıkarlarını değil, kısa vadeli seçim hesabını düşünüyor. Gençlerin zaaflarını oya dönüştürmeye çalışıyor. Bakkala, manava, pazarcıya, marketlere fiyat baskısı sürüyor.Ciddi bir korku hakim. Yukarıdan aşağıya fiyat düşürülmeye çalışılıyor.Kabak üreticinin başında patlayacak gibi. Baskıyla çiftçinin ürünlerinin fiyatı düşürülüyor. Üreticilerde homurtu arttı. Fiyatların gerilemesinden AKP’yi sorumlu tutmaya başladılar.Turfanda sebze üreten illerin çoğu büyükşehir.Yani üreticiler de belediyeler için oy kullanacak. “Çiftçinin intikamı” konuşuluyor. “Tanzim satışlar şovu” pahalıya patlayacak gibi.AKP yöneticilerine alınan kararları sordum.Tedirginlerdi.
…***
Emre kongar, 22 Şubat tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “Hukuk ve adalet deve değildir”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Okurlarımın akıllarını Anayasa’nın veya İstinaf Mahkemeleri hakkındaki yasanın ilgili maddeleriyle karıştırmak istemiyorum... Sadece Erdoğan/AKP iktidarının yasayla koyduğu şu garip kurala işaret edeyim: Bir davada, 2 yıldan az ceza alanlarla 2 yıldan çok ceza alanların ve 5 yıldan az ceza alanlarla 5 yıldan fazla ceza alanların temyiz hakları farklı.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Esas olarak “hak arama eşitliği” açısından, Anayasa’ya da, akla da, mantığa da aykırı olan bu yasa hükmünün 2 yıllık cezalarla ilgili bir fıkrasını Anayasa Mahkemesi 2018/71 sayılı kararla iptal etti.
Çok sanıklı Cumhuriyet mensupları davasında, bazı sanıklar beş yıldan az, bazı sanıklar beş yıldan fazla ceza aldı. Aslında bence ve konuya benden çok daha hâkim olan pek çok başka hukuk otoritesine göre cezaların hepsi hakka ve hukuka aykırı, ama burada başka bir sorun daha ortaya çıktı. 5 yıldan az ceza alanlar Bölge Adliye Mahkemesine (İstinaf Mahkemesine) başvurdular, 5 yıldan fazla ceza alanlar Yargıtay’a gittiler... Ve, 5 yıldan fazla ceza alanların dosyaları Yargıtay’da beklerken, 5 yıldan az ceza alanlar için İstinaf Mahkemesi (Bölge Adliye Mahkemesi) duruşma yapmadan, savunma filan almadan, evrak üzerinde büyük bir hızla yaptığı inceleme sonunda cezaları onadı. Bu onama kararına göre sanıkların bir bölümü yeniden hapse girecek.
Oysa beş yıldan fazla ceza alanların dosyaları Yargıtay’da ve Yargıtay henüz bu dosyalar ile ilgili bir karar vermedi; onlar dışarda bekliyor.
Şimdi sorun ve soru şu: Yargıtay, bu davada ilk mahkemenin 5 yıldan fazla verdiği hapis cezası kararlarını hukuka aykırı bulup sanıklar lehine bozarsa, yani verilen hapis cezalarının haksız olduğuna karar verirse ne olacak?
Bu sorunun tartışılmasını haksızlık ve hukuksuzluklar karşısında sesi soluğu çıkmayan Hukuk Fakülteleri Öğretim Üyelerine ve emirle parmak kaldırıp indirerek bu kaosa yol açan milletvekillerine bırakıyorum. Önce FETÖ ile birlikte, hem yargı mekanizmasına sızarak hem de “terör örgütüne üye olmadan” diye başlayan veya “gizli tanıklar ihdas eden” yasalar çıkararak adaleti yozlaştıran ve Hukuk Devleti’ni tahrip eden iktidar, şimdi de örneğin İstinaf Mahkemeleri yasasında olduğu gibi, tek başına aynı yolda devam ediyor. Ama başta kendileri olmak kaydıyla herkes biliyor ki, Demokrasi de böyle yürümez, adalet de böyle sağlanmaz.
…***
Mehmet Faraç, 22 Şubat tarihli Yeniçağ gazetesinde, “AKP'nin erozyonu, anketin yalanı, halkın gerçeği...”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Şaşırtıcı bir heyecanla gelişen ve yenilenen teknolojinin hızına ulaşmak için adeta göbek atan kitleler farkında mı acaba; Her şey ne kadar da hızlıca kirleniyor bu dünyada?.."Medya", yalancılık ve yanıltma konusunda siyasetçileri bile geçtiği için, halkın en az güvendiği kurum haline geldi ki, basın özgürlüğü açısından da gidişat gerçekten içler acısı..."Yalan"ların, başıboşluğun sırtında her an dörtnala koştuğu internet yayıncılığı ise "kes-kopyala-yapıştır" taktiğiyle yandaş-yalancı medyaya yer alan haberleri olabildiğince yaymakla görevli... Hem de inanılmaz bir pervasızlıkla...”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Gerçeğin peşinde koşmak, doğruları bulup ortaya çıkartmak ve halkı uyarmak yerine; işin kolaycılığına kaçmak, haberin perde arkasını ve "fikri takip" işleyişini de çöpe attığı için, zincirleme bir manipülasyon zırvası her olayın içinde alıp başını gidiyor...İşte o zaman olan da, gerçeği arayan yurttaşa oluyor ki, "kamuoyu" zihinleri bulandıran bir zavallı ve ikiyüzlü karambolün içinde yolunu şaşırdıkça şaşırıyor..."Bilişim çağı"nda, internet teknolojisinin en çok da kirli emellere alet edildiği bir ortamda, tüm bu paslı çarkı tetikleyen ve hatta daha geniş kitlelere yayan sistem ise ne yazık ki "sosyal medya"da işliyor... Hem milyonlarca gerçek sayfada, hem de milyonlarca sahte "hesap"ta...Evet; "yandaş medya-internet-sosyal medya" üçgeninde büyüyen, sıklıkla yolunu şaşıran ve çoğu kez de batağa giden "haber-bilgi kirliliği" toplumu öylesine yanıltıyor ki, manipülasyonu da, dezenformasyonu da, yalanı da, iftirayı da düzeltmenin olanağı yoktur artık...Metropollerde iktidar sarsıntısı...Türkiye'de en kolay iş dezenformasyondur vesselam...Çıkarcılık her alanda ve her zaman yanıltmaya hizmet ettiği için, "anket" adı altındaki palavra manipülasyon tuzağı da "yandaş basın -internet-sosyal medya" çarkında milletin gözünü boyamak için kullanılıyor...İşte yine seçim ortamı, yine "anket" yalanları... Baş döndürücü bir hızla yapılan ve yine baş döndürücü bir hızla yayılırken milletin baş ağrısını mide bulantısına dönüştüren bir kafa karıştırma mikseridir uydurma anketçilik!..Ne tuhaf ki; sanki halkın tepkileri- görüşleri dakika başına değişiyormuş gibi, her gün bir anket yayılıyor ülkede!.. Kimi solu, kimi de çoğunlukla sağı; yani çok azı "millet"i, büyük bölümü de "cumhur"u dörtnala gösteren, sözde "kamuoyu araştırma"ları havada uçuşuyor... Anket firmalarının çoğu alana da çıkmıyor artık... Onların bahanesi, "denek"lerin ürkek davrandığı iddiası ama gerçek öyle değil aslında...Vatandaş, denekleri "telefonla" arayan yanıltmacı anketçilere öfkeli olduğu için, hızla kirlenen kurumlar için de "anket" furyacılığı da payını almış...Parayı verenin "denek"leri kullandığı bir çarkın içinden doğru bir saptama çıkmayacağını gösteren örnekleri boşuna aramayın...Son on yıldaki seçim süreçlerinde yapılan anketlerin doğru tespit iddiası açısından nasıl tepetaklak olduğuna bakın yeter...Diyeceksiniz ki, "kime inanalım?.." Yandaş medyayı izlemeyin, anketleri önemsemeyin ve tuzağa düşmeyin..."Gerçek" tüm çıplaklığıyla sokakta çünkü... İşte en çarpıcı sonuç; sokaklar öfkeli, çarşı-pazar yanıyor, AKP kendi tabanında bile hızla eriyor...İstanbul ve Ankara seçimleri ilk kez AKP açısından çantada keklik değil... Özellikle CHP, metropol ilçelerde adayları daha düzgün saptasaydı, "hırsız"lıkla suçlananlar dururken, temiz siyasetçileri çizmeseydi ve meclis listelerinde ahbap-çavuş muhabbetine izin vermeseydi AKP ilçelerde de sarsılacaktı…Sözün özüne gelince; muhalefetin tüm yanlışlarına rağmen AKP her bölgede diken üstünde... Etkili propaganda yürütülürse ve ülke genelinde sandıklara sahip çıkılırsa "halk anketi"nin sonucu bellidir; AKP yalnızca Anadolu'da değil, kendisini büyüten iki metropolde de büyük oranda sarsılıyor...