Haziran 02, 2019 08:56 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Cumhuriyet: Türkiye ile ABD krizindeki çözüme, nereden başlanacağı bile belirsiz

Aydınlık:

Eylem hazırlığındaki IŞİD üyeleri yakalandı

Star:

ABD, Çin mallarından yüzde 25 vergi almaya başladı

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Şükran Soner, 1 Haziran tarihli Cumhuriyet gazetesinde, "Yargı reformu!"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Partili Başkan kimliği ile dünyadaki başkanlık rejimlerinde tek örnek olması yetmezmiş gibi, Başkan Erdoğan’ın önceden bilinmeyen bir gündemle canlı yayınlar kesilerek karşımıza çıkması çok sık, bazen günde birden fazla yaşandığına göre, yargı reformu stratejisi açıklaması başlığına ünlem işareti koymama bir anlam verememiş olabilirsiniz. Başkan Erdoğan’ın öncesinden haberdar olamadığımız sürpriz gündemler, sürpriz konuklarıyla karşımıza çıkması, yılın gün sayısının birçok katına çıkıyor olması gerçeği gibi, gündemin içeriği üzerinden yaptığı değerlendirmeler ile yaşamda tanıklık ettiklerimizin gerçekleri arasındaki çarpıcı çelişkilerin olmasını sürpriz sözcüğü ile değerlendirmemizin de bir anlamı olabilir mi?"diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor: 

...***

Olsa olsa AB seçimlerinin hemen arkasından Avrupa Komisyonu’nun insan hakları, yargı, ekonomi üzerinden ağır eleştiriler, saptamalarının altının çizildiği rapordan, AB üyelik sürecinin durma noktasına geldiği gerçeğinin altının çizilmesinin bir gün sonrasıyla çakışmasından söz edilebilir. AB raporunda, kalın kalın hukukun üstünlüğü, temel haklar ve yargı konusundaki gelişmelere ilişkin, Türkiye’nin AB değerlerinden ağır kopuşunun saptamaların yer almasının üzerine, Saray adına sert tepkiler verilmesinin sıcaklığında, gün geçmeden Başkan Erdoğan tarafından açıklanan yargı reformu strateji belgesinde verilen sözlerin tutulacak mı sorgulaması bir yana..

Cumhurbaşkanı açıklaması olarak kamuoyuna sunulmasının anlam ve amaca dönük çarpıcı terslik oluşturmasına ilişkin ilk eleştiri o saatlerde sürmekte olan Meclis görüşmelerinde muhalefet sözcülerinden geldi. Her zamanki gibi Meclis’te yasama gündeminde, komisyonlarda görüşülmesi gereken metin içeriklerinin, Cumhurbaşkanı iradesi, icraatı gibi sunulmasının çelişkisine işaret edildi.

Onca iddialı AB değerlerine yakınlaşma sözleri verilen, yargı bağımsızlığı için anlamlı değişiklikler sayılıp sayılıp anlatılmasından bir iki saat geçmişti ki.. 3 bin 722 hâkim ve yargıcın görev yerlerinin değiştirildiği haberi gündeme düştü. Şimdi aklı başında kalabilmiş bireyler olarak biz biz olalım da, onca yargı bağımsızlığının işlerliğine ilişkin parlak sözler, ilkeler üzerinden ortada Meclis’ten geçmiş bir yasal düzenleme olmadan, uygulamaya geçirilmiş bu kadar çarpıcı sayıda savcı, yargıç atamasında bu parlak vaatler, sözlerin, liyakatin geçerli kılınması çabasının olduğuna inanalım, güvenelim.Gündemimizde YSK seçimleri üzerinden yaşadıklarımızın, sadece seçilmiş İstanbul Belediye Başkanı İmamoğlu’nun mazbatasının geri alınması ile, İstanbul, ülke seçmenleri olarak ödemekte olduğumuz ağır bedellerin zincirleme olumsuz etkilerinin sıcaklığı, birbirlerine eklemlenerek yaşanırken.. Açık Meclis’te yine oldubittili tersine işleyişle çıkarılmak istenen, hem de Kandil’e yönelik büyük operasyon yaşanırken, çok sayıda askerin birden günübirlik neredeyse terhis olmalarının gündeme getirebilecek sakıncaları, kaygılarıyla, paralı asker düzenine geçişteki çarpıcı etkili yasanın görüşmelerinin bayram ertesine alınmasında sağduyu ile ortak uzlaşmaya varılmasıyla çakışan saatlerde.. Söz alan muhalefet sözcüleri çok haklı olarak bu parlamentonun yasama yetkisinin elinden alınması nitelikli tersine işleyişin, sakıncaları üzerinden kaygılarını açıklamaya çalışıyorlar. “Ne bu perhiz ne bu lahana turşusu?” olarak ancak özetlenebilecek, yargı bağımsızlığı işleyişinde iyi niyetli arayışları, inancı, umudu katledebilecek gelişmeleri sıralıyorlar. ...***

Ahmet Gürsoy, 1 Haziran tarihli Yeniçağ gazetesinde, " Adalet gelecek mi?"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Biz tuhaf bir ülkeyiz.. Daha dün, ana muhalefet partisi genel başkanına yapılan linç girişimini makul karşılayan bir yönetim, bugün, yargı reformu yaptık diye açıklama yapıyor…Bu ne çelişki? İnsana sormazlar mı? Arkadaş siz tam olarak neyin peşindesiniz? Adaletin mi, hakkın mı hukukun mu, yoksa zorbalığın, adam kayırmacılığının, benden olanlar olmayanlar ayrımcılığının mı? Hangisinin?"diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelre yer veriyor:

...***

İktidarın iki zihin yapısı var: Biri doğruyu yapma peşinde; öteki, yıkım peşinde. Yargı reformu yaptık diye övünen yönetimin yarattığı Türkiye manzarasına bakar mısınız? Ne görüyorsunuz? Çelişkiler yumağı. Daha dün gazeteciler dövüldü ve dövenler elini kolunu sallayarak geziyor.

Yolsuzluk haberleri havada uçuşuyor, bırakın iktidarı, adaletin elini kolunu sallayacak mecali yok. Hiç bir savcı sesin geldiği tarafa dönüp bakmıyor bile. Seçim tarihinin en büyük adaletsizliği ile Türkiye meşgul. Meselâ TRT'ye herkesten vergi kesiliyor ama sadece iktidar partisi ve yandaşı konuşuyor.

Çok değil birkaç gün evvel Türkiye'nin son Başbakanına biri İstanbul seçimlerini kast ederek sordu: "N'oldu?" O da cevap verdi: "Çaldılar!.." Kim çaldı? Cevap yok, belirsiz. Nasıl çaldı? O da belirsiz. Ortaya karışık bir laf.. Tutarsa âlâ tutmazsa yola devam. Yalan-dolan adaletin önünde gidiyor. Bu manzaranın tam ortasında şimdi siz diyorsunuz ki: "Yargı reformu yaptık!…" Hayır, yapamadınız. Niye? Çünkü asıl reform insanın kendi içinde, zihin ve gönül dünyasında olur. Bunu yapmadıktan sonra asla tam anlamıyla bir reform yapmış olmazsınız da ondan. Kayırmacılık bitecek mi? İmamoğlu haklıydı denilecek mi? Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener de bizim gibi vatansever diyecek misiniz? Yolsuzluğun "y'sini" duyar duymaz tepesine binebilecek misiniz? Vatandaş "işsizim" diye kendini yaktığında içiniz acıyacak ve vicdanınız sizi harap edecek mi?

...***

Mehmet Kara, 1 Haziran tarihli Yeniasya gazetesinde, " Beka bitti, sıra yalanla algıya mı geldi?"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Seçimlere şunun şurasında 23 gün gibi kısa bir süre kaldı.31 Mart’taki seçimlere giderken, Cumhur İttifakı’nın seçim malzemesi “beka meselesi”ydi. YSK’nın İstanbul BB seçimlerini iptal edip seçimin 23 Haziran’da yenilenmesine karar vermesinden sonra seçim öncesi tutmadığı anlaşılan bu sorun birdenbire bitiverdi. Bu sefer yerini yalanlarla algı oluşturmak aldı.Diğer ittifakın adayının demediği şeyler “demiş gibi”, kurgu, montajlarla milletin nezdinde küçük düşürmeye çalışılması İstanbul seçiminde kullanılan malzeme (!) oldu."diyen yazar, yazısının devamınd aşu ifadelrre yer veriyor: 

...***

Özel bir televizyonda canlı yayın konuğu olan Ekrem İmamoğlu’nun, “Gelin Türkiye’yi hep beraber yönetelim” sözlerinin terör örgütleriyle ilişkilendirilmesine, soruyu soran gazeteci dahi yalanlarken,  İmamoğlu’nun, birliktelik çağrısını Cumhurbaşkanı’na yaptığını anlatıyor, ama yine de bu “montaj” üzerinden siyaset yapanlar bu algıya (!) devam ediyor.

Diğer bir algı da, İmamoğlu’nun bir esnafla girdiği diyalogda “tokat attığı” yönündeydi. Bakanlar dahi “tokat attı” demesine rağmen, tokat atıldığı söylenen esnafın, “Kimse bana tokat atamaz, ders vermeye çalıştı, ancak dersini aldı” demesine rağmen “yalan” olduğunu bile bile devam ettiriliyor. Bizzat AKP’li yetkililer tarafından, yalanlarla algının devam ettirilmesinin adaylarına zarar verdiği yönünde ikazlarına bile kulak tıkıyorlar. 

Şu mübarek Ramazan günü, yalan dolanı bırakıp, İstanbul Belediyesini yönetmeye aday olanlara bırakın da neler yapacaklarını anlatsınlar. Yalanla dolanla bu işler olmuyor. Bilinsin ki, yalancının mumu yatsıya kadar bile yanmıyor…

AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, siyasî kültürümüze yeni bir tâbir ekledi. Kurtulmuş’un, “Eksikleri, hataları söyleyenlere diyeceğiz ki, ‘biz de siyaset biliyoruz eksikleri hataları görüyoruz, önce 23 Haziran’ı geçelim ondan sonra gerekirse siyasî bakımdan tövbe istiğfar ederek yanlışlarımızdan kurtulacağız ve yolumuza koşar adım devam edeceğiz” demesi siyasetin en çok tartıştığı konu oluyor.

Önce CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu “Tövbeyi bile şarta bağladılar. 23 Haziran’dan önce tövbe etmeyeceklermiş, yani günaha devam” diye karşılık verirken SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, iktidarın hatalarının farkında olduğunu belirterek, “Peygamber Efendimiz (asm) buyuruyor ki, ‘erteleyenler helâk oldu’. İktidar tövbe etmek istiyorsa bunu seçim pazarlığı yapmasın” diyerek cevap verdi.

Öyle ya, tövbe etmek için neden 23 gün bekleyesiniz. Bugünden tezi yok tövbe istiğfar edin…