Türkiye'den köşe yazarları
Yenişafak: Ekrem İmamoğlu: Seçim sonucu hayırlı olsun
Cumhuriyet:
Öcalan açılımı tutmadı
Yurt:
Saray çatırdıyor: Seçimden sonra AKP'de ilk istifa!
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Hakan Albayrak, 24 Haziran tarihli Karar gazetesinde, "basiretsizliğin ve ferasetsizliğin bedeli"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Ekrem İmamoğlu üç aşağı beş yukarı 31 Mart'taki kadar oyla kazansaydı, 'Gasp edilen hakkını geri aldı, adalet tecelli etti' denip geçilebilirdi; ama dünkü seçimin neticesinde bundan fazlası var: Adaletin tecellisi + maşeri vicdanı yaralayan eylem ve söylemlerin ağır faturası. 31 Mart'ta AK Parti'li Binali Yıldırım'a oy vermiş olan pek çok seçmen de bu sefer CHP'li İmamoğlu'ndan yana oy kullanarak faturanın şişmesine katkıda bulundu."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İmamoğlu ve CHP'ye karşı varını yoğunu ortaya koyarak AK Parti'nin seçim kampanyasına damgasını vurması kar etmedi, bilakis ters tepti.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için 31 Mart'ta yapılan seçimin neticesi AK Parti'yi yaralamış ama sarsmamıştı; dünkü seçimin neticesi ise iktidar için fena halde sarsıcı oldu.
'AK Parti seçmeni dünya yıkılsa CHP'ye gitmez' kuralı ve bunun sağladığı konfor kesin olarak bozulmuş bulunuyor.
Siyasette artık her şey masada...
İmamoğlu 31 Mart'ta 13 bin oy farkla kazanmıştı. Büyükşehir Belediye Başkanlığını kıl payıyla kaybeden, üstelik Büyükşehir Belediye Meclisi'nde çoğunluğu elde eden AK Parti'nin, onur kırıcı olmayan bu neticeyi kabul edip işi orada bırakmak yerine, dramatik bir yenilgi -yahut şaibeli bulunacak ve ortalığı iyice karıştıracak bir zafer- ihtimali aşikar olduğu halde seçimin yenilenmesinde ısrar etmesi olağanüstü büyük bir saçmalıktı.
Hiç gereği yokken, anlamsızca risk aldı AK Parti.
Üstelik, zaten yaralanmış olan maşeri vicdanı iyice kanatacak söz ve davranışlarla yürüttüğü seçim kampanyasında riski büyüttükçe büyüttü. Kahvehane sohbetlerinde bile yapılıyordu bu tesbitler.
İyi biliyorum, çünkü ben ve arkadaşlarım da yapıyorduk.
"Siz kimsiniz?" Diyelim ki AK Parti ve devlet büyüklerimize nazaran birer hiçiz; bizim bile görebildiğimizi AK Parti ve devlet büyükleri nasıl göremedi?
Asıl soru: Buncağızı bile öngöremeyen AK Parti ve devlet büyüklerinin basiret ve ferasetine nasıl güvenebiliriz?
...***
Erdal Tanas Karagöl, 24 Haziran tarihli Yenişafak gazetesinde, " İstanbul seçimi sonrası ekonomi gündemi"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Son dönemlerde küresel piyasalarda belli siyasi riskler olmasına rağmen ekonomi tarafına bakıldığında pozitif bir havanın hakim olduğu görülüyor. Şöyle ki, ABD Merkez Bankası FED’in, son toplantıda faiz kararında bir değişiklik yapmamasına rağmen Temmuz ayı sonunda yapacağı toplantıda faiz indirimine gideceği yüksek bir olasılık olarak görülmektedir. Bu kapsamda faizlerdeki olası indirim kararının başta gelişmekte olan piyasalar olmak üzere tüm dünya piyasalarını olumlu etkilemesi beklenmektedir."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Dünyada ülkeler arasında çok yüksek miktarda gezen fonlar mevcut. Şu anda faizlerin düşme eğiliminde olması ve bazı ülkelerde negatif faiz oranları nedeniyle bu fonları ülkeye çekebilmek önemli bir fırsat. Bu açıdan söz konusu kaynakları çekebilen ülkeler için de fırsatı avantaja dönüştürmenin tam zamanı diyebiliriz.
2018 yılında ABD ve Çin arasındaki gerginlik dünya ticaretine korumacı bir havanın hakim olmasına neden olmuştu.
Nitekim 2019 yılına gelindiğinde de korumacılık eğilimlerinin devam ettiği ve 2019 yılının ilk çeyreğinde dünya mal ticaretinin yüzde 2,2 oranında daraldığı göze çarpıyor. Dünya ticaretindeki bu daralmayı gören ülkelerin de bu gelişmeler nezdinde ithalat ve ihracat politikalarını şekillendirdiğini söylemekte fayda var.
Diğer yandan Türkiye-ABD arasında S400’ler konusunda devam eden gerginliği de unutmamak gerek. Türkiye’nin kararlılığı konusunda ABD’nin atacağı adımlar, G20 zirvesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD başkanı Trump’ın görüşmelerinin, gerginliğin sona erdirilmesi ve orta bir yolun bulunması adına son derece önemli olduğunu belirtmek lazım.
İstanbul seçimi sonrasında özellikle küresel piyasaların gündemindeki olumlu hava ve faizlerin düşmesiyle birlikte bu fırsatlardan yararlanma konusunda yeni hamlelere ihtiyaç var.
FED faiz oranlarındaki olası indirim beklentisi, Türkiye’de de 2 yılık gösterge tahvilinin faiz oranlarında 2 puandan fazla düşüş yaşanmasına ve yüzde 20’nin altında seyretmesine neden oldu.
Faizlerdeki bu seyrin devamı önemli. Türkiye ekonomisinde yatırımların ve finansal maliyeti artırdığı için üretimin önündeki en büyük engel olan faizlerin düşmesi birçok ekonomik göstergenin de olumlu değişimine önemli ölçüde katkı yapacaktır.
Dolayısıyla özellikle de küresel piyasalarda finansal kaynaklara erişimde daha düşük faiz oranlarından borçlanma konusu hayati derecede önem taşıyor. Çünkü cari açığın düşürülmesi nedeniyle zorunlu olarak ekonomik büyümede gerçekleşen daralma ve yavaşlamanın sonlandırılması için düşük faiz zaruri.
Türkiye, küresel piyasalarda faizin düşme eğiliminde olduğu bu dönemde, farklı gerekçelerle ülkeye gelmek istemeyen sermayenin önündeki engellerin kaldırılması konusunda çabaları artırmalıdır. Bu çabalar ülke risk priminin düşürülmesi, ülke kredi notunun iyileştirilmesi ve dolayısıyla borçlanma faizlerinin düşürülmesi için önemli bir fırsat olacaktır.
...***
Mehmet Faraç, 24 Haziran tarihli Yeniçağ gazetesinde, " İmamoğlu'nun büyük zaferi.."başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" İstanbul, Türk siyasi tarihinde görülmemiş bir atmosferde yerel seçime gitti...Çünkü hem iktidar hem muhalefet açısından şaşırtıcı bir siyasal devinimin yaşandığı seçim süreci, kıran kırana bir mücadeleye sahne oldu...AKP, 17 yıllık iktidar şımarıklığının ardından 31 Mart'ta büyük kentlerde yenilgiye uğrayınca, belki de kuruluşundan bu yana ilk kez bir seçime bu kadar asıldı ve devletten tarikata, medyadan bürokrasiye, şeyhten mollaya, cemaatten yandaş müteahhitlere kadar her kesimden destekçisini İstanbul'u kazanmak için sokaklara saldı..."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
İktidar partisi, "yoksullaştır- köleleştir" projesini bu seçimlerde de uygulamak için çırpındı, belediyenin ve devletin bütün kaynaklarını seçmeni kuşatmak uğruna seferber etti ama hüsrana uğradı...
AKP, İstanbul'u bir kez daha kaybetmemek için yandaş medyanın sahte algı üretme operasyonunu da iktidar hırsına alet etti ama mağlup olmaktan ve yıkım yaşamaktan kurtulamadı...
Peki ya muhalefet, yani "Millet İttifakı"nı oluşturan CHP ve İYİ Parti 23 Haziran'da ne yaptı?..İYİ Parti, Ekrem İmamoğlu'nun yeniden koltuğa oturtulması için büyük çaba harcadı...
Meral Akşener, İstanbul'daki toplantılarda "bir seçmen gibi" konuştuğunu belirtti, İmamoğlu'nu "16 milyonun seçilmiş belediye başkanı" olarak lanse etti ve seçim zaferine büyük katkı sundu...
Gelelim CHP'ye, yani 31 Mart'tan itibaren gücünün farkına varmaya başlayan ana muhalefet partisine...
1989 yerel seçimlerinde İstanbul ve Van dışında, Türkiye'nin her tarafında belediyeleri alan SHP'nin ardından, son 25 yılda gösteremediği performansı sergiledi CHP...
Kemal Kılıçdaroğlu "mutlak zafer" için İstanbul'da karargah kurdu, il başkanı Canan Kaftancıoğlu ile birlikte örgütlerin heyecanını - umudunu ayakta tutmak için yoğun uğraş verdi...
CHP'nin tüm milletvekilleri, Anadolu'daki belediye başkanları ve örgütleri de İstanbul'da yeniden zafer kazanmak için İmamoğlu'na yoğun destek verdi...
İstanbul'da sandıklar açılır açılmaz, ilk andan itibaren gelen sonuçlarla birlikte seçim zaferinin ayak sesleri duyuldu...
Ve anket firmaları dahil herkes yanıldı... Çünkü 9 puanlık fark yalnızca AKP destekçilerini değil, Cumhur İttifakı yandaşlarını da, medyayı da, Millet İttifakı'nı da şaşırttı...
Ve sayım bittiğinde 800 bine ulaşan farkla Binali Yıldırım'ı mağlup eden İmamoğlu, sarsıcı seçim sonucuyla Türkiye'nin değişmeye başlayacağının da işaretini verdi...Çünkü uzun yıllardır AKP ile ilgili, "yıkılmaz-kaybetmez" şeklindeki o karanlık algı Millet İttifakı'nın da tetiklediği devinim nedeniyle yerle bir oldu...Ve CHP 23 Haziran'la adeta özgüvenine yeniden kavuştu, taban yıllardır biriken umutsuzluğunu bir kenara attı, çalışıp çabalayınca zaferin hiç de zor olmadığı bir kez daha görülmüş oldu...