Ekim 02, 2019 10:47 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Star: Bakan Akar'dan F-35 ve Patriot açıklaması: Bundan kimsenin şüphesi olmasın

Aydınlık:

Macron'dan Türkiye'ye Suriye uyarısı

Yeniçağ:

Erdoğa'ın yüzde 40 açıklamasının sebebi ortaya çıktı

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Abdülkadir Selvi, 2 Ekim tarihli Hürriyet gazetesinde, "Erdoğan’ın mesajları ve Meclis’ten izlenimler"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Meclis’in açılışında farklı bir hava vardı. Hem Cumhurbaşkanı Erdoğan Meclis’in açılış konuşmasında işbirliği ve diyalog mesajı verdi hem de muhalefet gerginliğe neden olacak tepkilerden uzak durdu. Bu hava ne kadar muhafaza edilir onu bilemiyorum ama Meclis yeni yasama dönemine iyi bir başlangıç yaptı.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 50 dakika süren konuşması boyunca CHP ve HDP sıralarından sadece bir yerde homurtular yükseldi. Erdoğan’ın “Elbette Cumhurbaşkanı, milletvekillerinin yerine geçip kanun çıkarmaya, hâkimlerin yerine geçip hüküm vermeye kalkacak değildir” dediği zaman CHP-HDP milletvekillerinin bulunduğu bölümden uğultular yükseldi ama kısa sürdü."diyen yazar, yazısının devamınd aşu ifadeelrre yer veriyor:

...***

Meclis’in 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinden sonra toplandığı hatırdan çıkarılmamalı. Ama ilginç bir nokta, milletvekilleri yerel seçim psikolojisini aşmışlar. Meclis’te yerel seçimlerin gölgesi yoktu. Yeni yasama döneminde iktidar ve muhalefet blokunda farklı pozisyonlar, siyaset dilinde ise yumuşama vardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği mesajlar ve Meclis’ten izlenimlerle Meclis’in açılış gününden notlar aktarmaya çalışacağım.

Cumhurbaşkanı Erdoğan salona girince AK Parti ve MHP milletvekillerinin yanı sıra İYİ parti milletvekilleri de ayağa kalktı. İlk başta İYİ Parti’den orta sıralarda birkaç milletvekili tereddüt etti ama grup başkanvekilleri ayağa kalkınca onlar da kalktı. AK Parti ve MHP milletvekilleri Erdoğan’ı ayakta alkışlarken İYİ Parti milletvekilleri ayakta karşılamakla yetindiler.

İYİ Parti ile AK Parti arasındaki esen ılık rüzgârlar Erdoğan’ın karşılamada kendini gösterdi. Erdoğan konuşmasını tamamlayıp Meclis’ten ayrılırken, benzer manzara yaşandı.

İYİ Parti, AK Parti ve MHP ile birlikte görüntü verirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın salona girişi sırasında CHP ile HDP milletvekilleri birlikte hareket ederek ayağa kalkmadılar. İYİ Parti’nin uyarılarına rağmen CHP ile HDP aynı fotoğraf karesinde yer aldılar.

HDP’nin PKK ile arasına mesafe koymamasına yönelik eleştirilerini sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşması sırasında HDP sıralarına dönerek “‘Önce milletim, önce memleketim’ demeyen kimsenin bu kutlu kurumun çatısı altında yer almaya hakkı olmadığını düşünüyorum” dedi. HDP’liler bu çıkışa sessiz kaldılar.

Erdoğan, konuşmasında yargı reformuna özel bir yer ayırdı. “Böylesine önemli bir konunun Meclis’te en geniş uzlaşmayla tartışılması ve kabul edilmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz” dedi. Keşke reform sürecinin aynı hızla devam edeceğini de söyleyebilseydi.

Meclis’in ilk gününde uzlaşma ve diyalog havası hâkimdi. Dilerim bu devam eder, iklim bahar olur. Ama burası Türkiye...

...***

Elif Çakır, 2 Ekim tarihli Karar gazetesinde, "AKP'nin özünü arıyorum, nerede hata yaptığını sorgulamalı"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Başlığa çektiğim bu sözler, AK Parti milletvekili ve MKYK üyesi Mustafa Yeneroğlu’na ait.Yani “AK Parti’nin özünü” arayan  ve “nerede hata yaptığını sorgulamalı” diyen isim herhangi bir kişi değil. AK Parti’nin Milletvekili ve MKYK üyesi. Geçen hafta T24’ten Şirin Payzın’ın programına katılan Sayın Yeneroğlu’nun gerek partisine yönelik özeleştiri niteliği taşıyan, gerekse de adalet, demokrasi ve hukuk alanlarında yaşanan sorunlara dair sözlerini fevkalade önemli buldum."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Sayın Yeneroğlu’nun şu sözleri tarihi öneme sahiptir:

“Herkes demokrasi ve özgürlüğü sadece kendisi için isterse ‘ben onları ezmezsem onlar beni ezecek’ noktasına geliyor.”

Hiç kuşkusuz ki ülkemizin en önemli sorunlarından birisi kutuplaşmayı derinleştiren, nefret duygularını canlı tutan rövanş duygusu. Bu rövanş duygusu maalesef ülkemizdeki adalet, hukuk, demokrasi gibi alanlarındaki sorunların çözülmesinin önündeki en büyük engel.

Sorulsa ülkemizin demokrasi rayına oturmasını istemeyen yoktur. Sorulsa ülkemizin hukuk devleti olmasını istemeyen yoktur. Sorulsa ülkemizde temel hak ve özgürlüklerin olmasını istemeyen yoktur.

Ancak “onlar da bize yapmıştı” diye özetleyebileceğimiz intikam duygusu, iktidarların değişen dönemlerinde maalesef daima toplumun bir kesiminin adaletle ilgili sorunları görmesini ve kabul etmesini engelliyor.

Yapılan hukuksuzlukları, yaşattırılan mağduriyetleri hoşgörmesine yol açıyor. Bakınız.. 28 Şubat döneminde dindar muhafazakâr kesim eğitim hakkının yargı kararlarıyla engellenmesini, devletin antidemokratik yasalarla temel hak ve özgürlükleri kısıtlamasını protesto için meydanlardaydı.

Yaşadığı adaletsizliği şikayet için AİHM kapılarındaydı.

Bütün bunlar yaşanırken toplumun bir kesimi bu hukuksuzluğu görmezden geliyor, hatta destekliyordu. Toplumun bir kesimi adalet talep ederken diğer kesimi ilgisiz, hatta karşı bir konumda duruyordu. “Yargıya ne kadar güveniyorsunuz” başlıklı anketlerden toplumun yarısının “yargıyı tarafsız ve bağımsız” bulduğu sonucu çıkarken diğer yarısının “yargının taraflı ve siyasallaşmış” bulduğu sonucu çıkıyordu.

“Ben onları ezmezsem onlar…” yahut “onlar da bize yapmıştı” duygusundan kurtulamadığımız sürece bu ülke demokrasiye kavuşamayacak. Temel hak ve özgürlükler alanı hep sorunlu alan olarak kalmaya devam edecek…

Her dönemde yargı toplumun bir kesimini mağdur etmeye devam edecek… “Onlar da bize yapmıştı” duygusu hakim olduğu müddetçe iktidarlar kanunları, yasaları kendi iktidarlarını devam ettirecek şekilde düzenlemeye devam edecekler. Yargı her daim birilerinin sopası olmaya devam edecek. Ama ülkemizde hukukun üstünlüğü hakim olsa, adalete güven de artacaktır.

...***

Ahmet Battal, 2 Ekim tarihli Yeniasya gazetesinde, " Anayasasız yargı paketi"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk gündemi yargı paketi olacakmış. Güzel. Ama eksik. Zira sadece kanun düzenlemesi ile yargı reformu paketi olmaz. Paketin içine Anayasa düzlemindeki bazı hususları da koymak ve değişiklikleri de mümkün olduğunca geniş bir mutabakatla yapmak lâzım. Hazırladığı alternatif yargı reformu paketine anayasa değişikliği teklifi de ilâve etmek suretiyle bu konuda CHP ön almış görünüyor. Ortaya ne çıkacağını henüz tam olarak bilemiyoruz. Ama CHP’nin AKP ve diğer partileri anayasa değişikliğine zorlaması isabetli olacaktır. Zira bugün yargı sisteminin ana meselesi kanunlardaki eksiklikler değil. Öncelik hukuk eğitiminde ve Anayasada."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadeelre yer veriyor:

...***

Meclis ve bilhassa iktidar partisi, CHP’nin bu teklifini konsensüs için bir fırsat olarak görmeli ve iyi değerlendirmeli. Bu tutum aynı zamanda hayli zamandır “ben de demokrasiye taraftarım” diyen bir CHP’nin söylemi ile eyleminin aynı yönde tecelli etmesine de bir fırsat sağlayabilir. 

Bu ise orta ve uzun vadede Türkiye’nin hayrına olur. 

Altı senedir ölüm uykusuna yatırılmış olan “yeni anayasa” arayışları da belki bu sayede yeniden canlanabilir. 

Anayasa’daki “hukuk devleti ilkesi” bütün yargı reformlarının anası ya da atası sayılabilir. Gerçekten, Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devleti haline gelebilse yargı reformuna da ihtiyaç kalmaz, hür dünya nezdinde Türkiye’nin boynu da bükülmez… 

Bu paketin müzakerelerinde bilhassa AKP’li ve MHP’li milletvekilleri sıkı bir imtihandan geçecek. Vekiller, bir tür politbüroya dönüşmüş olan genel merkezden gelen “lider emri” ile vicdanı ve sağduyusu arasında sıkışacak. 

Elbette sağduyu galip gelmeli. Zira sonuçta bir süre sonra millete hesap verecekler. Ama asıl hesap ahirette görülecek. Bunu da hatırlatmak lâzım. Bizim gibi adalete önem ve değer veren tüm okuyuculara tavsiyemiz, kendi bölgelerinin vekillerini, adam adama markaj yoluyla sıkı takibe almaları. Vekillerin vicdanlarını harekete geçirmek için küçük örnekler bile yeterli olur. Zaten çoğunun çevresinde mutlaka birkaç mağdur vardır. Onları hatırlatmak dahi yeter. Biz denedik, oldu! Siz de deneyin, görün!