Ekim 05, 2019 09:25 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Karar: Enerji fiyatları ekim enflasyonunu etkileyecek

Cumhuriyet:

Tek yol parlamenter rejim

Milli gazete:

Dilipak: Vatandaş soruyor hani mesaj alınmıştı diye

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Mehmet Ocaktan, 4 Ekim tarihli Karar gazetesinde, “50+1’in hikayesi kendim ettim kendim buldum”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Türkiye Cumhuriyeti sıfırdan kurulmuş ve yeniden icat edilmiş bir ülke değildir. Kaldı ki zaten yeni bir icada da gerek yoktur, çünkü insanlığın ortak tecrübeleriyle oluşan demokratik sistem herkes için ortak bir modeldir. Bu çerçevede başkanlık sistemi de, parlamenter sistem de demokrasinin içinde vardır.Hal böyleyken, bizim hangi saiklerle dünyada eşi benzeri bulunmayan böyle bir sistem arayışına girdiğimiz henüz bilinmemekle birlikte bu sistemin kimsenin derdine merhem olamayacağı en net haliyle ortaya çıkmış bulunmaktadır.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Görüyoruz ki bizzat bu sistemi hazırlayanlar, hayata geçirenler de mutlu değiller. İlk günleri hatırlayalım; anayasa ve yönetim uzmanları “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” adı verilen bu sistemin, Türkiye gibi önemli bir demokrasi tecrübesine sahip bir ülkede uygulanmasının mümkün olmadığı, eğer mutlaka değişecekse gerçek anlamda bir başkanlık sisteminin hazırlanması gerektiği yönünde ciddi uyarılar yapılmış ama bu eleştiriler dikkate alınmamıştı.

O günlerde deniyordu ki, “Yeni sistem gelecek koalisyonlar bitecek, Türk ekonomisi şaha kalkacak, herkes Türkiye’ye gıpta ile bakacak ve yabancı yatırımcılar gönül rahatlığı ile bize gelecek”, ama ne yazık ki öyle olmadı ekonominin hali ortada, yabancı yatırımcıların akını henüz başlamadı. En önemlisi de koalisyonları bile aratacak öyle bir ‘ittifak’ modeli ortaya çıktı ki, iktidar çevreleri bile “50+1 Türkiye’yi yorar” diyerek henüz bir yılını yeni doldurmuş bu sistemi eleştirmeye başladılar.

Bu eleştirileri değerlendiren Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan “Bir yıl önce milletin onay verdiği şu andaki yönetim sistemini tekrar gündeme getirmek milleti yorar” ifadelerini kullandı ama aynı zamanda “İktidarı ve muhalefetiyle el ele vererek bir şey gerçekleştirilebilirse olabilir” diyerek bir bakıma değişime kapı aralamış oldu. Yani cumhurbaşkanı demek istiyor ki, muhalefet getirsin gereğini yapalım...

İşte 50+1’in bir yıllık hikayesi... İyi de şimdi kimsenin içine sinmeyen bu sistemi neden icat ettik ki... Galiba bu hikayenin özeti; kendim ettim kendim buldum...

Maalesef biz, demokrasinin hafızasında yeri olmayan, kimsenin hakkında hiçbir şey bilmediği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gibi afaki bir sistem icat ettik. Oysa demokratik dünyanın istikameti belliydi; ya Amerika’daki gibi kamil manada bir başkanlık sistemini, ya da eksiklikleri de olsa uygulayageldiğimiz parlamenter sistemi tercih edecektik. Parlamenter sistemden vazgeçtik, ama kuvvetler ayrılığı prensibine dayanan başkanlık sistemini değil, gücün tek elde toplandığı ‘kuvvetler birliği’ni içeren bir sistemi tercih ettik.

Ama kısa süre içindeki uygulamalar gösterdi ki, bu elbise bu bedene dar geliyor. Dünyanın sonuna kadar beklesek, bu sistemden demokrasi çıkmaz.

Şimdi yol yakınken ya yeniden parlamenter sisteme geri dönmek, ya da kuvvetler ayrılığının esas olduğu, gücün tek elde toplanmadığı adam gibi bir başkanlık sistemini tez elden inşa etmek gerekiyor. İktidar cenahından muhalefete kadar herkes biliyor ki öyle “yorulduk 40+1 yapalım”, olmadı biraz daha düşürelim gibi palyatif tedbirlerle bu sistem kaosundan kurtulamayız.

...***

Esfender korkmaz, 4 Ekim tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Enflasyonda çözüm fırsatı”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Eylül ayında, aylık TÜFE oranı yüzde 0.99 ve yıllık TÜFE oranı yüzde 9.25  oldu. Aylık Yİ-ÜFE oranı yüzde 0.13 ve Yıllık Yİ- ÜFE oranı yüzde 2.45 oldu. Enflasyon tek haneye düştü ve fakat yıl sonu enflasyonu yine de yüzde 12 ve üstünde olur. Ancak enflasyonda umut veren gelişmeler var…Eylülde yıllık çekirdek enflasyon yıllık TÜFE oranından daha düşük, yüzde 7.54 oldu. Çekirdek  enflasyon, piyasa dışında kararlarla oluşan fiyat etkilerini, enerji gibi dış piyasada oluşan fiyatları ve yine fiyatlarda görülen tüm geçici etkilerin çıkarılması sonucunda fiyatların genel düzeyindeki artış anlamına gelir. Çekirdek enflasyon kronik enflasyonu gösterir.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

12 aylık TÜFE oranları da enflasyon trendini gösteriyor. Yüzde 13.73 TÜFE oranının daha yüksek olması, enflasyon trendinin yukarı yönlü olması demektir.

Yıllık Yİ-ÜFE'nin de düşük olması, maliyet artışı olmadığını gösteriyor. Eylülde yıllık aramalı fiyatları eksi 1.04 oranında düşme oldu. Yıllık enerji fiyatlarında da yüzde 154 artış oldu.

Yİ-ÜFE'nin düşmesinin nedeni, TL değerinin ve yurt dışı enerji fiyatlarının sabit seyretmesinden kaynaklandı.

Üretim yapısının, ithal girdi bağımlığından kurtarılması, en azından ithal girdi payının düşürülmesi gerekir.

Bozulan sektörel dengeleri düzeltmek gerekir. Reel sektör-finans sektörü arasındaki dengeyi, yeniden kurmak ve finans sektörünün reel sektörü temsil edebilmesi için sermaye piyasasının ve bankacılık sektörünün yeniden yapılandırılması, bu piyasalardaki spekülatif kârların ve istismarların önlenmesi gerekir.

Kamu malları ve kaynakları etkin kullanılmalıdır. Bu çerçevede, popülist harcamalar kaldırılmalı ve  yolsuzluklar önlenmelidir. Zira popülist harcamalar ve yolsuzluklar kamuda mal ve hizmet maliyetlerinde verimliliğin düşmesine ve maliyetlerin artmasına neden oluyor.

Piyasada rekabetin önü açılmalıdır. Bunun için devletin yasal olarak ve doğrudan piyasaya girerek, piyasa yetersizliklerini çözmesi ve aynı zamanda piyasada oligopol ve monopol yapıları önlemesi gerekir.

Kamu bankalarının siyasi amaçlı kullanılması, yandaşlara dağıtılan kamu imtiyazları, piyasada haksız rekabet yarattı. Bunların önlenmesi gerekir.

...***

Zeki Ceyhan, 4 Ekim tarihli Milli gazetede, “Yeni ekonomik program!”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak bir kez daha yeni ekonomik programı açıkladı! AKP iktidarının en başarılı olduğu konulardan(!) birisinin sürekli “ekonomik program” açıklamak olduğu söylenebilir! Bu kaçıncı ekonomik program hatırlayanınız var mı? Maşallahları var, sürekli ekonomik program hazırlıyorlar. Ve her defasında hazırladıkları ekonomik programın başına bir yeni takısı ekleyerek farklı bir şeyler yapılacağı izlenimini oluşturuyorlar.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Açıklanan yeni ekonomik program ile ilgili olarak ekonomistler gerekenleri söylüyorlar! Açıklanan ekonomik program hakkında bizim bir değerlendirmede bulunacak halimiz yok.

Sadece hazırlanan programların hep “cek-cak”larla dolu olduğunu görüyoruz. Bir sürü şey vaat ediliyor.

Pek çok şeyin olacağı iddia ediliyor. Özellikle enflasyonun düşeceği yolunda iyimser bir hava estirilmeye çalışılıyor.

Ekonominin başında bulunan isimler yaptıkları her açıklamada enflasyonun artık gerileme sürecine girdiğini ifade ediyorlar.

Ama bu açıklamaların hiçbiri inandırıcı olamıyor.

Elektrik ve doğalgaza iki ayda yüzde 30’un üzerinde zammın yapıldığı bir ortamda, benzinin litresinin 7 lirayı aştığı bir günde nasıl olup da enflasyonun düşme eğilimine girdiğini söyleyebiliyorlar.

Anlamak mümkün değil. Bu seferki yeni ekonomik programda doğan her yeni çocuğa bir banka hesabı açılacağı müjdesi veriliyor.

Çocuklar tasarruf yapacaklarmış. Sosyal yardımlar etkinleştirilecekmiş. Bize kalırsa bu banka hesapları çocuklara ülke borçlanmasından düşecek yükün işlenmesi için açılıyor olmalı.

Borca dayalı bir ekonomi sistemi içinde bu çocuklar neyin tasarrufunu yapacaklar, nasıl tasarruf yapacaklar?

Evet, bu iktidarın en başarılı konusu(!) sürekli ekonomik program hazırlaması! Gerçi programlar ayakları yere basan yani gerçekçi programlar değil ama varsın olsun.

Adı üstünde yeni ekonomik program! Bir sürü vaat ile vatandaşın aklı karıştırılıyor. Açıklanan bu programdan ümit var olmak ne mümkün! Çünkü önceden açıklananların başarısızlığı ortada! Öncekiler başarısız iken bu program nasıl başarılı olsun ki?