Türkiye'den köşe yazarları
Cumhuriyet: İstanbul Boğazı'nı da Saray'a bağlayacaklar
Karar:
FETÖ'nün Hava Kuvvetleri yapılanmasına operasyon: 35 gözaltı
Aydınlık:
ABD: Petrol sahaları, SDG'ye gelir kaynağı olacak
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Esfender Korkmaz, 30 Ekim tarihli Yeniçağ gazetesinde, "Son kertedeyiz"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Türkiye, 17-25 Aralık 2015 olayları ile başlayan ve FETÖ darbe teşebbüsü ile netleşen yeni bir konjonktüre girdi. Demokraside, hukukun üstünlüğünde ve iktisadi kalkınmada geri düştü. Freedom House, 2018 raporunda, Türkiye insan hakları ve sivil özgürlükler sıralamasında ''özgür olmayan ülke '' statüsüne geriledi. Afrika, Batılılar tarafından işgal edilmeden önce yerli halkların dilinde "Özgürlük" sözcüğü yoktu. Çünkü herkes özgürdü ve aksi yaşanmadığı için böyle bir söze de ihtiyaç yoktu."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadeelre yer veriyor:
...***
Demokrasi insani değerlerle bütünleşen en yüce değerdir. Bunun içindir ki diktatörlere karşı bütün insanlık yüksek bedeller ödemiştir. Dikta rejimlerinde er geç demokrasi isteyenler organize olmuştur. Dünyada demokrasi için sivil toplum örgütleri oluşmuştur.
Türkiye de, kesintiler olmakla birlikte, demokrasi yolunda zorlansa da ileri adımlar attı. Parti içi demokrasi olmasa da parlamenter sistem başarı ile devam etti, serbest seçimler yapıldı. Darbeler kalıcı olmadı.
Bu günden sonra ne olur? Türkiye bir daha demokrasiyi görür mü? Buna gördüklerinden ve yaşadıklarına bakarak halk karar verecektir.
Kalkınma yolunda ise, Türkiye'nin potansiyel imkanları, jeopolitik konumu, dinamik insan gücü, Avrupa çıpası, dünya ekonomik konjonktürünün getirdiği sermaye girişi gibi imkanlarla büyüme ve kalkınmada 2012 yılına kadar başarılı olduk.
Ekonomik kalkınma, büyümeyi de içine alan ve sosyal göstergelerde iyileşme demektir. Türkiye Kalkınma yolunda da 2007 yılına kadar ileri adımlar atmışken, bir duraklama dönemine girdi ve son yıllarda çelişkiler ortaya çıktı. Sözgelimi sağlık, yaşam beklentisi, çocuk ölümleri konusunda ilerledi. Ancak eğitim, kültür, bilgi üretimi alanlarında geri düştü.
GSYH üç çeyrektir küçüldü. Bu sene sıfır büyüme olsa bile fert başına gelirde yüzde eksi bir daralma olacaktır. Bundan sonra bir daha yüksek büyüme yaşamamız mümkün değildir. Nedenlerine gelince: Uluslar arası sermaye hareketleri yavaşladı. Kamu kaynakları etkin kullanılmadı… Altyapı yatırımları pahalı yapıldı ve bundan sonra bütçeden, yol ve sağlık tesisleri için daha çok garanti ödemesi yapılacak, devletin kalkınma için seferber edebileceği kaynağı azalacaktır. Hukukun üstünlüğünde geri düştük, yatırımlar için güven ortamı kayboldu. Eğitim sistemi giderek ideolojik yapıya dönüştü, beyin göçü hızlandı. Piyasa düzeni bozuldu. Piyasada oligopol yapı oluştu. Devlet tekelleri özelleştirme yoluyla özel tekellere dönüştü. Ekonomi ve piyasa, sermaye piyasası ile sınırlı görülüyor. Sektörel ve faktörel dengeler bozuldu. Devletin kurumsal yapısı bozuldu. Bürokrasinin çarkları çalışmıyor.
Bu yaşamakta olduklarımız moralimizi bozmasın… Biz büyük bir ülkeyiz… Dinamik bir toplumuz… Yeniden demokrasiye geçersek her şey bir günde düzelir.
...***
Yusuf Karaca, 30 Ekim tarihli Yeni Mesaj gazetesinde, "Bağdadi gider yenisi gelir saf olmayın!"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Türkiye sınırında ABD, dünyanın en azılı teröristini, öldürdüğünü açıkladı. Üstelik ABD, kendi teröristini öldürdü. ABD'ye başsağlığı mı dilense, teşekkür mü edilse, anlamadık bile!İran, "ABD kendi elamanını öldürdü" açıklaması yapmıştı. Trump seçime gidiyor, bu ona yaradı. Aslında Trump, Putin, Erdoğan birlikte Pentagon hesabını bozdular, görüşü de yabana atılamaz. ABD, kendi içinde kavgalı çünkü...Ecevit, "ABD, bize neden Öcalan'ı verdi!" anlamadım demişti. ABD'nin bir teröristi öldürmesi veya teslim etmesi, teröre karşı olduğu anlamına gelmez. Yerine ne koyduğu önemli..."diyen yazar, yaızsının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Neticede, Suriye'de petrol kuyularını korumaya aldılar. Türkiye'nin ABD ile karşı karşıya gelmesi Rusya'nın işine geleceği için, ABD geri çekildi. ABD'nin hesabı ise Türkiye ile Rusya'yı karşı karşıya getirmekti.
Yani Rusya'nın beklediği sonucu, bu defa ABD bekledi. Her iki ülke de, birbileriyle Türkiye üzerinden oynuyorlar. Kozlarını, Türkiye üzerinden paylaşıyorlar. Türkiye'nin çok dikkat etmesi gerekir.
Suriye'deki PYD'ye bizi razı edecekler. Barzani gibi kolllarımızda büyütecekler. Salih Müslim ile "megri, megri" çekecek, yeni "ak"lar aranıyor. Yani, küresel hesap işliyor. Fırat'tan, Nil'e, "vaad edilmiş topraklar" için her şey yapılıyor.
Kürt, Müslüman'dır, bu projede yeri yok. Aklını başına toplasın herkes. Teröristi hem "Mazlum" ilan ettiler, hem de "General", her şey ortada. Kürt ile teröristi eşitleyen ABD planına karşı, Kürt'ü teröristten ayıran bir politika izlemek zorundayız.
Bölge insanını ırk ve mezhep eksenli asla ayırt etmeden, emperyalistlere karşı organize etmek biza yaraşır. Türkiye bu yoldan çıkmalı. İktidarın bu güne kadar, Suriye'de izlediği yol yanlış. Yeni yanlışların doğmasına, engel olmak zorundayız.
...***
Deniz Sipahi 30 Ekim tarihli Hürriyet gazetesinde, " İklim değişikliğini hala önemsemiyoruz"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" YENİ ekonominin gerçekleri var. Ve biz; bunları çok az konuşuyoruz. Geçenlerde İzmir’de ilginç bir toplantı vardı. Aslında bu ikincisiydi. Ege Sanayici İş Adamları Derneği ESİAD’ın önderlik ettiği bu buluşmada göz ardı ettiğimiz iklim değişikliği gibi önemli konular irdelendi. İzmir’de bir araya gelenler 121 şehirdeki partnerleriyle aynı anda masaya oturdular.Climathon toplantıları ne anlama geliyor?"diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Climathon, iklimsel sorunların somut projelere dönüştürülmesi, iklim pozitif işletmelerin ve başlangıçların desteklenmesi, yerel politika değişikliklerini güçlü çözümler ile ele alan bir platformu...İşte o yüzden ESİAD’ın Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Betül Elmasoğlu vardı, IDEMA ve Originn ile İzmir Büyükşehir Belediyesi destekçiler arasındaydı.24 saat boyunca doğal afetler, orman yangınları, su başta olmak üzere doğal kaynakların verimli kullanımı, çevre dostu akıllı şehir çözümlerinin uygulanması üst başlıklarında inovatif çözümler ürettiler.Peki EIT Climate-KIC kimdir?EIT Climate-KIC; dairesel, sıfır karbonlu bir ekonomi üzerine kurulu olan müreffeh, kapsayıcı, iklime dirençli bir topluma yönelik çalışan bir Avrupa bilgi ve inovasyon topluluğu...Dünyanın geçmişe dayalı sorunları arasında biraz ütopya gibi geliyor değil mi bu konular...Ama inanın çok yakın zamanda bu sorunlarla yüz yüze geleceğiz.Büyük ihtimalle çözümler konusunda gecikmiş olduğumuzu anlayacağız. İşte bu konularla ilgili birileri fikir öneriyor, proje geliştiriyor ve bir şeyler yapmaya çalışıyor.İzmir’deki bu toplantı o yüzden önemliydi.
ESİAD’ın Başkanı Fadıl Sivri toplantıda güzel bir konuşma yaptı.Özetle şöyle dedi.“Her endüstri devrimi aşamasında olduğu gibi bu dönüşüm olgusu, hayat standardımızı yükseltecek üretken büyüme anlamına geliyor. Bu da inovasyonu yaşamın doğal bir akışı olarak kabul etmemizi gerektiren yeni bir anlayışı kaçınılmaz kılıyor. Dijital dönüşüm bu devrimin en kilit unsurlarından. Dördüncü endüstri devriminde kurallar, büyük veri ve analizi, zenginleştirilmiş gerçeklik, üç boyutlu baskı, akıllı robotlar, yatay ve dikey yazılım entegrasyonu, nesnelerin interneti, yapay zeka gibi teknolojik ilerlemeler ile belirleniyor. Türkiye’nin de bu yarışta yer alması için, yeni ve yıkıcı teknolojileri hem geliştirmeye hem de bunlara toplum olarak uyumlanmaya yönelik çalışmalar yapması gerekiyor. Burada tüketici konumda yer almak yerine üretici konumda olmanın farklı yollarını hep beraber bulmamız şart.”
İKLİM değişikliği aslında küresel ölçekte ekonominin yüzde 70 - 85’ini oluşturan özel sektöre de önemli fırsatlar sunuyor. Düşük karbon ve çevresel hizmetlerin piyasa değerinin 3 trilyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Avrupa Yatırım Bankası’nın Paris anlaşması hedeflerine ulaşmak için iklim değişikliği ile ilgili projelere ilişkin yarattığı kaynak 100 milyar dolar. Sadece 2018 yılında ise projelere 18.2 milyar dolar finansman sağladı.Sizce iklim değişikliği riskler taşımakla birlikte beraberinde fırsatlar da getirmiyor mu? İnovasyonda öne çıkan bir Türkiye istemiyor muyuz?İşte size fırsat...