Şubat 01, 2020 10:55 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Cumhuriyet: Yurttaşa yeni yük: Yol vergisi

Karar:

İhracat kura rağmen hafif arttı

Yeniçağ:

Fransa'daki uzmanlar coronavirüsü aşısı için tarih verdi

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Murat Çabas, 31 Ocak tarihli Yenimesaj gazetesinde, “Mescidine tahammülleri yok, devletine mi olacak?”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“ABD Başkanı Trump'ın, İsrail Başbakanı Netanyahu ile Beyaz Saray'da ilan ettiği sözde Ortadoğu Barış Planı'na dünyanın dört bir yanından tepkiler gelmeye devam ediyor. Düşünebiliyor musunuz, sözüm ona bir barış planı açıklanıyor, hemen ertesi gün Mescid-i Aksa'ya, yani bir ibadethaneye baskın yapılıyor. İsrail güçleri, işgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa'ya ani bir baskın gerçekleştirdi, kapılarını kapatarak 2 Filistinliyi gözaltına aldı ve giriş-çıkışlara izin vermedi. Baskın sonrası Mescid-i Aksa'da bulunan ve ibadet halinde olan Müslümanlar silah zoruyla zorla dışarıya çıkartıldılar.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

İşte size ABD-İsrail ikilisinin barış planının pratik uygulaması… İnsanların en doğal hakkı olan ibadet özgürlüğüne bile saygısı olmayanların, Filistin devletine izin vermeleri sizce mümkün mü? Senin ibadetine, mescidine tahammülleri yok, devletine mi olacak?

Dünyanın birçok ülkesi; Trump'ın planının bir barış planı olmadığını, tek taraflı zorba bir yaklaşım olduğunu, İsrail'in yaptığı işgallere meşruiyet kazandırdığını, Filistinlilerin tüm haklarının gasp edildiğini belirttiler. Hatta Yahudiler bile bu planın asla barış getirmeyeceğini ifade ettiler.

ABD'de Siyonizm karşıtı Ortodoks Yahudileri, Trump'ın Filistin-İsrail sorununa dair açıkladığı sözde Ortadoğu Barış Planı'na ciddi tepki gösterdi. Konuya ilişkin Ulusal Basın Binasında ortak basın açıklaması yapan Ortodoks Yahudilerinin önde gelen liderleri şu hususlara dikkat çektiler:

* "Trump söz konusu plan ile Filistin'i yok sayarak bölgedeki sorunu daha da derinleştirdi."

* "Başkalarının bastırılmasına ve zulmedilmesine karşı çıkarız."

* "İsrail'in Filistinlilere uyguladığı nefret ve şiddet odaklı baskı ve suç politikası…"

* "Trump, açıkladığı sözde barış planı ile Filistin-İsrail sorununu çözmedi, aksine İsrail'in Filistin halkına uyguladığı baskıyı meşrulaştırdı."

* "Ortadoğu'da barışı sağlamanın tek yolu, Filistin halkının tüm haklarını geri vermek, yaşatılan acıları telafi etmek ve işgalin bir an önce durdurulmasından geçer."

Dikkat edin, ABD'li Yahudiler bile bu planın, Filistinlileri yok saydığını, İsrail'in baskı ve zulüm yaptığını, İsrail politikasının nefret ve şiddet odaklı baskı ve suç politikası olduğunu, Filistinlilere yapılan baskıları meşrulaştıracağını belirtiyor.

ABD'li Yahudilerin dahi böyle tarif ettiği işgal planına, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Umman, Suudi Arabistan gibi sözde İslam ülkelerinin destek vermeleri gerçekten manidar…

Ama çıkarları var, ama ABD'den korkuyorlar, ama niyetleri bozuk, bunlar sonucu değiştirmiyor işgalin savunuculuğunu yapıyorlar, kraldan fazla kralcı geçiniyorlar.

Bu içinde barış geçen işgal projesine İsrail'in içinden de ciddi tepkiler geldi.

İngiltere merkezli Kantar şirketi internet üzerinden konuyla ilgili bir anket yaptı, bu anketin sonuçları İsrail Kamu Yayın Kuruluşunda (Makan) yayınlandı.

Anket, ülkedeki halkın büyük çoğunluğunun da ABD'nin sözde barış planının, Ortadoğu'ya barış getirmeyeceğini ve başarısız olacağını düşündüğünü ortaya koydu.

Ankete göre, İsraillilerin yüzde 61'i planın barış getirmeyeceğini belirtirken, sadece yüzde 10'luk kesim barışı tesis edeceği görüşünü savundu.

Geri kalanlar ise görüş beyan etmedi.

Gördüğünüz gibi, ABD-İsrail ikilisinin planı ABD'li ve İsrailli Yahudileri ikna etmedi ki, İslam dünyasını ve dünyayı ikna edebilsin. Şimdiden ifade etmeliyiz ki bu plan düşük doğmuştur. ABD ve İsrail ikilisinin gerçek niyetlerini bir kez daha açığa çıkarmıştır.

…***

Cevher İlhan 31 Ocak tarihli Yeniasya gazetesinde, ““Deprem paraları”nın araştırılmasına red”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“41 vatandaşın can verip 1600’den fazlasının yaralandığı Elazığ - Malatya depreminin üzerinden daha beş gün geçmeden deprem felâketinin de “siyasallaştırılması”na tam gaz devam ediliyor. Önce muhalefetin, “1999 Gölcük ve Düzce depremlerinde mâruz kalınan acı ve yıkım sonrasında 26 Kasım 1999 tarihinde başta deprem ve diğer afetlere tedbir, yatırım, yaraların sarılması amacıyla bir kaynak olarak bir yıllığına konulan ve AKP iktidarınca süresiz hale getirilen Özel İletişim Vergisiyle toplanan miktarın ne kadarının nerelere kullanıldığı, mevcut tutarın ne kadar olduğu”na dair Araştırma Komisyonu kurulması önergesi iktidar partisi ve ortağınca reddedildi.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Başta binaların güçlendirilmesi, mağduriyetlerin giderilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması konusunda “görev kusuru” olup olmadığı soruları karşılıksız kaldı.

İyi Parti Grup Başkanvekili’nin “99 depremi, bunun bir felâket olduğunu ve önlem alınması gerektiğini öğretti. 496 deprem toplama alanı yapıldı. Ama iktidar olduktan sonra bu alanlar iştahınızı kabarttı ve bu alanlara rant gözüyle baktınız, 419’una AVM diktiniz! Bunları yandaşlarınıza peşkeş çektiniz. Bu iş siyaset üstü bir iş” sözlerine doğru dürüst mâkul bir cevap verilmedi.   

Anamuhalefet milletvekilleri, Meclis kürsüsünde depreme tedbir önergelerinin AKP ve MHP oylarıyla reddedildiğinden yakınarak, “1999 depreminden sonra toplanan para ile ne yapılabilirdi? Bir milyonun üzerinde konut yapılabilirdi, insanlar barınabilirdi. Ne yaptınız bu deprem paralarını? ‘Bunun hesâbını verin’ diyor halk” çağrılarına iktidar grubu tuhaf bir biçimde bigâne kaldı. 

AKP grup Başkanvekili “2010’da da zaten bir deprem araştırma komisyonu kurulmuş” diyerek geçiştirdi, muhalefetin hiçbir öneri ve çağrısının dikkate alınmadı.

Vatandaşların deprem ve benzeri felâketleri en az hasarla atlatabilmeleri, tahribatın önüne geçilebilmesi için “âcil eylem plânı” ve “deprem paraları”nın akıbetinin tesbitine gösterilen infiâl, istifhamları haklı çıkardı. 

2011’de Van depreminden sonra dönemin Maliye Bakanı Şimşek toplanan vergilerin sağlık, eğitim, duble yol ve Devlet Demir Yollarına harcandığını söylemişti

Bundandır ki muhalefetin “hamasetle ‘harcanacak yere harcadık’ demekle olmaz, kalem kalem nereye harcandığının millete açıklanması lâzım” çağrısına, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı ve Maliye eski Bakanı Ağbal, açıkça “deprem vergileri”nin ayrı bir fonda toplanmadığını söyleyerek, “Bu bir politik konu değil teknik konu” diyor. “Kalem kalem şu kadar harcandı dememe bile gerek yok, daha fazlası deprem için harcanmıştır” diyerek üstünü örtüyor. “Olağanüstü şeffaflık söz konusu” iddiasında bulunuyor! (gazeteler, 29.1.20)

…***

İsmet Özçelik, 31 Ocak tarihli Aydınlık gazetesinde, “Filistinlilerin kanıyla seçim kazanılır mı?”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“ABD’de kasım ayında başkanlık seçimleri var. Seçim yaklaştıkça, adımlar ona göre atılıyor. Trump azil soruşturması ile sıkıntıda. Soruşturmadan kurtulmak; Yeniden başkan seçilmek için hamleler yapıyor. ABD’de Yahudi lobisi etkili. Adaylar bu lobinin desteğini almak için yarışıyor. İsrail de yarışı ağzı sulanarak izliyor. Her seçim döneminde aynı. Adayların zaafını kendi lehlerine kullanıyor. ABD’ye istediklerini yaptırıyor. Trump’ın “Yüzyılın Anlaşması”(!) da bu. Trump’ın sıkıştığının farkındalar. Çıtayı yüksek tuttular.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Trump’ın hamlesi seçime yönelik. Yahudi Lobisi’nin desteğini alma amaçlı. İsrail de gelişmelerden memnun. Adam uyanık. Çayın taşı ile çayın kuşunu vurmaya çalışıyor. Zengin Arap ülkelerinin parasıyla; Mazlum Filistinlileri yok etme peşinde.

Bölge uzmanları İsrail’in durmayacağı görüşünde. Zor kullanacaklarını düşünüyorlar. ABD seçimlerine kadar ilerleyecekler. Filistinli tanıdıklarımla görüştüm. Filistin’i yakından bilen dostlarla konuştum. Gazze’den, Batı Şeria’dan gelen haberleri inceledim. Filistin yönetiminin açıklamalarını okudum.

Trump’ın çıkışı gerilimi tırmandırdı. İsrail küstah. İsrail’de de benzer bir durum var. 9 Nisan 2019 seçiminden sonuç çıkmadı.

17 Eylül seçimleri de istikrar sağlamadı. Bir yıl içinde 3. seçim gündemde. Netanyahu da zorda. Trump gibi o da yargılanıyor.

Hem de yolsuzluktan. ABD desteğiyle kurtulma çabasında. Trump’ın planı İsrail’in planı. Filistinlilerin direneceği kesin.

Ellerinde silah yok, sadece taş var. Çok kan akacak. Ama Trump’ın da Netanyahu’nun da umurunda değil. Onların tek derdi seçim kazanmak. Filistinlilerin kanı üzerinden iktidar olmak.

Ama, artık İsrail halkı da; Amerikan halkı da gerçeği görmeye başladı. Eski hava yok. ABD Irak’ta yenildi.

Milyonlar meydana çıktı “git” mesajı Verdi. Suriye’de de yenildi.

Trump çekileceğini açıkladı. İran karşısında karizmasını çizdirdi.

İran ABD üslerini vurdu. “Sana saldıran benim” dedi. 80 yıl sonra bir ilk. Karşılık veremedi. İsrail bu nedenle panikte. Bu nedenle aceleci. ABD kalkanı yok oluyor. Bu da onun kabusu..!