Mart 02, 2020 09:33 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Karar: Saadet Partisi'nden hükümete 'Esad ile görüşün' çağrısı

Yeniasya:

İtalya’da ölü sayısı 34'e yükseldi! Kovid-19, Çekya ve Dominik'e de sıçradı

Aydınlık:

Çözüm görüşmede

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Yusuf Karaca, 1 Mart tarihli Yenimesaj gazetesinde, "Türkiye karanlık bir dehlizde yüzüyor"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Türkiye, zor bir süreçten geçiyor. ABD, Suriye bataklığına soktu, şimdi, "meselenizi Rusya ile çözün!" diyor. NATO kapısından yardım dilendiler ama elleri boş döndüler. Rusya ise Suriye'ye iki savaş gemisi gönderdi.Gemiler, Maramara ve Çanakkale boğazlarını kullandılar. Gemilerin isimleri ise Türkiye'ye verilmiş çok önemli mesajlar içeriyor: Amiral Makarov ve Amiral Griorovich..."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Stepan Makarov 93 Harbi'nde Osmanlı donanmasına ilk darbeyi indiren ünlü Rus amiral... Ivan Grigorovich ise 1.Dünya Savasşı'nda Osmanlı sahillerini bombalayan Rus donanmasının amirali...

Bizimkiler ise milletvekilleri toplantısında, konuşup gülüşüyorlar. Sanki 40'a yakın asker ölmemiş, sanki önemli bir zafer kazanmışlar gibi  sevinçliler. Trump'la yapılan telefon konuşmasını dinleyip, keyifle alkışlıyorlar.

Türkiye nasıl bir yolda olduğunu, İsrail'in Suriye'yi bombalamasından da anlamıyorlar. "Türk askerlerinin intikamını İsrail alıyor" şeklinde haberler paylaşılıyor. 

Türk askeri de Müslüman, Suriye askeri de... 

İki tarafın da ölüleri, Müslüman mezarlığına gömülecekler. Hepsi için fatiha okunacak, cenaze namazları kılınacak. Ne kadar acınası bir durum...

Türkiye ve İran, yanlarına Suriye ve Irak'ı alarak, birlikte hareket etseler bölgesel bütün sorunların üstesinden gelirler. Ne Rusya'ya hareket alanı kalır, ne ABD'ye... Türkiye, nasıl bir teslim alınmışlık içinde dersiniz.

NATO'dan çıkmayı dahi konuştuk. "ABD, 15 Temmuz'u yaptı. FETÖ'nün arkasında NATO ve ABD var"dı!.. Ne oldu da, cellattan yardım isteyecek hale geldik!

36 asker öldükten sonra Rusya ile anlaşmak yerine, hiç asker ölmeden Suriye ile anlaşsak, olmuyor mu? 

Anlaşırsak,  ABD "bedel" mi ödetir!

Yinon Planı mı bozulur veya BOP mu çöker!

ABD ile Rusya ile hatta İsrail ile görüşüp anlaşıyoruz da, BM'de temsil edilen mevcut Şam yönetimi ile görüşmüyoruz. Türk milleti, bu soruya cevap bulduğu zaman, Suriye'de olup biten her şeyi çözer.

Yinon Planı'nı bir çok defa yazdım. 1980'de İsrail ajanı bir plan hazırlıyor. İsrail'in güvende olması için bir çok madde sıralıyor. Onlardan ikisi, Irak ve Suriye'nin bölünmesini içeriyor. En son kısmında da, Türkiye'nin bölünmesinden söz ediliyor.

Bölgedeki bütün gelişmeler, İsrail merkezli ve İsrail'in güvenliğine endeksli... Türkiye'nin güvenliği için can veren canların, İsrail'in güvenliğine hizmet etmemesi için, milli bir siyaset geliştirmeliyiz.

Suriye'de bir adım ötesini görmediğimiz bir yolda, nereye yürüyoruz? İktidar, bu konuda 82 milyonu aydınlatmak zorunda.

...***

Mustafa Pamukoğlu, 1 Mart tarihli Aydınlık gazetesinde, " Ekonomi nasıl düze çıkar?"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Yıllardır sürekli, aylardır en yüksek perdeden seslendiriliyor ki, bu ekonomik modelle duvara toslayacağız. Ama bizi yönetenler hala kendi bildikleri doğruda ısrar ediyor ve gerçekçi olmayan bir şekilde ekonomiyi iyi göstermeye çalışıyor ve daha kötüsü ekonominin iyi gitmediğini samimi bir şekilde eleştirenlere de “kriz sevdalıları” diye bir suçlamada bulunuyor. Ekonomimize ister kuş bakışı ister rakamlara bakalım işler iyi gitmiyor. 20 milyon kişi işsiz, aç ve yoksul."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Beş milyon mülteci ekonomimize büyük bir maliyet bindirmiş durumda. İnsani değerler pahasına başka değerlerimizi kaybediyoruz. Bu sayı kayıt dışı ekonomiyi büyütüyor. Ticaretin kimyasını bozuyor.

Herkes borçlu ve borcu borçla ödüyor. Eğer kredi kartı sisteminde Türkiye önemli bir gelişme göstermeseydi insanlar birbirini boğazlardı. Çünkü kredi kartı ek gelir kartı haline gelmiş durumda. Ancak bu kartlar da artık işe yaramaz duruma düşüyor. Çünkü limitler tıka basa dolmuş durumda.

Dış kaynağa şiddetle ihtiyaç duyuyoruz. Eskisi gibi sıcak para ve borç gelmiyor. Yabancı yatırımlar gelmiyor. Olan da gidiyor. Yerli sermaye de servetinin büyük kısmını yurt dışına yatırım örtüsü altında çıkartmış ve değişik bir pozisyon almış, etrafa bakıyor.

Tarım bitmiş, çiftçi ve üretici kan ağlıyor.

Turizmci sahte sevinç içinde. Turist geliyor-bu yıl coronavirüs nedeniyle gelmeyebilir- ama para harcamıyor.

Piyasalarda nakit bulmak zor. Alacakların tahsil vadesi oldukça uzamış. Batık alacaklar çok. İcra daireleri harıl, harıl çalışıyor.

İnsanlar döviz ve altına hücum etmiş ve kaygı ile pozisyon almış; bekliyor.

İşletmelerin çoğu vergi ve sigorta borçlarını tüm aflar ve yapılandırmalara rağmen yine ödeyememiş milyarlarca kamu borcu ödenmemiş şekilde duruyor.

Sorunları ortaya koyarken, ekonomiyi eleştirirken çözümleri de ortaya koyuyoruz. Aslında sorunları ve çözümleri söylemekten ve yazmaktan yorulduk. Ama yine hatırlatmak adına tekrarlayalım.

1- Temel Çözüm

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminden vazgeçmek. İki dudak ve iki parmak arasına sıkışan kanun ve kararlarla ülkeyi yönetmemek. Olmadı, olmuyor, olmayacak.

Parlamenter sisteme dönmek.

2- Ara Çözümler

a- Cumhurbaşkanı’nın yanında tek sesli koroyu uzaklaştırmak. Bilgili, donanımlı, deneyimli, yurtsever uzmanlar, diplomatlar, askerlerden yüksek danışma kurulu oluşturmak. Çünkü tez zamanda Cumhurbaşkanı Osmanlı padişahların başını yiyen dalkavuklardan kurtulması önem arz ediyor.

b- Siyaset dilini yumuşatmak. Hakaret ve kavgacı üsluplardan herkesin vazgeçmesini sağlamak.

c- Hepimiz biliriz ki “istişare sünnettir”. Bizi yönetenlerin sürekli istişare içinde olmaları ve kibri bırakmaları gerekiyor.

d- Meclis’i olağanüstü gündem ve dönemlerde verimli ve etkin çalıştırmak. Meclis’i birlik ve ülkenin bekasının çimentosu yapmak.

e- “Yurtta barış, dünyada barış “ temelinde bir dış politika izlemeye başlamak.

3- Ekonomide Atılacak Adımlar

a- Rakamları çarpıtmamak, şişirmemek, gizlememek.

b- Milletimize ve dünyaya güven verecek gerçekçi bir ekonomi yol haritası vermek.

c- Ekonominin yönetimini ehil ellere bırakmak

d- Tencereleri kaynatmaya başlamak

Bunları yapalım. Gerisi zaten gelir. Aksi halde tencere tencereliğini yapacak. Ülkemize de yazık olacak. Yol yakınken yanlışlardan dönelim, diyoruz.

...***

Esfender Korkmaz 1 Mart tarihli Yeniçağ gazetesinde " Orta gelir tuzağına düştük` başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

"2019 yılı dördüncü çeyrek Gayri Safi Yurt İçi Hasılada büyüme oranı yüzde 6 oldu. 2019 yılı için yüzde 0.9 oldu. 2018 yılında büyüme oranı yüzde 2.8 olmuştu.2019 yılında nüfus artış hızı yüzde 1.37'dir. Bu şartlarda fert başına GSYH da yüzde 0.46 oranında daralmış oldu. Dolar cinsinden fert başına GSYH ise, 9 bin 127 dolar olarak hesaplandı. Son çeyrekte yüzde 6 büyüme, kredilerdeki genişlemeden ve kısmen talep artışından ileri geldi. Çünkü yatırımlarda artış olmadı."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

2019'da ihracattaki artışın ithalattan daha yüksek olması, büyümeyi pozitif etkiledi

Mesele, büyümenin devam edip etmeyeceğidir.

2020 için tahmin edilen büyüme yüzde 3 dolayındadır. Yalnızca ekonomik şartlara bakınca, zor görünüyor.

Sabit sermaye yatırımları beş çeyrektir daralıyor. 2019 yılında da yüzde 12.4 oranında daraldı. Yeni yatırımlar, istihdamı ve geliri artırır. Talep artışı yaratır. Yerli ve yabancı yatırımların artması için hukuk ve demokratik açısından güven sorunu yaşıyoruz.

Tüketici güven endeksi, 2018 yılından beri düşüyor. Tüketici güveninin düşmesi toplam talebi olumsuz etkiliyor.

Fert başına GSYH da daralma devam ediyor. Gelir artışı ve talep artışı yaratan fert başına GSYH 'da büyümedir.

Orta gelir tuzağına düşen ülkelerde, tasarruf ve yatırım düzeyi düşük kalır. Faktör verimliliği düşük alır. İşsizlik artar, talep artışı zayıf kalır. Bütün bunlar büyümeyi olumsuz etkiler.

Türkiye'nin dış borçlanma kapasitesi daraldı, dış borçlanma riski ve maliyeti arttı. Ayrıca doğrudan yabancı yatırım sermayesi girişi de azaldı.

Daha önemlisi Türkiye'nin orta gelir tuzağından çıkması, tasarruf yaratması ve yatırım yapması için yılda en az yüzde 5 oranında büyümesi gerekir.