Mart 15, 2020 10:42 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Star: Dikkat! Hırsızlardan yeni yöntem: Koronavirüs taraması için geldik

Cumhuriyet:

AKP’de ‘güvenlik’ krizi

Karar:

Borç kriziyle birlikte iflaslar ortaya çıkabilir

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Ahmet Gürsoy, 14 Mart tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Virüs siyaseti nasıl etkiler?”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Krona virüsü siyaseti etkiler mi? Ekonomi haberlerine bakarsan sorunun cevabını uzatmaya gerek olmadan hemen söyleyebiliriz: Evet etkiler! Ekonominin baskısıyla iktidar şimdikinden daha fazla sıkışacak ve bunun sonuçları hem dünya siyasetine ve hem de Türkiye'deki iç siyasete yansıyacaktır.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Türkiye, son zamanlarda turizme bel bağlamıştı. Rusya ile yaşanan uçak düşürme krizinin ardından turizm adeta patlamıştı.

Ancak corona virüs insanları ve ülke yönetimlerini tedirgin ediyor. Bu durumda önümüzdeki sezonun nasıl etkileneceğini şimdiden tam olarak bilmiyoruz. Söylendiği gibi sıcakların artmasıyla virüs önemini kayıp ederse pek sorun olmayabilir ama devam ederse hem hastalığın yayılmasının önüne geçmek ve hem de ekonomik kayıpları telafi etmek oldukça zor olacaktır.

Dünya borsalarındaki düşüşün İstanbul borsasını milyarlarca lira zarara uğrattığı dikkate alındığında, AKP iktidarının temel sorununun sadece virüsün Türkiye'ye girmesi olmadığı bunun ötesinde ekonomiye de aynı duyarlıkta emek harcaması gerektiği anlaşılmaktadır. Eldeki verilere bakılırsa iktidarı da olumsuz etkileyecek nedenlere sahiptir. Özellikle ekonominin yarattığı durgunluk, virüsün yarattığı sorunların derinleşmesiyle AKP iktidarına ister istemez bir siyasi fatura kesecektir.

Nasıl olacak bu?

İşsizliğin arttığı ve buna karşılık istihdamın giderek azaldığı bir ortamda ekonomik beklenti ister istemez yükselir. Böylece toplumsal talep, bir an önce halkın bizzat kendisinin, içinde bulunduğu durumdan kurtuluş aramasına yönelecektir ki zaten yönelmiştir. İktidar bu talebi beklentilere uygun karşılayamazsa, halk, hem hayal kırıklığı yaşayacak ve hem de iktidarın sorunu çözeceğine olan güvenini kayıp edecektir. Corona virüs bunu daha da pekiştirecek rol oynayacaktır.

Siyasal iktidarın sorun çözeceğine olan inanç ve güven sarsıldıktan sonra siyasal kitleleri AKP barajı içinde tutmak gittikçe zorlaşır. Kitleler bendi çiğneyerek aşmaya başlar. Böylece siyasal iktidar, çekiciliğini kayıp eder. Süreç devam ettikçe yavaş yavaş müşteri kaybı yaşar ve kayıp tek tük olmanın ötesine geçer.   

Ancak güçlü ekonomilerin hüküm sürdüğü ülkeler sorunu zayıf ekonomilere göre daha rahat atlatır. Zaten güçlü ekonomilerin varlık gösterdiği ülkelerde ekonomi yönetimi çok daha profesyonel yönetilir. Eş dost, akraba, kayın üzerinden değil, işi bilenler tarafından yönetilir. Nitekim gelen haberlere bakılırsa gelişmiş ülkelerin merkez bankaları hemen harekete geçmiş durumda.

Sonuç olarak,  corona virüsün  yarattığı korku psikolojisi, hem ekonomileri, hem toplu yaşamı ve hem de siyasal iktidarları sarsmakta. Biyolojik etkisi ise ölümle sonuçlanmaktadır.

…***

Uğur Kepekçi 14 Mart tarihli Yenimesaj gazetesinde “Virüsten korunma yolları”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Corona (Korona) virüsü, toplumsal felaketlere sebep olduğu için gerek fert olarak gerek toplumsal olarak bilinçlenmek zorundayız. Corona virüsten korunmanın yolları olarak UNICEF'in yaptığı iddia edilen açıklamanın birkaç çeşidi sosyal medyada dolaşmaktadır. Corona virüsünden korunmak için önerdiği tavsiyeleri özetlemeye çalışalım: "Elinizi sık sık sabunla yıkayın. Öksüren, hapşıran insanlardan uzak durun. Dirseğinizin içine öksürün veya hapşırın. Hapşırırken kâğıt mendil kullanın, onu da kapalı bir çöp kovasına atın. Ateşiniz varsa, öksürüyorsanız ve nefes darlığı çekiyorsanız doktora başvurun.”diyen yazar yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Korona virüsü 400-500 mikro hücre çapına sahip, boyutları büyük bir virüstür. Herhangi bir maske bile virüsün girişini engeller. 

Virüs havaya değil yere yerleşir, bu nedenle hava yoluyla bulaşma ihtimali düşüktür. 

Korona virüsü metal bir yüzeye bulaştığında 12 saat yaşayacak, bu yüzden ellerinizi sabun ve su ile yıkamak bile yeterli olacaktır.

Kumaşlara bulaştığında Korona virüsü 9 saat kalır, bu yüzden kıyafetleri yıkamak veya 2 saat güneşe maruz bırakmak onu öldürmek için yeterlidir.

Virüs 10 dakika boyunca sizle ellerde yaşar, bu nedenle el temizliğine dikkat etmeliyiz. 

Virüs 26-27 derece sıcaklığa maruz kaldığında öldüğü için sıcak bölgelerde yaşayamamaktadır. Ayrıca sıcak su ve sıcak içecekler içmek ve güneşe maruz kalmak yeterince iyidir…"

KBB uzmanı Operatör Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi'ye Corona (Korona) virüsten korunma yolları sorulunca; kendisi UNISEF'in talimatlarının yanında bazı tavsiyelerde bulundu: 

"Göz, ağız ve burun yoluyla bulaşan bu virüsten korunmak için vücut temizliğine dikkat edilmeli, öncelikle ellerimizi, ağzımızı ve burnumuzu temiz su ile sık sık yıkamalıyız.  Yeterince su tüketimine dikkat edilmeli. Vücut direnci denilen bağışıklık sistemini kuvvetlendirecek gıdalar, özellikle C vitamini içeren sebze ve meyveler tüketilmesini, limon ve sirke kullanmanın çok fayda sağlayacağını tavsiye ediyoruz. İnsanlarla el yüz temasından kaçınmalı, mümkün olduğu kadar kalabalık ortamlardan uzak durulmalıdır. İşin bir başka yönü de virüs bahanesiyle psikolojik bir algı yönetimi ile insanlara korku salınmaktadır. Abartmadan ve tedbiri elden bırakmadan dua etmeyi de unutmamak lazımdır."

Bu bilgilerden sonra anladığımızı söyleyelim: 

Günde beş vakit namaz kılan, abdestini, guslünü yeterince yerine getiren, temizlik kurallarına dikkat eden kimseler; virüslere karşı daha korumalı olmaktadır. (Abdest: Elleri, ağzı, burnu, yüzü, kolları dirseklere kadar yıkamak. Baş, kulak ve enseyi mesh etmek, ayağı yıkamak ya da mesh etmektir. Gusül: Ağzı, burnu ve bütün vücudu yıkamak.) 

Yüce Allah bizleri her türlü virüsten korumak için İslam ahlakını, iman ve ibadet esaslarını emir buyurduğunu anlamak zorundayız. Aksi halde daha çok virüslere, hastalık ve afetlere maruz kalır hem imanımızı hem sağlığımızı hem de hayatımızı kaybederiz. Allah korusun…

…***

Cafer Keklikçi, 14 Mart tarihli Milli gazetede, “Koronavirüs Türkiye”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Dünyada koronavirüs adında korkunç bir hayalet dolaşıyor. Bu korkunç hayaletin girmediği ülke kalmadı. İlk önce Çin’de ortaya çıkan koronavirüs hastalığı, önce Çin’in etrafını ardından da bir salgın halini alarak Avrupa ülkeleri başta olmak üzere tüm dünyayı sardı. Hastalığın şu ana kadar bir ilacı bulunamadı. Çeşitli ülkelerde bilim adamları tarafından aşı bulma çalışması sürdürülüyor. Henüz aşı bulunamadı. Tüm dünya devletleri çaresiz bir şekilde çeşitli önlemler alıyor. Gidişata bakılırsa önlemlerin de bir faydası olduğu söylenemez. Çünkü her geçen gün ölü sayısı artıyor. Dünya genelinde ölenlerin sayısı dört bini geçti. Bu rakam az değil.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Türkiye’de koronavirüs var-yok tartışması sürerken Sağlık Bakanı’nın açıklamasıyla birlikte koronavirüsün resmen ülkemize giriş yaptığı öğrenildi. Ülke yöneticilerinin hasta sayısını açıklamadığına dair söylentiler ayyuka çıkmış durumda. Hasta sayısı tam olarak kaç tane bilemiyoruz. Ülkemizde her konu politikleştirildiği gibi koronavirüs konusu da politikleştiriliyor. Oysa sağlık konusu politikleştirilemeyecek kadar ciddi ve hayati bir meseledir. Koronavirüsün ülkemize gelmesi sevinçle karşılanamaz. Karşılayanlar insanlık düşmanıdır. Koronavirüsün ülkemize gelmesine sevinilemeyeceği gibi ülkemize gelmiş olan korornavirüs de gizlenilemez, gizlenilmemelidir. Bir hastalık gizlenilerek giderilemez. Sağlık sorunu teşhis ve tedaviyle iyileştirilir.

Tedbirlerin faydası olur mu, elbette olacaktır. Ama ne kadar faydası olacak o belli değil. Ülkemizde koronavirüs olduğu açıklanır açıklanmaz marketlerde temizlik malzemeleri, kolonya ve makarna başta olmak üzere gıda maddeleri bitti. Halkımız adeta marketlere saldırdı. Bugüne kadar sanki hiç temizlik yapmamışlar da koronavirüs der demez temizlik yapmak akıllarına gelmiş gibi temizlik malzemeleri bitirildi. Kolonya koronavirüs aşısıymış gibi kolonya alındı. Makarna yendiğinde koronavirüs geçecekmiş gibi makarna alındı. Halkımıza göre temizlik yap, kolonya dökün, üstüne makarna ye hiçbir şeyciğin kalmaz! Kolonya dökünür dökünmez makarna yer yemez koronavirüs anında geçer! Zaten koronavirüs kolonya ve makarnadan korktuğu için ülkemize geç gelmiş! Halkımızın koronavirüsle meydan muharebesi marketlere saldırarak başlamış bulunuyor! Bu saldırgan mücadeleye koronavirüsün dayanacağını sanmıyoruz! Doktorların açıkladığı tıbbi tedbirler mi, halkımıza tıp mıp sökmüyor! Tıbbi tedbirleri kim dinler!