Mayıs 18, 2020 23:42 Europe/Istanbul

Hatırlanacağı üzere geçen sohbetimizde su krizinin dünya toplumunu, yaşanacak muhtemel savaşlarla tehdit ettiğini belirterek ciddi su krizi ile karşı karşıya olan bazı bölgelerden örnekler verdik.

Fakat söz konusu krizleri azaltma yollarını ele almadan önce mavi kürenin su kaynakları ve miktarlarını ele alalım, böylece su savaşlarının neden yaşandığı veya yaşanacağını anlamış olacağız.

Yer küresi yüzeyinin yaklaşık %72’si su ile kaplıdır fakat bu suların %97’si tuzludur ve içmeye elverişli değildir. Dünyadaki tatlı suların yaklaşık 3’te 2’si ise kutuplarda ve buzullar halinde bulunuyor, bu yüzden dünyadaki tatlı suların neredeyse %1’inden daha az miktarı elimizin altında bulunuyor.

Dünyadaki su kaynakları 3’e ayrılır, deniz ve okyanuslar, karada bulunan sular, atmosferdeki sular.

Okyanuslar ve buzullar suların %99,6’sını oluştururken insanın kullanımı için elverişli değiller. Bu arada karadaki suların miktarı da yaklaşık %2,4’tür.

Dünyada su döngüsü yaklaşık aynı oranda gerçekleştiği ve yaklaşık 486 milyar km küp olduğu tahmin ediliyor. Bu döngünün sonucu olan su ise serbest sular olarak bilinen okyanus ve denizlerin dışında ve tatlı su olarak biliniyor. Bu su tarım ve endüstri alanında ve içme suyu olarak kullanılıyor.

Yağışlardan oluşan yüzeysel sular ise nehirlerin akması ve yer altı suların kaynağıdır böylece baraj, kanal, kuyu ve kanatların inşası ile kullanıma elverişli hale getiriliyor. Her bölgede yenilenebilir su kaynakları genellikle su döngüsü oranına göre hesaplanıyor ve genelde nehirler ve yer altı suların yıllık ortalamalarının uzun vadede örneğin 10 yıllık bir döneme göre hesaplanıyor. Her bölgede suların kullanma yapısı, suyun varlığı ve ona ulaşılabilmesi, teknoloji kullanımı ve verimliliği için kaynakların ve tesislerin varlığına bağlıdır.

Dünyanın çeşitli bölgelerinde kişi başına yenilenebilir su miktarı ise çok dengesizdir hatta her bölgedeki çeşitli ülkeler bile kendi toprakları içinde de aynı sorun ve dengesizlik yaşanıyor. Örneğin Arap ülkeleri yıllık kişi başına yenilenebilir su miktarı 1175 metre küp ile en düşük su kaynaklarına sahipken bu miktar ülke içinde de eşit ve homojen bir şekilde dağılmamıştır. Bu konuda Moritanya, Irak ve Suriye’ye de değinebiliriz. Bu ülkelerde yıllık kişi başına düşen yenilenebilir su miktarı ise 2500  metre küpün üzerindedir. Buna karşı Fars Körfezi kıyısındaki ülkelerde bu miktar 100 metre küpün altındadır.

Bir başka örnek ise Asya’nın güneyinde Hint okyanusu kıyısında ve en önemlisi Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Afganistan ve İran’da yaşanıyor. Gerçi bazı uluslararası kurumlar, örneğin Dünya Bankası İran’ı bu kategoriye almıyor; fakat her halükarda bu ülkeler dünya nüfusunun yaklaşık 1,7 milyarını içinde barındırıyor; yani dünya nüfusunun %23 kadar bu bölgede yaşıyor. Bölgede nüfus artışı veya hatta sabit kalması varsayımı ile mevcut yıllık kişi başına düşen ortalama su miktarı 2450 metre küptür fakat her yıl daha da azalmaktadır.

Asyan’nın güney doğusu, Endonezya, Tayland, Burma, Filipinler, Kamboçya, Vietnam ve birkaç küçük ülkeden oluşuyor. Bu bölgede kişi başına yıllık tatlı su oranı 10 bin 464 metre küp olarak Asya’nın diğer bölgelerinden çok daha fazladır. Bölgenin bir çok adasındaki elverişsiz hava şartları ve yaşanan tayfun ve kasırgalar, ayrıca bazı ülkelerde fiziki ve ekonomi alt yapıların zayıf olması veya hatta olmayışı ise söz konusu su kaynaklarını gıda üretimi için kullanabilmeyi engelliyor. Asya’nın bu bölgesindeki önemli nüfus merkezleri olan Endonezya ve Filipinlerde bu miktar sırası ile 8 bin 179 ve 4 bin 953 metre küp yenilenebilir yıllık su miktarıdır.

Asya’nın doğusunda Çin, Kore, Moğolistan ve Japonya toplam nüfusu yaklaşık 1 milyar 590 milyon olarak tahmin ediliyor ve yenilenebilir yıllık su miktarı ise 2 bin 126’dır. Fakat buna karşı batı Avrupa’da bulunan Almanya, Fransa, Belçika, Avusturya, Hollanda, İsviçre ve Lüksemburg arasında Avusturya yıllık ortalama yenilenebilir su miktarı 9 bin 180 metre küp ve Almanya ise 1860 metre küp ile en yüksek ve en düşük su miktarına sahiptirler.

Görüldüğü gibi dünyada farklı iklimsel şartlar ve suya ulaşma oranı, suyun kullanım ve tüketiminde en önemli etkendir. İklim şartlarına ilaveten, ekonomi, sosyal ve kültürel özellikler, teknoloji düzeyi, tarım modeli, nüfus yoğunluğu gibi diğer farklı etkenler doğal kaynaklardan su tüketimin nicelik ve niteliğinde etkilidir. Su kaynaklarının tüketilmesi, yer altı, nehir, deniz ve göl ve barajlar yada direkt olarak yağışlardan olabilir. Uluslararası metinlerde yer altı ve yer üstü sulara "mavi su" ve direkt yağış suyuna da "yeşil su" adı veriliyor.

Afrika kıtası yıllık ortalama yenilenebilir 5195 metre küp suya sahipken sadece 191 metre küp kullanmıştır. Kıtada dağınıklık ve gereken istatistiklerin olmayışı nedeni ile tüm ülkelerin bu konudaki durumunu incelemek imkansız görünüyor fakat yine de hali hazırda Afrika'da Mısır yeşil su kaynaklara sahip değilken en fazla su tüketim miktarına sahiptir.

Tabi ki Asya'nın büyük ülkelerindeki su tüketim durumu da pek umut verici değildir. Bu ülkeler dünya nüfusunun en az 3 milyarını barındırırken, ortalama olarak düşük su tüketim miktarına sahip oldukları görülüyor ve bu da su kaynakları ve özellikle toprak gibi tarım kaynaklarının buralarda az olduğunu yansıtıyor.

Aynı şekilde bir birim su tüketimine karşı üretilen enerji ise iklim, nüfus, tarım modeli ve tüketim modeline bağlıdır. Örneğin Avustralya zengin kaynak ve nispeten az nüfus nedeni ile kişi başına ortalama 1145 metre küp su tüketirken tarım alanında 1161 dolar katma değer oluşturmuştur.

Fakat Asya'da seçilen ülkeler arasında Arabistan en az ve Endonezya da en yüksek yağış oranına sahipken FAO verilerine göre Arabistan yenilenebilir su kaynaklarından 9 kat fazla su tüketiyor fakat aynı zamanda Fars Körfezi kıyısı diğer ülkeler gibi çok net bir şekilde gıda ithalatçısı bir ülkedir.

Şimdi çok farklı iklimleri olan fakat nispeten yeterli su kaynaklarına sahip olan Avrupa'ya gidelim. Kıtanın güneyinde bulunan ülkelerin daha çok su tükettikleri biliniyor. Türkiye ve ispanya dışında diğer ülkeler tarım için nispeten daha az su tüketiyorlar, bu da sıcaklık ve iklim şartlarındandır.

Almanya tarım için nispeten daha az su tüketiyor ve tükettiği suyun %82'si endüstri alanında kullanılıyor. Aynı zamanda bu ülkede tüketilen suyun %80'i yüzeysel sulardandır. Bu ülkeler tüm gıda maddelerinde hem ihracatçı ve hem ithalatçı durumdalar, bu ticari ilişki ise AB üyeleri ile gerçekleşmektedir.

Avrupa ülkelerinin çoğu endüstri ve hizmet eksenli ekonomi sistemine sahiptirler üstelik gıda üretimi için gereken su ve uygun iklime sahip olmaları ve de teknoloji ve yatırım açısından çıkmazda olmadıkları nedeni ile genelde vatandaşlarına gıda enerji üretim fazlası yaşıyorlar. Avrupa ülkeleri arasında yenilenebilir suya göre en fazla su tüketim oranına sahip olan ülke ise %28,6 oranı ise İspanya'dır. Fakat bu oran İsveç ve Rusya gibi ülkelerde %1,5'un altındadır. Toplam tüketime göre tarım için tüketilen su oranı ise en fazla 75 ve 64 ile Türkiye ve ispanya'ya aittir.

Amerika kıtası ise kuzey ve güney bölümleri ile mavi kürenin iki kuzey ve güney yarım kürelerinde yer alıyorlar. Kuzey bölümü Kanada, Amerika ve Meksika'dan oluşuyor. Amerika ise yılda yenilenebilir su kaynakların %15'ini kullanarak dünyada en büyük tarım üreticileri arasında yer alıyor.

Yenilenebilir su kaynaklarından yıllık tüketim oranı, kaynaklar ve kullanımların sürdürülebilirliği için belirlenen bir kriterdir.

Uluslararası kurumların raporlarına göre, yılda yenilenebilir su kaynaklarının %40'ından fazlasını kullanan her bölge veya ülke, su krizi eşiğindedir. Fakat bu ölçü, tüm bölgeler için geçerli değildir zira coğrafi konum ve yağış miktarı, su ile ilgili tüm veriler ve kriterlerin en önemli etkin faktörüdür. Daha üst enlemlerde ve kutba daha yakın olan ülkeler ayrıca ekvator çizgisine yakın olan ülkeler daha fazla su kaynaklarına sahipken, daha az tüketim miktarına sahiptirler ve genelde yeşil sudan yararlanıyorlar.

Fakat az yağışlı bölgelerde olan ülkeler mecburen daha fazla su tüketiyor ve genelde yer altı sulardan yararlanıyorlar. Bu yüzden bu ülkelerde su tüketim oranı, kritik durumdadır, zira kaynağın beslenme miktarı, tüketime oranla daha azdır.   

Mevcut bilgiler ve verilere göre, ayrıca dünyada yenilenebilir su miktarı ve dünyadaki dağılım oranı dikkate alındığında, kuzey Afrika, güney batı Asya, orta Asya ve bir nebze de güney Avrupa bölgelerinin en düşük yenilenebilir su miktarına sahip oldukları ve nüfus açısından kalabalık bölgeler olmaları nedeni ile, izledikleri su tüketim modelinin asla yararlarına olmadığı söylenebilir.