Türkiye'den köşe yazarları
Cumhuriyet: Krizi aşmak için demokrasi ve hukuk diyen AKP iktidarı, soruşturma ve yasaklara çabuk döndü
Star:
Yunanistan'dan F-35 talebi: Az kullanılmış da olur!
Karar:
Joe Biden'dan korkutan 'Trump' açıklaması: Çok fazla insan ölebilir
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Mehmet Kara 16 Kasım tarihli Yeniasya gazetesinde, "“Değişim gerekiyorsa ben yaparım!”"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Türk tipi partili cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini bugüne kadar en iyi anlatan cümle Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın geçen hafta partisinin grup toplantısında söylediği “Yeni yönetim sistemimizde değişim gerekiyorsa bunun yerini ve zamanını milletin yetki verdiği Cumhurbaşkanı belirler” cümlesi oldu."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Yaşanan son olayların Türkiye’de bir yönetim krizinin olduğunu gösterdiğini söyleyen SP Genel Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Bu sistemde bir kural, müzakere ya da muhalefete diyalog ortamı yok! Sadece Sayın Cumhurbaşkanı’nın kararları var! Sayın Cumhurbaşkanı tek başına karar veriyor, tek başına kararlarını değiştirebiliyor” diye durumu özetliyor. Buna bir de istişare ve meşveret edilmediğini eklemek lâzım.
Bu ifadelerden sonra yeni sisteme “tek adam sistemi” denilmesine çok kızan hükümet yetkilileri ve partili medya mensupları bundan sonra bu sözü söyleyenlere artık ne kızmaya ne de eleştirmeye hakları kalmış oldu…
Karadeniz’de dereler üzerine yapılan hidroelektrik santrallerinin (HES) kurulması ve maden aramaları neticesinde hep “tabiat katliâmları” yapıldığı haberlerini hep görürüz. Ama bunlardan bir türlü vazgeçilmez.
Geçen hafta iki gün çalışan Meclis’te bu konuda bir araştırma önergesi verildi. İYİ Parti adına konuşan Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs, yapılan bu uygulamaları eleştirdi ve “Artvin’in üstü altından daha değerlidir” dedi. AKP adına konuşan Muhammed Balta ise, Örs’ün konuşmasını eleştirirken, “Hüseyin Bey konuşuyor orası çok yağmurlu bir bölgedir ‘Siyanür havuzu yağmur yağarsa taşar’ diyor. Ya, buna kargalar güler” deyince iki vekil arasında karga gülmesi tartışması yaşandı.
Örs’ün “Madencisi, diğeri, öbürü kim varsa bizim Karadeniz’den elini çeksinler. Yeşilimiz, denizimiz, mavimiz ayakta dursun” sözüne AKP Kütahya Milletvekili Ahmet Tan, “Maden çıkartmayalım mı?” diye cevap verdi. Örs, “Şu Karadeniz’i rahat bırakın” şeklinde mukabele etti.
Muhalefetin verdiği önerge reddedilse de Örs’ün, “Karadeniz’den elinizi çekin” sözü hafızalarda kaldı. Tabiat katliâmı birçok olaya sebep oluyorsa oturup bin kere düşünmek gerekmez mi?
...***
Remzi Özdemir 16 Kasım tarihli Yeniçağ gazetesinde, " Faiz çare olacak mı?"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Türkiye, 19 Kasım'da yapılacak olan Merkez Bankası toplantısına odaklandı. Merkez Bankası'nın faiz arttıracağı yolundaki beklenti borsanın rekor üstüne rekor kırmasına, doların ise oldukça sert düşüşüne neden oldu. Gelelim en önemli soruya: Merkez Bankası, 19 Kasım'da ne kadar faiz arttıracak ve ekonominin düzelmesine fayda sağlayacak mı?"diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Faiz artışı dövizi frenlemek için her zaman geçerli bir silahtır. Nitekim konuşulması bile etkili oldu. Merkez Bankası'nın piyasayı tatmin edecek faiz artış oranı en az 400 baz puan olmalı. Eğer 400 puanın altı olursa piyasa bunu beğenmeyecek ve döviz yeniden yükselmeye başlayabilir.
Merkez Bankası'nın son yıllarda siyasetin etkisiyle yaptığı seri hatalar durumu buraya getirdi. Şimdi artık bütün dünya Merkez Bankası'nın elini görüyor ve kasanın tam takır boş olduğunu biliyor.
Merkez Bankası çaresiz piyasanın istediğini verecek. Bu aynı zamanda AKP'nin gururunun da kırılması olacak. Piyasayla inatlaşan bir yönetim sonunda çaresizlikle istenileni yapmış olacak.
Cumhurbaşkanı bu şantaja ne kadar boyun eğecek bilinmez.
Tüm bunları bir kenara bırakıp bir başka soruya yanıt arayayım. Merkez Bankası, 19 Kasım'da bırakın 400 baz puanı 600 bile arttırsa ekonomi için çözüm olacak mı?
Kesinlikle hayır! Faiz artışı çift taraflı bıçak gibi. Bir yandan tedavi ederken diğer yandan ana damarlarına yani üretimine zarar veriyor. Faizlerin yükselmesi ile sanayi ve özellikle de KOBİ büyük darbe alır.
Dolayısıyla zaten üretemeyen Türkiye, büsbütün darbe almış olur.
Merkez Bankası geçmişte de faiz artırdı ama Ziraat Bankası çiftçiyi, Halk Bankası ise KOBİ'yi destekledi. Zaten Ziraat Bankası hep çiftçi bankası olarak bilinirdi. Halk Bankası da esnafın bankası.
Bugün ne oldu? Ziraat Bankası'na bakıyoruz dev medya şirketi satın almalarına, AVM'lerin yapımına kredi veriyor. Yine esnaf bankası Halk ise konut kredileri için rakipsiz hale geldi.
Ortada sadece tek bir yanlış yok. Yüzlerce yanlış var.
Türkiye nasıl bir günde buraya gelmediyse düzelmesi de öyle bir günde, bir ayda ve hatta bir yılda olmayacaktır.
AKP, bu düzeltmeyi yapabilecek kadroya sahip değil. Son atamalara baktığınızda hep aynı kişileri görüyorsunuz.
Yıllardır yanlış politikaları sürdüren ve altına imza atanlarla ülke ekonomik krizden çıkmaz.
...***
Akın Aydın 16 Kasım tarihli Yeni Mesaj gazetesinde, " Doların düşmesi sizi aldatmasın"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" AKP hükümetlerinin en iyi icraatı nedir, diye sorulsa ilk cevabım, 'fatura kesmektir' olur. 18 yıldır her başarısızlıklarına, attıkları ve bedeli çok ağır adımlara fatura kestiler. Bugünlerde ise tam tersi bir durum yaşanıyor. Başta CHP olmak üzere meclisteki diğer partiler ve AKP'nin uzantıları ortadaki koskoca ekonomik enkazı, Berat Albayrak'a fatura ediyor. Emin olun AKP bile bin bir dereden su getirmesine rağmen ortadaki ekonomik enkazı böylesine aklayamazdı. Sayın Erdoğan, muhalefete yine borçlandı."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Bu nasıl bir siyasi görgüsüzlüktür ben anlamadım. Evet, Berat Albayrak görev yaptığı dönem boyunca yaptığı açıklamalarla, aldığı kararlarla, verdiği örneklerle çok tartışıldı, tepkiler aldı. Doğrudur. Ama enkazın sahibi Berat Albayrak değildir. Berat Bey sadece bu öğütücü sistemde küçük bir parçadır.
Dolar ve Euro'nun düşüşüne bakarak, 'evet, o sorumludur' derseniz, vatandaşın sosyal medyadaki yorumlarını okumanızı tavsiye ederim. Vatandaş diyor ki, 'Damat'ın istifasıyla dolar düşüyorsa 8-10 bakanın istifa etmesiyle bu iş düzelir, 1 dolar eşittir 1 TL olur'. Hatta hangi bakanın kura ne kadar etki edeceği bile yazılmış!
Doğru mu? O mantığa göre doğru. Ama ekonomik gerçek ve gerekçelere göre yanlış hatta kabul edilemez.
Peki, ekonomimizin enkaz haline gelmesinin mesulü kimdir?
Ekonomi sadece faiz, döviz, enflasyon ve büyüme rakamlarıyla yönetilmez. Ekonomi, toplumsal uyuşma ve düzenin kısaca sosyal devlet anlayışının bir sonucudur. Keyfi yargılamalar, kayırmacılık ve toplumsal ayrışmanın olduğu bir yerde iyi ekonomiden zaten bahsedilemez.
Sistemler, fikirler, düşünceler cansızdır. Onları canlandıran, harekete geçiren insandır. Bir bıçak, kendi kendine kimseyi yaralamaz. Onu kullanan bir fail olması lazımdır.
Kapitalizm bıçaktır, bombadır, uyuşturucudur son tabirle virüstür. Kendi kendine hiçtir ama sahiplendiğinde artık sende hayat bulmuştur.
Kapitalizmin diğer adları liberal ekonomi, küresel ekonomi, serbest piyasa ekonomisi, yabancı sermaye hastalığı, faizcilik vs.
Bu emperyalist-sömürü anlayışın omurgası dolardır. Dolar kimin parası? ABD. Elin dolarına binersen, o el, seni ister atar, ister satar, isterse de tekmeler. Haksız mıyım?
Ama şu şartlarda bile bakıyorsun ki, Sayın Cumhurbaşkanı serbest piyasa kurallarından taviz vermeyeceğiz, derken yine Hazine Bakanı da aynı kararlılık vurgusu yapıyor.