Türkiye'den köşe yazarları
Cumhuriyet: Acı reçete halka çıkıyor
Karar:
Millete karşı devlet projesi
Yeniasya:
Yargı siyaset rüzgarına kapılmasın
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Erdal Sağlam 17 Kasım tarihli Cumhuriyet gazetesinde, "‘V tipi’ çıkış derken, ‘U dönüş’üne nasıl geldik?"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" İktidarın ekonomide rasyonel politikalara ve demokrasiye dönüş açıklamaları piyasalarda heyecan yaratsa da toplumda bir sürü soru işaretine neden oluyor. En çok da iktidarın son açıklamalarında samimi olup olmadığı, geçici bir süre zaman kazanmak için mi yaptığı konusundaki şüpheler dile getiriliyor."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Peki, bundan daha 10 gün önce ekonomide hızlı bir V çıkışı yaşadığımız söylenirken ekonominin başındaki Berat Albayrak niye garip bir istifayla gitti ve hemen ardından neden bu “U dönüşü” açıklamaları başladı? Ekonomi çok hızlı büyüyordu, bu yıl tüm ülkeleri geri bırakıp pandemiye rağmen yılı artıyla bitirecektik, operasyonlarla ülkenin önü kesilmek istenmesine rağmen Türkiye harikalar yaratıyordu. Niye bize bu çıkışı sağlayan Bakan gitti, niye 1.5 yılı dolmadan Merkez Bankası Başkanı görevden alındı?
Bu sorulara birçok yanıt veriliyor ama bence asıl neden ekonominin kötü gitmesinin partide ve iş âleminde yarattığı tepkilerin çok büyümesi, ekonomi kötü yönetildiği için AKP’nin iktidarını kaybetme aşamasına gelmesi. V tipi çıkış, 0.1 puan da olsa artı büyüme gözükecek diye ekonominin dengeleri çok zorlandı, bence gelecek yıldan itibaren ekonominin dönmeyeceği artık anlaşıldı.
Şimdi de 2 önemli yöneticisi değişti, iş dünyasının yetkinliğine güvendiği 2 kişi geldi diye ekonomik gidişatın tümüyle değişmesi öngörülüyor: Tabii ki herkes asıl yetkiliyi bildiği için Cumhurbaşkanı’nın 2 yeni yöneticiye tam destek açıklamaları da bu havanın oluşmasında belirleyici oluyor. Bununla da yetinilmiyor, “ekonominin düzeltilmesi için” şerhiyle, demokratik alanda reformlar yapılacağı belirtiliyor. Belli ki tüm kabineye bu yönde açıklama yapın talimatı gelmiş ki; başta Adalet Bakanı olmak üzere, sanki iktidar değişmiş gibi her gün U dönüşüne uygun açıklamalar yapılıyor.
Yapılması, onarılıp düzeltilmesi gereken tedbir o kadar çok ki bunları yapıp güven vermeden, Türkiye ekonomisinin de siyasetinin de normale dönmesi pek mümkün gözükmüyor.
Bu büyük tahribatı yaratanların yerine, Kanal İstanbul’da görevini yapıp karşı çıkan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’na soruşturma açılması, size de iktidarın samimiyeti konusunda bir işaret vermiyor mu?
...***
Cevher İlhan 17 Kasım tarihli Yeniasya gazetesinde, " Salgınla mücadelede iktidarın başarısızlığı"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Kovid 19 salgınının Türkiye’de kontrolden çıktığı, “ikinci dalga”nın geldiği, gerçek verilerin gizlendiği ve eksik gösterildiği, Sağlık Bakanlığı’nın “turkuvaz tablo”suna artık kimsenin inanmadığı gün geçtikçe ortaya çıkıyor. Ülkede günlük üç bin – dört bin vak’a gösteriliyor ama Tabip Odaları’nın tesbitiyle sadece Ankara’nın, İstanbul’un rakamı bu rakamı aşıyor; Türkiye genelinde günlük vak’a sayısı aslında 20 bini buluyor."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
“Turkuvaz tablo”da Türkiye çapında verilen vefat rakamlarının sadece İstanbul’da 50 fazlasıyla mezarlıklara tevdi edildiği mezarlıklar müdürlüğünce belirtiliyor. Yani ölümlerde İstanbul’un “gerçek rakamı”, “turkuvaz tablo”da ileri sürülen toplam ülke vefatlarının iki katı!
Keza yoğun bakım yatak sayısına dair verilen rakamlar da çarpıtılıyor. Bakanlık, Kovid 19 hastalarının yattığı hastanelerdeki sıfırlanan yetersiz yatak kapasitesini değil, özel hastanelerdeki ve çocuk servislerindeki yoğun bakım odalarını katarak hâlâ “yüzde 50” çarpıtmasında bulunuyor.
Sağlık Bakanlığı “genelge” yayınlıyor; ancak en başta Bakan’ın kurucusu olduğu hastane uymuyor. Özel hastanelerde test fiyatları 350 TL’den aşağı düşmüyor, yerine göre 500 liranın üstüne çıkıyor. Yani vatandaşın “sağlık hakkı” olan test de ticarete, ranta dönüştürülmüş.
İddia edildiği gibi “günde 140 bin test yapıldığı” iddia ediliyorsa da; hâlâ hastanelerin önünde test kuyruğunun meydana gelmesi, “test sayısı” rakamlarının da çarpıtıldığını ortaya koyuyor.
Diğer yandan siyasi iktidarın salgına karşı lakayt tavrı, Cumhurbaşkanı’ndan Bakan’a sürekli “maske – mesâfe – temizlik” tavsiyesi ile kalıp yine bütün yükün vatandaşların atılması, çöküşün faturasının vatandaşlara kesilmesi, bizzat devlet eliyle “sürü bağışıklığı”na gidildiğini deşifre ediyor.
En üst düzeyde, yüksünmeden “salgınla mücadelede başarılı olunduğu” söyleniyor; ancak alttan alta “toplumsal bağışıklığa” gidildiği görülüyor.
En vahimi, uzmanlar, İstanbul’da “toplumsal bağışıklığın’ yüzde 25’e ulaştığını ve bulaşma zincirinin aylar sonra kırılabileceğini” ifade ederken, on altı milyonluk şehirde dört milyonun hastalığı geçirdiği ortaya çıkıyor.
..***
Orhan Uğuroğlu, 17 Kasım tarihli Yeniçağ gazetesinde, " Erdoğan'ın korkusunu açıklıyorum…"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Devlet mallarını özelleştirdiler, devlet yatırımı ile değil kamu-özel işbiliriği diye bir ucube formül ile geçenden para alıp, geçmeyenin parasını devlet bütçesinden yandaş yatırımcılara dağıttılar, dağıtmaya da devam ediyorlar…Saraylar yaptılar, lüks yaşam içinde 18 yıl har vurup harman savurdular, yediler, içtiler, ve sıra bugün hesap ödemeye gelince "sen öde" diye acı faturayı milletin önüne koydular."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Ekonominin başına Recep Tayyip Erdoğan geçecekmiş
Ekonomide ve hukukta reform yapacaklarmış,
Bu masalları çok dinledik, 18 yıldır ekonomide yapılanlarla Türkiye ne hale geldi herkes yaşıyor görüyor.
- Esnaf kepenk indirdi.
- İşsizlik tarihi rekorlar kırıyor,
- Asgari ücret eriyip gidiyor zamlarla,
- Enflasyon milleti eziyor,
- Hayat pahalılığı zirvede…
- AKP'lilerin ise gözü kulağı rantta…
Ekrem İmamoğlu 31 Mart 2019'da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçildi. AKP'liler ağlak ağlak olup, Yandaş Seçim Kuruluna koştular ve seçimi iptal ettirdiler… İmamoğlu 23 Haziran 2019'da ikinci kez İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçildi… Tam 4 milyon 741 bin 885 İstanbullunun oyunu aldı.
Rakibi Recep Tayyip Erdoğan'ın genel başkan ve başbakan yaptığı AKP'nin ikinci adamı Binali Yıldırım idi…
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığını bırakıp İstanbul'da İmamoğlu'na karşı aday oldu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan o günlerde seçilmiş Ankara ve İstanbul dahil AKP'li 5 belediye başkanını anti demokratik baskı yöntemi ile görevlerinden azletmişti. Ahmet Hakan ise o günlerde "Tarafsız" yayınlar yapıyordu çünkü patronu Aydın Doğan idi.
Ahmet Hakan bana söz verince özetle dedim ki;
"Bence kaleleri boşaltarak büyük bir hata yaptı. Beş önemli şehrin kaleleri boşaldı ve muhalefet partileri buna hala uyanamadılar. Ben olsam adaylarımı bugün açıklarım. Karşılarında Melih Gökçek, Kadir Topbaş gibi isimler yokken..."
21 Mart 2018'de Aydın Doğan tüm medya şirketlerini yandaş iş insanı Erdoğan Demirören'e sattı.
Ahmet Hakan'ın programı da "Taraflı Bölge" oldu…
31 Mart ve 23 Haziran'da dediklerim gerçekleşti AKP iki önemli kalesini 25 yıl sonra CHP'ye kaptırdı…
Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu'na dönecek olursak Erdoğan dedi ki;
"Onlar Topal Ördek"
Belediye Meclislerinde AKP çoğunluğu olduğu için AKP'li cumhurbaşkanı vatandaşa hizmet konusunda AKP'li belediye meclis üyelerinin yapacakları engellemeleri kast etti demek ki…
Gerek Ankara'da gerekse İstanbul'da CHP'li belediyeler vatandaşa hizmet götürmeye çalışırlarken karşılarına hep AKP ve MHP'li belediye meclis üyeleri engel olarak çıktı.
Ve şimdi de Ekrem İmamoğlu'na Kanal İstanbul'a karşı olduğu için soruşturma açtılar.