Türkiye'den köşe yazarları
Cumhuriyet: Ekonomik kriz AKP’yi de vurdu
Yeniasya:
Çözüm kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı, parlamenter sistem
Karar:
Asgari değil ortalama ücret
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Orhan Bursali 7 Aralık tarihli Cumhuriyet gazetesinde, "Ortak tartışacak hiçbir şey kalmadı bu ülkede..."başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Siyasette kalite önemlidir. İnsanların birbirlerine hitapları, birbirleriyle ilişkileri, ülke için işbirlikleri, ortak yasalar ve ülkenin acil sorunları üzerinde anlaşıp anlaşamamaları... önemlidir. Medyada kalite önemlidir, en azından gerçek olaylar üzerinde ister iktidara ister muhalefete yakın “ciddi” medyada, olgular üzerinde bir uzlaşma tartışma ciddi paslaşma olabilmelidir. Ki ülke sorunları üzerinde “fikir” üretilebilsin. Ciddi düşüncelere alan açılabilsin."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadeler eyer veriyor:
...***
Hukukta kalite önemlidir. Anayasa ve yasaların uygulanmasında, somut verilere dayalı kararlar verilebilmesi, yüksek yargıda olduğu gibi alt mahkemelerin kararlarında da hukukçular arasında küçük yorum farklılıkları dışında, genel anlamda hukukilik yasallık üzerinde uzlaşı önemlidir. Şüphesiz ki taraflar arasında bir uzlaştırıcı tartışmanın geçebilmesi önemlidir. Ki bizler de yargı ve savunmada gerçekten bir kalite olduğunu görelim ve hukuka olan umudu artsın ülkenin.
Bütün bunlar nesnellik, dürüstlük üzerinde olabilmeli, şüphesiz ki.
Nereden bahsediyorsun, diyorsunuz. Tüm bunların hiçbirinin olmadığı bir ülkede olduğumuz kesin.
Tartışmaya ve kalitesine bakın: Vay “Ordu satılmış dedi”. Tartışma konusu ise Tank Palet Fabrikası’nın satılması. Orduya üretim yapacak ama bir türlü de iki yıldır tek bir tank yapamamış bir fabrika. 50 milyon dolara yenilenme parası alındığını söylemiş. 50 milyon, böyle bir iş için on para sayılır. Canlı konuşmanın heyecanı içinde, lafını düzgün söyleyememiş.
Neyi kastettiği belli. Ama iktidar tarafı mal bulmuş mağribi gibi vay orduya satılmış dedin diye kıyameti kopartıyor.
Kaliteye bakın. Sıfır. Oysa, köpürtmeden, “ya onu kastetmiyorsun biliyoruz, bir düzeltme yap bitsin” diyecek tek adam yok iktidar cenahında. Ne “gazeteci”sinde ne “yorumcu”sunda ne de politikacısında.
Muhalefet, karşısında, sorunları tartışacak ciddiyet bulamıyor. Ne iktidarı ne politikacısı ne medyası ne tartışmacısı...
İktidarın bu yol sapmasının ciddi nedenleri var. Kamuoyunda neyi tartışacak...
Merkez Bankası’nın tüm dövizlerini, yabancıya birilerine bilinmeyen kimlere satıp ilk kez eksi döviz rezervine düştüğünü ve bunun nedenlerini mi?!
Bugüne kadar bu konuda yapılan eleştirilere bırakın yanıt vermeyi, tek söz bile etmediler.
Aslında normal olan, sorumlu tek bir kişinin çıkıp açıklama yapması değil mi? Böylece tartışma bu politikanın doğru-yanlış eksenine girer. Hayır oraya bile varılamıyor.
Şu Tank Palet Fabrikası’nın satışını bile içerik olarak yapamıyorlar. Birilerinin çıkıp “Emirlikten hediye alınan Boeing özel uçağına karşılık mı” diye, belki abuk görünecek yorumlarda bulunmasına bile vesile oluyorlar. Peki, doğru mu?
Gözündeki merteği görmez, ama...
Neyi tartışacaklar? Anayasa Mahkemesi’nin ve AİHM’nin kararlarını uygulamayan mahkemelerin yasalara aykırı davranmasındaki güçlerini nereden aldıklarını mı? Bu adeta “Cumhurbaşkanının özel yetki alanı” gibi gözüküyor ve “tartışılamaz”.
Anayasanın ve yasaların üstünde bir kurumsal yapı ve kişi mi?..
Neyi tartışacaklar? Habertürk’e, koca siyasi parti liderlerinin bindirmelerini ve ülkede zaten çok dar alana sıkışmış medya özgürlüğünün toptan kaldırılmasının mı kaldırılmak istendiğini mi... Ya kardeşim bu yaptığın anayasa ve yasalara göre suç desen ne olacak?!
Siyasetin ilgi alanına giren her alanda kalite sıfır. Siyasetin ikinci, üçüncü, beşinci ilgi alanlarında da kalite sıfır.
...***
Remzi Özdemir 7 Aralık tarihli Yeniçağ gazetesinde, " Albayrak sonrası değişiklik sürecek!"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Bugüne kadar hiçbir bakana Albayrak'a verilen kadar bir yetki tanınmadı. Öyle ki, kendisi Hazine ve Maliye Bakanı'ydı ama neredeyse tüm kurum ve kuruluşlarda tek söz sahibiydi. Berat Albayrak artık yok! Nerede olduğunu ve ne zaman ortaya çıkacağını bilen de yok. Adeta sır oldu. Ekonominin dibe vurması, Merkez Bankası'nın kasasının boşalması ve Türkiye'nin yurtdışı finans piyasalarında kaybettiği itibar konusunda hep Berat Albayrak suçlanıyor."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Berat Albayrak'ın damat olması nedeniyle kimse bu suçlamayı açık açık yapamıyor.
İşte böyle bir ortamda yeni bir spekülasyon var.
Cumhurbaşkanı'nın ipleri yeniden ele aldığı.
İlk olarak Merkez Bankası Başkanı ve Hazine ve Maliye Bakanı ataması yaptı. Ancak bu iki önemli isim halen kendi çalışma kadrosunu kurmadı.
Ankara kaynaklı özellikle de bankacılık dünyası kulislerinde ilginç şeyler konuşuluyor.
Bu konuşulanlara göre, değişiklik sadece iki isimle kalmayacak.
Yılın ilk günlerinde bürokrasi tarafında ciddi değişiklikler bekleniyor.
İlk değişikliğin BDDK tarafında olması bekleniyor. Aktif Radyo'nun faturası bazı BDDK yöneticilerine çıkartılacağı yolunda iddialar oldukça önemli isimler tarafından gündeme getiriliyor. BDDK Başkanı'nın her an emekliye ayrılabileceği ve bazı kurum yöneticilerinin ise görev değişikliğine yönelik kulisler var.
Daha düne kadar BDDK'nın devreye soktuğu ve bankaları kredi vermeye zorlayan Aktif Radyo'yu alkışlayan bazı AKP'liler, şimdi Türk bankacılık sektörüne zarar verdiği için BDDK'yı suçluyor.
Bir başka önemli değişiklik ise kamu bankalarının üst yönetimlerinde bekleniyor.
İki kamu bankasında genel müdür ve çok sayıda genel müdür yardımcısının gitmesine neredeyse kesin gözüyle bakılıyor.
Hatta bankacılar arasında kamu bankasına yönetici olarak atanacak isimler ise konuşuluyor.
Gelelim TUİK'e.
Berat Albayrak döneminde en çok yıpranan kurumlar arasında ilk sırada yer alıyor. Enflasyon ve büyümeye yönelik kurumun açıkladığı rakamlar ciddi tartışmalara neden olmuştu. Hatta bazı yurtdışı finans kuruluşları, bu rakamların sağlıklı olmadığını açıklamışlardı.
Tüm bu tartışmalar TUİK'e ciddi zarar verdi. Bu zararı ortadan kaldırıp, kuruma itibar kazandırmak için Cumhurbaşkanı'nın bu kurumda da bazı değişikliklere gideceği konuşuluyor.
...***
Taha Akyol 7 Aralık tarihli Karar gazetesinde, " Ekonomi 2008’den sonra bozuldu"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Merkez Bankası eski Başkanı, İYİ Parti’li Durmuş Yılmaz ekonomik kıskaçtan çıkışın reçetesini Taha Akyol’a anlattı. 2020 yılının üçüncü çeyrek büyümesi %6,7, olarak açıklandı. Nereden geliyor bu? Türkiye ekonomisi 2020 yılı 3’üncü çeyrekte takvim etkisinden arındırılmamış şekilde bir önceki yılın aynı dönemine göre, %5,5 olan piyasa beklentisinin üzerinde %6,7 büyüdü, bir önceki çeyreğe göre ise %15,6 büyüdü. OECD ülkeleri arasında en yüksek büyüme oranı olan bu rakam iktidara her zaman olduğu gibi sözde moral kaynağı oldu."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadeler eyer veriyor:
...***
Bakan Elvan biraz temkinliydi. “3’üncü çeyrek büyümesinde yurt içi talep artışı etkili oldu. Oluşabilecek riskleri göz ardı etmiyoruz. Makroekonomik, finansal ve fiyat istikrarını önceleyen politika çerçevemizle; dengeli ve istihdam oluşturan büyüme sürecini sürdürülebilir kılmayı amaçlıyoruz” dedi. Bakan Bey büyümenin istihdam yarat(a)madığını ve sürdürülmesinde güçlükler olduğunun farkındaydı. Olumlu bir gelişme.
Büyümenin alt bileşenleri, tüketim ve yatırım olarak nihai iç talepte önemli artış, net ihracatta tarihi düşük değerler. GSYH’nin üretim yönünden bileşenlerine bakıldığında Tarımın %6, Sanayinin %8, İnşaatın %6, Hizmetlerin %1 ve Finansın %41 büyüdüğünü görüyoruz. Harcamalar yönünden ise, Hane halkı tüketiminin %9, Kamu Harcamalarının %1, Sabit Sermaye Oluşumunun %23, İthalatın %16 arttığı; İhracatın ise %22 daraldığı görülmektedir. %5,1 de stoka üretim yapılmıştır.
İster üretim ister harcamalar hangi yönden değerlendirilirse değerlendirilsin büyümenin motorunun güçlü kredi büyümesi olduğu açıktır.2’nci çeyrekte kapanan ekonomi 3’üncü çeyrekte açılmış ve ekonomiye olağanüstü bir kredi desteği verilmiştir. Normalleşme döneminde toplam yurt içi talep %17 oranında artmıştır. Bu dönemde BDDK’nın zorlayıcı kredi tedbirleri ve düşük faiz oranları nedeniyle mevduat bankaları toplam kredileri %37,2, hane halkı tüketici kredileri %56,2 artmıştır. Konut ve dayanıklı tüketim mallarına olan talep artırmıştır.