Aralık 12, 2020 13:56 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Cumhuriyet: Bakırköy'de sağlık çalışanlarına saygı anıtı

Star:

Bakan Koca'dan uyarı: Aşı etkisini gösterene kadar kendimizi koruyalım

Karar:

İmamoğlu: İstanbul'da günlük defin sayısı 400’ün üstünde

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Taha Akyol, 11 Aralık tarihli Karar gazetesinde, “Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayı olur mu?”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Bütçe görüşmeleri önemliydi fakat ben eski görüşmelerin tadını alamadım. Zira siyaseten asıl yetkili ve asıl sorumlu olan Erdoğan, bu sistem gereği Meclis’te yoktu. Zaten bu sistemde, yürütme erki Meclis’e karşı sorumsuzdur. Meclis’teki eleştirilerle dışarıdaki bir eleştiri arasında fark yoktur. Soru ve gensoru önergeleri ise “denetim” anlamında neredeyse sıfır hükmündedir. Bu sistemde “Gazi Meclis” bütçe yoluyla bile yürütmeyi denetleyemiyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Biliyorum, Beştepe hukukçuları ‘başkanlık sisteminde böyle’ diyeceklerdir. Evet, başkanlık sisteminde başkan yasama organına hesap vermez. Fakat başkanlık sisteminde yasama organı bütçeyi denetlediği gibi, başkanın bütün atamalarını da denetler.

Bizde, miting meydanlarında “Gazi Meclis” diye konuşanlar, yani AK Parti ve MHP, Amerikan anayasa yapıcılarının Kongre’ye verdiği denetim yetkilerini Gazi Meclis’e vermediler!

Meclis’in denetim yetkisi önemsizleşince, eskiden gerçek anlamında bir denetim işlevi olan bütçe görüşmeleri de önemini kaybetti.

Adaylık konusunda Kılıçdaroğlu’nun sözleri şöyle:

“Benim adaylığıma benim karar vermem kadar yanlış bir şey olamaz. Bir ittifak oluşturduk, adı Millet İttifakı. Bu ittifakın hedefi de güçlendirilmiş parlamenter sistem. Meseleleri kişiye indirgemek yanlıştır... Kararı verecek olan Millet İttifakı’nın iradesidir.”

Şimdi “Millet İttifakı”nın diğer mimarı İYİ Parti lideri Meral Akşener’e bakalım…

Karar TV’de Elif Çakır’la birlikte yaptığımız mülakatta, Akşener’e sormuştum: Beştepe’den parlamenter sisteme geçişi konuşalım diye mesaj gelse gider misiniz?

Cevabı şöyle:

“Parlamenter sisteme geçişi talep eden pek çok siyasi parti var. Onların da olmasında fayda var. Parlamenter sisteme geçilmesi için blok olduk. Doğrusu da hep beraber olmaktır. En azından ana muhalefet zaten olmalı. Anayasa yapmak başka bir şey…”

Her iki liderin de “İttifak ” yapmanın gerektirdiği etiğe göre davrandıkları açık. Bu aynı zamanda “güçlendirilmiş parlamenter sistem” konusunda ilkeli davranıştır.

Gelecek ve DEVA Partileri de aynı ilkede ısrarlı.

Saadet “kuvvetler ayrılığı” için ısrarlı; CB sisteminde ise kuvvetler ayrılığı içi boş bir kavram.

Mühendis Binali Yıldırım, Başbakan olarak şu doğru açıklamayı yapmıştı:

“Yapacağımız bir değişiklik, sistem değişikliği, anayasa değişikliği, toplumun yüzde 100’ü değilse bile büyük bir kesimini, kahir ekseriyetini kapsaması lazım, onların kabul edebileceği bir metin olması lazım!” (Bloomberg, 25 Temmuz 2016)

Elbette, sistemlerin başarısının bir şartı iyi çalışılmış olması, öbür şartı toplumun “kahir” (ezici) çoğunluğuna dayanmasıdır.

CB sistemi iyi çalışılmadığı gibi kamu gücü kullanılarak yürütülen referandumda ancak yüzde 51.4 oyla kabul edilmişti. Hukuken elbette meşru ama toplumsal meşruiyeti bu kadar.

İyi çalışılmadan diyorum çünkü MHP’nin parti içi kongre sorunlarıyla AK Parti’nin destek arayışları örtüşünce iki ay içinde hazırlanıp Meclis’e getirilmişti.

Halbuki Fransızlar 2008’deki çok sınırlı anayasa değişikliği için bile tam bir yıl çalışma yapmışlardı!

Türkiye öyle kutuplaştırıldı ki, geniş mutabakat zor, yol da uzun gözüküyor.

AK Parti’nin ilk iki dönem yükselen grafiğine bakın, sonra inişine; düz yolda giderken şaşırmak diye buna derler.

Sistemin yarattığı sorunlar toplumda hissedildikçe bu yolda mesafe alınacak. “Millet İttifakı” bu açıdan da önemli.

…***

Esfender Korkmaz 11 Aralık tarihli Yeniçağ gazetesinde “İşsizler halının altına süpürüldü”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“TÜİK'in açıkladığı Eylül ayı işsiz sayısı, geçen senenin aynı ayına göre 550 bin kişi azaldı, işsizlik oranı da yüzde 13,8'den 12,7'ye geriledi. Bunun sebebi işsiz sayısının azalması değil, TÜİK'in işsizlik sorununu halının altına süpürmesidir. Zira son bir yılda Eylül ayında İşsiz sayısı 550 bin azalırken, iş aramayıp çalışmaya hazır olanların sayısı da 1 milyon 890 bin artarak, 2 milyon 246 binden 4 milyon 136 bine yükselmiş. Siz bir ülke tasavvur edebilirmisiniz ki, iş aramayan işsizler, iş arayan işsizlerin nerdeyse iki katı olsun? Geçen sene Eylül ayında pandemi yoktu ama işsizlik oranı daha düşüktü? Buna kim inanır ?”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

İş aramayıp çalışmaya hazır olan bu 4 milyon 163 bin kişi aktif nüfusa da katılmıyor. Bunun için geçen sene 33 milyon olan aktif nüfus, bu sene 31 milyon 724 bine geriledi. Yani bu bir senede nüfusumuz bir milyon 130 bin kişi arttı ve fakat aktif nüfus daha fazla 1 milyon 724 bin kişi azaldı !

Temel sorun, Türkiye’de istihdam politikası yoktur. Ya da kimse ne olduğunu bilmiyor.

İşsizliğin sürekli artmasının birden fazla nedenleri vardır. Ama bunların içinde en önemlisi, üretimde kullanılan ithal girdi payının yüksek olmasıdır. Yani söz gelimi imalat sanayiinde 100 liralık mal üretmek için 40 liralık ithal aramalı ve hammadde kullanıyoruz. 10 işçi çalıştıracak yerde 6 işçi çalıştırıyoruz.

Bu alanlarda yüksek devlet teşvikleri verilmesi de yetmiyor. Çünkü güven yok. O zaman devletin de  aramalı üretmek için piyasaya geçici olarak girmesi,  hammadde üretmek için devlet kooperatifleri kurması ve öncülük etmesi gerekiyor.

…***

Murat Çabas, 11 Aralık tarihli Yeni Mesaj gazetesinde, “İşsizlik rakamları da vaka sayıları gibi”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Özellikle pandemi döneminde işyerleri kepenk kapatırken, işsizler ordusuna milyonlar eklenirken, işsiz sayısı ve işsizlik oranının azalması pek inandırıcı gelmedi. Esasen bu yönüyle bakıldığında tablo aynen koronavirüs vaka sayılarındaki yapılan açıklamalar gibi. Hatırlarsanız, Sağlık Bakanlığı, toplum panik olmasın diye yeni vaka sayısını değil, sadece hastalananların sayısını açıklamayı uygun görmüştü.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor: 

…***

Elbette ki bu, koronavirüse yakalanan, gerçekte pozitif olan vatandaşlarımızın gerçek rakamını yansıtmıyordu.

İş çığırından çıkınca ve süreç aşılama sürecine yaklaşınca Bakanlık semptom göstermeyenleri de açıklama kararı aldı. Bir de baktık ki günlük yeni vaka sayıları 4-5 binlerde gezinirken bir anda 30 binlerin üzerine çıkıverdi.

Hesaplama ve açıklama yöntemleri neyi baz aldığına göre değişiyor ve elbette ki asla gerçekleri yansıtmıyor. Vaka sayıları 5 binlerdeyken, aslında 30 binlerdeydi. 5 bin rakamı 30 bini yansıtıyor muydu? Elbette ki hayır.

İşte işsizlik rakamları da böyle. Baz aldığın şeye göre rakamlar değişiyor.

TUİK'in açıkladığı resmi işsizlik verileri, Eylül 2020'de geçen yılın aynı dönemine göre şöyle:

İşsiz sayısı 550 bin kişi azalarak 4 milyon 16 bin kişiye düştü. 

İşsizlik oranı 1,1 puan azalarak yüzde 12,7 oldu.

İşgücü, 1 milyon 282 bin kişi azalarak 31 milyon 724 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 3,0 puanlık azalış ile yüzde 50,5 olarak gerçekleşti.

İstihdam edilenlerin sayısı, 733 bin kişi azalarak 27 milyon 707 bin kişi, istihdam oranı ise 2,0 puanlık azalış ile yüzde 44,1 oldu. 

İstihdam edilenlerin sayısı tarım sektöründe 350 bin, sanayi sektöründe 29 bin, hizmet sektöründe 520 bin kişi azalırken inşaat sektöründe ise 166 bin kişi arttı. 

İstihdam edilenlerin yüzde 18,5'i tarım, yüzde 19,9'u sanayi, yüzde 6,3'ü inşaat, yüzde 55,3'ü ise hizmet sektöründe yer aldı.

TÜİK'in verilerine göre, işsiz sayısı, işsizlik oranı, işgücüne katılım, istihdam sayısı ve istihdam oranı azalmış. Üstelik Eylül 2019 ile Eylül 2020 arasında 15 yaş üstü çalışma çağındaki nüfus 1 milyon 159 bin kişi artmasına rağmen.

Nüfus artmasına rağmen, işgücü ve istihdam rakamları aşağı çekilerek işsizlik verileri azaltılıyor. Ama geniş tanımlı işsizlik rakamlarına bakıldığında iş bulamayanların, ümitsizlerin sayısında ciddi bir artış var.

Gerçek rakamların gizlenmesi, siyasilerimizin çözümünün olmadığının göstergesidir.