Aralık 22, 2020 10:15 Europe/Istanbul

İran'da Müze Seyahati adlı dizi halinde hazırladığımız 26 bölümlük sohbetimizin ilk bölümünde sizlerle birlikteyiz.

İnsan oğlu hayatı boyunca birçok inişli ve çıkışlı aşamalardan geçmiş ve bir mağara insanından bir çiftçiye ve zanaatkarlara dönüşmesi binlerce yıl zaman almıştır. İnsanların nispi yaşam koşullarını anlamak için, zamanda geriye gitmek mümkün olmayabilir, ancak ilk insanlardan geriye kalan nesneleri inceleyerek günümüze nasıl geldiklerini anlayabiliriz.

Bilim adamları ve arkeologlar, hayatta kalan nesneleri dikkatle inceleyip insan yaşam tarzlarını ve kültürlerini anlayarak bazı insani konuları ve insan yaşamının tarihini anlamaya yardımcı oldular. Bu araştırmaların sonucunu müzelerde görmek mümkün.Çok öneme sahip olan bu mekanlar toplumda hayati bir rol ifa ediyor ve kültürel fenomenleri yayıyor. Müzeler, geçmiş nesillerin kalıntılarını ve bu gezegendeki diğer canlıları korumak için en önemli merkezlerden biri sayılır. Müzedeki nesnelerin her biri dilsiz olsa da binlerce dilde konuşuyor gibi geliyor insana, çünkü tarih, kültür ve sanattan muteber belge ve kanıtlar sunmaktalar.

 

Müze için bir çok tanım sunulmuştur. UNESCO'nun denetimi altında çalışan Uluslararası Müze Konseyi müze için şu tanımlamayı yapmıştır:

" Maddi hedefler peşinde olmayan ve kalıcı bir enstitü olan müze toplumun gelişmesi ve ona hizmet yönünde çalışır ve kapıları her kese açıktır."

Bu konsey açısından müzelerin hedefi insandan ve onun çevresinden geriye kalan kanıtlar üzerinde araştırma yapmaktır ayrıca manevi fayda sağlamak ve incelemek amacıyla eserlerin bir arada toplatılması müzelerin bir başka hedefini oluşturuyor.

Müzelerin çok çeşitli olduğunu şimdiden belirtmek lazım. Müzelerden bazıları çok büyüktür ve çeşitli eserleri sergiliyor bunun yanında kimi müzeler de küçüktür ve sadece özel eserleri sakladıkları da müzelerin küçük olduğunu gösterir. Arkeoloji, güzel sanatlar, bilim, bilim ve teknoloji müzelerin her biri çok değerli nesneler barındırır.

Biz insanlardan bir çoğumuz müzeleri yakından görüp onların önemi ve işlevini az çok biliyoruz. İlk kez müzenin nerede icat edildiği ve ne anlama geldiğini bilmek ilginç olabilir. Müze kelimesi yaşam merkezi anlamına gelen Yunanca "Mousein" kelimesinden türetilmiştir. Müzeler eski  Yunan mitolojisinde  şairlere ve sanatçılara ilham vermekle mükellef olan  sanat tanrıçaları olarak biliniyorlar. Antik Yunanistan'da insanların ibadet etmeye ve tapmaya gittikleri,tarihi bir tepe vardı ve ona mousein deniliyordu. Zamanla, kelime birçok farklı ülkeye ve dile nüfuz etti ve şimdi İngilizcede "Museum" ve Fransızcada "Musée" olarak telaffuz edilir.

Dünyadaki ilk müzelerin belirli bir amacı olmadığı ve sadece  Katolik kiliseleri, Yunan tapınakları ve Japonya'daki Budist tapınakları gibi kutsal mekanları içerdiği belirtilmelidir.

Dünyada müzenin ilk tarihi, milattan önce üçüncü yüzyıla dayanıyor ve ilk müzenin kuruluşu Ptolemy I Soter'ın emriyle İskenderiye'de gerçekleşmiştir. Kraliyet Sarayı'nda inşa edilen müze, o dönemin bilimsel araştırma merkeziydi ve kütüphane olarak kullanıldı.Ancak günümüzdeki müzelerin anlamı ve işlevini yansıtmıyordu. Daha sonra Ortaçağ'da müze günümüzdeki müzeler gibi anlam kazanarak onda sanat ve tarihi eseler saklanıp sergilendi. Bu müze miladi 1471 yılında 4. Pop Sixtus tarafından inşa edildi. 15. yüzyıldan sonra Avrupa'da büyük sanat ve kültürel gelişmelerin yaşandığı Rönesans döneminde , müzeler daha çok ilgi odağında oturdu ve yıllar boyunca gittikçe kendileri için mükemmel bir hal aldılar ve günümüzdeki gelişmiş müzeler olarak ortaya çıktılar ki klasik türlerinin yanı sıra bir çoğu en son teknoloji ile donanıp, ziyaretçilere sanal dünyanın güncel getirilerini sunuyor.

Günümüz dünyasında müzeler ülkelerde turizm cezb etmekte ve ülkelerin ekonomisi üzerinde bayağı etki bırakmaktadır.Bu müzelerden biri Paris Louver Müzesidir. Burada müzecilik sanatının zirve yaptığını görmek mümkün ve her yıl milyonlarca turist bu müzeyi görmek için Fransa'yı ziyaret ediyor. Halihazırda büyük bir araştırma merkezi haline gelen bu müze dünyanın en büyük müzesi olarak bilinir. Bu müzenin binası Fransa devriminden önce Fransa krallık saraylarından biriydi ve orada değerli sanat eserleri saklanıyordu. Daha sonra miladi 1789 yılında bu saray içindeki eserlerle Fransa halkına devredildi ve miladi 1793 yılında Fransa Milli Müzesine dönüştü.

Louvre Müzesinde, yetmiş iki bin yedi yüz otuz beş metrekarelik bir alanda, tarih öncesi çağlardan 21. yüzyıla kadar 38.000'den fazla sanat eseri sergilenmiştir.

Dünyanın önemli müzelerinden Paris Orsay müzesi, New York Metropolitan müzesi, Londra'da Britanya müzesi , Atina'nın Acropolis müzesi, Madrid'de Prado müzesi ve benzerlerini saymak mümkün.

İran'da müze ilk olarak 19. yüzyılda gündeme geldi. İran'da ilk müze Nasıreddin Şah Gacar'ın talimatı ile  ve Golestan Sarayı'nda kuruldu.Tabii ki bu müze özeldi ve değerli, kraliyet ve tarihi araçları içeriyordu . Nasereddin Şah Gacar tarafından kurulan bu müze sadece  aristokratlara açıktı.

 

1916 ila 1918 yılları arasında dönemin maarif bakanı Seniuddole'nin emri üzerine eski Eserler Dairesi adı verilen ve yasa dışı kazıların kötü durumunu kontrol etmekle görevli bir bölüm vardı. Aynı zamanda İran Maaref Müzesi kuruldu. Bu müze kendisinde antik eserler, fayanslar, seramikler,sikke ve silahları bulunduruyor ve İran'ın müzecilik tarihinde ilk etkili adım olarak halka açık bir şekilde hizmet sunuyordu. Yıllar sonra, İran'ın en önemli müzelerinden biri olan Ulusal İran Müzesi hş 1316 yılına tekabül eden  miladi takvimle  1937'de kuruldu. Buna ek olarak, İran'da Gülistan Müzesi Sarayı, Ulusal Mücevher Müzesi, Cam Müzesi, Çağdaş Sanatlar Müzesi, İletişim Müzesi ve daha birçok müze bulunmaktadır. Sohbetimiz boyunca her birini sizlere tanıtacağız.

Değerli dinleyiciler programımızın ilk bölümünde İran ve dünyanın müze tarihi ile tanıştık ve sizlere dünyanın önemli müzelerinden bahsettik. Gelecek programda İran'ın milli müzesine gideceğiz ve orada bulunan önemli tarihi eserlerle tanışacağız.