İran'da Müze Seyahati -3
Geçen bölümde başkent Tahran'da bulunan İran Milli Müzesine uğrayıp bu kompleksin Antik İran Müzesi bölümü ile tanıştık. Bugünkü sohbetimizde İran Milli Müzesinin İslami Devir Müzesi bölümü ile tanışacağız.
Müzeler tıpkı zaman tüneli gibiler. Ziyaretçileri çok eski veya yakındaki geçmiş döneme götürürler. Müzelerde sergilenen nesnelerin her biri kendine özgü hikayeye de sahiptir. Biz ise bu hikayeleri keşfetmek için müzelere gidip bu mekanlarda bulunan eşyaları ziyaret ederek içlerindeki tarih, kültür ve sanatı yakında görmeye gideriz.
İran'ın tarihi ile ilgili değerli bilgiler sunan müzelerden biri de İslami Devir Müzesidir. Bu müze İran Milli Müze kompleksinin bir parçasıdır. Bu müze sayesinde ziyaretçiler İran'ın İslam sonrası dönemi ile daha fazla bilgi edinmelerine mükemmel bir fırsat yaratmıştır.
İslami Devir Müzesi Tahran ve İran'ın en büyük ve en çekici müzelerinden olup İslami dönemin başlangıcından Kaçar saltanatı dönemine kadar yani 1100 yıl önceye ait değerli eşyaları kendinde barındırmaktadır. Böylece İran tarihinin önemli bir parçası da İslami Devir müzesinde görmek mümkün.
İslami Devir Müzesi, Antik İran Müzesinin sağ tarafında yer almaktadır. Üç kat halinde sekizgen biçimde çok güzel bir binada yer alan bu müze Sasanilerin Bişapur sarayının mimarisinden esinlenerek yapılmıştır. Yaklaşık 4 bin metre kare büyüklüğündedir.
İslami Devir müzesinde bulunan eşyalar farklı İslami dönemlerin tarihi sıralamasına göre ilk ve ikinci katta dizilmişlerdir. Zemin kat ise geçici sergilere ayrılmıştır. Bu katta yılın çoğu gününde kültürel ve sanatsal etkinlikler düzenlenmektedir. Genel olarak İslami Devir Müzesi eserlerinin bu değerli hazinesi 1500 kadar tarihi nesne barındırmaktadır. Bu nesneler ise 170 kadar vitrinde korunmaktadır.
İran Milli Müzesi İslami Devir bölümünde bulunan eşyaların sanatsal ve tarihi özelliklerini anlamak ve onları karşılaştırmak için sohbetimize müzenin ikinci katından başlayacağız. Bu katta bulunan eşyalar İslam'ın başlangıç dönemi, Selçuklular dönemi ve İlhanlılar dönemi olmak üzere üç salonda sergilenmektedir.
İslam'ın başlangıç dönemi salonunda çok güzel sanatsal eserler görülmektedir. Bu eserlerde Sasaniler dönemi sanatının izleri de açıkça görülmektedir. Bu benzerlik yüzünden Sasani dönemi ve İslam'ın başlangıç dönemi eserlerini ayırt etmeyi zorlaştırmıştır. İslam'ın başlangıç dönemi İran'da Tahiriyan, Samaniler, Al-i Buye ve Gaznelilere yani 821 ila 1187 yılları arasına tekabül etmektedir.
932 ila 1055 yılları arasında İran'ın bazı bölümlerinde hakimiyeti elinde bulunduran Al-i Buye hanedanının ortaya çıkardığı sanat ise bu dönemde en belirgin sanat özelliklerine sahiptir. Al-i Buye İslami sanatın ortaya çıkışında da büyük rol oynamışlardır. Gerçekte onların 127 yıllık hakimiyeti süreleri İran-İslam tarihinde bilimsel, kültürel ve sanatsal bir rönesansa yol açmıştır. Bu çerçevede İslami Devir müzesinde en çok göze çarpan eserler arasında Al-i Buye dönemi sanatkarlarına ait metal işlemeler görülmektedir.
İslami Devir müzesi ikinci katındaki salonlarda ayrıca farklı dönemlere ait sikkeler de görülmektedir. Bu sikkeler ve ve madeni paralar üzerinde halifeler, padişahlar ve hükümranların isimleri darp edilmiş ve nerede basıldıkları da yazılmıştır. Bu değerli sikkelerin yanı sıra çok değerli ve güzel kumaş örnekleri de bulunmaktadır. Bu kumaşlar üzerinde Sasani dönemi süslemeleri görülmektedir. Geçmişten beri İran'ın Şuş ve Şuşter kentlerinde ipek kumaşların üretildiği bilinmektedir.
Selçukluların 1037'de hakimiyetini perçinlemesi ile İran'ın Gürgan, Rey ve Kaşan gibi farklı bölgelerinde çömlekçilik ve camcılık gibi meslekler ciddi şekilde gelişti ve filizlendi. Müzenin Selçuklular salonunda bulunan gümüşle süslenmiş pirinç metalinden yapılan usturlap bu katın en değerli eserlerinden sayılır. Bu döneme ait diğer eserler arasında ise tezhip ve sahaflık eserlerine değinmek mümkün. Burada İran-Kufi hattı ile yazılan tezhiplenmiş çok güzel süslenmiş Kuran-ı Kerim örnekleri bulunmaktadır.
İlhanlılar dönemine ait az sayıda mine ve altınla işlenmiş kimi kaplar ve çömlekler ayrıca Selçukluların son dönemine ait cam kaplar da bulunmaktadır. İlhanlılar salonunda bulunan en güzel eserlerden biri de İsfahan'ın Eşterhan Ulu Camisinin alçıdan yapılan mihrabıdır. Bu mihrap Hicri Kameri 708 yılında Mesut Kermani tarafından hazırlanmıştır. Bu mihrap İran'ın en büyük alçı mihraplarından ve İlhanlı döneminin alçı sanatının en iyi örneklerinden sayılır.
Müzenin ikinci katını kısa bir şekilde gözden geçirdikten sonra şimdi de İslami Devir Müzesinin birinci katına iniyoruz. Bu katta Timurlular, Safeviler ve Kaçar dönemine ait salonlar ile karşılaşırız. Burada da özgün ve eşsiz eserler yer almaktadır. Tabii bu salonlara ilaveten bu katta Kuran salonu da vardır.
14'üncü yüzyılın sonlarında Timurluların kurulması ile onların başkenti Semerkant dünyanın en büyük sanatkarın toplandığı merkezlerden biri haline geldi. Timurluların sanatsal kazanımları çerçevesinde Herat sanat ekolü ve Nastalik hattının yaygınlaşmasına değinmek mümkün. Bu çerçevede bu tür sanatın farklı şekillerini bu müzede bulmak mümkün.
Safevi salonu da kendine özgü güzellikleri ile İranlı sanatkarların eşsiz eserlerine ev sahipliği yapmaktadır. İran'ın sanatsal olarak bu dönemde doruğa ulaştığı söylenebilir. Bu devirde İran'ın sanat başkenti Herat ve Merv'den İsfahan'a taşındı. Bu çerçevede mimari, minyatür, hattatlık, halı dokumacılığı, metal işleme, çömlekçilik ve kumaş süsleme sanatlarına değinmek mümkün.
Safevi dönemi sanatkarları arasında Kemaleddin Behzad, Alireza Abbasi, Mir Emad, Aga Beyk ve Hüseyin Benna Esfehani'ye değinmek mümkün. Safeviler birçok alanda özellikle de ressamlık alanında Timurluların mirasçısı sayılırlar. Şah Tahmasp Safevi'nin hükümranlığı döneminde ressamlığın dallarından sayılan kitap süsleme sanatı doruğa ulaştı. İslami Devir müzesinin Safeviler dönemi salonunda bu alanda çok önemli eserler göze çarpmaktadır.
Bu kattaki bir sonraki salon ise Kaçarlar dönemine aittir. Kaçarlar döneminde metal sanayii özellikle de çelik işleme ve silah yapma alanları iyice geliştir. Timurlular döneminde yaygın bir şekilde kullanılan yedi renkli fayanslar bu dönemde de kullanılmakta idi. Bu fayansların işlendiği eserleri bu müzede görmek mümkün.
Kaçarlar döneminde resim sanatının daha çok geçmiş dönemlerin ve Klasik Avrupa tarzının taklidi olduğu görülmektedir. Tabii buna rağmen bu salonda bulunan Şehname hikayeleri ve İran'ın mitolojik şahsiyetlerini içeren görüntüleri sergileyen tablolar bu dönemin resim alanındaki bariz örnekleri sayılırlar. Kaçarlar dönemi salonunda bu tür resimlerin en güzellerini görmek mümkün.
Birinci katın son salonu da Kuran salonudur. Binanın ortasında bulunan kubbenin altı hizasında bulunan bu salonda değerli Kuran kitabetleri ve nüshaları bulunmaktadır. Bu Kuran-ı Kerim nüshalarının bazıları İslami dönemin başlangıç yüzyıllarına ait olup ceylan derisi üzerine yazılmıştır.
İslam dininde Allah'ın kelamını güzel yazmaya büyük önem verildiğinden dolayı Kufi, Nash, Reyhan, Muhakkık, Sülüs ve Gubar yazı şekilleri ortaya çıktı. İşte bu hat yazı türleri İranlıların hattatlık sanatını daha da açık bir şekilde gözler önüne serdi. Bu yazı türlerinde yazılan kimi nüshalar ise müzenin bu bölümünde bulunmaktadır.
Kur'an salonunun merkezinde Baysungur Mirza tarafından yazılan çok değerli bir Kuran-ı Kerim nüshası bulunmaktadır. Bu Kuran-ı Kerim nüshası Nadir Şah Efşar tarafından Herat'tan Guçan'a getirilmiştir. Nadir Şah ise savaşlarında bu Kur'an nüshasını ordusunun önünde taşırdı. Bu Kuran-ı Kerim nüshasının kimi yaprakları Nadir Şah döneminde çıkan ayaklanmalar sonucu zarar görmüş ve kimi yaprakları da başka müzelerde tutulmaktadır.
İslami Devir müzesini ziyaret ederken zemin katı unutmamak gerekir. Bu kat daha çok Milli Müzenin sergileri için ayrılan bir kattır. Bu çerçevede farklı etkinlikler çerçevesinde bu katta Louvre müzesi ve Drents Müzesi de sergiler düzenledi. Bu sergiler ise ziyaretçiler tarafından büyük ilgi görmüştü.
