İran'da Müze Seyahati-4
Bu bölümde İran'ın milli mücevher müzesine uğrayacağız.
İran milli mücevher hazinesi olarak da bilinen müzede dünyada eşsiz ve değerli sayılan takılar ve mücevherler sayılan süs eşyaları sergilenmektedir. Bu müzenin her bölümü İran tarihinin inişli çıkışlı serüveninin bir parçasını içermektedir. Bu tarihi mücevher parçaları sırf ekonomik olarak değil farklı dönemlerdeki İranlı sanatkarların ve zanaatkarların yeteneklerini gözler önüne serme ve estetik anlamda da önemli sayılır.
Krallar ve hükümranlar tarihin farklı dönemlerinde mücevherleri takı ve süs eşyası olarak kullanmış ve böylece hükümranlıklarının görkemi ve celalini göstermeye çalışmışlardır. Ancak gerçekte bu değerli mücevherler İran'ın gücü ve hazine rezervi olarak da sayılıyorlar.
تخت نادری
الماس دریای نور
جقه نادری
نیم تاج با الماس نورالعین
کره جواهر نشان
تخت خورشید یا تخت طاووس
تاج کیانی
الماس کوه نور در تاج ملکه انگلیس
İran'da mücevhercilik ve kuyumculuk geçmişi ile ilgili tam olarak bilgi elde olmasa da İran'da bu zanaatin doruğunun İslam sonrası dönemde Safeviler döneminde yaşandığı söylenebilir. Genel olarak Safevi krallarından önce kıymetli taşlar ve mücevher toplama alışkanlığı krallar arasında pek görülmemişti. Bu döneme kadar kıymetli taşlar ve altın eşya tüccarın elinde ticari bir mal olarak el değiştirirdi. Ancak Safeviler döneminde kralların fermanı ile İtalya ve Fransa'ya bile kıymetli taşlar ve mücevherlerin satın alınması için elçiler gönderildi. Böylece İran hazinesinde mücevherlerin biriktirilmesinin ilk adımı atılmış oldu.
Safevilerin ardından Nadir Şah Afşar ve Kaçar kralları da bu hazinenin birikmesinde büyük rol oynadılar. Sonunda ise mevcut hazine 1955 yılında resmen kurumsallaştırıldı ve 1960 yılında İran merkez bankasının kurulması ile bu bankaya bırakıldı. Şimdi de İran İslam Cumhuriyeti merkez bankası koruması altında kalarak müzeye dönüştürüldü.
Milli mücevher müzesi olarak da bilinen bu hazine özel günlerde ziyaretçilere açık tutulmaktadır. Sohbetimizin devamında bu müzeye uğrayıp en önemli eserleri ile tanışmaya çalışacağız.

İran milli mücevher müzesini ziyaret etmek için İran'ın başkenti Tahran'da bulunan Merkez Banka'ya gitmelisiniz. Bu bankanın binasının bodrum katında 1965 yılında bir metre kalınlığında yüzeylere sahip bir kasa bulunmaktadır. İşte değerli mücevherler bu kasada tutulmaktadır.
Milli mücevher hazinesinde bulunan parçalar 36 kategoriye ayrılmıştır. Bu çerçevede farklı raflar ve dolaplar bu mücevherlerin sergilenmesi için hazırlanmıştır. Bu doğrultuda takı eşyaları, taçlar, şapka süs eşyaları, vazolar, yemek kapları, nargile, ayna, mine işlenmeli balık fanusları, şamdanlar, firuze taşları, kılıçlar, hançerler, kalkanlar, saatler, kalemlikler, enfiye ilaçlarının kutuları, yakut ve inci süslemeli eşyalar, tüfekler, asalar ve değnekler, yataklar, broşlar ve tokalarına değinmek mümkün.
Bu müzeye girer girmez dikkatinizi çekecek ilk şey Tavus Tahtıdır. Bu taht asıl tezgahın içindedir. Taht-ı Tavus olarak bilinen bu taht Nadir Şah'ın Hindistan'dan getirdiği tahttan farklıdır. Nadir'in Hindistan'dan getirdiği taht onun öldürülmesinin ardından parçalandı ve yağmalandı. Ancak bu tahtın yapımı 1802 yılında Fethalişah Kaçar tarafından başlatıldı. Bu taht hazinede bulunan altınlar ve mücevherler ile yapıldı. Kimi zaman üzerindeki güneşten dolayı bu tahta Güneş Tahtı ismi de verilmiştir. Daha sonraları Fethalişah Gacar, Tavus Tacü'd Devle ile evlendiğinde bu tahtı Tavus Tahtı olarak adlandırdı.
Tahtı Tavus İran milli mücevher müzesinden önce Gülistan sarayında bulunuyordu. Şimdi ise daha küçük bir versiyonu Gülistan sarayının Selam salonunda bulunmaktadır. Bu hazinede ve müzedeki eserler arasında görülen bir başka eser de Naderi tahtıdır. Ancak bu taht da Nader Şah ile bir ilgisi yoktur ve sırf az bulunur ve nadir olduğu için bu isimle anılmaktadır. Bu taht da Fethalişah Kaçar tarafından yaptırılmıştır. Ancak bu taht onun sarayda oturması için değil yaylak alanlarda kamp kurmakta oturması içindi. Bu taht öyle yapılmıştır ki parçalara ayrılabilir ve kolayca taşınabilir. Bu tahtın 12 ayrı ayrı ahşap parçasından oluştuğu söylenmelidir. İki tarafında iki ejderha, ilk merdiveninde bir kaplan ve iki tavuskuşu da bu güzel tahtın üst kısmında yer almaktadır. Bunların hepsi altın ile kaplanmıştır.

Müzede Nadiri Tahtının karşı tarafında mücevherler ile süslenmiş coğrafi dünya küresi bulunmaktadır. Bu küre 34 kilo altın, 51 bin 366 elmas, zümrüt ve yakuttan oluşan 3 bin 656 gramlık mücevherden yapılmıştır. Bu güzel dünya küresi Nasıreddin Şah emri ile 1912 yılında hazinede bulunan mücevherlerden yapılmıştır. Bu güzel dünya küresi coğrafi açıdan değil sanat açısından takdir toplamaktadır. Bu kürede denizler zümrüt ve karalar da yakutla gösterilmiştir. İran ise elmas ile gösterilmeye çalışılmıştır.

İran milli mücevher müzesi hayret verici ve çok güzel eserler ile doludur. Bu müzede dünyanın en ünlü elmaslarından biri tutuluyor. Derya-yi Nur isimli bu elmas Nadir Şah tarafından ele geçirilmiştir. Nadir Şah Afşar'dan önce ise yedi Babürlü kralına ait olmuştu. Nadir Şah'ın öldürülmesinin ardından ise bu elmas torunu Şahruz Mirza'ya devredildi. Ardından Emir A'lem Han Hazime ve daha sonrası da Lütfali Han Zend'e ulaştı. Lütfali Han Muhammed Han Kaçar tarafından yenilgiye uğratılmasının ardından Derya-yi Nur elması Kaçar mücevher hazinesine eklendi. Daha sonraları ise bu elmas İran milli bankasına verildi ve ardından da İran milli mücevher müzesine getirildi. Bu uçuk pembe renkli elmasın 182 karat kadar ağırlığı vardır. Bu elmasın iki parça olduğu Nur-ül Ayn isimli öbür parçasının Pehlevi dönemine ait tiaranın üzerine yerleştirildiği söylenmektedir.

Derya-yi Nur elmasının yanı sıra bir başka önemli elmas da Kuh-e Nur elmasıdır. Bu iki elmasın her ikisi Nadir Şah'a ait olup onun Hindistan'da ele geçirdiği elmaslar olmuştur. Ancak maalesef Kuh-e Nur elması Nadir Şah'ın ölümünün ardından Ahmed Şah Durrani tarafından Afganistan'a götürülmüştür. Ahmed Şah'ın ölümünün ardından ise Şah Şuca'ya ve ardından da onun Pencab Aslanı olarak bilinen Hindistan kralı Maharaca Ranjit Sing'e yenilmesi sonucu Hindistan'a götürüldü.
Bu çok değerli mücevher parçası daha sonraları Britanya'nın Doğu Hindistan şirketinin eline geçti ve sonunda da İngiltere kraliyet ailesinin eline ulaştı ve Kraliçe Victoria'ya sunuldu. Şimdi de Kuh-e Nur elması Kraliçe Elisabet'in taçı üzerindedir. Bu mücevher parçası diğer Britanya kraliyet mücevherleri gibi Londra'daki bir kulede tutulmaktadır.

İran milli mücevher müzesinde bulunan değerleri eserlerden biri de Naderi Tuğ'dur. Tuğ şapkaların önünde kullanılan bir tür süs malzemesidir. Bu tuğlar kralların taçlarının önüne takılan mücevher türüdür. Bu takının ortasında büyük bir zümrüt taşı bulunmaktadır. Tuğun alt kısmında üç güzel asılı zümrüt bulunmakta. Üs kısmında ise bu tuğun yedi yarığa sahip olduğu her yarığın iki tarafında da elmas parçaları bulunmaktadır. Bu yarıkların uç kısımlarında ise çok kaliteli zümrütler bulunmaktadır. Bu tuğun ağırlığı 33 miskal 30 karat kadardır.

İran milli mücevher müzesi hazinesi dünyanın en güzel mücevherlerin tutulduğu merkezlerden biri sayılıp eşsiz eserleri ile her ziyaretçiyi şaşırtan ve onu hayrete düşüren bir mekandır. Emin olun bu müzeyi ziyaret ederek kalıcı bir anıyı kazanmış olacaksınız.